Fetva Meclisi
Soru
Hocam, birine kırıldığımız veya sinirlendiğimiz bir olayı yorum yapmadan üstüne bir şey eklemeden içimizi dökmek amaçlı bir başkasına anlatmamız dedikodu olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Derdi paylaşmak dedikodu değildir. Paylaşımı işe yaramayacak kimselerle paylaşmak, en azından moral verip hakkı gösterme kabiliyeti olmayana aktarmak dedikodu olabilir. Bir de özellikle ilave yaparak anlatmak yani yalan katmak asıl dedikodu olur.
Açılan her sır, büyüyen bir sorun ve zorlaşan çözüm demektir. Anlatmamayı tercih edin. Zorunlu bir durum olursa o zorunluluk kadarını anlatırsınız.
Dedikodu; a- Gereksiz, b- Muhtevası günah, c- Konuda adı geçene veya dinleyene zarar verecek bir sözü taşımaktır. Müslüman insanın zamanını israf eden, yüz suyunu eskiten her söz dedikodudur veya onun gibidir. Bu şartlar dışında kalan aktarımlar için dedikodu demeyebiliriz.
Selamünaleyküm. Allah'tan korkmasının ve başkasının iş derdinden önce kendi ahiret derdini öne almasını tavsiye edin.
Rabbim rızası doğrultusunda işler yapabilmemizi nasip eylesin. Elhamdülillah güzel bir hassasiyetiniz var yapmak istediğiniz şey dedikoduya bulaşmayan bir dilin, dedikoduyu duymak istemeyen bir kulağın sahibi olmaktır. Hedefiniz bu olduktan sonra duanız da buna göre şekillenirse Rabbim size yapmak istediğinizi kolaylaştıracaktır. Kendi hedefinizi çevrenizdekilere anlatma derdiniz de makul ancak çevrenizden aynı dönüşü beklemeniz haksızlık olacaktır. Elinizden geldiği kadar en tatlı dille yanlışın yanlış olduğunu anlatmalı ama gerisine karışmamalısınız. Onlar için dua edebilirsiniz. - Siz, hedefinizi netleştirin - Bu hedefe ulaşmak için dua edin - Çevrenizdekilere doğruyu anlatın - Anlatırken üslubunuza dikkat edin - Ama değişmelerini beklemeyin Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kötülüğü elimizle, dilimizle gidermeye mecburuz. Daha büyük bir fitneye sebep olmadan her kötülüğe müdahale etmeliyiz.
dedikodu konusundaki diğer fetvalar
Söz konusu üretilmiş sözlere rağmen bayanın dışarıdan bakıldığında Müslümanca kimliği açık görülebiliyor ve bir sıkıntı hissedilmiyorsa evlenebilirsiniz. Aksi ise yani söylenenleri doğrulayacak işaretler görüyorsanız Müslüman olarak kendinizi böyle bulanık bir suya atmamalısınız. Aynı durum erkek için de geçerlidir.
Önce şunu bilmeliyiz: Bu durum tam olarak gıybet ve kul hakkına girmese de dili böyle şeylere alıştırmamak gerekir. Bir sonraki kademe direkt gıybet olabilir. Gıybet, bir mü'minin rencide olmasına sebep olmaktır. Bu belirttiğiniz durumda rencide olma oluşmadığı için gıybet sayılmaz.
İnanmamış olsa bile sen o hatayı işledin, o kişinin aklında bir iz kalmış olabilir. Helallik alman ahiretin için daha doğru olur.
Gıybetten ötürü önemli olan helallik almaktır. Bunu dil ile yüz yüze yapmak diye bir şart yoktur. Helallik alın yeterlidir.
Bu bir takıntı, gıybet bu değildir. İlgilenmeyin geçsin gitsin.
Bizim dinimizde “bana denene göre yapmıştım” şeklinde bir savunma yoktur. Evet, yanlış bilgi aktaran bilgi aktarmadaki hatasından dolayı günaha girmiştir, o günahın hesabı da ondan sorulacaktır. Bilgiyi araştırmadan inanıp hatalı bir iş yapan da işlediği hatanın yükünü kaldıracaktır yani günah üzerine yazılacaktır muhakkak.