Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yirmi bir yaşındayım ve üniversite okuyorum. Kendi muhitimiz olmak kaydıyla ve saati de fazla geciktirmeden akşam kız kıza dışarıda bir şeyler yiyip içmemiz dinen uygun mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Niyete rağmen imsak vaktine kadar yiyip içebilirsiniz.
Yerin adına, semtine, şekline takılıp kalmayın. Sizin mümin bir hanım olarak orada Allah’ın size yasak ettiği bir pozisyonda olup olmayacağınıza bakın. İmanınızın gevşeyip gevşemeyeceğine bakın. Orada bulunduktan sonraki mümin kimliğiniz ile önceki arasında ne fark olacağına bakın ve öyle karar verin.
Orası bir mescit değildir, eski hâlini irdelemeniz gerekmez. Siz namaz kılarken öyle şeyler bulunmadığına göre namaz kılabilirsiniz, kılmalısınız da. Daha iyi bir yer bulursanız orada namaz kılarsınız.
Üniversite veya başka bir yer değişmez; Müslüman için her yer ve her zaman dinine göre yaşayacağı yer ve zamandır. Belirttiğiniz ortamda kız erkek karma olma durumu sizin için bir risk oluşturmaktadır. Evet, zaruret olarak bir arada bulunulabilir ama bu zarureti gevşetmeniz durumunda şeytanın sizi günaha sevk edebileceğini unutmayın. Size şunu söylemem gerekir: Melekler sizi bir an bile bırakmadan izliyorlar. Her şeyi yazıyorlar. Yarın Allah'ın huzurunda mahcup olacağınız işleri yapmamalısınız. İbadetlerinizi ihmal edebileceğiniz, ahlakınızdan taviz verebileceğiniz her iş ve ortam sizin için sakıncalıdır. Böyle bilin.
Selamünaleyküm. Mesele sadece helal yemek yeme meselesi değildir. Kadın erkek karma bir ortam da sakıncalıdır. Bir başka sakınca da haram işlenen bir yerde sessiz bir mü'min tipinde bulunmak da doğru değlidir. Sizden iki kişi bulun onlarla samimeytinizi ilerletin.
Aleykümselam. Namaz, dinimizin direğidir. Dinimizin direği ise bizim özümüzdür. Damat adayınız kılmıyor sizin kızınız kılıyor ise sizin kılan birini bulana kadar sabretmeniz gerekir. Eğer kızınız, harama düşecek bir tehlike içinde bulunuyorsa yani artık sabredecek yanı kalmamış ise o takdirde evlendirebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
arkadaşlık konusundaki diğer fetvalar
Gayet açık bir şekilde anlaşıldı ki, cep telefonu hafızasındaki hiçbir şeyin güvenliği yoktur. Paylaşılsın veya paylaşılmasın telefon hafızasına giren şey risktir. Kaldı ki siz onu “güvendiğiniz” biri ile paylaşıyorsunuz. Mü'min basiretli insan olmalıdır. Tehlike gelmeden onu kavrayabilmek gerekir.
İnsanların günah işlediklerine dair apaçık bir delil olmadan, onların günah işledikleri zannına kapılmak caiz olmaz. Sizin burada bir suçunuz görünmüyor. Dolayısıyla kendinizi suçlu hissetmeyin. Fakat bir yanlış anlaşılmayı sezdikten sonra onu düzeltmek için ölçülü bir müdahalede bulunmanız yerinde olurdu. Fakat olan olmuş, siz de daha fazla üzülmeyin. Arkadaşınıza güzel bir şekilde moral vermeye çalışın. Hüsnüzannı hayatınızda esas tutun. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bu düşünceniz gerçeği yansıtmayabilir. Öyle zannediyor olmanız da muhtemeldir. Muhakkak bir psikologla kendinizi konuşun, onun tavsiyelerine uyun. Psikolog size “sen fazlalıksın” şeklinde bir açıklama yaparsa o zaman onun çaresini ararsınız.
Müslüman bir erkek ya da hanım bulunduğu her yerde dinine göre yaşaması gerektiğini bilir. Arkadaşlık ya da dostluk ortamları da buna dâhildir. Beraberinde samimiyet ve rahatlık getiren yatılı olma durumunda ise buna daha çok dikkat edilmelidir. Çünkü insan, resmiyet kalktıkça gevşeyen ve ayarları kaçan bir varlıktır. Bu sebeple yatılı ortamlarda Müslümanca yaşamak için belli başlı hatırlatmalar yapmamızda fayda olacaktır: Herkes misafir olduğu bir yerde bulunduğu bilinci ile hareket etmelidir. Her an o mekândan ayrılacakmış gibi hazır, hep orada kalacakmış gibi olgun olmalıdır. Bu ikisi arasında dengede kalmalıdır. İkinci bir insanın olduğu her yerde kul hakkı söz konusu olacağı için ibadetten önce ahlak prensibi gözetilmelidir. Namaz kılarken ya da Kur’an tilavet ederken bile başkasının hukuku düşünülmelidir. İnsana saygı göstermek, kimseyi rahatsız etmemek kendi menfaatimizden önce gelmelidir. Mahremiyet konusu yatılı ortamların en hassas noktalarındandır. İnsanların özeline vakıf olmamaya gayret etmek, kazara gizli anlara tanık olunduğunda bunu saklamak hatta unutmak, Müslümanlığın gereğidir. Beden teşhiri ve avretin açılması gibi mevzularda gereken ihtimam gösterilmelidir. Ne kadar yakın ve samimi olunsa da şeytanın buradan beslendiği unutulmamalıdır. Abartılı sevgi ya da sınırsız nefret aşırılıktır. Kimse ile ebedi dost ya da düşman olunmamalıdır. Bir gün işin terse döneceği ihtimali hep akılda tutulmalıdır. Arkadaşlar arasında elbette farklı seviyelerde muhabbet oluşur. Herkes aynı olamaz şüphesiz. Fakat beraber yaşanan mekânlarda çevremizdeki her bir kardeşimizle iyi geçinmeye çalışılmalıdır. En azından kötü olmamaya gayret edilmelidir. Zira imanımız, geçinir ve geçinilir olmayı karakter haline getirmeyi öğretir. Bulunulan ortamda kurum yetkilisi isimler varsa onlara karşı tutumlarımız da yine mümin şahsiyetimizi gösterir. Üst pozisyondaki kişilere gerekli saygıyı göstermek ve kurallara uymak da yine kimliğimizle ilgilidir. Bir yerde yatılı olarak kaldığımız müddetçe arkadaşlarımıza örnek bir kişilik olarak kendimizi gösterme mecburiyetimiz de vardır. Çünkü İslam’ın mensubu olarak önce bizde İslam görülmelidir. Zamanla benimsenmiş halimizle o ortamda yapılan hatalara karşı söz söyleme ve yanlışı düzeltme gücümüzün de oluşacağını bilmek gerekir. Sonuç olarak kardeşlerimizi güzel bir dille uyarma ve onlara doğruyu öğretme vazifemiz olduğu da ortaya çıkacaktır. Tabi ki bunu bir öğretmen sıfatıyla değil, aynı seviyedeki kardeş pozisyonu ile yapmak gerekecektir. Bir süre sonra ayrıldığımız yatılı ortamlarda, adımızın kalacağı, kendimizden güzel hatıralarla bahsedileceği kaliteli bir mümin olarak anılmak hedefimiz olmalıdır. Rabbimizden tüm kardeşlerimiz için, mahşer günü sadece takvalı insanların dostluğunun işe yarayacağı şuuruyla arkadaşlık kurabilmeyi niyaz ederiz. Allah’a emanet olun.
Müslüman izzet sahibidir/olmalıdır. Müslüman olmayan ise Müslüman’ın izzetini yok sayan insandır. Bilhassa kadınların izzeti çok önemlidir. Bu önemi takdir edemeyeceği düşünülerek Müslüman olmayan kadının Müslüman kadına karşı "tam bir Müslüman kadın" gibi olmayacağı söylenmiştir. Bu ince çizgiyi anladıktan sonra yazışma boyutunda bir sakınca yoktur.
Bu bir hasettir. Haset ise haramdır. Bilerek ve planlayarak yapmadığın için biiznillah sorumlu olmazsın. Aklına geleni pratiğe dökmedikçe bir sorun yoktur. Bu sorunu gidermek için de, daha yoğun iş yap, daha çok çalış, çok Kur'an oku, zikir yap.