Fetva Meclisi
Soru
Ben özel bir bankada çalışıyorum ve bundan çok rahatsızım. İşten ayrılmak istiyorum ama babam rıza göstermiyor. Şafii olduğum için bu durumda anne ve baba rızası gözetmem gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Faizli bir bankada çalışılamaz. Ailenizin de sizi haram olan bir işe sevk etmesini kabul etmemelisiniz. Onların bu baskısını durdurmak için de daha helal bir iş bulup çalışmalısınız.
O alanda kabiliyetin var ve seni beğenirlerse olabilirsin. Reşit birine anne babasının ne iş yapacağını emretmesi veya engellemesi gerekmez. Yalnız şunu bilesin, onların burukluğu emekli olana kadar ve emeklilikten sonra hep seni izleyecektir.
Banka ile alakanı hiç tereddüt etmeden değiştir elbette. İlk maaşınla beraber bankanın adını da değiştirirsin.
Sorunuzla alakalı olarak aşağıya linkini bıraktığım cevapları inceleyebilirsiniz. https://fetvameclisi.com/fetva/bankada-calismak-dinen-sakincali-midir https://fetvameclisi.com/fetva/yillardir-bankada-calisiyorum-ne-yapmaliyim
Annenin refakatinde olman, faize destek olman sayılmayabilir. Sen uyarını yap gerisini ona bırak.
Faizle iş gören bir kurumda çalışmak için işsizlikten ötürü aç kalacak durumda olmak gerekir. Türkiye gibi işçi bulmanın zor olduğu bir ülkede bankada çalışılmaz. Allah'tan korkup çocuklarımıza temiz bir rızık yedirelim.
baba konusundaki diğer fetvalar
Üvey anne esasen kocasının çocuğundan zekât alabilir ama bu durum, çocuğun verdiği zekâtı zaten bakmakla yükümlü olduğu babasına veremeyeceği üvey anne yoluyla babaya verir gibi bir sonuca götürmemelidir. Bu nedenle muhakkak üvey anneye vermek gibi bir durum varsa bunu onun özel ihtiyaçlarına harcanacak şekilde vermek yani bu yolla babaya verir gibi olmamak gerekir.
Babana karşı kusurun olmasın, kabalığın olmasın. Elinden iyilik geliyorsa o iyiliği yapmaya çalış. Onu da, yaradanı ile baş başa bırak.
Bu cevap kâğıt üzerinde doğrudur. Hayatta bunu ispat edebilecek bir tek örnek bulmak ise hayaldir. Kadınların giydiği her kot pantolon cehennemi tutuşturan bir kibrit niteliğinde durmaktadır. Mü'min hassas insan olmalıdır. Çok satılıyor, para getiriyor diye bir ticaret yapmaz. Biz ticaretimizi ahiretimize taşımaya mecburuz. Yine de sen babanla sertleşme, dikleşme, edebinle konuş. Sana gereken budur.
Bir insan ölünce: Onun sağlığında edindiği bütün malı ve o mal ile bağlantılı hakları, Kaza sonucu öldü ise ödenecek diyet dinimizin mirasçı olarak gördükleri arasında taksim edilir. Baba ve anne de bu mirasçılar arasındadır. Emekli maaşı ve benzeri yasalarla belirlenmiş haklardan kaynaklanan mal ise o ödemeyi kazandıran yasaların belirlediği hak sahipleri kimse onlara ödenir. Eğer söz konusu yasa babayı hak sahibi olarak belirlemiyorsa baba o maldan alamaz. Mesela sadece eş ve çocuklar diyorsa eşe ve çocuklara kalır. Ya da kimi belirliyorsa.
Dede mahrumu şu anlamda kullanılmaktadır: Babası sağ iken ölen birisinin çocuğu ölenin babası olan dedesi öldüğünde babası varmış gibi dedesinin mirasına katılamamaktadır. Dedenin mirasından mahrum kalmış manasına bir deyim olarak kullanılmaktadır. Böyle bir vakayı şu alternatifleri ile değerlendirebiliriz: Önce baba ölmüş daha sonra da babanın babası dede ölmüştür ve dedenin erkek ya da kız evlat olarak mirasçısı yoktur. Bu durumda mirası torunlar arasında bölüştürülür. Erkek olanlar iki, kız olanlar bir miras alır. Dedenin sadece kız çocukları vardır, erkek çocuğu yoktur. Kız çocuklar bu durumda mirastaki paylarını alırlar. Geri kalanı torunlar iki, bir şeklinde bölüşürler. Dede öldüğünde erkek ve kız çocukları vardır. Bu durumda torunlar mirastan alamazlar. Amcaları yeğenlerine mirastan vermek zorunda olmazlar. Bu durumda dede, ölmeden önce malının üçte birini geçmemek şartı ile bu torunları için vasiyet yazabilir. Bu da dede için bir sevap kaynağı olur. Veya amcaları yeğenleri için mirastan bir pay verebilirler. Bu iki durumda da çocukların aldığı miktarın mirastaki olabilecek pay kadar olması şart değildir.
Bacım, bu belirttiğiniz baba ile sizin mücadeleniz sadece sizi yıpratır. Bu da gereksiz bir iştir. Size tavsiyem şudur: Yok kabul edin bu konularda babanızı. Bayramlarda ne zaman görüşüyorsanız görüşün, elini öpün. Bu konularda ise babanızı yok kabul edin. Taşa tohum ekemeyeceğiniz gibi bir gerçektir bu durum. Siz söz geçiremezsiniz, gereksiz yere nefreti artırırsınız. Şeytan ise hiçbir işe yaramayacağı belli bir işle sizi oyalıyor. Dediğim gibi yapın ve kenarda bekleyin siz. Allah yardımcınız olsun.