Fetva Meclisi
Soru
Hocam üç yıl önce münafıklık alametleriyle ilgili bir sohbetinizi dinlemiştim. Ardından ticaret yaptığımız bir kişinin sözünde durmadığını ve yalan söylediğini görünce, sinirle “münafıklık alameti bu” ya da tam olarak hatırlayamadığım bir şekilde, “bu adam münafıktır” ifadesine benzer bir şey söylemiş olabilirim. Ancak tam olarak ne dediğimi hatırlamıyorum. Eşim de o anki ifadeyi net olarak hatırlayamıyor. O dönemde, bu durumu ticarete vesile olan öz abime anlattım. Şimdi ise o kişiye gidip “üç yıl önce size böyle bir şey demiş olabilirim” diyerek helallik almam gerekip gerekmediğini merak ediyorum. Bu durumda nasıl tövbe etmeliyim ve ne yapmalıyım? Bana yol gösterir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Eğer yol istiyorsan bu düşünceden vazgeçeceksin. Şeytan seni hem hataya bulaştırıyor hem de seninle ardından alay ediyor. Sen de o alaya alet oluyorsun. Hedefin: • Asla hata işlememek olacak. • Hata işlememek için önce sana hata çağrıştıran çevreni toparlayacaksın. Gözünü, elini haram ortamdan uzaklaştıracaksın. • Haram olandan korunmak için helali güçlendirmen gerekir. Helali güçlendir ve yaygınlaştır. • Hata yine ortaya çıkınca tövbeye sarılacaksın. • Tövbeni bozduğunda da yine tövbeye sarılacaksın. Bin kere de olsa bu böyle olacak. • Ve bu tür felsefeleri gevelemeyeceksin. • Allah’ın izni ile kurtulursun.
Bir kere büyük ve samimi bir tevbe yapın. Tekrarlamamaya ahd edin. O borcu er geç ödeme planları yapın. Bir yolunu bulup ödersiniz. Eğer anlayış gösterip sizi bağışlamayacak ya da başka bir zarar verecekse durumu hak sahibine bildirmeniz gerekmez. Ama yine de siz, onun helâllığına muhtaçsınız; unutmayın.
Namaz dinimizin direğidir, namazsız Müslümanlık olmaz. Siz namazı hafife almak gibi bir meyliniz olmadığına göre namazı gevşek tuttuğunuz için münafık olmanız gerekmez ama böyle bir hastalığın münafıklık olabileceğini bilmeniz gerekiyor. İşinizi ve vaktinizi namaza göre ayarlamaya çalışacaksınız. Böyle bir gayret de sizin için sevap olacak inşaallah. Gayret edin, didinin ama yılmayın.
Geçmişine tevbe eden birinin temiz kabul edilmesi dinimizin en temel kurallarından biridir, kimseyi geçmişi ile itham edemeyiz. Geçmişiniz zikretmek zorunda olduğunuz bir durum değildir. Hatta bunu alenen şu işi, şunu yaptım demeniz de hatadır. Madem tevbe ettiniz ve bu tevbenizde samimi iseniz kapatmalısınız. Erkeğin sorabileceği en tabii haklarından biri bekâret meselesidir. Zira o husustaki yanıltmanın bedeli çok ağır oluyor. Bunun dışında sorusu varsa veya sizin geçmişteki hatalarınız bunun dışında şeyler ise şöyle bir beyanda bulunmalı ama ayrıntıya girmemelisiniz: “Ben takvalı bir hayatta değildim.” İnsan geçmişini karıştırmamalı, karıştırılmasına da izin vermemelidir. Size önceki hayatınızı, kendisinden öncesini sorsa bile yalan söylemeyin ama anlatmayın da. Allah'ın kapamış olduğu konuları kimseye açmayın. Bu süreçte iletişim çok önemlidir. Ancak ilişkiniz kadar manevi huzurunuzu da koruyarak hareket etmelisiniz. Geçmişiniz hakkında muhabbet açılıyor ve siz bundan huzursuz oluyorsanız -anlattıklarınız veya anlatmadıklarınız dâhil- bir sınır çizerek artık geçmişi konuşmamak konusunda anlaşın. Net bir çizgi çizdiğinizde sizin de gönlünüz ferahlayacaktır. Yaptığınız hatalardan dolayı pişman olduğunuzu ve samimi bir şekilde tövbe ettiğinizi hatırlatın. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Allah’a emanet olun.
Allah yardımcınız olsun. Hemen pes etmeyin, sonuna kadar sabredin. Bu helallik konusunda sizin rızanız olmadığına göre birinci derecede vebal alan değilsiniz. Aileyi dağıtmaya götürecek işler ve kararlardan uzak durun. Sizin için dua ederim.
Selamünaleyküm. Bir kere bu kardeşimiz mükemmel bir tevbe etmelidir. Tevbesini canı bilmelidir. Sonra da ana sermayesini helal malı olarak bilmeli ve faizden geldiği kesin olan rakamı da elinden çıkarmalıdır. Elinden çıkarırken de sadaka gibi bir niyet edemez, haramla sadaka olmaz. Üçüncü muhtaç zannettiği bir veya bir kaç kişiye devretmesinde sakınca yoktur.
alamet konusundaki diğer fetvalar
Bu akşam kıyamet kopacak kadar ciddi ve hazırlıklı olmamız gerekir. Kıyamete çok var kadar da umutlu oluruz. Vesveseye düşmemiz ya da elimizde çözümü olmayacak konularla vakit geçirmemiz hatadır hatta bir şeytan tuzağıdır. Bizim vazifemiz kıyameti ve alametlerini konuşmak değil ona hazır olmaktır. Fitne ise soluduğumuz hava kadar içimize sızmıştır diyebiliriz.
Selamünaleyküm. Saydığınız şeyler, Allah'ın haramlarından bazılarıdır. Her hangi bir haramı sürekli işlemek fasıklıktır. Fasıklık ise insanı dinden çıkarmaz. Sürekli haram içinde olması demektir. İstiğfar edip Rabbine yönelmelidir.