İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam bir arkadaşımız, içimizden birini kınayınca günah olup olmadığını sordu. Siz de "Dile ve yazıya dökülen ifadeler için vebal altına girilir" şeklinde cevap vermiştiniz. Hocam, burada “yazıya dökmek” ifadesinden tereddüt ettim. Yani ortada bir eylem yokken, sadece telefonumda kendime not alarak kınamak, kinayeli sözler ve sitemli cümleler yazmak da bu kapsama girer mi? Yani kastettiğiniz bu tarz bir yazı mıydı? Bilmediğimden dolayı doğruyu öğrenmek istedim.

Cevap

Buradaki mesele, sözün veya yazının muhatap alınıp alınmadığı ve niyetin ne olduğudur. Eğer kinayeli veya sitem dolu sözleri sadece kendiniz için bir not olarak yazıyorsanız, bu gıybet veya hakaret hükmüne girmez. Ancak, niyetiniz öfkenizi diri tutmak veya birine karşı kin beslemekse, bu durumda kalbinizi olumsuz etkileyebilir ve manevi olarak zarar verebilir. Örneğin, birine sinirlendiğinizde deftere "X bana haksızlık yaptı, çok üzgünüm." diye not alırsanız, bu doğrudan günah sayılmaz. Ancak "X şöyle kötü biri, ona şunu yapmalıyım" gibi bir niyetle yazarsanız, bu kalbi ve niyeti bozan bir duruma dönüşebilir. Özetle, sadece duygularınızı yönetmek için bir şeyler yazıyorsanız, bu günah olmaz. Ama kalbinizde kötü duygular oluşturmasına izin vermemek daha güzel olur. En güzeli, öfkemizi ve sitemimizi dua ile Allah’a arz etmektir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kınamak; başkasının yaptığını (hata, eksiklik, toplumda normal karşılanmayan bir durum vb.) ayıplayarak ifade etmek olarak ifade edilebilir. Bu ayıplama sadece burada kalmayıp karşıdaki kişinin hatası üzerinden büyüklenme de söz konusu olmaktadır. Bu durum beslendikçe birçok kötü hasleti (kıskançlık, kötüleme, haset, kin, dedikodu vb.) de beraberinde getirebilmektedir. Bireyler arasındaki bu ilişki de aslında topluma zarar veren bir zemin hazırlamaktadır âdeta. Evet, kişi hata edebilir ama biz hata edenin hatasıyla uğraşmamalıyız ve önce kendimize bakmalıyız. Başkasının hatası ile uğraşma düzeyimiz ise ona doğruyu gösterebilme oranında olmalıdır ki bu da ümmet olmamızın gereğidir. Efendimiz aleyhisselam da başkasının hatasını ayıplayan için “o hatanın aynısını yapmadan ölmez” anlamında bir ikazda bulunmaktadır. Sen de insansın, sen de hata edebilirsin hakikatini hatırlatıyor âdeta. Hata edebiliriz ama şunu da unutmamak gerekir ki tövbesi olmayan bir günah yoktur. Kınama sonrası yapılan tövbe de öyle bir duruma düşme tehlikesini biiznillah ortadan kaldırır. Ancak ortada bir kul hakkı mevcut ise onun da telafi edilmesini sağlamak gerekmektedir. İçten geçen bir duyguya kınama denilebilmesi için elle, dille veya karşı tarafın hissedebileceği şekilde yapılması söz konusu olmalıdır. Bu şekilde gün yüzüne çıkmayan bir kınama kalbin duygusu olarak kalır. Kalpteki duygu boyutundaki kınama için her ne kadar zarar vermez desek de kalpteki duygunun hiçbir zaman olduğu gibi duramayacağını da unutmamak gerekir. Her temizlenmeyen kötü duygu bir gün, gün yüzüne çıkma potansiyelindedir. Başta kendimiz olmak üzere çevremizi her an güzelleştirme idealiyle yaşamamız gerekiyor, böylece hata ayarlı değil kalite düzeyinde bir bakışa sahip olabiliriz.

Hocam, kınamak tam olarak nedir? Bir kişinin dinimize uygun olmayan bir davranış
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel kardeşim, hatasız kul olmaz. Hepimiz hata ederiz; keşke ölmeden o hataları temizleyip gidebilsek. Benim şahsımla alakalı kimseden hak talebim yoktur. Dinime hizmet ederken elbette çile çekecek, okların hedefi olacağım; bunu normal görüyorum, bir hak oluştu ise onu da helal ediyorum. Bu ifadeler ve tutumlardan dinimiz zarar gördü ise o da benim çözebileceğim bir iş değildir. Herkes hatasına istiğfar etmelidir. Allah'a emanet olun.

Hocam bir insan, boş bulunarak söylediği kasıtsız sözlerden mesul olur mu? Derdi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıymetli kardeşim, olanlar gerçekten üzücü şeyler. Keşke yapmaları gerekeni yapsalardı, hiç olmazsa verilen sözleri tutsalardı. İnna lillahi inna ileyhi raciun. Bununla beraber geçmişte kalmış bir günahtan dolayı artık sen de çok gerilme. Affet. Allah'tan bağışlanma dile. Kendi hayatına olan olumsuz müdahaleleri olabildiğince azalt. İnsanlarla iyi geçin. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.

Hocam ben evlenmeden önce eşimle birlikte bazı dini hassasiyetlerimizi net bir ş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tebliğ her zaman “söylemek” değildir, bazen doğru zamanı ve yolu aramaktır. Senin şöyle bir korkun var: “Ya söyleyemezsem, vebale girer miyim?” Hayır, mutlaka söylemek zorunda değilsin. Asıl sorumluluk; bildiğini kime, ne zaman, hangi dille ve nasıl anlatman gerektiğini araştırmak, planlamak ve niyetinde dürüst olmak. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Kim bir kötülüğü görürse eliyle düzeltsin. Gücü yetmezse diliyle. Ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman 78) Senin gücün ve şartların dilinle anlatmaya uygun değilse, kalbinle buğz etmen seni günaha sokmaz. Özgüven eksikliği “eksiklik” değildir. Çoğu zaman kibirden uzak bir mütevazılığın aşırılığa kaçmış hâlidir. Yani “Ben kimim ki bir şey diyeyim?” demen kötü değil. Ama eğer bu hal seni Allah için konuşmaktan, doğruyu savunmaktan, iyiliği emretmekten alıkoyuyorsa, orada tedavi gerekir. Sen sadece “söylenmesi gereken yerde susan” olma. Ama bağıran, kıran, yakan da olma. Tebliğ bir sevda işidir, bir emanet taşıma işidir. Sen de bu emanete talip olmuşsun, Allah seni bu yolda muhlis kullarından eylesin. Ya Rabbi! Bu kardeşimi, ilminden, edebinden, şefkatinden ve gayretinden ayırma. Onu güzel konuşan, güzel anlatan, güzel anlayan kullarından eyle. Kalbini geniş, sözünü tesirli, niyetini halis kıl. İnsanlara söz götüren değil, hidayete vesile olanlardan eyle. Âmin.

Hocam, ben özgüven eksikliği yaşayan biriyim. Öğrendiğim bazı dini bilgileri ins
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sözle nikâh arasında bir bağlantı yok, rahat edebilirsiniz. Fakat kendinizi rahatlatacak alternatifler üretmeye çalışın. Seyahate çıkın, semt değiştirin, arkadaş sayınızı çoğaltın. Evinizde değişiklikler yapın, odaların yerini değiştirin, badana boya yapın. Farklı camilerde cemaate çıkın. Çok dua edin. Programlı bir şekilde Kur'an okuyun. Şiir yazmaya çalışın. Piknik yapın. Kısaca kendinizin doktoru olun. Allah afiyetinizi iade eylesin.

Hocam ben psikiyatri tedavisi görmeye başladım hastalığımdan dolayı. Rahatsızlığ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sizin bu şikâyetiniz neredeyse her Müslüman'ın öyle veya böyle şikâyetidir. Çünkü biz, bir kulluk savaşı veriyoruz. Şeytana mağlup olmadan Rabbimize kavuşmayı diliyoruz. Kesinlikle bu bir mücadeledir; temenni ile, umutla elde edilir bir şey değildir. Sizi bu hâlinizle, başkasını da bir başka şey ile oyalayacaktır şeytan. Biz ise, imtihanımız her ne ise onu başarmak için uğraşacağız. Peygamberlerden bir peygamber bile olsak durum bu olacaktı. Siz, 1- İmanınızı tartışma konusu yapmayın, öyle bir ortamda bulunmayın, 2- Asla, Allah'tan ve rahmetinden umut kesmeyin. 3- Fasıklarla beraber bulunmayın, onların gündemlerine katılmayın. 4- Yaptığınız ibadetleri az bile olsa asla küçük ve basit görmeyin. Bir kere 'Sübhanellah' demenin cennet demek olduğunu bilin. 5- Sizden daha iyi olduklarına itimat ettiğiniz bir grubun içinde bulunun. Onlarla programlı bir şekilde işler yapın. 6- Dengeli işler yapın; sadece zikir, sadece siyaset, sadece oruç gibi işler yapmayın. Farzların bütününü, nafilelerin de yapabildikleriniz kadarını yapmaya çalışın. Gerisini de Allah'a bırakın; şeytan, tevazu kılıfı ile sizi tuzağa düşürmesin. İyi haberlerinizi bekleriz. Allah'a emanet olunuz.

Benim bir sıkıntım var hocam. Kalben rabbimle irtibatı bir türlü beceremiyorum.

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.