Fetva Meclisi
Soru
Hocam sizin sohbetlerinizden ve yazılarınızdan öğrendiğim kadarıyla bu ümmete layık bir genç nasıl olunur öğrenmeye çalıştım. Sizin yazdıklarınızı okudum, anlattıklarınızı dinledim ve sorumluluklarımızın farkına daha çok vardım. Ancak kendimde sizin hitap ettiğiniz o genci bulamadım, ne yapsam da bu ümmetin o genci olamam diye düşündüm. Sizin anlattığınız üzere bu ümmete ben bu halimle nasıl layık olayım, nasıl yardımcı olayım? İnsanlığa umut olacak gençten, onun etrafına etkisinden, onun sabah virdinden bahsettiğiniz her an ben bu mesajın muhatabı değilim dedim. Sahabe gençlerini anlattığınız her saniye ve satır o sahabe gençleri beni görse yüzüme tükürür. O halde ben o ilk neslin, ilk asrın bu asırdaki varisi nasıl olabilirim diye sordum ve cevap da bulamadım. Kendim gaflet bataklığından çıkamamışken sizin anlattığınız gibi insanlığa etki olan o genç nasıl olayım? Ben bu kadar zulmün, küfrün ve fitnenin ortasında uyumak istemiyorum, tüm âlemleri karşıma alıp da ayakta durmak istiyorum. Evet, ümitsizlik Müslümanın şiarı değildir ama bu halimle kendimi sizin bahsettiğiniz ümmeti sırtlayacak genç veya bu asrın Usame’si olarak görmek de aşağılık bir hareket ve büyük bir haksızlıktır diye düşündüm. Benim yerim neresidir, bari canımı verip de bu ümmete layık ve faydalı olabileceğim bir yer veya bir fırsat var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Ümmetin güzel genci! Allah, ilim öğrenmek, Allah’ın dinini yaşamak ve yaşatmak konusundaki gayretini mübarek kılsın. Bu ümmetin bir genci olarak kendini Allah’ın dininin bir temsilcisi gibi görmen çok kıymetli. Allah bu konudaki gayretini ve ihlasını arttırsın. Bu niyetin kolay bir şekilde gerçekleşmeyeceği, beraberinde bir çabayı gerektireceği de aşikârdır. İlim öğrenmenin gerekliliğini fark etmiş olmanız ise çok güzel. Çünkü ilimsiz nefes almamız mümkün değildir. Kendimizi ilimle donatmadıkça etrafımıza faydamızın olması da söz konusu olamaz. İlk olarak ilmihal bilgisini mümkün olduğunca sağlam bir şekilde öğrenmeyi hedef edinebilirsiniz. İkinci olarak da vaktinizin müsaitliği doğrultusunda Kur’an-ı Kerim ezberine vakit ayırmanız faydalı olacaktır. Bunun ardından hadis okumaları gelmelidir. Özellikle Riyâzü's-Sâlihîn’i şerhli olarak muhakkak okumalısınız. Bunu yaparken kendinize notlar çıkarmanız ve bitirdiğiniz her cilde özel kısa özetler hazırlamanız da çok faydalı olur. İbadetlerimizde de ilim öğrenme gayretimizde de iki önemli şart vardır: İhlas ve Peygamber Efendimiz’in sünnetine uygunluk. Yaptığınız her işte bu iki ölçüye uygunluk arayabilirsiniz. Çok hızlı yol almak istersek çabuk yoruluruz. Bu yüzden tembelliğe kaymadan, ancak içinde bulunduğumuz şartları da gözeterek dengeli planlar yapmalıyız. Sabırsız bir şekilde ilerlemek istersek yolda kalabiliriz. Bizimle aynı hassasiyetleri taşıyan insanlarla beraber bulunmak büyük bir nimettir. Bu sebeple salih bir çevre edinmeye gayret edebilirsiniz. Elbette insan her şeyi en mükemmel şekilde yapmak ister. Ancak bunu başaramadığımız zaman şeytanın bizi tamamen hiçbir şey yapmamaya sürüklemesine de izin vermemeliyiz. Az da olsa sürekli yapılan amel, ara sıra çok yapılan amelden daha hayırlıdır. Bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin öğüdü olarak her zaman göz önünde bulundurmalıyız. Bahsettiğim bu çalışma planını uyguladıktan sonra nasıl bir yol izlemeniz gerektiğine dair daha net bir fikir edineceksiniz Allah’ın izniyle. Önemli olan, Allah’ın yardımına her an muhtaç olduğumuzu unutmamak ve umudu elden bırakmamaktır. Ümmetin hali ile ilgili sorduğunuz soruya gelince; Allah’ın vaadi haktır ve Allah nurunu tamamlayacaktır. Ancak bu durumda bize düşen, sabrederek beklemektir. Allah’ın kaderinin tecelli edeceği güne kadar sabretmek, en büyük ibadetlerimizden biridir. Allah Teâlâ bizleri murad ettiği zamanda dünyaya gönderdi. Bugün ümmetin başındaki bela ve sıkıntılardan da haberdardır ve bunların tamamı Allah’ın kaderinin bir parçasıdır. Bunu bilerek hareket etmeliyiz. Allah’ın kaderinin tecelli edeceğine dair bir tereddüdümüz yoktur. O halde ümmet olarak sabretmemiz gerektiğini de hatırlamalıyız. Sizin hissettiğiniz sıkıntı, her Müslümanın hissetmesi gereken bir sıkıntıdır. Ümmetin farklı coğrafyalarında müminlerin zulüm görüyor olması elbette kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Bu durumun iyileşmesi için dertleniyor olmamız da gayet tabiidir. Bu konuda dert taşımamak, kendimize bir zarar dokunmadığı müddetçe sorunlarla ilgilenmemek Müslümanca bir tavır değildir. Aynı hassasiyeti bir haram işlendiğini gördüğümüzde de taşımalıyız. Ancak bize düşen, yalnızca üzülmek değil, ne yapabileceğimiz üzerinde durmaktır. Dünya yaratıldığından itibaren bizim bu dünyadaki varlığımız olsa olsa yüz yıldan ibarettir. Biz ise Allah’ın bu büyük planını yalnızca kendi ömrümüz üzerinden değerlendiremeyiz. Bugün başımıza gelen ve musibet olarak yorumladığımız olayların, yarın ümmetin önünü açacak hadiseler olabileceğini şu an gözlerimizle görmüyor olabiliriz. Tarihte bunun onlarca örneği mevcuttur. Hikâyeye kuşbakışı bakmayı başardığımızda Allah’ın bazen en büyük düşmanların eliyle dahi İslam’a ve Müslümanlara fayda sağlayacak sonuçlar ortaya çıkardığını görebiliriz. Örnek verecek olursak, Kur’an-ı Kerim’in okunmasının yasaklandığı zamanlar İslam’ı ortadan kaldırmadı. Bilakis Kur’an’a hizmet edilsin diye analar çocuklarını Kur’an’a feda etti. Kendi ömrümüze kıyasla hâlâ İslam’ın yeryüzünde hâkim olmadığını düşünüyorsak bu, kısır bir bakış açısı olmuş olur. Bu yüzden mesele yalnızca bir fetih meselesi de değildir. Bugün Kudüs’ü fethetmiş olsak bile, Kudüs’te yaşamaya ve orayı İslam ile ihya etmeye hazır bir neslimiz var mı, öncelikle bunu sorgulamamız gerekir. Belki Kudüs’ü fethetmek de başımızda bir halifenin bulunması da bir günlük bir işin neticesinde gerçekleşebilir. Ancak halife ile yönetilmeye hazır bir nesil bir günde ortaya çıkmayacaktır. Bugün ümmet olarak birlik olamayışımız ve bunun neticesinde başımıza gelen felaketler bir hakikattir. Bununla birlikte bu büyük problemleri tek başımıza ortadan kaldırmak da mümkün değildir. Her insanın kendi çapında yapabileceği muhakkak bir şey vardır. Siyaseten bir ilerleme kaydedemediğimizi düşündüğümüzde, toplumun ahlaki olarak olumsuz gidişatını değiştirmek üzere projeler üretebiliriz. Herkes imkânı doğrultusunda ümmet adına yapabileceği ne varsa onun üzerinde yoğunlaşmalıdır. Elinde ekonomik gücü bulunanlar, müminlerin arkasında mali olarak durmayı hedef edinmelidir. İçinde bulunduğumuz durumda ümitsizliğe düşmek ise bizi, yapabileceğimiz küçük bir şey varsa onu dahi yapmaktan alıkoyar. Herkesin yapabileceği birden çok iş olduğu muhakkaktır. Bugün içinde bulunduğumuz sorunlar kadar sahip olduğumuz nimetler de çoktur. Bu nimetlerin ve fırsatların üzerinde durmayı becerebilmeliyiz. Elimizden neler gelebileceğini tespit etmemiz gerekir. Bu tespitin ardından da bizimle beraber olabilecek insanların var olup olmadığına bakmalı, varsa onlarla birlikte olmayı hedef edinmeliyiz. Tek kalmak, şikâyet ettiğimiz ümmet olamamanın ilk adımıdır. Allah, müminlerin salih ameller üzerinde yarışmalarını emretmiştir. Bunu yaparken ümmeti bir arada tutma işini belli başlı kimselere terk edemeyiz. En basit olarak kendi ailelerimizde, komşularımızda, akrabalarımızda ve arkadaş çevrelerimizde bir arada durmayı, beraber yaşamayı ve kendi küçük çevremizde ümmet olabilmeyi başarabilmemiz gerekir. Bunun yanında o çevre içerisinde hayırda yarışanlardan olabilmek de en büyük adımlardandır. İhlasla ve Rabbimizin Kur’an’ında bizler için belirlemiş olduğu kurallara sadık kalarak, şu an içinde bulunduğumuz mevcut durumu büyük bir imtihan olarak görüp çalışmalar yapmalıyız. Şer’i düzeni bir günde kendi başımıza kurmamız mümkün değilse de evlerimizde bu düzeni hâkim kılabiliriz. Eksikleri ve bu işi yapmaya çalışanların hatalarını zikrederek vakit harcamamalıyız. Bizim işimiz, Allah’ın nurunu tamamlayacağı güne kadar sabrederek çalışmaktır. Bunu yaparken de Allah’tan yardım istemeyi, müminlerle birlikte olmayı ve yanımızda bir kişi dahi bulunuyorsa bunu nimet olarak görmeyi unutmamalıyız. “Nereden başlamalıyız?” sorusunun ilk cevabı, kendimizden başlamak olacaktır. Kendi ahlakımızı, ibadetlerimizi ve Rabbimizle olan ilişkimizi düzelttikçe gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. Biz bugün o günlerin geldiğini göremesek de Allah bizi o yolda çalışırken görmüş olacaktır. Bu da bize yeter inşallah. Allah bu uğurda yaptığımız tüm çalışmaları muvaffak kılsın, niyetimizi samimi eylesin. Sizlere de bizlere de kolaylıklar versin. Allah bizleri, bu dini için seçmiş olduğu ve dinine hizmet eden kullarından eylesin.
Selamünaleyküm. Mustafa kardeş, dur orada! Herkes sevdiği ve imrendiği ile beraber olacak. Ben de o yaşı geçtim, o gemi benim limanımdan da kalktı gitti. Asla umutsuz değilim; o gençlerden birini arıyorum, ellerine tutunup, ayaklarına kapanmak için onun peşindeyim. Onu özlüyor, onun hasreti ile dolu yaşıyorum. Gölgenin adamı olamasam da gölgenin adamları ile bulunmayı umuyorum. Dur orada Mustafa kardeş, kesme emelini. Aç gözünü bak ilerilerdeki Üsamelere, Musablara, Eneslere; bak onlara nasıl da Arş'ın gölgesinde gölgeleniyorlar. Sığın onlara ve kurtul.
Güzel gencim, Mü'min haramda yoktur, Hilede yoktur, Tuzakta yoktur, Aldatmakta yoktur, Alay etmede yoktur, Onur kırmada yoktur, İftirada yoktur, Zulümde yoktur, Haram yemede yoktur. Tek kalsa da bu dünyada yoktur oralarda.
Bizim 'yararlı olmak' gibi bir emelimiz olmamalı. Bu mantıkla yola çıkarsak kazancımız az olabilir. Asıl gayemiz Allah’ın rızasını kazanmak yani kulluk yapmaktır. Biz birilerine bir kelime anlatırken, bu anlattığımız ona tesir edecekten önce Rabbimiz bize sevap verecek diye yaparız. Böylece de karşımızdaki anlasa da anlamasa da biz kazanmış oluruz. Bugün Allah'a davet eden mü'minlerin en önemli iki görevi şudur: a- Erimeden dik durabilmek yani kendini korumak. b- İyi örnek olabilmek yani diliyle anlatmadan önce hareketleri ile anlatabilmek. Kalpler Allah'ın elindedir. O dilediğini dilediği şeye yönlendiriyor. Biz sadece vazifemizi yapıyoruz. İhlasla ve tabii yöntemlerle söylenen iki cümle kalplere kadar nüfuz edebilir de bir sürü edebiyat hiçbir etki etmeyebilir. Bu iki önceliği unutmayalım. Kendinizi sürekli yenileyin. Bilginizi artırın, insanlara sizden taşanı vermiş olun. Sabredin, asla acele etmeyin. Sonuçları verecek olan Allah Teâlâ'dır. Biz sadece vazifemizi yapıyoruz. Müşteri arar gibi anlatacak kimse aramayacağız. Biz bulunduğumuz her yerde dinimizden bildiklerimizi söyleyeceğiz. Bir program eşliğinde beraber olabildiklerimiz varsa onlarla belli bir ders yapmamız mümkün olur. Ders yaptığımızda önceliğimiz ilmihal olmalıdır. İlmihal dinin pratiği demektir. İnsanların taharette bile sıkıntıları olan bir zamanda bunu yapmalıyız. Sonra hadisler okuyabiliriz. Riyazussalihin sizin için iyi bir kaynak olabilir. Onu okuyun, okutun. Erkam Yayınları’ndaki açıklamalı baskısı mükemmel denebilecek niteliktedir. Allah yardımcınız olsun.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
İnsanların günah işlediklerine dair apaçık bir delil olmadan, onların günah işledikleri zannına kapılmak caiz olmaz. Sizin burada bir suçunuz görünmüyor. Dolayısıyla kendinizi suçlu hissetmeyin. Fakat bir yanlış anlaşılmayı sezdikten sonra onu düzeltmek için ölçülü bir müdahalede bulunmanız yerinde olurdu. Fakat olan olmuş, siz de daha fazla üzülmeyin. Arkadaşınıza güzel bir şekilde moral vermeye çalışın. Hüsnüzannı hayatınızda esas tutun. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
genç konusundaki diğer fetvalar
Günaha karşı direniş göstermek hele hele gençlik döneminde sabırlı olmanın mükâfatı Allah katında çok büyüktür. Bu şekilde iffetlerini koruyan gençler Allah'ın sevgili kullarıdırlar. Herkesi kendi bulunduğu imkân çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Siz bu konuda Allah'ın adaletine güvenin. Kişinin karşılaştığı riske ve verdiği reflekse göre Allah karşılığını verecektir. Bir kimse tevbe ettiyse o günah işlenmemiş gibi amel defterine kaydedilir. Bu kimsenin işlediği günahtan yaptığı tevbeye göre de izi/alışkanlığı kendisini takip edebilir. Yani o zinanın zehirli sahte tadı tevbe eden kimseyi zaman zaman rahatsız edebilir. Ama bu günahı işlemeyen kimse adına en azından bu risk yoktur.
Sen kendine gel ve bugün doğmuş gibi yaşamaya bak, gerisini Allah affedebilir... Sen ciddi ol yeter.
Gençlere şu başlıkları hatırlatmaya çalışın ve başlıkların için doldurun. Ne kadar kısa konuşursanız o kadar etkili olursunuz: 1. İsraf etme. (Malı, nimeti, sağlığını ve özellikle zamanını) 2. Teknolojiyi kullan ama o seni kullanamasın. (Özellikle de internet ve dijital dünya.) 3. Tartışan, boğuşan, iten bir insan olma. 4. Spor yap ama spor bağımlısı olma. Sporun bedenin için olsun, birilerinin takımını güçlendirmeyi spor görme. 5. Haktan kork: Allah’ın hakkını, kulun hakkını ve kamunun hakkını tehlikeli bil. 6. Düzenli ve kurallı bir insan ol. 7. Bir şeyin tutkunu olma. Helal gıdalar dâhil hiçbir şeye tiryaki olma. 8. Arkadaş seçebildiğin ve iyi insanlarla beraber olabildiğin zaman hayatın kıymetini biliyorsun say kendini. Seçmediğin arkadaş seni sürükleyen bir sele dönüşebilir. 9. Vaktin senin dünyan ve ahiretindir. 10. İyi işlere yardım eden, kötülüklerden uzak duran ve uzak tutan biri olmaya bak. 11. Annen ve baban senin cennetin veya cehennemindir. 12. Namaz kılıyorsan nefes alıyorsun demektir.
Genç yaşta bir iş yeri açmak güzel bir iştir. Allah Teâlâ bereketli kazanç ihsan etsin. Kardeşinize şunları tavsiye ederiz: a- Haramın bütün çeşitlerinden yılandan kaçar gibi kaçınsın. Başta faiz olmak üzere haramlar zehirdir; bir zaman sonra her zehir gibi öldürürler. b- İşi ibadetine engel olmayacak. Başta namaz olmak üzere ibadetini işine ezdirmeyecek ki Allah ona yardım etsin, bereket görsün. c- Şeffaf ve sözünde duran biri olmalıdır. d- Bilmediğini ve yapamadığını söylemekten çekinmeyecek. İnsanların umudu ile oynaması sonunda onunla da oynanmasına götürür onu. e- Bilgiye ve öğrenmeye açık olacak. Sürekli kendisini yenileyecek. Aletlerini yenileyecek, mesleğindeki gelişmeleri öğrenecek. f- Çalıştırdığı işçilerinin haklarına önem verecek. Allah yardımcısı olsun.
Sevgili kızım, - İmanını koru, asla onunla ilgili bir tartışmaya girme. Tıpkı iffetin gibi koru onu. - Haramlardan uzak dur. Farzları ihmal etme. - Sağlığına önem ver. Yüzlerce sene yaşayacakmışsın gibi davran bedenine. - Sakın arkadaşsız-kardeşsiz kalma ama seçici ol. Cennette beraber olamayacağın biri ile arkadaş olma, onunla bir saat geçirme. - Kadın tartışmalarında ömür geçirme. Seni Rabbinin yarattığı şekle razı ol. Başkalarının boğuşmalarından uzak dur. - İnsani işlerin eksik olmasın. Mahremiyetini koruyabildiğin kadarı ile sosyal ol. En güzel sosyalliğin de başta anne baban, müstakbel eşin olmak üzere seninle yakınlık bağı bulunanlarla olan ilişkilerinde görülsün. - Yapabildiğin nafile ibadetlerden yapmaya çalış. Allah'a emanet ol kızım, o seni korusun.
Ve aleykümselam ve rahmetullah RABBANİ ADAM, hayatını Rabbinin rızasına göre planlamış ve öyle yaşamaya çalışan insan demektir. Bunu bir sahabi mantığı gibi de görebiliriz. Nasıl Rabbani adam olunacağına gelince, elbette kuru bir temenni, geçici bir heyecan yerine yürekten gelen bir istek, sonsuz bir heyecanla bunun mümkün olacağını bilmek gerekir. – Canlı bir iman gerekir. Öyle bir imana uyumlu çevre ve dostlarla oturup kalkmak birinci şarttır. – Hedefi büyük olmak gerekir. Cennetten başka her şeyi ve yeri küçük gören, cennete girmeden soluklanmayacak bir hedefe kilitlenmek gerekir. – Alfabe çözer gibi büyüklerin hayatını çözecek. Başta peygamberler olmak üzere önceki Rabbanilerin nasıl yaşadıklarını, olaylara gösterdikleri refleksi bilecek, ona göre kendisine plan yapacak. – Zaman hassasiyeti olacak. Saat değil dakika hesap edecek. – Mubahlara dalmayacak. Şeytanın büyük insanları harama çekmek için mübahları abartarak başlayabileceğini bilecek. Nimetleri kullanacak ama nimet delisi olmayacak. Uyku ve yemek gibi nimetleri abartmadan dengeli kullanacak. – Gece ibadeti olacak. – Kur’an okumaktan zevk alacak. Okudukça okuyacak. – Allah için yaptığı sosyal işleri olacak. Allah’a davet edenlerden olacak. Rabbim cümlemizi Rabbani kullarından eylesin