Fetva Meclisi
Soru
Annem vefat ettikten sonra babam bir kadınla evlendi. Babamın durumu iyi olmadığı için her türlü ihtiyaçlarını biz çocukları olarak elimizden geldiği ölçüde karşılıyoruz. Bizim de durumumuz öyle çok iyi değil ama babamıza bakmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Benim merak ettiğim ise zekâtımızı üvey annemize versek olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Her iki kişi de zekât verebilirler. Allah'a emanet olun.
Üvey anne, üvey baba ve üvey çocuklara, fakir olmaları hâlinde zekât verilebilir. Çünkü bu kişilerle zekâtı veren kişi arasında usûl ve fürû ilişkisi olmadığı gibi zekât veren şahıs normal durumlarda bunlara bakmakla yükümlü de değildir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/270; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/346)
Evet, kişi kendi çocuklarına ve yukarı doğru anne babasına zekât veremez. zekât özel bir ibadettir. Şartları farklıdır. Zekâta gerek kalmadan başka sadakalar verebilir/vermelidir de.
Bir insan sahibi olmadığı bir malın zekâtını vermez.
Kadının üvey annesi kadının kocasına mahrem değildir. Bu da öz annesi gibi olmaması anlamına gelmektedir.
Aleykümselam. Kimse kimsenin ibadetini eda edemez. Size vekalet verir ve yapmanızı isterse siz yapabilirsiniz.
baba konusundaki diğer fetvalar
Faizli bankalardan biri ise çalıştığınız yer asla babanızı dinlemeyin. Şafii veya başka bir mezhepten olmanız durumu değiştirmez. Harama destek olmayı kimse isteyemez sizden.
Babana karşı kusurun olmasın, kabalığın olmasın. Elinden iyilik geliyorsa o iyiliği yapmaya çalış. Onu da, yaradanı ile baş başa bırak.
Bu cevap kâğıt üzerinde doğrudur. Hayatta bunu ispat edebilecek bir tek örnek bulmak ise hayaldir. Kadınların giydiği her kot pantolon cehennemi tutuşturan bir kibrit niteliğinde durmaktadır. Mü'min hassas insan olmalıdır. Çok satılıyor, para getiriyor diye bir ticaret yapmaz. Biz ticaretimizi ahiretimize taşımaya mecburuz. Yine de sen babanla sertleşme, dikleşme, edebinle konuş. Sana gereken budur.
Bir insan ölünce: Onun sağlığında edindiği bütün malı ve o mal ile bağlantılı hakları, Kaza sonucu öldü ise ödenecek diyet dinimizin mirasçı olarak gördükleri arasında taksim edilir. Baba ve anne de bu mirasçılar arasındadır. Emekli maaşı ve benzeri yasalarla belirlenmiş haklardan kaynaklanan mal ise o ödemeyi kazandıran yasaların belirlediği hak sahipleri kimse onlara ödenir. Eğer söz konusu yasa babayı hak sahibi olarak belirlemiyorsa baba o maldan alamaz. Mesela sadece eş ve çocuklar diyorsa eşe ve çocuklara kalır. Ya da kimi belirliyorsa.
Bacım, bu belirttiğiniz baba ile sizin mücadeleniz sadece sizi yıpratır. Bu da gereksiz bir iştir. Size tavsiyem şudur: Yok kabul edin bu konularda babanızı. Bayramlarda ne zaman görüşüyorsanız görüşün, elini öpün. Bu konularda ise babanızı yok kabul edin. Taşa tohum ekemeyeceğiniz gibi bir gerçektir bu durum. Siz söz geçiremezsiniz, gereksiz yere nefreti artırırsınız. Şeytan ise hiçbir işe yaramayacağı belli bir işle sizi oyalıyor. Dediğim gibi yapın ve kenarda bekleyin siz. Allah yardımcınız olsun.
Dede mahrumu şu anlamda kullanılmaktadır: Babası sağ iken ölen birisinin çocuğu ölenin babası olan dedesi öldüğünde babası varmış gibi dedesinin mirasına katılamamaktadır. Dedenin mirasından mahrum kalmış manasına bir deyim olarak kullanılmaktadır. Böyle bir vakayı şu alternatifleri ile değerlendirebiliriz: Önce baba ölmüş daha sonra da babanın babası dede ölmüştür ve dedenin erkek ya da kız evlat olarak mirasçısı yoktur. Bu durumda mirası torunlar arasında bölüştürülür. Erkek olanlar iki, kız olanlar bir miras alır. Dedenin sadece kız çocukları vardır, erkek çocuğu yoktur. Kız çocuklar bu durumda mirastaki paylarını alırlar. Geri kalanı torunlar iki, bir şeklinde bölüşürler. Dede öldüğünde erkek ve kız çocukları vardır. Bu durumda torunlar mirastan alamazlar. Amcaları yeğenlerine mirastan vermek zorunda olmazlar. Bu durumda dede, ölmeden önce malının üçte birini geçmemek şartı ile bu torunları için vasiyet yazabilir. Bu da dede için bir sevap kaynağı olur. Veya amcaları yeğenleri için mirastan bir pay verebilirler. Bu iki durumda da çocukların aldığı miktarın mirastaki olabilecek pay kadar olması şart değildir.