Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bazı cemaatlerde rabıta var. Bu husus doğru mudur? Şirk midir değil midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kur'an ve Sünnet esas alındığında RABITA'nın olmadığını söyleyebiliriz. Yorum yapıp ayrıntı getirerek Rabıtaya delil oluşturulabilir. Ama bir namaz gibi, bir oruç gibi delil bulmak mümkün değildir. En iyi ihtimalle söylenebilecek söz şudur: Salih kimseler olduklarına inandığımız bazı büyük şahsiyetlerin kanaatlerine dayanılarak böyle bir uygulama ortaya konmaktadır. Bu da olsa olsa içtihadî bir mesele kabul edilebilir. Dolayısıyla içtihada dayalı bir mesele bütün ulemaya, dine mal edilemez. Bunun karşılığında Rabıtayı şirk olarak vasıflandırmak da zor benimsenebilir bir tepkidir. Zira şirk, Allah Teala'ya karşı işlenebilecek en ağır suçlardandır. Şirkten daha ağır bir suç yoktur. Müslümanlardan bir Müslüman'ın kastı olmadan ihdas ettiği bir şeyi böyle ağır bir kavramla vasıflandırmak doğru olmasa gerek. Biz, Allah'ın kullarını dışlamaktan zevk alamayız. Rabıtayı kabul etmek veya etmemek açısından bakmadan, mü'minlerden bir grubu şirkle itham etmeyi konuşuyorum. Yapılan şey yanlışsa bile şirkle itham ondan daha aşağı kalır bir hata olmaz. Bizim, meşgul olacağımız kadar dış sorunumuz vardır. Onlara yönelelim.
İnsan, ön kanaatle bakınca daha keskin kurallara sarılıyor. Bu nedenle, Ümmet'in iç sorunlarına bakarken ilke olarak bir kişi bile dışarıda kalmasın diye gayret etmek lazım. Şimdi tasavvuf erbabının hatalarını irdelemeye kalkarsak, öbür yandan onların hatalarını irdeleyenlerin de sabah namazını cemaatle kılmadıklarını, zikir diye bir şey bilmediklerini, kuru bir İSLAMCILIK şemsiyesi altında konuştuklarını söyleyenlere ne diyeceğiz? Bizim vazifemiz, hataları tespit edip karara bağlamak mı yoksa Allah'ın adının bir kere daha yücelmesini sağlamak mıdır? Ilımlı veya sertten ziyade dengeli ve toplayıcı bakmayı yeğlemekte yarar olduğunu düşünüyorum. Hassasiyetinize teşekkür ederim. Allah yardımcımız olsun.
Bu söyledikleriniz şirk değilse bile cahilliktir. İnsanların zafiyetlerini ve korkularını bu şekilde sömürenlere alet olmamak gerekir. Bize Rabbimiz yeter. İmanımız bizi her yerde mü'min kimliğimizle tutmalıdır. Gayret edelim, dökülmeyelim. Allah hepimizi muhafaza buyursun.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabında görmediğimiz işler ve sözlerdir bunlar.
Kur’an ve sünnetten direkt alıntı yapılabilecek bir konu değildir RABITA konusu. Ayrıntılarına girmemek şartıyla söyleyecek olursak, şirktir gibi ağır bir ithamı kullanmak doğru değildir. Ama bugünkü şekli ile sahabe hayatında görmediğimize göre bizim tavrımız bellidir. Yapmak zorunda değiliz. Yapana karışmayız. Allah’a emanet olunuz.
İyilikleri yazdıran ve onların ne olacaklarına karar veren Allah'tır. Bu sebeple bu işin en doğrusunu Allah bilir. Ama öyle zanneder ve korkarız ki bu tür davranışlarla o iyilikler zayi edilmiş olur. Allah muhafaza buyursun. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sözün ettiğiniz hadisi şerif sahih bir hadistir. (Malik, Müslim, Ebu Davud ve Ahmed tarafından rivayet edilmiştir.) Hadisi şerifin özet olarak vermek istediği mesaj şudur: Müslüman, sıkıntıları, kötülükleri ve belaları sayma uzmanı değildir. Bilakis Müslüman, ölürken hatta kıyamet koparken bile elindeki fidanı dikmekle mükelleftir. Böyle olması gerekirken, Ümmet battı, iş bitti, yandık, helak olduk, şu kötü bu berbat türünden haber spikerliği yapanlar, bir anlamda Müslümanların umudunu tüketmektedirler. Böylece de kötü duruma katkı yapmaktadırlar. Yoksa, mevcut kötülüğün artmasından endişe eden bir Müslüman’ın esefini beyan etmesi böyle değildir. Buradan, bilhassa çağımızda enformasyon savaşlarının ne denli güçlü bir savaş çeşidi olduğunu da çıkarabiliriz. Müslümanların morallerini düşüren etkenlere karşı dikkatli olmaya mecburuz.
‘KORSAN’ sözcüğü ile Müslüman bir arada durmamalıdır. Ama başka ticari taksilere zararınız olmayacak işleri yapabilirsiniz. Allah’a emanet olunuz.
Namazda Kur’an’dan okunan ayetler ve tekbir için telaffuz düzgünlüğü, namazın sıhhatini etkileyecek düzeyde önemlidir. Diğer yerlerde ise yanlışımızı düzeltelim yeter. Bu durum sizin, yeniden bir talim görmenize sebep olsun. Ağzı düzgün bir hoca efendiden namaz ayetlerini ve tesbihatını okumaya çalışın. Allah yardımcımız olsun, amellerimizi kabul buyursun.
Kurban için verilen vekâlette önemli olan vekâlet şartlarına bizzat uymaktır. Eğer vekâlet veren: 'Şu parayla, şurada, şöyle bir kurban keseceksiniz.' diyorsa, o şartlara aynen uyulması gerekir. Eğer vekâlet mesela bir havuzda biriken paraya katılmak şeklinde umumen veriliyorsa, havuz sistemi ile kesilmesinde bir sakınca olmaz. Bildiğim kadarıyla İHH, özel şartlı kurban almamaktadır. Allah Teala kabul buyursun.
Bir insanın öldükten sonrası için organlarını bağışlamasının caiz olduğuna dair muasır ulemanın görüşü vardır. Yaşayan bir insan ise 'bedeninden parça veremez.' şeklinde bir görüş ağırlıklıdır. Allah'a emanet olunuz.
Yemin bozan, yeminin bozduğu için on fakiri doyurmak veya giydirmek seçeneklerinden birini kullanarak keffaretini yerine getirir. Bunları yapamayacak durumda olan oruca geçer. O da üç gün ardıardına olması gerekmeyen bir orucu tutmaktır. Gece sahura kalktığında, bozduğu yeminin keffareti olan oruca niyetlendiğini bilmesi yeterlidir. Allah kabul etsin.