Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben belli bir birikime sahibim. Bunu katılım bankasında altın hesabı açarak bekletmede sakınca var mı? Aynı şekilde bankada bulunan altınlarımızı değerlendiğinde satıp ucuzlayınca tekrar almak caiz mi? Altınlarımızı fiziki olarak beş grama kadar ATM'den 4,5 TL gram başı komisyon ile vermekteler. Daha yüksek miktarlar için ise önceden rezervasyon yaptırmamız gerekiyor ve yine komisyon karşılığında vereceklerini söylüyorlar. Bu komisyonun ne için alındığını sorduğumda taşıma ücreti ve diğer giderler olduğunu belirtiyorlar. Hocam hiçbir şekilde bir kuruş bile cebime şüpheli para sokmaya niyetim yok. Eğer bu şekliyle caiz değil ya da şüpheli çok tarafı varsa bana birikimimi nasıl saklayabileceğim konusunda yardımcı olursanız sevinirim. Allah ömrünüze bereket katsın.
Cevap
Benzer fetvalar
Bankasız yaşam temel ilke olarak benimsenmelidir. Fakat içinde bulunduğumuz hayat şartları bir bankayla çalışma zarureti getiriyorsa katılım bankası tercih edilmelidir. Buna göre de katılım bankasının uygulaması üzerinden altın alınmasında herhangi bir sakınca yoktur. Çünkü kişi hesabındaki paradan altın almakta hükmî kabz gerçekleşmektedir.
Selamünaleyküm. Faizli bir bankayı kullanmamanız gerekiyor.Her halükarda birikimleriniz kullanılıyor. Destek olmamalısınız. Yapılan kesinti ise bekçilik ücreti niteliğinde sayılabilir ki, sakıncası olmaz.
Selamünaleyküm. Bu borç almanızın tarzında zaten sıkıntı varmış. Böyle borç almamalıydınız. Şu anda yaptığınızla inşaallah mesele kapanmıştır.
Aleykümselam.Bir grama kadar olanı veren banka ile bu işlem yapılabilir. İstendiğinde vermeyen banka, altın satma alma kurallarına ters düşmektedir.
Altın ve gümüş, kâğıt üzerinden alınıp satılamaz. Siz parayı teslim edeceksiniz altın da önünüze konacak. Başka türlü caiz bir kazanç olmaz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Ortada bir altın yokken altının işlem fiyatı üzerinden böyle bir iş yapılamaz. Gerçekten alıcıya bir altın satışı yapılan işlemlerde ise böyle bir iş caiz olur.
altın konusundaki diğer fetvalar
Sizden onları satın alacak ve onun yerine size yeni altın satacak ise bunun bir zararı yoktur. Zannedersem de öyle yapacaktır.
Nişanı bozan sen isen sana verilenleri geri vermen gerekirdi. Elinde bıraktığını da şimdi bir yolla ulaştırabilirsin. En azından yaklaşık değerini gönder.
Belirttiğiniz bu para türleri büyük bir bilinmezlik ve tuzak barındırıyor. Devlet otoritesinde olmayan bir işleyişle ortaya çıkması ise başka bir sorundur. Bu nedenle mevcut haliyle kripto para için helal denmesi zordur. Sorun paranın kâğıt değil de şifreli bazı rakamlar olmasında değildir esasen. Sorun belirttiğimiz bilinmezlik ve tuzak dolu olmasındadır. Bir zaman sonra kripto paralar mevcut kâğıt paralar gibi piyasa bulur ve resmileşirse o zaman şu andaki para ve altın hakkında kabul edilen hükümler kripto paralar için de geçerli olacaktır. Buna göre de şu hükümler öne çıkacaktır: Kripto paranın kendi içinde veya altınla taksitle satılması caiz olmayacaktır. Nasıl altın taksitle satılamıyorsa bu da satılamayacaktır. Bir kripto para kendi cinsinden bir para ile farklı fiyata değiştirilemeyecektir. Bir kripto para başka bir kripto para ile değiştirilirken de anında işlemi biten bir süreçte yapılması caiz olacaktır. Bugün altınla başka bir para birimini değiştirirken hüküm ne ise bunda da geçerli olacaktır. Kripto para da zekât konusu olacaktır. Nisaba ulaştığında veya diğer birikimlerle birleştirildiğinde nisaba ulaşınca zekâtı verilecektir.
Başkasının verdiği bir destek ile zekât vermekte sakınca yoktur. Babanız eşine hediye vermiş oluyor, o da zekât vazifesini yerine getiriyor. Olabilir...
Boşanma durumunda mal paylaşımı, genelde de erkeğin malının yarıdan bölünüp boşanmış kadına verilmesi konusu kadim kitaplarımızda yoktur. Bir tespit olarak şöyle diyebiliriz: Önümüzdeki fıkıh bilgisi çerçevesinde bunu caiz olarak gösterebilecek bir satırlık bilgi yoktur, fukahamızın böyle bir gündemi olmamıştır. Bu genel tespitten sonra şu ayrıntıları gündeme getirebiliriz: Evlilik sonrasında evin erkeği çalışıyor ve kadın evde yaşamını sürdürüyorsa boşanma durumunda erkeğin çalışması ile elde edilmiş olan mal/birikim sadece erkeğindir. Kadın beşerî yasalara dayanarak aldığı mal, fukahamızın bugüne kadarki fıkıh birikimine göre ona helal olmayan bir maldır. Kadın da erkekle beraber çalışmış ve mevcut mala katkı vermiş ise bu durumda bir hak söz konusu olabilir, kadın kazançtaki payını isteyebilir. Bu da bir bilirkişi veya mevcut yazılı dokümana göre hak ettiğini alması şeklinde değerlendirilebilir. Erkeğin birikimi olan bir malın, boşanma nedeniyle bir tür ceza gibi paylaşılması ise normal fıkıh kurallarına göre caiz olmaz. Bir nevi gasp olur bu. Kadın, mehrini ve benzeri sabit haklarını talep eder ve alır. Kadına verilmiş maddi zarar varsa o tazmin ettirilebilir. Bunun dışında erkeğin malının paylaştırılması mümkün değildir. Normal bilgimiz budur. Muasır âlimler, boşanmalar nedeniyle kadının düştüğü mağduriyete dikkat ederek, o eksende yaptıkları değerlendirmelerde fıkıhtaki mut’a (boşanan kadına ikramda bulunma) üzerinden kıyas ederek erkekten kadının mağduriyetine karşılık bir mal alınabileceğini söylemişlerdir. Bu bir içtihat olarak değerlendirilebilir. Yalnız bu noktadan yola çıkıldığında dahi erkeğin malının yarıdan bölüşülmesi gibi bir hükmü makul görmek hiç mümkün değildir.
Ödemeniz anında kuyumcunun hesabına düştüğüne göre bu bir taksitle satın alma değildir, bunda caizlik açısından sorun olmaz.