Fetva Meclisi
Soru
Gelin, kayınbabasının yanında başı açık oturabilir mi? Gelinin, kayınbabası yanındaki tesettür ölçüsü nasıl olmalıdır, konu ile ilgili hadis var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Baba ve dede hüküm olarak aynıdır. Her şeyden önce mümin kız, ahlak ve vakarını düşünmelidir. Evet, bir kız babasının yanında başı açık, kolları açık durabilir. Durmayan ise daha vakarlı ve daha ahlaklıdır. Bunu ilke olarak bilmelisiniz. Kızlar babalarının yanında kıyafet açısından şu şekilde bulunmalıdırlar: Dar ve şeffaf kıyafet giymezler. Ayak ayak üstüne atma veya bedenin bir bölümünü teşhir edecek şekilde oturma, uzanma yapmazlar. Gecelik ve benzeri iç kıyafetleri ile önlerinde bulunmazlar. Babalar da kızlarının odalarına izinsiz girmez, özel dolaplarına izinsiz bakmazlar.
Bir kadının amcası, dayısı onun mahremidir. Babanın veya annenin amcası, dayısı da kendi amcası, dayısı gibi mahremidir. Kadının mahremi önünde tam tesettürlü olması gerekmez.
Aleykümselam. Akli melekesi yok denecek durumdaki engelliler, çocuk durumundadırlar. Çocuk durumundakiler önünde de bayanların belli oranda rahat olmaları caizdir. Dış kıyafet denecek bir kıyafet giymeleri gerekmez. Belki başlarının açık olması da caiz olabilir. Ya da şöyle dememiz mümkündür: Bir bayan, babasının önünde nasıl bulunuyorsa böyle bir engellinin önünde de bulunabilir. Akli melekesi yerinde olan bir engelli ise erkek/kadın durumundadır. Ona karşı dikkatli olmak gerekir. Yani genel kuralları ona da uygulayacağız.Ani karşılaşmalar, hesapta olmayan şeylerin önümüze çıkmasında ise Rabbimizin mağfiretine sığınırız.Allah yardımcımız olsun. Hastalarımıza sabırlar ve afiyetler ihsan buyursun.
Buradaki açıklık sadece başın açılması gibi bir durum ise onun erkeklerin ortasında açık olmak gibi görmeyiz. Derin avretin açılması ya da örtülü gibi olduğu halde açık hükmünde olması durumunda ise bu da caiz değildir. Hangi durum olursa olsun mümin kadın vakarını korumalıdır. Kadınlar arasında çarşaf giymesi gerekmiyor olsa da saçılması da risk taşır.
Selamünaleyküm.Dayı, anne baba bir veya sadece anne bir yönünden dayı da olsa dayı hükmündedir. Özel bir endişe yoksa onun yanında mahrem ölçüleri ile hareket edebilir. Öz dayı ile aynıdır.
Damat/gelin eşlerinin anne babası önünde onun çocuğu gibidir. Bu ölçü esas alındığında ‘bir sakınca yoktur’ deriz. Şu kadar ki, özellikle genç gelin veya kaynana açısından bir fitne riski söz konusu olacağı için âlimler bilhassa öpme gibi seviyede olan teması caiz görmemişlerdir.
başı açık olmak konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir sakınca yoktur
Mümin/Müslüman şu kimsedir: Allah Teâlâ’nın, iman etmenin şartı olarak önümüze koyduğu ilkelere iman eden ve yine Allah'ın emrettiklerini yapan, yasaklarından kaçınan insan. Buna göre, onun önünde emirler ve yasaklar vardır. İman ise emirler ve yasaklardan oluşan Müslümanlığın temeli ve çatısı durumundadır. O varken cennet için temel şart var demektir. O, yani iman yok ise asla cennetten söz edilemez. Müslüman olmaktan da söz edilemez. Temel ve çatı arasındaki olması gereken emirleri yerine getirme ve yasaklardan kaçınma prensibi bütünüyle veya bir bölümü ile zedelendiğinde büyük bir azap tehdidi ortaya çıkar, direkt cennet umudu riske girer. Hiçbir şekilde temel ve çatı yok olmaz. Bu şekilde inanıyoruz. Namaz, Allah'ın emrettiği ibadetlerden biridir. Onu yerine getiren, emirler dizisinden birini yerine getirmiş olur ama sadece namaz kılması o bütünü yapması olarak anlaşılamaz. Diğer eksikleri yine eksiktir. Mesela şer’i bir özür olmadığı halde oruç tutmuyorsa eksiklik vardır. Bir başka açıdan da ele alındığında o kişinin kaynağı Allah olan yasakları delmemesi gerekir. Kadının tesettürlü olması, yani açık bulunmaması Allah’ın kulundan istediği bir emirdir. Eğer kul, tesettür emrini deliyor ve çıplak geziyorsa bu onun mesela namazını, orucunu ortadan kaldırmaz. Namazı ile orucu ve tesettürü ile mesela yüz başlıktan hesap verecekti ise kıyamet günü tam anlamı ile bu yüz başlıktan biri olan tesettür onun için sıkıntı demektir. İman devam ettiği sürece de temel ve çatı korunduğu için “madem tesettür yok namaz da boşuna!” gibi bir çıkış yapılamaz. Cennete ne kadar yaklaşabilirse kul o kadar kârda demektir. Ne kadar hata işliyorsa o kadar da zarar ediyor demektir. Şüphesiz iki hakikati dikkatten kaçırmıyoruz. Birinci hakikat, bunlar ancak imanda bir sıkıntısı olmayan içindir. İkincisi de, namazı namazın şartlarından olan tesettürle kılıyor olmasıdır. Yoksa namazla oynamış olur ki, bu bir afettir maazallah. Böyle bir kardeşimizin herkes kadar Allah'ın rahmetinden ve mağfiretinden nasip sahibidir; değerlendirir ve zayi eder o başka bir meseledir.
Yaş büyüklüğü veya küçüklüğü haramı değiştirmez, haram haramdır. Koruyabildiğiniz kadar kendinizi koruyacaksınız. Özellikle de durup bakmayacaksınız.
Eşinizin imandan çıktığını söylemeye cesaretimiz olmaz. Ağır bir vebal altındadır deriz. Sizin ona itaat etmenizi de söyleyemeyiz. Neticede Allah'ın açık bir emrine karşı gelme vardır ortada. Boşanmayı ise, şimdilik düşünmeyin. İkna etmeye çalışın, tatlı dille, sabırla ve cedelleşmeden ikna olmasını bekleyin. Boşanmayı yapacaksa da o yapsın.
Selamünaleyküm. Namaz kılsın, namaz vebalinden kurtulsun. Samimi ise namaz onu zamanla düzeltir. Bu durumu evlenmeden önce düşünmeli idiniz.
Dini nikâhınız sebebiyle, başı açık görülmek haram olmaz ama evliliğinizi topluma ilan etmeyerek tamamlanmadığı için ihtiyatlı davranmak daha iyidir. Nikâh tamamlanıp evlilik hayatına geçene kadar tesettüre riayet etmeye devam etmek, ileride pişmanlık yaşamamanız açısından daha güvenli olur. Rabbim sizi muhafaza etsin, evliliğinizi hayırlara vesile kılsın.