Fetva Meclisi
Soru
Hocam arkadaşıma tanımadığı bir yakınım hakkında dertleşsem bu gıybet olur mu ve ben kul hakkına girmiş olur muyum? Aynı şekilde karşıdaki bana tanımadığım birini anlatsa, yakınsa ve ben bunu dinlesem, yorum yapsam o tanımadığım kişinin kul hakkına girmiş olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
İkinci şahsı rencide edecek sözlerin söylenmesi gıybeti oluşturur. Sahibinin rahatsız olmayacağı bir anda söylenen söz gıybet olmasa bile seviyesizlik olacağından yine de söylenmemesi uygun düşer. Zulüm gören birinin ise gördüğü zülme karşı ona yardım edebilecek birine mazlumluğunu anlatmasında bir sakınca yoktur. Allah'a emanet olun.
Gıybet, bir mü'mini ismi veya vasfı ile arkasından rencide etmek yani onurunu kıracak bir söz söylemektir. Zulüm gören ise kendisine zulmedeni, bir medet arama mantığı ile anabilir. Bu bir gıybet değil, hak arayışı olur. Sadece içe atmak bir çare değildir, belki yeni bir sorun ihdasıdır da. İftiraya kaçmadan, yalan üretmeden ve abartmadan dert anlatılır.
İnsanın haram olan bir gıybetin yapıldığı yerde bulunması caiz değildir. Harama iştirak de haramdır. Bu kural bilerek ve razı olarak bulunulması ile alakalıdır. İnsan kerhen ve cebren bulunduğu yerdeki hatadan mesul olmaz.
Selamünaleyküm. Gıybette niyet değil nitelik önemlidir. Yaptığınız gıybet şartlarını oluşturuyordu ise niyet etmeniz veya etmemeniz durumu değiştirmiyor. Onun gönlünü yapmanız gerekir. Zamana yayın, bir zaman sonra gevşer ve size hakkını helal eder inşallah.
Gıybet veya bir başka haramın işlendiği bir yerde mü'min rızasıyla oturmamalı, o ortamı terk etmelidir. Genel kural böyledir. Gücü oranında da o hatayı engellemelidir. Öyle bir ortamda bulunan Müslüman, tepki gösterebilir ve engelleyebilir durumda idi ama engellemeyerek bir tür rıza gösterdi ise hataya ortak olmuştur. Onun gıybeti yapılandan helallik istemesi gerekir. En azından kalbi ile tepki gösterip istiğfar etti ise günaha katılmadı demektir. Bu durumda da helallik alması gerekmez.
Gıybet, bir mü'mini arkasından hoşlanmayacağı şekilde anmaktır. Bu hoşlanmama durumu da ifadeden ifadeye değişebilir. O kişi o anılan mecliste tanınmıyor ise ve tanınmayacaksa söylenen söz gıybet olmaz.
dedikodu konusundaki diğer fetvalar
İnanmamış olsa bile sen o hatayı işledin, o kişinin aklında bir iz kalmış olabilir. Helallik alman ahiretin için daha doğru olur.
Söz konusu üretilmiş sözlere rağmen bayanın dışarıdan bakıldığında Müslümanca kimliği açık görülebiliyor ve bir sıkıntı hissedilmiyorsa evlenebilirsiniz. Aksi ise yani söylenenleri doğrulayacak işaretler görüyorsanız Müslüman olarak kendinizi böyle bulanık bir suya atmamalısınız. Aynı durum erkek için de geçerlidir.
Gıybetten ötürü önemli olan helallik almaktır. Bunu dil ile yüz yüze yapmak diye bir şart yoktur. Helallik alın yeterlidir.
Bu bir takıntı, gıybet bu değildir. İlgilenmeyin geçsin gitsin.
Bizim dinimizde “bana denene göre yapmıştım” şeklinde bir savunma yoktur. Evet, yanlış bilgi aktaran bilgi aktarmadaki hatasından dolayı günaha girmiştir, o günahın hesabı da ondan sorulacaktır. Bilgiyi araştırmadan inanıp hatalı bir iş yapan da işlediği hatanın yükünü kaldıracaktır yani günah üzerine yazılacaktır muhakkak.
O kişi sizin söyleminizden zarar gördü ise muhakkak helallik almalısınız. Zarar görme söz konusu değilse, helallik istediğinizde sorun çıkarmayacağını zannediyorsanız yine helallik istemelisiniz. Helallik istemek yeni sorunlar üretecekse tevbe ve istiğfarla yetinebilirsiniz.