Fetva Meclisi
Soru
Başkasının yanlış bilgi vermesi ile günah bir iş yapan mesela birisini dövenin günahı bilgiyi verene mi olur işi yapana mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Eğer o verdiğiniz bilgi insanlar tarafından uygulandığında bir yanlış yapacaklarsa ulaşabildiğiniz kadar insanlara ulaşıp bilginin doğrusunu söylemeniz gerekir. Böylece hem mü'mince bir tavır göstermiş hem de hatayı düzeltmiş olursunuz. İnsanız elbette hata ederiz. Hatada inatlaşırsak asıl yanlışı yapmış oluruz.
Günahı işlemeye aracılık yapmak da o günahı yapmak gibidir. Ayrıca o hesabı kapatmadan tam tevbe etmiş olmazsınız.
Önceki hataları şimdi anlatmanın zararı olacaksa onları anlatmamayı tercih etmeliyiz. Başkalarının üzerimizdeki maddi haklarını bir yolunu bulup onlara verdikten sonra tevbe ve istiğfarla açığı kapatmamız gerekir.
Bir kul hakkından helalleşmek için hak sahibine “şu iş” diye bilgi vermek gerekir ki hakkını helal etsin. Bu, günahı açığa vurmak değildir. Yine de böyle bir izahat, yeni bir sorun veya hak oluşturacaksa hak konusunu açıklamadan helalliği sağlayacak işi yapmak doğru olur.
Kişinin bilmediği bir soruyu kendince en doğruya ihtimali olanla cevaplaması doğal bir davranıştır. Bu yaptığınızın doğrudan günah veya büyük bir kul hakkı ihlali olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Çünkü niyetiniz bir haksızlık yapmaktan ziyade sınavı başarıyla geçmekti. İnşallah bunu da elde ettiniz.
Uyarırsanız güzel olur.
dedikodu konusundaki diğer fetvalar
Bu bir takıntı, gıybet bu değildir. İlgilenmeyin geçsin gitsin.
Gıybetten ötürü önemli olan helallik almaktır. Bunu dil ile yüz yüze yapmak diye bir şart yoktur. Helallik alın yeterlidir.
O kişi sizin söyleminizden zarar gördü ise muhakkak helallik almalısınız. Zarar görme söz konusu değilse, helallik istediğinizde sorun çıkarmayacağını zannediyorsanız yine helallik istemelisiniz. Helallik istemek yeni sorunlar üretecekse tevbe ve istiğfarla yetinebilirsiniz.
İnanmamış olsa bile sen o hatayı işledin, o kişinin aklında bir iz kalmış olabilir. Helallik alman ahiretin için daha doğru olur.
Önce şunu bilmeliyiz: Bu durum tam olarak gıybet ve kul hakkına girmese de dili böyle şeylere alıştırmamak gerekir. Bir sonraki kademe direkt gıybet olabilir. Gıybet, bir mü'minin rencide olmasına sebep olmaktır. Bu belirttiğiniz durumda rencide olma oluşmadığı için gıybet sayılmaz.
Müslüman parayı emanet tuttuğu gibi sözü de emanet tutar. Emanet bir sözü yaymak dedikodudur ve dedikoducu cennet yolunda zorlanır.