İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Kurum ismi kullanacağım; İHH'ya kurbanımızı verecektik ama zihnimize şu takıldı; Filistin'de kurban 450 lira, Sudan'da da 250 lira. Varsayalım ben Filistin'de kesilsin istiyorum ya da Sudan'da. Ama benden talep edilen maddi miktar aynı. Fazla verilmesi sorun değil ama eksik olan anladığım kadarıyla bu fazla olanlardan tamamlanıyor, o kurban benim olmuş olur mu? Ücretinin tamamı bana ait değil çünkü. Kuruma sorduk, paraların bir havuzda toplandığını ve oradan alım yapıldığı söylendi. Bunun için de bazı hocalarımızdan fetva alındığı söylendi, o isimler içinde sizinki de geçince sormak istedim, bu uygun mudur? Yani o kurban benim olmuş olur mu? Bazı kurumlar da ülkeleri ayırmışlar, fiyatları da ona göre vermişler mesela. Hangisi daha uygun bunların?

Cevap

Kurban için verilen vekâlette önemli olan vekâlet şartlarına bizzat uymaktır. Eğer vekâlet veren: 'Şu parayla, şurada, şöyle bir kurban keseceksiniz.' diyorsa, o şartlara aynen uyulması gerekir. Eğer vekâlet mesela bir havuzda biriken paraya katılmak şeklinde umumen veriliyorsa, havuz sistemi ile kesilmesinde bir sakınca olmaz. Bildiğim kadarıyla İHH, özel şartlı kurban almamaktadır. Allah Teala kabul buyursun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Böyle yoğun bir kurban kesme işinde genel bir vekâletle kurban kesilebilir. Binlerce kurbanı isim isim vekaleti anarak kesmenin zorluğu ortadadır. Genel bir vekâlet ile kesilen kurbanlarda biiznillah sorun yoktur. Havuza toplanan aynı oranda ödenmiş paralardan farklı fiyatlarla kurban kesmede eğer, kurbanı kesilmesi için vekâlet veren kişinin, verdiği paranın aynen kullanılmasını şart koşması gibi bir durum olsa idi bu sistem caiz olmazdı. Hâlbuki o sisteme vekâlet vererek para yatıranlar, havuz benzeri bir yapıya para yatırdıklarını, verdikleri paranın ortalama bir fiyatla alınacak kurbanlıklarda kullanılacağını bilmektedirler. Dolayısıyla özel bir şart getiren biri olmadıkça bunda da sorun yoktur diye umuyoruz. Zira farklı ülkelerde farklı fiyatlarla satın alınacak binlerce hayvanın fiyatının önceden belirlenmesi de mümkün değildir. Satın alındıktan sonra vekâlet verenlere fiyat farkının artı veya eksi yansıtılması da büyük bir iş yükü getirecektir. Bunlara dikkat edildiğinde ‘şartlı para verenin dışındakiler açısından bir sorun yoktur’ diyoruz.

Hocam, büyük bir yardım kuruluşu sizden aldığını söylediği fetvaya göre kurban v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kurbanların vekal yoluyla bu şekilde kesilmesinde fıkıh olarak bir sakınca yoktur. Zikrettiğiniz şekilde kurbanların bir tür vergi şeklini alması da doğru değildir. İki durumun ortasını bulmaya mecburuz. Dualar edelim.

Selamün Aleyküm.Hocam benim sorum kurban ibadeti ve bunun vekalet usulu kesimiyl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İtimat, Müslümanların en büyük sermayelerinden biridir. Bireyler veya kurumlar olarak bu itimat anlayışımızı zedeleyecek her iş ciddi bir hatadır. Nesilden nesile intikal edebilecek hataların vebali de büyük olur şüphesiz. Müslümanlara kurban kesme sözü verip o söz üzerinden başka işler görmek, aramızdaki itimadı zedeler. Bu görülecek işlerin, dernek, vakıf işi olması sonucu değiştirmez. Söze hıyanet etmek de böyle bir şey olsa gerekir ki bu bir nifak hastalığıdır. Kurban kesimi ile alakalı durumu şu iki sınıfa ayırmamız mümkündür: a- Bir dernek, kurban kesimi ile ilgili ilan çıkarıp şu anonsu yapmaktadır: 'Bana şu kadar para veren herkese bir kurban kesiyorum.' Kestiği kurban, kurban olma şartlarını taşıdığı sürece bir sıkıntı yoktur. Yorumlanması zorunlu bir durum da yoktur. Bireysel bir yolsuzluk olmadıkça gidişat normaldir. Çünkü bu dernek, derneğine para verene bir kurban kesmeyi vaat etmektedir. b- Bir başka dernek de şu ilanı yapmaktadır: 'Filan yerde kurban kestirmek isteyenlere şu kadara o kurbanı mal ederim.' Bu ilanla toplanan paraların tamamı o kurban işlemine harcanmalıdır. Çünkü para toplayan, bir yer ve işlem göstererek para toplamıştır. Gösterdiği yerde ve işte o parayı kullanmak zorundadır. Aksi takdirde sözüne aykırı iş yapmış olur. Mevcut kurban kesme kampanyalarında önümüzde bir çıkmazın bulunduğunu kabul etmek zorunda hissediyorum kendimi. Büyük bir servet, gözden ırak yerlerde harcanmaktadır. Kontrol mümkün değildir, her şey itimat üzerine kuruludur. İtimat denen şey de pamuk ipliği ile bağlıdır. Vakıflarımız ve derneklerimiz bir hayır yaparken, işin sulandığını görmekteyiz. Adeta Türkiye'de kurban kesmek caiz değil gibi bir hava oluşmuştur. Bu yanlıştır. Kurban ibadeti, git gide unutulacak duruma geliyor. Bir de şehirleşmenin getirdiği kurban kesme zorluğu 'ver vakfa kessinler' havasına neden olmaktadır. Kurban ibadetinin yardımlaşmaktan ibaret duruma getirilmesini kabul edemeyiz. Yardımlaşma onun sadece bir boyutu olabilir. Bir miktar aşırı gitmişlik söz konusudur. İpin ucu kaçmadan kontrol edilmelidir mesele. Size bu işe girmemenizi tavsiye ederim. Az yapın, ashabı kiram gibi bereketli olanı yapın. Allah yardımcınız olsun.

Hocam, Çeşitli yardım kuruluşları kurban çalışmalarını şu şekilde yapıyorlar. Af
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel bir iş şapmış olursunuz. Allah kabul etsin. Sürekli iyi işler yapabilen kullarından kılsın sizi.

Hocam, ben üniversite öğrencisiyim ve devletten burs alıyorum aldığım paradan bi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Seksen bir gram altın alacak kadar birikiminiz bir kenarda bekliyordu ise sizin kurban kesmeniz gerekiyordu. Kesemedi iseniz, bir kurban kaça kesiliyordu ise o kadar parayı bir vakfa sadaka olarak verirsiniz. Allah mağfiret buyursun.

Selamünaleyküm değerli Hocam. Kurbanla ilgili sorum var; Ben 26 yaşında bir baya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Din İşleri Yüksek Kurulu, 28/10/2009 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamza AKTAN’ın başkanlığında toplandı. Din Hizmetleri Dairesince ilgi yazı ekinde görüş bildirilmek üzere Kurulumuza gönderilen “Vekalet Yoluyla Kurban Kesimi” konusu görüşüldü. Bilindiği üzere ibadetler, bedeni, mali ve hem bedeni, hem mali olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır. Namaz ve oruç gibi bedeni ibadetler, ancak mükellef tarafından yerine getirilebilir; vekalet yoluyla başkasına yaptırılamaz. Hac ve umre gibi hem bedeni hem mali ibadetlerde de asl olan, bunların bizzat mükellef tarafından yapılmasıdır. Ancak yükümlünün bu tür ibadetleri ifa etmekten aciz kalması durumunda, söz konusu ibadetleri vekâlet yoluyla yaptırması caizdir. Mali ibadetler ise, yükümlünün bizzat kendisinin yapmaktan aciz olup olmamasına bakılmaksızın vekalet yoluyla da yerine getirilebilir. Buna göre, mali bir ibadet olan ve sırf Allah rızası için yerine getirilmesi gereken kurbanı, kişinin bizzat kendisi kesebileceği gibi vekâlet yoluyla kestirmesi de mümkündür. Yapılan müzakereler sonucunda vekâletin dinen geçerli olabilmesi için; 1. Vekilin, kurbanı müvekkil adına kesmesi veya kestirmesi gerektiği, 2. Vekaletin, bizzat ya da çeşitli iletişim araçlarıyla verilebileceği, 3. Vekilin, kâr amacı gütmemek kaydıyla, müvekkil adına kesilmek üzere kurbanlık satın alabileceği, 4. Kurban kesmek yerine bedelinin muhtaç kişilere ya da ilgili kurumlara verilmesi ile kurban ibadetinin yerine getirilmiş olmayacağı, 5. İbadet olması cihetiyle kesilen kurbanın amacına uygun olarak değerlendirilmesi gerektiği, 6. Kurbanda asıl olanın, kişinin bu ibadeti Allah rızası için yerine getirmesi olduğu, bu bakımdan vekaletle de olsa, kurban kesme uygulamasının amacından uzaklaştırılarak “yardım kampanyası” şekline dönüştürülmesinin uygun olmayacağı, 7. Kesilen hayvanın eti, derisi ve diğer herhangi bir cüzünün kesim ücreti olarak verilemeyeceği; ancak bakım, kesim, taşıma ve muhafaza masrafları gibi giderlerin müvekkilin parasından karşılanabileceği mütalaa olunmuştur.

Vekalet Yoluyla Kurban Kesimi

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazda Kur’an’dan okunan ayetler ve tekbir için telaffuz düzgünlüğü, namazın sıhhatini etkileyecek düzeyde önemlidir. Diğer yerlerde ise yanlışımızı düzeltelim yeter. Bu durum sizin, yeniden bir talim görmenize sebep olsun. Ağzı düzgün bir hoca efendiden namaz ayetlerini ve tesbihatını okumaya çalışın. Allah yardımcımız olsun, amellerimizi kabul buyursun.

Namaz kılarken rüküdan doğrulduğumuzda ‘Rabbena lekeld hamd’ dediğimi farkettim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yemin bozan, yeminin bozduğu için on fakiri doyurmak veya giydirmek seçeneklerinden birini kullanarak keffaretini yerine getirir. Bunları yapamayacak durumda olan oruca geçer. O da üç gün ardıardına olması gerekmeyen bir orucu tutmaktır. Gece sahura kalktığında, bozduğu yeminin keffareti olan oruca niyetlendiğini bilmesi yeterlidir. Allah kabul etsin.

Yemin keffaretinin koşullarından biri de 3 gün oruç tutmak. Üç günü ard arda mı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Enişteye, normal şartlar kedisinde tahakkuk ediyorsa zekât vermekte bir sakınca yoktur. Allah kabul etsin.

Kızımın kocasına (enişteme) zekât verebilir miyim?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

RABITA’ya Kur’an ve hadislerden direkt bir belge bulmak mümkün değildir. Onu uygulayanlar, dolaylı denebilecek yollarla belgelemektedirler. Ancak, Müslümanların kendi aralarındaki meselelerde ŞİRK, Müşrik kelimelerini bu kadar rahat kullanmaları doğru değildir. Nihayetinde iyi yapıldığı zannedilen ve başkalarınca hata olarak görülen bir şey vardır ortada. Herkes doğru bildiğini yapmalı, başkalarının hatalarını muhasebe etmeyi Allah’a havale etmelidir. Zannediyorum doğru olan budur. Allah’a emanet olun.

Hocam, bazı cemaatlerde rabıta var. Bu husus doğru mudur? Şirk midir değil midir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sözün ettiğiniz hadisi şerif sahih bir hadistir. (Malik, Müslim, Ebu Davud ve Ahmed tarafından rivayet edilmiştir.) Hadisi şerifin özet olarak vermek istediği mesaj şudur: Müslüman, sıkıntıları, kötülükleri ve belaları sayma uzmanı değildir. Bilakis Müslüman, ölürken hatta kıyamet koparken bile elindeki fidanı dikmekle mükelleftir. Böyle olması gerekirken, Ümmet battı, iş bitti, yandık, helak olduk, şu kötü bu berbat türünden haber spikerliği yapanlar, bir anlamda Müslümanların umudunu tüketmektedirler. Böylece de kötü duruma katkı yapmaktadırlar. Yoksa, mevcut kötülüğün artmasından endişe eden bir Müslüman’ın esefini beyan etmesi böyle değildir. Buradan, bilhassa çağımızda enformasyon savaşlarının ne denli güçlü bir savaş çeşidi olduğunu da çıkarabiliriz. Müslümanların morallerini düşüren etkenlere karşı dikkatli olmaya mecburuz.

Hocam, “Kişinin ‘insanlar bozuldu’ dediğini duyarsanız, anlayın ki o şahıs en fa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ev kıyafetiyle dış kıyafet arasındaki fark, kıyafetlerin isimleri veya modelleri değildir. İki kıyafet arasındaki fark, bayanın vücut yapısı ve organlarının incelenebilir olması veya olmamasıdır. Adına dış kıyafet dendiği halde bir kıyafet bayanın vücut şeklini belli ediyorsa o kıyafetin adının dış kıyafet olarak belirlenmiş olması çare değildir. Kadının görücü önüne çıkarken yüzünü bile gizleyecek şekilde çıkması gerekmez. Ev kıyafeti bile olsa, karşısındaki erkeğin gözünde şehevi duyguları canlandırmayacak, ince ayrıntılara ulaştırmayacak kıyafetle görücüye çıkmak mümkündür.

Bir bayan ev kıyafetiyle evlenmek için görüştüğü bir erkeğin yanına çıkabilir mi

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.