Fetva Meclisi
Soru
Hocam bazı konularda (ibadet olsun, ilim edinme olsun, güncel hayatta olsun) benden daha iyi olunmasını veya daha başarılı olunmasına tahammül edemiyorum. Hatta bazı zamanlar karşımdakinin başarısının kötü olmasını veya elde ettiği şeyi kaybetmesine kadar giden düşünceler aklıma geliyor. Hemen ardından Allah’ım arkadaşıma daha fazlasını ver diye dua ediyorum ama bu tür düşünceler çoğu sefer aklımı karıştırıyor. Bana nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
İyi işleri çoğalttıkça onlar senin gündeminden gidecek. Yeni iyi işler az olunca böyle sıkıntılar gider. Mesela her gün on sayfa Kur'an okusan, bir günlük kaza namazı kılsan bunlar azalmaya başlar.
Aşırı hassasiyetim oluyor, sürekli takıntı vesvese dediğiniz durumda dini OKB olabilir. Bu konuda bir uzman desteği almanızı tavsiye ederim. Bu durum ister dinden olsun ister olmasın herkesin yaşayabileceği bir şeydir. İnsanın aklına pek çok farklı düşünce gelebilir ancak her düşüncenin bir olmadığını da göz önünde bulundurmalıyız. Dikkate almamız gereken düşünceler ve hiç önemsememeniz gereken düşünceler arasında ayrım yapmalısınız. Bir düşünceye sahip olmak o düşüncenin gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu durumda "ben düşüncelerim değilim" şeklinde bir ilke edinebilirsiniz. Size gelen vesveselerden herhangi biriyle aşırı meşgul olursanız onu zihninizde çok büyütmüş, onu güçlendirmiş olursunuz. Düşünceye odaklanarak onu güçlendirmeyi istemeyiz ve bununla birlikte onu bastırarak, oluşmasını engellemeye çalışarak davranışların değişmesine izin vermeyiz. "Bu düşünce şeytanın vesvesesidir ve bu yüzden reddediyorum. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir ve ben elimden geleni yaptım, bu şekilde devam ediyorum" gibi bir düstur edinip bu değer doğrultusunda hareket etmeye çalışabilirsiniz. Düşünceler geldiğinde bir iki dakikalık nefes egzersizleri yapıp bedeninize yönelebilirsiniz, farkındalığınızı bedeninize ve şimdiki ana verebilirsiniz. Ayrıca vesvesenin zihin düzeyinde olduğunu, kalpte imanın muhafaza edildiğini, kalbinizde taşıdığınız inanca eşdeğer olmadığını bilerek ikisini ayrıştırabilirsiniz. Rabbim hayırlı ve kalıcı şifalar versin.
Bu durum pek çok insanda olur, hayat böyle iniş çıkışlarla doludur. Buna takılıp kalmaz ve ilerlemeye devam ederseniz geçer biiznillah. Takılıp kalırsanız şeytan bu noktadan sizi çökertebilir ve bir daha da geri dönemeyebilirsiniz. Bu mantıkla bakın meseleye. Bir şey yokmuş gibi devam edin siz. İbadet yapın. Bir kelime de olsa ilim öğrenin ama kendi kendinizle “şöyle olmalı idi, böylesi olmadı...” türünden iç tartışmalara girmeyin. Zamanla rahatladığınızı ve eskisinden daha heyecanlı günlere erdiğinizi göreceksiniz biiznillah.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Güzel, bu korkuyu hayra çevir. İbadetlerini artır, hakka riayet et. Kur'an oku. Böylece bilinçsiz bir korkuyu bilinçli bir eğitime çevirmiş olursun. Bu da hayatına huzur, ahiretine kazanç demek olur. Allah yardımcın olsun.
Bunun adı hasettir. Bu hasedi aktif hale getirirseniz yani haset ettiğiniz kişilerin aleyhine olacak söz, davranış ve kararlar içinde olursanız hasediniz sizi yer. İçinizden geçmiş olmasını ise abartmayın. Dua edin, geçsin. Bu haliyle basit bir sorun olarak kalır bu. Allah'a emanet olun.
arkadaşlık konusundaki diğer fetvalar
Kendini kandırma! Bir arada olduktan sonra bakmaktan kaçınamazsın. Zorunlu ortamlar dışında bir arada durma ve boş bulunma; oku, yaz, çiz ama boş durma. Kur'an ezberlerini tekrar et. Zikir yap. E mi, güzel yeğenim benim!
Müslüman izzet sahibidir/olmalıdır. Müslüman olmayan ise Müslüman’ın izzetini yok sayan insandır. Bilhassa kadınların izzeti çok önemlidir. Bu önemi takdir edemeyeceği düşünülerek Müslüman olmayan kadının Müslüman kadına karşı "tam bir Müslüman kadın" gibi olmayacağı söylenmiştir. Bu ince çizgiyi anladıktan sonra yazışma boyutunda bir sakınca yoktur.
Müslüman bir erkek ya da hanım bulunduğu her yerde dinine göre yaşaması gerektiğini bilir. Arkadaşlık ya da dostluk ortamları da buna dâhildir. Beraberinde samimiyet ve rahatlık getiren yatılı olma durumunda ise buna daha çok dikkat edilmelidir. Çünkü insan, resmiyet kalktıkça gevşeyen ve ayarları kaçan bir varlıktır. Bu sebeple yatılı ortamlarda Müslümanca yaşamak için belli başlı hatırlatmalar yapmamızda fayda olacaktır: Herkes misafir olduğu bir yerde bulunduğu bilinci ile hareket etmelidir. Her an o mekândan ayrılacakmış gibi hazır, hep orada kalacakmış gibi olgun olmalıdır. Bu ikisi arasında dengede kalmalıdır. İkinci bir insanın olduğu her yerde kul hakkı söz konusu olacağı için ibadetten önce ahlak prensibi gözetilmelidir. Namaz kılarken ya da Kur’an tilavet ederken bile başkasının hukuku düşünülmelidir. İnsana saygı göstermek, kimseyi rahatsız etmemek kendi menfaatimizden önce gelmelidir. Mahremiyet konusu yatılı ortamların en hassas noktalarındandır. İnsanların özeline vakıf olmamaya gayret etmek, kazara gizli anlara tanık olunduğunda bunu saklamak hatta unutmak, Müslümanlığın gereğidir. Beden teşhiri ve avretin açılması gibi mevzularda gereken ihtimam gösterilmelidir. Ne kadar yakın ve samimi olunsa da şeytanın buradan beslendiği unutulmamalıdır. Abartılı sevgi ya da sınırsız nefret aşırılıktır. Kimse ile ebedi dost ya da düşman olunmamalıdır. Bir gün işin terse döneceği ihtimali hep akılda tutulmalıdır. Arkadaşlar arasında elbette farklı seviyelerde muhabbet oluşur. Herkes aynı olamaz şüphesiz. Fakat beraber yaşanan mekânlarda çevremizdeki her bir kardeşimizle iyi geçinmeye çalışılmalıdır. En azından kötü olmamaya gayret edilmelidir. Zira imanımız, geçinir ve geçinilir olmayı karakter haline getirmeyi öğretir. Bulunulan ortamda kurum yetkilisi isimler varsa onlara karşı tutumlarımız da yine mümin şahsiyetimizi gösterir. Üst pozisyondaki kişilere gerekli saygıyı göstermek ve kurallara uymak da yine kimliğimizle ilgilidir. Bir yerde yatılı olarak kaldığımız müddetçe arkadaşlarımıza örnek bir kişilik olarak kendimizi gösterme mecburiyetimiz de vardır. Çünkü İslam’ın mensubu olarak önce bizde İslam görülmelidir. Zamanla benimsenmiş halimizle o ortamda yapılan hatalara karşı söz söyleme ve yanlışı düzeltme gücümüzün de oluşacağını bilmek gerekir. Sonuç olarak kardeşlerimizi güzel bir dille uyarma ve onlara doğruyu öğretme vazifemiz olduğu da ortaya çıkacaktır. Tabi ki bunu bir öğretmen sıfatıyla değil, aynı seviyedeki kardeş pozisyonu ile yapmak gerekecektir. Bir süre sonra ayrıldığımız yatılı ortamlarda, adımızın kalacağı, kendimizden güzel hatıralarla bahsedileceği kaliteli bir mümin olarak anılmak hedefimiz olmalıdır. Rabbimizden tüm kardeşlerimiz için, mahşer günü sadece takvalı insanların dostluğunun işe yarayacağı şuuruyla arkadaşlık kurabilmeyi niyaz ederiz. Allah’a emanet olun.
Bu düşünceniz gerçeği yansıtmayabilir. Öyle zannediyor olmanız da muhtemeldir. Muhakkak bir psikologla kendinizi konuşun, onun tavsiyelerine uyun. Psikolog size “sen fazlalıksın” şeklinde bir açıklama yaparsa o zaman onun çaresini ararsınız.
Mevcut üniversite/fakülte yapısında talebenin birinci görevi imanını ve iffetini koruyarak oradan mezun olmaktır. İmanı ve iffeti tertemiz oradan mezun olan bir nevi cihat etmiş olur, o bir mücahittir. Dersliklerinden kantinlerine kadar fakülteler ne yazık ki iffet ve iman avcıları ile dolmuş gibidir. Size özellikle tavsiyem, bir şeyler yapmayı ikinci plana atmanız ve size bir şeyler olmasını engellemenizdir. Rabbim yardımcınız olsun. Sizi ümmetime bağışlasın. İmanınızı ve iffetinizi koruyarak vasıflı gençler olmanızı size kolay kılsın. Bu noktadan sonra sizden yardım isteyene yardım edebilirsiniz. Bir kelime söyleyebilirsiniz. Bir kere namaza davet edebilirsiniz. Bir kereliğine de olsa bir haramı işlememesini sağlayabilirsiniz. Bir sure öğretebilirsiniz. Küçük bir grup oluşturup beraber iş yapmanız mümkün olursa onu da deneyin. Bir camide bir sabah namazından sonra toplanın. Samimi ama küçük kararlar alın. Bir hocadan periyodik dersler alın. Bir kitabı beraberce okuyup tahlil edin. Sabredin ve kazanın. Telif hakkı korunmuş kitapların/eserlerin korunmuşluğuna saygılı olmak gerekiyor. Sahiplerinin serbest bıraktığı veya hakkını takip etmediği eserleri kullanabilirsiniz. Allah sizi muhafaza buyursun.
Müslüman’ın sosyal ilişki düzeyinde mü'min olmayanla arkadaşlığında sakınca yoktur. Sakınca ondan etkilenecek düzeydeki beraberliklerdedir. Özellikle batı toplumunda yaşayan mü'minler açısından buna dikkat edilmesi gerekmektedir. Eziklik hissine neden olacak beraberlikler mü'min için tehlikelidir. Bunun ötesinde imanını ve mü'min kimliğini koruyabilen, haramlara düşmeyen arkadaşlık yapabilir.