Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Öncelikle Allah sizden razı olsun, dini üzere sabit kılsın. Hocam benim sorum namazla ilgili; Ben namazı namaz hocası kitaplarından öğrendim, bayanların kollarını yere iyice yapıştırması gerektiğini yazıyordu. Ben de öyle kılıyordum. Yakın zamanda Muhammed Nasıruddin el-elbani’nin peygamberimizin namaz kılma şekli isimli kitabını aldım. Orada kolların yere yapıştırılmaması gerektiğiyle ilgili hadis vardı. Peygamber efendimizin rükûya eğilirken ve rükûdan doğrulunca iftitah tekbirinde olduğu gibi ellerini kaldırdığı ve zaman zamanda 3.rekâta kalkarken ellerini kaldırdığıyla ilgili hadisler vardı. Kâbede kılınan namazları izlediğimde de bu şekilde uygulandığını gördüm. Hocam şimdi ben bu hadislerin sahihliğine güvenerek tesettürüme engel olmayacak şekilde kollarımı yapıştırmadan ve diğer hareketleri de uygulamaya başladım. Son olarak da bayanların iki secde arasındaki oturuşu nasıldır hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm, Okuduğunuz kitap, Siret-i Nebi alanında çok değerli bir kitaptır. Fıkıh alanında ise değindiği meseleleri umumiyetle Hanbelî fıkhını esas alarak yazmaktadır. Buna dikkat ederek okumanız gerekir. Her ne kadar Hanbelî fıkhını yazması, bizim açımızdan adeta bir yabancı görüşü beyan ediyor gibi algılanmıyor ise de neticede farklı içtihatların bulunduğu iki ekolün arasında dinimizi yanlış anlamaya sebep olacak hatalar yapmamalıyız. Namazda iftitah tekbiri dışındaki yerlerde ellerin tekbir esnasında kaldırılması meselesinde iki görüş vardır. Bunların birincisi, İmam Şafii'nin ve Ahmed bin Hanbel'in görüşüdür ki, bu görüşe göre rukü’ye giderken ve kalkarken de eller kaldırılır. Bu hususta başta Buharî olmak üzere pek çok muhaddisin yirmiye yakın sahabeden rivayet ettiği hadisler vardır. İkinci görüşe göre ise, sadece iftitah tekbiri esnasında eller kaldırılır. Bu görüşü de destekleyen Ebu Davud ve Nesaî'nin Abdullah bin Mesud radıyallahu anhtan rivayet ettiği hadisler vardır. Birinci görüş sahipleri ikinci görüş sahiplerinin dayanağı olan hadislerin zayıf olduğunu söylemişlerdir. Netice olarak Ebu Hanife (r.a.) aleyhin, kendi zevkine göre bir iş yapması söz konusu değildir. Mezhebinde büyük oranda etkisi bulunan Abdullah bin Mesud radıyallahu anh’ın rivayeti ile amel etmektedir. Bize düşen, bu tür konularda tartışma yerine, amelimizi ihlâsla ve sürekli yapmaya çalışmaktır. Bir de, asırlardır tartışılmış ve üzerinde yığınla eser yazılmış meseleleri yeni keşfetme heyecanı ile ortaya atılmamak olmalıdır. Allah'a emanet olunuz.
a- Namaz mü'minin en büyük ibadetidir. Dinimiz namazımız kadar canlı demektir. Namazımızı olduğu gibi beşeri müdahalelerden arınmış olarak eda etmeliyiz. b- Yaptığınızı söylediğiniz şeyleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaptığı işler olduğu kesindir. Dolayısıyla yanlış yapmıyorsunuz. Onları yapmadan kılınmış bir namaz da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünneti üzere kılınmış bir namazdır biiznillah. Ortada çelişki yoktur. Peygamber aleyhisselamın çok yönlü uygulamalarının bize aktarılmasıdır gördüklerimiz. c- Size namaz kılmayı öğrendiğiniz ilmihal yeterlidir. Mesela Hanefi mezhebi üzere kıldığınız namazı daha sonra bu belirttiğiniz örneklerle renklendirerek “daha fazla sünnete tabi olmak” gibi görülse de yaptığınız bu durum, ibadetler üzerinden farklılık zevki almaya götürebilir bizi. Niyetiniz elbette Allah'ın bileceği bir iştir ama siz ibadetleri bu tür renklendirmelerden koruyun.
Selamünaleyküm. Allah yardımcınız olsun. Fitnenin kol gezdiği bir zamanda Müslümanların böyle ayrıntılarla uğraşmaları büyük bir taktik hatasıdır. Size tavsiyem, hiçbir şekilde bu fitneye katılmayın. Dininize hizmet edin, namaz kıldırın, namazı öğretin, imanı yayın. Sizi illa tartışmaya çekecek olurlarsa tarafsız kalın. Siyasetiniz şu olsun: dine davet ederiz, iç ayrıntılarda tartışmayız. Her biri fıkıh kitaplarında bulunan meselelerdir bunlar. Kafadan uydurulmuş şeyler değildir ama siz anlatamazsınız, boşuna kendinizi yormayın.
Selamünaleyküm. Allah işinizi kolay kılsın, amellerinizi kabul buyursun. Namazın dinimizin esası, direği olduğunu hepimiz biliyoruz. Ne yazık ki şeytanın aldatmalarına karşı bir kısmımız dikkatli olamamaktadır. Eşinize karşı gayet nazik olmalısınız. Asla bu nedenle ona karşı bir kin biriktirmeyin, aksı takdirde aranız tamamen dağılır, şeytan bunu çok iyi kullanır. Her gün hiçbir şey olmamış gibi konuşun, rica edin. Bir hafta hiçbir şey söylemeyin sonra söyleyin. Bir de onu çok sevdiğinizi sık sık söyleyin. Yatak odasını çok iyi kullanın, kadın olarak kıymetli olduğunu anlasın. Çok geçmeden istediğinizden daha iyi olduğunu biiznillah göreceksiniz. Siz de namaza ait fıkhı iyi öğrenin, bir ders halkasına muhakkak katılın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Namazı takvimlerden hangisine göre kılarsanız kılın, Allah'ın izni ile tamamdır. Yalnız her namaz aynı takvime uyun, bir ona bir buna olmasın. Bir bayan olarak senin çalışman gerekmez. Müminlerin bayanları, evlerinde beklerler. Erkekler çalışırlar. Allah'ın emri konusunda da kimseye soru sorma. Babanı ve anneni de incitmeden gerçekleri konuş, diren ve güçlü ol. Allah'a emanet ol.
Selamünaleyküm. Hayat bir mücadele içinde geçer. Hemen hemen her insanın inişleri çıkışları olur. Eşinizin de böyle bir süreci yaşadığını düşünün. Size tavsiyemiz, onunla ikili kısır tartışmalara girmemenizdir. Aksi takdirde onu daha fazla batırırsınız. Ona karşı kadınlığınızı bir sanata dönüştürmeye çalışın. Onu sevdiği renkleri giyinmeye varıncaya kadar her şeye onun penceresinden özen gösterin. Biiznillah sizin umduğunuzdan daha iyi olur. Duayı da ihmal etmeyin. Yılmayın, yıkılmayın; sabırlı olun.