Fetva Meclisi
Soru
Kuran-ı Kerim meali başı açık olarak okunabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Mealler arasında ciddi bir fark olmaz, tercümede üslup farkıdır gördükleriniz. Aynı tercüme olması zaten mümkün olmaz. Diyanet'in mealini okuyabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Kur'an'ın muhtevasını anlamak için mealini okumakta hiç bir sakınca yoktur, bilhassa ilimdir. Ancak Kur'an okur gibi ibadet maksadı ile okunmasında sakınca bulunabilir.
Selamünaleyküm. Kıbleye yönelmeden namaz olmaz. Edep gereği de Kur'an okunurken baş kapalı olmalıdır.
Selamünaleyküm. Kitabımız Kur'an'a tazim dışı olan her şeyde sıkıntı vardır. Tazim dışı olan şeyleri yapmamalıyız.
Selamünaleyküm. Kur'an harflerini ancak ağızdan telaffuz ederek seslendirmek mümkündür. Latin harflerle ifade mümkün olmuyor. İyi bir hafıza müracaat ederek cevap alınız.
Kur'an’ın her yeri Kur'an’dır.
başı açık olmak konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Namaz kılsın, namaz vebalinden kurtulsun. Samimi ise namaz onu zamanla düzeltir. Bu durumu evlenmeden önce düşünmeli idiniz.
Bayanların evlerinde ikinci bir namahrem bulunmadığı esnada baş açık bulunmalarında bir sakınca yoktur. Bayanların galiz avretlerini (göbek ile diz kapağı arasını) açarak evde dolaşmaları caiz olmaz. Bunun dışında bayanın baş açık olması bilhassa tek başına iken sakıncalı değildir. Çocuğu olan bayanlar ise çocuklarının yanında bu hususa dikkat ederek eğitim açısından hatalı bir iş yapmamaya çalışmalıdırlar.
Fıkıh olarak bir kadın, babasının yanında nasıl bulunabiliyorsa kayınbabasının yanın da o şekilde bulunabilir. Buna göre kural şöyledir: Bir kadın, babasının yanında büyük avretini yanı göbek ile diz kapağı arasını asla açamaz, dar bir kıyafetle açılmış gibi gösteremez. Bu bölgeye yaklaştıkça sakınca da yükselir demektir. Saç için ise şunu söyleyebiliriz: Babanın yanında açık olması haramdır diyemeyiz. Şu var ki, ahlak ile iman bağını ele aldığımızda bayanların baba önünde daha ahlaklı durmalarını mü’min kadın olmalarının gereği olarak kabul ederiz.
Mümin/Müslüman şu kimsedir: Allah Teâlâ’nın, iman etmenin şartı olarak önümüze koyduğu ilkelere iman eden ve yine Allah'ın emrettiklerini yapan, yasaklarından kaçınan insan. Buna göre, onun önünde emirler ve yasaklar vardır. İman ise emirler ve yasaklardan oluşan Müslümanlığın temeli ve çatısı durumundadır. O varken cennet için temel şart var demektir. O, yani iman yok ise asla cennetten söz edilemez. Müslüman olmaktan da söz edilemez. Temel ve çatı arasındaki olması gereken emirleri yerine getirme ve yasaklardan kaçınma prensibi bütünüyle veya bir bölümü ile zedelendiğinde büyük bir azap tehdidi ortaya çıkar, direkt cennet umudu riske girer. Hiçbir şekilde temel ve çatı yok olmaz. Bu şekilde inanıyoruz. Namaz, Allah'ın emrettiği ibadetlerden biridir. Onu yerine getiren, emirler dizisinden birini yerine getirmiş olur ama sadece namaz kılması o bütünü yapması olarak anlaşılamaz. Diğer eksikleri yine eksiktir. Mesela şer’i bir özür olmadığı halde oruç tutmuyorsa eksiklik vardır. Bir başka açıdan da ele alındığında o kişinin kaynağı Allah olan yasakları delmemesi gerekir. Kadının tesettürlü olması, yani açık bulunmaması Allah’ın kulundan istediği bir emirdir. Eğer kul, tesettür emrini deliyor ve çıplak geziyorsa bu onun mesela namazını, orucunu ortadan kaldırmaz. Namazı ile orucu ve tesettürü ile mesela yüz başlıktan hesap verecekti ise kıyamet günü tam anlamı ile bu yüz başlıktan biri olan tesettür onun için sıkıntı demektir. İman devam ettiği sürece de temel ve çatı korunduğu için “madem tesettür yok namaz da boşuna!” gibi bir çıkış yapılamaz. Cennete ne kadar yaklaşabilirse kul o kadar kârda demektir. Ne kadar hata işliyorsa o kadar da zarar ediyor demektir. Şüphesiz iki hakikati dikkatten kaçırmıyoruz. Birinci hakikat, bunlar ancak imanda bir sıkıntısı olmayan içindir. İkincisi de, namazı namazın şartlarından olan tesettürle kılıyor olmasıdır. Yoksa namazla oynamış olur ki, bu bir afettir maazallah. Böyle bir kardeşimizin herkes kadar Allah'ın rahmetinden ve mağfiretinden nasip sahibidir; değerlendirir ve zayi eder o başka bir meseledir.
Yaş büyüklüğü veya küçüklüğü haramı değiştirmez, haram haramdır. Koruyabildiğiniz kadar kendinizi koruyacaksınız. Özellikle de durup bakmayacaksınız.
Eşinizin imandan çıktığını söylemeye cesaretimiz olmaz. Ağır bir vebal altındadır deriz. Sizin ona itaat etmenizi de söyleyemeyiz. Neticede Allah'ın açık bir emrine karşı gelme vardır ortada. Boşanmayı ise, şimdilik düşünmeyin. İkna etmeye çalışın, tatlı dille, sabırla ve cedelleşmeden ikna olmasını bekleyin. Boşanmayı yapacaksa da o yapsın.