Fetva Meclisi
Soru
Hocam arkadaşlarla risale okumak için buluştuğumuzda arkadaşlardan birisi arkadaşının zinaya giderken, sen bilirsin sonra pişman olursun şeklinde uyardığını ama arkadaşının da gittiğini anlattı. Ben de o arkadaşa çok üzüldüm. Sizin vahşet dolu haberleri tepkisiz izlemenin bunları normal karşılayacağımızı söylediğiniz bir videonuzu izlemiştim. Bu yüzden bu anlatılandan sonra duygulandım. Ağlamaklı oldum. Bu yüzden arkadaşım benim zina yaptığımı düşünmeye başladı. Ben de bu durumun farkına varmama rağmen gerçeği arkadaşıma söyleyemedim. Hakkımda böyle düşünmesin diye farklı şeyler yazdım ama bu sadece onun hakkımda daha kötü düşünmesini arttırdı. Her zaman aramızda bir mesafe olması belki buna sebepti. Zaman geçti arkadaşım saçkıran oldu. Bana üzüldüğü için olduğunu öğrendim. Bu sefer gerçeği söyledim. Daha önce söylemeyi denedim ama o cesareti kendimde bulamadım. Çünkü aramızda mevki, seviye ve yaş olarak fark vardı. Yaşıma göre olgun olmayan biriydim. Onun bu şekilde düşünmesini kabullenemiyordum. Şimdi bu duruma ben üzülüyorum. Daha erken söyleseydim arkadaşın saçları gitmeseydi diye ama anneme danıştım hiçbir şey yokmuş gibi davran dedi. Bu durumda arkadaşımı bu şekilde üzdüğümü yeni yeni anlamaya başladım. Kendimi suçluyorum ve o saçları olmadığı için saçlarını ektirene kadar ceza olarak mutsuz olacağımı düşünüyorum. Onun bu duruma düşmesi beni kalıcı olarak mutsuz etti. Yanlış mı yapıyorum?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sırf bu nedenle onunla evlenmenizin gereği olmaz. Zira öyle başlayan bir evlilik ne kadar devam eder, nasıl devam eder belli olmaz. Evlenip yıllarca beraber yaşayanlar bile ayrılabilmektedir.
- Yaptığınız iş ne denli büyük ve ağır olursa olsun asla Allah’ın mağfiretinden daha büyük olamaz. Şeytan sizi umutsuz komasın; bu da onun ikinci tuzağı olur. - Kesinlikle ama kesinlikle size ait bir suçu ikinci bir insana anlatmayın. Ne kadar bileni az olursa o kadar kurtuluşu kolay olur. - Kötülük yapmış olmanız iyi biri ve iyiliklere sebep biri olmanıza asla mani değildir. Ömer bin Hattab radıyallahu anhtan daha ilginç bir örnek var mı? Hatta geçirdiğiniz badire sizi, başkalarından daha iyi bir duruma geçirebilir. Yeter ki siz, ciddi olun. Sarsılıp kendinize gelmenizden başka yapacak bir şey yok. Her şeyi gömün, yola devam edin. Gerekiyorsa o beldeyi terk etmeye hazır olun. İyi haberlerinizi bekleyeceğiz.
O insanla aynı ortamda çalışmamanızı ve onunla karşılaşma ihtimalinizin olduğu yerlerden de uzak durmanızı tavsiye ederim. Sosyal medya hesaplarınızı da en azından bir süre pasife almanızda fayda var. Onun anlam çıkarabileceği her şeyden uzak durun. Durumunuzu gözetin. Risk teşkil ettiğini düşündüğünüz anda yakınlarınızla sorunu beraber çözmek adına paylaşıp beraber yol almaya çalışın. Allah'a sığının. Bir daha böylesi bir hataya düşmemeye gayret edin. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kızım, böyle BETERİN İYİSİNE RAZI OLMAK mantığını terk etmelisin. Hayat böyle yaşanmaz. En iyisini ara, en iyisini bulmak için gerekeni yap. Öncelikli olarak bir psikologla durumu değerlendirmeni tavsiye ederim sana. İbadetlerini artır ve ezber bildiğin yerleri kuvvetlendir. Her şeyi duyma ve görme. Göreceksin bir zaman sonra kendini daha huzurlu hissedeceksin biiznillah.
Bu delilik için gerçek bir tevbe et. Ebediyen bozulmaz bir tevbe olsun bu. Ağrı dağı yerinden oynasın ama senin bu tevben bozulmasın. Şeytan seni bir zaman sonra normal bir işti mantığına getirebilir, çok dikkat et. Sonra da sana bunu yapan kişiyi “arkadaş” olmaktan çıkar. Sen başka bir dünyada o başka bir dünyada olsun artık. Görme görünme artık. İbadetlerini ihmal etme. Çok Kur'an oku. Zikir yap. Ve Allah’ın tevbeni kabul etmesine güven. İki şeye dikkat et: Şeytanın o normaldi tuzağına ve o kişinin seni yeni bir oyunla tuzağına çekmesine.
Kıymetli kardeşim, kendisiyle övünülen şeyin, insanın çabasına ve gayretine bağlı olan şeyler içinden olması daha mantıklı bir iştir. Tamamen Allah'ın nasip etmesiyle gelen bir şey ile övünmek kadar akıl dışı kaç iş vardır şu yeryüzünde. Sen bu konuda üzerine düşeni yerine getirdikten sonra işini Allah'a havale edip kendini geliştirmeye bak. Aslında üstünlük olmayan şeyleri sen de bir üstünlük görme. Bu yanlış görmeler bir aldanmadan ibarettir. Yarın bir gün dünya üzerinde tek kaşlılık trend olursa insanlar kaşlarının ortasına kaş ektirmek ister. Hâlbuki daha düne kadar bunu hoş görmediklerini de hatırlamazlar. Çünkü onlar halkın illüzyonuna kapılmışlardır. Siz de kapıldığınız bu illüzyondan kurtulun. Elbette ki hayalini kurduğunuz şeylere erişmek istersiniz, bunun hayalini kurarsınız. Bunlar çok normal. Fakat buna kendimizi kaptırmak bu illüzyona kurban gitmektir. Onların iyiliğini istemeye gayret edin. Bu iyi dileklerinizi onlara da iletin. Bu hislerinizin en güzel çözümü budur. Korkmayın, endişelenmeyin. Onların eriştiği nimetler, size yazılanlardan bir gram bile eksiltmez. Aksine Allah'ın taksimatına gösterdiğiniz rıza ile siz kalbinizde nimetlerin en büyüğü olan huzuru bulabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
arkadaşlık konusundaki diğer fetvalar
Gayet açık bir şekilde anlaşıldı ki, cep telefonu hafızasındaki hiçbir şeyin güvenliği yoktur. Paylaşılsın veya paylaşılmasın telefon hafızasına giren şey risktir. Kaldı ki siz onu “güvendiğiniz” biri ile paylaşıyorsunuz. Mü'min basiretli insan olmalıdır. Tehlike gelmeden onu kavrayabilmek gerekir.
Yanlış anlaşılmalara (töhmet) sebebiyet vermeyecekse, yaşadığınız ve gittiğiniz yer de güvenilir ise sakıncası olmaz. Aksi takdirde akşam vakti ailenizin bilgisi dışında çıkmanızı tavsiye etmem.
Yaşadığımız zaman imanın avuçta kor taşımak kadar zor olduğu bir zamandır. Hepimiz, herkes bu fitneye karşı uyanık olmalıdır. Bugün bir arkadaşa “Neden böyle düşünüyor ki?” diye hayret ederken insan fark etmeden kendisini zehirleyecek bir fitne de kapmış olabilir. Siz kendinizi koruyun. Arkadaşınız samimi sorular sorarsa onları cevaplandırın veya cevap verecek birine yönlendirin. Kurtuluş aramayana çare üretmek zordur. Önce kendi imanınızı ve insanlığınızı korumaya bakın. Allah Teâlâ hepimize hayırlar ihsan etsin.
Bu düşünceniz gerçeği yansıtmayabilir. Öyle zannediyor olmanız da muhtemeldir. Muhakkak bir psikologla kendinizi konuşun, onun tavsiyelerine uyun. Psikolog size “sen fazlalıksın” şeklinde bir açıklama yaparsa o zaman onun çaresini ararsınız.
Müslüman bir erkek ya da hanım bulunduğu her yerde dinine göre yaşaması gerektiğini bilir. Arkadaşlık ya da dostluk ortamları da buna dâhildir. Beraberinde samimiyet ve rahatlık getiren yatılı olma durumunda ise buna daha çok dikkat edilmelidir. Çünkü insan, resmiyet kalktıkça gevşeyen ve ayarları kaçan bir varlıktır. Bu sebeple yatılı ortamlarda Müslümanca yaşamak için belli başlı hatırlatmalar yapmamızda fayda olacaktır: Herkes misafir olduğu bir yerde bulunduğu bilinci ile hareket etmelidir. Her an o mekândan ayrılacakmış gibi hazır, hep orada kalacakmış gibi olgun olmalıdır. Bu ikisi arasında dengede kalmalıdır. İkinci bir insanın olduğu her yerde kul hakkı söz konusu olacağı için ibadetten önce ahlak prensibi gözetilmelidir. Namaz kılarken ya da Kur’an tilavet ederken bile başkasının hukuku düşünülmelidir. İnsana saygı göstermek, kimseyi rahatsız etmemek kendi menfaatimizden önce gelmelidir. Mahremiyet konusu yatılı ortamların en hassas noktalarındandır. İnsanların özeline vakıf olmamaya gayret etmek, kazara gizli anlara tanık olunduğunda bunu saklamak hatta unutmak, Müslümanlığın gereğidir. Beden teşhiri ve avretin açılması gibi mevzularda gereken ihtimam gösterilmelidir. Ne kadar yakın ve samimi olunsa da şeytanın buradan beslendiği unutulmamalıdır. Abartılı sevgi ya da sınırsız nefret aşırılıktır. Kimse ile ebedi dost ya da düşman olunmamalıdır. Bir gün işin terse döneceği ihtimali hep akılda tutulmalıdır. Arkadaşlar arasında elbette farklı seviyelerde muhabbet oluşur. Herkes aynı olamaz şüphesiz. Fakat beraber yaşanan mekânlarda çevremizdeki her bir kardeşimizle iyi geçinmeye çalışılmalıdır. En azından kötü olmamaya gayret edilmelidir. Zira imanımız, geçinir ve geçinilir olmayı karakter haline getirmeyi öğretir. Bulunulan ortamda kurum yetkilisi isimler varsa onlara karşı tutumlarımız da yine mümin şahsiyetimizi gösterir. Üst pozisyondaki kişilere gerekli saygıyı göstermek ve kurallara uymak da yine kimliğimizle ilgilidir. Bir yerde yatılı olarak kaldığımız müddetçe arkadaşlarımıza örnek bir kişilik olarak kendimizi gösterme mecburiyetimiz de vardır. Çünkü İslam’ın mensubu olarak önce bizde İslam görülmelidir. Zamanla benimsenmiş halimizle o ortamda yapılan hatalara karşı söz söyleme ve yanlışı düzeltme gücümüzün de oluşacağını bilmek gerekir. Sonuç olarak kardeşlerimizi güzel bir dille uyarma ve onlara doğruyu öğretme vazifemiz olduğu da ortaya çıkacaktır. Tabi ki bunu bir öğretmen sıfatıyla değil, aynı seviyedeki kardeş pozisyonu ile yapmak gerekecektir. Bir süre sonra ayrıldığımız yatılı ortamlarda, adımızın kalacağı, kendimizden güzel hatıralarla bahsedileceği kaliteli bir mümin olarak anılmak hedefimiz olmalıdır. Rabbimizden tüm kardeşlerimiz için, mahşer günü sadece takvalı insanların dostluğunun işe yarayacağı şuuruyla arkadaşlık kurabilmeyi niyaz ederiz. Allah’a emanet olun.
Müslüman izzet sahibidir/olmalıdır. Müslüman olmayan ise Müslüman’ın izzetini yok sayan insandır. Bilhassa kadınların izzeti çok önemlidir. Bu önemi takdir edemeyeceği düşünülerek Müslüman olmayan kadının Müslüman kadına karşı "tam bir Müslüman kadın" gibi olmayacağı söylenmiştir. Bu ince çizgiyi anladıktan sonra yazışma boyutunda bir sakınca yoktur.