Fetva Meclisi
Soru
Hocam, kınamak tam olarak nedir? Bir kişinin dinimize uygun olmayan bir davranışı ya da sözü bizi rahatsız ediyorsa ve bu duruma sinirlenip başkasına şikâyet eder gibi anlatıyorsak, bu kınamaya girer mi? Aynı şekilde, o kişiyle ilgili bir şey konuşurken onun hoşumuza gitmeyen tavrı aklımıza gelip yüzümüzü ekşitmek, onu sevmediğimize dair ifadeler kullanmak veya iğneleyici tarzda konuşmak da kınamak olur mu? Eğer böyle bir kınama yapıldıysa, helallik almadan sadece pişman olup tövbe edilmesi, aynı duruma düşmeyi engeller mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Buradaki mesele, sözün veya yazının muhatap alınıp alınmadığı ve niyetin ne olduğudur. Eğer kinayeli veya sitem dolu sözleri sadece kendiniz için bir not olarak yazıyorsanız, bu gıybet veya hakaret hükmüne girmez. Ancak, niyetiniz öfkenizi diri tutmak veya birine karşı kin beslemekse, bu durumda kalbinizi olumsuz etkileyebilir ve manevi olarak zarar verebilir. Örneğin, birine sinirlendiğinizde deftere "X bana haksızlık yaptı, çok üzgünüm." diye not alırsanız, bu doğrudan günah sayılmaz. Ancak "X şöyle kötü biri, ona şunu yapmalıyım" gibi bir niyetle yazarsanız, bu kalbi ve niyeti bozan bir duruma dönüşebilir. Özetle, sadece duygularınızı yönetmek için bir şeyler yazıyorsanız, bu günah olmaz. Ama kalbinizde kötü duygular oluşturmasına izin vermemek daha güzel olur. En güzeli, öfkemizi ve sitemimizi dua ile Allah’a arz etmektir.
İşlediğin günah her ne ise, o senin bir hatan olmuş. Şeytan seni kandırmış. Bu durumun ise ikinci hatandır. Şeytan seni, Allah’ın rahmetinden, mağfiretinden umutsuz hâle getirerek seni iki kere çökertmeye çalışıyor. Yapman gereken şey, madem günahından tevbe ettin hızlı bir şekilde iyilik yolunda ilerlemen olmalıdır. Gerisi doğru değildir. Bir de bu açıdan düşünmeye çalış.
Kader, Allah’ın ilmî ezelisinde yaşanacak olayları bilmesidir. Bu manada kadere kasıtlı ve bilinçli bir şekilde küfredildiyse kişiyi dinden çıkarabilir. Çünkü kader, Allah’ın ilmi, kudreti ve takdiridir. Kadere sövmek, O’na sövmek gibidir. (Allah muhafaza) Ancak burada en önemli mesele niyettir. Anlık öfke, şok veya cinnet hali varsa, kişi bu sözün anlam ve sonuçlarını düşünmeden söylediği için dinden çıkmış sayılmaz. Zira kastın olması, yani bilerek ve isteyerek inkâr etmek gerekir. Eğer kişi söyledikten sonra pişmanlık duyuyorsa, kalbinde Allah’a karşı kin yoksa iman hâlâ içindeyse, bu bir zelle, bir ayak kaymasıdır. Her hâlükârda Kelime-i şehadet getir; iki rekât tövbe namazı kıl, samimi bir şekilde tövbe et. Şu duayı sıkça yap: “Allah’ım! Öfkem beni aştı, sen beni affet. Bilmeden ettiklerimden dolayı kalbim kan ağlıyor. Beni affet, beni bırakma, beni tut Ya Rab.” Sadaka ver, Kur’an oku, istiğfarı artır; kendini imanla, takvayla yeniden inşa et. Allah böyle bir felaketin tekrarından muhafaza buyursun. Kardeşim, iman, insanın en kıymetli hazinesidir. Onu kaybetme ihtimaliyle bile oynamak, ateşle oynamak gibidir. Şeytan böyle öfke anlarını fırsat bilir, seni daha büyük hatalara sürüklemek ister. Bu yüzden duygularını değil, aklını ve imanını merkeze al. Bir daha böyle bir sözü aklına bile getirme.
Tevbe etti isen, tevbeni canın biliyorsan mesele yoktur. Eş adayına da eskiden açık olduğunu söylemelisin. Bekâretine bir zarar gelmedi ise ona geçmişini sadece açık olduğunu söyleyerek özetle ve bir daha da kimseye ölünceye kadar geçmişini izah etme sakın. Şeytana kulak asma. Tevbeli yoluna devam et. Allah seni korusun, kalbine huzur indirsin.
Küfür içeren sözlerin söylendiği, dinle alay edilen veya haram işlerin yapıldığı bir ortamda bulunmak ve bu durumlara karşı tutumumuza göre farklı hükümlere tabidir. Bu konuyla ilgili şöyle bir açılım yapabiliriz: Söylenen veya yapılanları kabul ederse ya da bu durumdan razı olursa, bu büyük bir günahtır ve kişinin imanını tehlikeye sokabilir. Ancak kabul etmez, razı olmaz, sadece zorunlu bir nedenle orada bulunur ve gönlünden bu duruma buğzederse, bu kimse küfre düşmüş sayılmaz. Sessiz kalmak ve tepki göstermemek, bulunduğunuz ortama ve niyete bağlı olarak farklı sonuçlar doğurabilir. Sessizlik onaylama anlamına geliyorsa, bu tehlikelidir. Çünkü küfre veya harama karşı açık bir tavır takınmak Müslüman’ın sorumluluğudur. Ancak sessizlik oradaki kişilerin sizi anlamayacağı, tepkinin faydasız olacağı bir durumdaysa veya güvenlik gibi nedenlerle tepki veremiyorsanız, bu durumda kalben buğzetmek ve ortamdan uzaklaşmak tavsiye edilir. Bulunduğunuz ortamda kalmanız işiniz veya başka zorunluluklardan dolayı ise kalben buğzetmeye ve olabildiğince bu ortamdan etkilenmemeye çalışmalısınız. Alternatif arayarak, mümkünse daha uygun bir ortamda çalışmayı veya bulunmayı hedeflemelisiniz. Küfür veya alay içeren şeylerden rahatsız olduğunuzu kibar bir şekilde ifade etmeyi deneyebilirsiniz. Günahkâr olma durumu, ortamı terk edebilme imkânı olduğu halde kalmaya devam ederse söz konusu olabilir. Mümkünse ortamdan uzaklaşın. Küfür ve dinle alay içeren ortamlar kalbi karartır ve kişinin manevi hayatına zarar verebilir. Allah sizin niyetinizi ve kalbinizdeki durumu bilir. İmanınızı koruma konusunda gösterdiğiniz çabayı karşılıksız bırakmaz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. İşlediğiniz günahlar arasında Peygamber öldürmeye teşebbüs de var mı? Böyle korkunç bir hata işlemiş olsanız bile, Allah'a döndükten sonra sizi Halid olmak diye bir kimlik bekleyebilir. Ebu Cehil'in oğlu bile nasıl öldü biliyor musunuz? Siz tevbe edip etmediğinize bakın. Tevbe edin, tevbenizde ciddi olun. Dönüşünüz dağlar gibi ulvi olsun. Gerisini Allah'a bırakın. Şeytan sizi bir kere günahlarla aldattı. Şimdi de o günahların külleri ile oyalıyor. Aldanmayın ona. Yoksa Kur'an'ın Allah Teâlâ'nın o büyük rahmetini bildirmesinden mi şüpheniz var?
dedikodu konusundaki diğer fetvalar
O kişi için dua edin ve kendiniz için de istiğfarda bulunun.
https://fetvameclisi.com/fetva/giybetini-yaptigim-kisiden-helallik-almadan-sadece-tevbe-etsem-yeterli-midir https://fetvameclisi.com/fetva/giybette-helallik-almak-sart-midir-yoksa-tevbe-yeterli-olur-mu
Bu ayrıntı sizi başka ayrıntılar üzerinden de olsa insanlardan kopuk yaşamaya sevk etmemelidir. Evet, haklısınız; gereksiz hatta bir noktadan sonra sakıncalı bir tutumdur bu ama yine siz insanlardan kopmayın. Bir süre sorulanlara cevap vermeyerek tavır gösterin, daha önemli konular konuşmaya çalışın. İrdeleyen olursa da bu tür konuları önemsemediğinizi söyleyin. Mesela elinizin altında bir Riyazussalihin bulunsun, soru karıştıran olunca “Bir hadis okuyalım mı?” deyin. Böylece tebliğ de yapmış olursunuz. Allah yardımcımız olsun, garip bir zamandayız.
Zarar veya fitne çıkmayacaksa helallik istemek en sağlam yoldur. Fakat bu mümkün değilse Allah’a tövbe edip o kişiler adına dua ve sadaka ile hata telafi edilmeye çalışılmalıdır. Bir daha böyle bir hataya düşmemek için gıybet ortamlarından uzak durulmalı ve konuşmalara dikkat edilmelidir.
Sorunu çözümsüzlük sınırına taşıyorsun, buna gerek yok. Her şeye rağmen genel bir istiğfar ve sürekli salih amellerle kapanır bu biiznillah. Bu şekilde düşünmeniz sağlıklı değil. Sanki affı olmaz bir günah olabilirmiş gibi kör bir noktaya taşınıyorsunuz. Tevbe ettikten sonra öyle bir günah yoktur.
Anlattığınız olaydaki cümlelere bakılırsa üçüncü kişi olan hanımefendiyle ilgili bir söz, iftira ya da hakkında bir konuşma değil eşinizle aranızdaki konuşma şekli olduğu görülüyor. Soru şeklinde değil hanımefendi bence böyle hissetti şeklinde yorum yapmış olsaydınız o zaman zanna dayalı bir gıybet olurdu. Yine de iki kişi arasında geçen konuşmalarda üçüncü kişilerin isimlerini geçirmemek çok daha iyi olur. Rabbim rızası doğrultusunda işler yapabilmeyi onun razı olacağı şekilde yaşayabilmeyi hepimize kolay kılsın. Allah'a emanet olun.