Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim bir arkadaşım var, işe başladığımızda tanıştık. Kendisine dinini sordum ancak bana inançlı olmadığını söyledi. Hacılara, hocalara inanmadığını ifade etti. Ayrıca, "Tüm dinleri Allah mı indirmiş?" diye sorguluyor. Bazı dinlerde ölen kişilerin ateşe atıldığını gördüğünü ve bunun "Bu dünyada yansın ki diğer dünyada yanmasın." anlayışına dayandığını söyledi. Ona, "Böyle bir şey olabilir mi?" dedim ama düşünceleri ve şüpheleri hala netleşmiş değil. Bu konuda ona nasıl yardımcı olabilirim? Onu nasıl aydınlatabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Siz ahlakınızdan taviz vermeyin. İnsanlarla iyi geçinin. Ama insanları zorlamayın. Farz denecek konularda ve haramlar konusunda bu titizliğinizi koruyun ama diğer ayrıntı konularda abartıya kaçmayın ve insanların sizin gibi olmasını beklemeyin. Yoksa onları kendinizden soğutursunuz. Allah hepinize afiyet versin.
Aleykümselam. İmansız biri ile sosyal ilişkide sorun yoktur. Seviyeli ve mesafeli bir ilişki kurulabilir. Onu kurtarırken sizin ayağınızın kayacağı, imanınızda gedik oluşacak bir iş sakın yapmayın. Ona verebileceğiniz en güzel öğüt, sizin şahsiyetinizi görmesidir. Sizin iyi bir mü'min, iyi bir insan olarak oluşturacağınız şahsiyetten daha iyi bir ders olamaz. Bu da geniş bir zamanda sabırla çalışmak demektir. Allah yardımcınız olsun.
Öncelikle, Allah’ın rızasını gözeterek haramdan sakınma hassasiyetiniz çok kıymetlidir. Bu, imanınızın güçlü olduğunu gösterir. Ev arkadaşınızın yaşam tarzından uzak durun. Onu uyarmışsınız ancak düzelmiyorsa bu konuda daha fazla zorlamanıza gerek yoktur. Eğer mümkünse farklı bir ev arkadaşı bulmaya çalışın. Kendi özel alanınızı koruyun, haram ortamına maruz kalmamaya dikkat edin. Zinadan kendinizi korumaya çalışın. Bunun için ibadetlerinizi artırın, özellikle namazı terk etmeyin ve Kur’an okumaya devam edin. Kendinizi yalnız bırakmayın, güvenilir ve dindar arkadaşlar edinin. Boş zamanlarınızı verimli kullanın, spor, ilim, mesleki gelişim gibi alanlara yönelin. Allah’tan yardım isteyin. İlmî ve dini sohbet halkalarına katılın.
Bu mantıkla insanlar namaz kılmıyor diye namazdan da mı soğuyacaksınız? Böyle düşünmeyin. Bunun yerine tam cihadın ortasına düşmüşüz diyerek sevabınızı artırmaya çalışın. Öncelikle imanınızı ve insanlığınızı koruyun. Bu sizin birincil hedefiniz olsun. İkinci olarak da siz bulunduğunuz yere ağırlığınızı koymaya çalışın. En azından bunun için çırpının. Allah sizi gayret ederken görsün. Ayrıca bulunduğunuz şehirde sizin derdinizle dertlenmiş vakıflar dernekler var. Sırayla onları da takip edebilir ve erimekten kurtulabilirsiniz. İbadetlerinizi yoğunlaştırın. Orada kimse yoksa siz varsınız biiznillah.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Onlara cevaptan öne sizin kendinizi mikroptan koruma derdiniz olmalıdır. Siz önce kendinizi düşünün. Zira onlara Peygamber aleyhisselam bile cevap verse ikna olmaları garanti değildir. Bu dünya imtihan yeridir. Allah'ın her kulu bir tür imtihan olacaktır. Kimi kazanacak kimi de helak olacaktır. Biz, elimizden geldiği kadar yapıp yapmamakla sorumlu oluruz. Size tavsiyem önce kendinizi korumak olsun. Onlara bir şey vermeye çalışırken size de maazallah bir mikrop bulaşır ve hiç farkında olmazsınız. Bahsettiğiniz rezillik bulaşmaz da imanınıza zarar verecek bir delik açılır kalbinizde. Gayet dikkatli olun ve işinizi çabuk bitirip dönmeye bakın.
arkadaşlık konusundaki diğer fetvalar
İnsanların günah işlediklerine dair apaçık bir delil olmadan, onların günah işledikleri zannına kapılmak caiz olmaz. Sizin burada bir suçunuz görünmüyor. Dolayısıyla kendinizi suçlu hissetmeyin. Fakat bir yanlış anlaşılmayı sezdikten sonra onu düzeltmek için ölçülü bir müdahalede bulunmanız yerinde olurdu. Fakat olan olmuş, siz de daha fazla üzülmeyin. Arkadaşınıza güzel bir şekilde moral vermeye çalışın. Hüsnüzannı hayatınızda esas tutun. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Gayet açık bir şekilde anlaşıldı ki, cep telefonu hafızasındaki hiçbir şeyin güvenliği yoktur. Paylaşılsın veya paylaşılmasın telefon hafızasına giren şey risktir. Kaldı ki siz onu “güvendiğiniz” biri ile paylaşıyorsunuz. Mü'min basiretli insan olmalıdır. Tehlike gelmeden onu kavrayabilmek gerekir.
Yanlış anlaşılmalara (töhmet) sebebiyet vermeyecekse, yaşadığınız ve gittiğiniz yer de güvenilir ise sakıncası olmaz. Aksi takdirde akşam vakti ailenizin bilgisi dışında çıkmanızı tavsiye etmem.
Bu düşünceniz gerçeği yansıtmayabilir. Öyle zannediyor olmanız da muhtemeldir. Muhakkak bir psikologla kendinizi konuşun, onun tavsiyelerine uyun. Psikolog size “sen fazlalıksın” şeklinde bir açıklama yaparsa o zaman onun çaresini ararsınız.
Müslüman bir erkek ya da hanım bulunduğu her yerde dinine göre yaşaması gerektiğini bilir. Arkadaşlık ya da dostluk ortamları da buna dâhildir. Beraberinde samimiyet ve rahatlık getiren yatılı olma durumunda ise buna daha çok dikkat edilmelidir. Çünkü insan, resmiyet kalktıkça gevşeyen ve ayarları kaçan bir varlıktır. Bu sebeple yatılı ortamlarda Müslümanca yaşamak için belli başlı hatırlatmalar yapmamızda fayda olacaktır: Herkes misafir olduğu bir yerde bulunduğu bilinci ile hareket etmelidir. Her an o mekândan ayrılacakmış gibi hazır, hep orada kalacakmış gibi olgun olmalıdır. Bu ikisi arasında dengede kalmalıdır. İkinci bir insanın olduğu her yerde kul hakkı söz konusu olacağı için ibadetten önce ahlak prensibi gözetilmelidir. Namaz kılarken ya da Kur’an tilavet ederken bile başkasının hukuku düşünülmelidir. İnsana saygı göstermek, kimseyi rahatsız etmemek kendi menfaatimizden önce gelmelidir. Mahremiyet konusu yatılı ortamların en hassas noktalarındandır. İnsanların özeline vakıf olmamaya gayret etmek, kazara gizli anlara tanık olunduğunda bunu saklamak hatta unutmak, Müslümanlığın gereğidir. Beden teşhiri ve avretin açılması gibi mevzularda gereken ihtimam gösterilmelidir. Ne kadar yakın ve samimi olunsa da şeytanın buradan beslendiği unutulmamalıdır. Abartılı sevgi ya da sınırsız nefret aşırılıktır. Kimse ile ebedi dost ya da düşman olunmamalıdır. Bir gün işin terse döneceği ihtimali hep akılda tutulmalıdır. Arkadaşlar arasında elbette farklı seviyelerde muhabbet oluşur. Herkes aynı olamaz şüphesiz. Fakat beraber yaşanan mekânlarda çevremizdeki her bir kardeşimizle iyi geçinmeye çalışılmalıdır. En azından kötü olmamaya gayret edilmelidir. Zira imanımız, geçinir ve geçinilir olmayı karakter haline getirmeyi öğretir. Bulunulan ortamda kurum yetkilisi isimler varsa onlara karşı tutumlarımız da yine mümin şahsiyetimizi gösterir. Üst pozisyondaki kişilere gerekli saygıyı göstermek ve kurallara uymak da yine kimliğimizle ilgilidir. Bir yerde yatılı olarak kaldığımız müddetçe arkadaşlarımıza örnek bir kişilik olarak kendimizi gösterme mecburiyetimiz de vardır. Çünkü İslam’ın mensubu olarak önce bizde İslam görülmelidir. Zamanla benimsenmiş halimizle o ortamda yapılan hatalara karşı söz söyleme ve yanlışı düzeltme gücümüzün de oluşacağını bilmek gerekir. Sonuç olarak kardeşlerimizi güzel bir dille uyarma ve onlara doğruyu öğretme vazifemiz olduğu da ortaya çıkacaktır. Tabi ki bunu bir öğretmen sıfatıyla değil, aynı seviyedeki kardeş pozisyonu ile yapmak gerekecektir. Bir süre sonra ayrıldığımız yatılı ortamlarda, adımızın kalacağı, kendimizden güzel hatıralarla bahsedileceği kaliteli bir mümin olarak anılmak hedefimiz olmalıdır. Rabbimizden tüm kardeşlerimiz için, mahşer günü sadece takvalı insanların dostluğunun işe yarayacağı şuuruyla arkadaşlık kurabilmeyi niyaz ederiz. Allah’a emanet olun.
Müslüman izzet sahibidir/olmalıdır. Müslüman olmayan ise Müslüman’ın izzetini yok sayan insandır. Bilhassa kadınların izzeti çok önemlidir. Bu önemi takdir edemeyeceği düşünülerek Müslüman olmayan kadının Müslüman kadına karşı "tam bir Müslüman kadın" gibi olmayacağı söylenmiştir. Bu ince çizgiyi anladıktan sonra yazışma boyutunda bir sakınca yoktur.