Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Değerli hocam, videolarınızı bir yıla yakındır izliyor, takip ediyorum. Korkmadan açık açık hakkı savunduğunuz için Allah sizden ve sizin gibilerden razı olsun. Babası Kıbrıslı annesi Hindistanlı bir Müslümanım. Dünyanın tüm şehirleri gibi burada da insanlık apaçık bir sapıklık içindedir. Buna İslami yaşadığını sananlar da dâhil. Hicret edecek yer bulabilmek için çok yer gezdim. Fakat dünyanın durumu bellidir. Yirmi yaşında Suriye’ye gittim. Cihad diye adlandırılan iç savaşın gerçek yüzünü kanlı Amerikan dolarlarının pis kokusunu kana susamış zalimleri ve birbirlerinin dostu olan Yahudi ve Hıristiyanların(NATO-BM) piş işlerini yapan ve yüce Allah’ın ismini kullanan insanlara ne yazık ki bu gözler şahit oldu. Ardından Mısır üzerinden Arabistan'a gidip zor da olsa orda ikamet etmeyi düşündüm. Fakat Mısır'dayken olan olaylar sebebiyle gemiye binemeden oradan ayrılmak zorunda kaldım. Allah bu yeryüzünü geniş kılmasına rağmen burada bu insanlarla yaşayıp ölmekten çok korkuyorum hocam. Koca bir şehirde yalnızım elhamdülillah Allah'tan başka kimsem yok. Eski eşim İslami dilediğim gibi yaşarım dedi ısrar etti güzellikle boşandım. Ailem küfür içinde yaşamaya direndi benden uzaklaştı. Buradaki farklı milletlerden hocalar bile beni anlamadı. Hocam faizle kurulan kanlı devlet paralarıyla inşa edilen cami diye adlandırılan binalarda namaz kılmayı ret etmekle hata mı yaptım? Yoksa şirke düşmemek için oy kullanmamakla aşırı mı oldum? İnsanların dini öğretimi pazarlamasına karşı çıktığım için bana yoldan çıkmış dediler. Bunları anlatmamın tek nedeni durumumu anlayabilmenizdir. Şeytandan Allah'a sığınırım. Tek çare olarak insan ahlakının, imanının, hayatının, yaşayışının kirletilmemiş olduğu köylerde yaşamayı böylece inşallah bozulmamış gerçek Kur'an ahlaklı bir nesil yetiştirmenin tek çare olduğu sanıyorum. Size sorum; Türkiye'de böyle yaşayabileceğim bir yer var mıdır veya ne yapmalıyım sizce? Allah tüm inananları kabir azabından, cehennem ateşinden muaf tutsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Siz önce kendinizi düşüneceksiniz. Ana temanız kendiniz üzerine kurulu olmalıdır. Artan fırsatlarda da ailenizin fertleri ile ilgilenirsiniz. Kendini güneş yerine koy. Aydınlanmak isteyeni aydınlat, perdesini kapatanı da takma. Bu durumda şeytan seni kendi küpüne zarar veren sirke yerine koyuyor. Onlarla ilgilendiğin kadar otur Kur'an oku. Nasihatini et, ricanı yap ama yoluna devam et. Sen bile bile kendini eritiyorsun ve seni hiç dinlemeyecekleri durumlara neden oluyorsun.
Ağır bir imtihan geçiriyorsunuz. Babanızın kızı olmanız münasebetiyle onda etki gücünüz azdır. Bunun için dışarıdan babanızın saygı duyduğu sözünü dinleyebileceği kimselerle görüştürün. Salih dostlar edinmesini sağlayın. Yani babanızın özel manevi bir terapiye ihtiyacı var. Ama öncesinde bataklığı kurutmanız gerekir. Bunun için de izlediği kanallarla arasına bir engel koyun. Allah yardımcınız olsun.
Hangimiz nerede hangi işi hayır olarak yapabileceksek Rabbimiz bizi orası için seçti demektir. Böyle bir seçilmişlikten kaçamayız. Yalnız şu noktalara dikkat edeceğiz: a- O alanda bir kabiliyetimizin olup olmadığına dikkat edeceğiz. Kabiliyetimizin kararını biz değil dışımızdakiler verecek. b- Mum gibi ışık verip erimeyi kabul edemeyiz. Güneş gibi olacağı; ışık vereceğiz ama erimeyeceğiz. Buradaki erime ise mesela, evimizi ihmal ederek olmayacak bu işler. Sabah namazını kılmaya vakit bırakmayacak bir iş hayır işi değildir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. c- Biz, işi gücü yerinde ve bu işten ötürü ücret almayanların, davasından ekmek yemeyi kendisine ve ailesine haram edenlerin bu işleri yapmasından yanayız. d- Hizmetimiz bütün mü'minlere yönelik olmalıdır. Müminler arasında ırk, görüş, yöre ayrılığını hizmet görmeyiz. e- Şeffaf olarak yaptığımız işleri değerli görürüz. Kâfir devletlerin bile denetimine açık iş yapmalıyız. Başınızda sizi denetleyebilecek kabiliyet ve güçte birinin/kurumun/heyetin bulunmadığı bir işe girmeyin. O işin sonu sizin hüsranınız olabilir. f- İstişareye ve tenkite hazır olmadıkça yaptığımız işe İslami dememiz caiz değildir. İstişare ve tenkit! Tek kafalılık ve dik kafalılık bizde yoktur. g- Girdiğimiz işte ebedi kalmak gibi bir niyetimiz ve tavrımız olmamalıdır. Bugün girip bir asır çalışma heyecanı ile iş yapacağız ama gerektiğinde yarın bırakabileceğiz ki nefsi ile nefsi olmayan işimiz ayrıt edilebilsin. h- Hangi iş ise yapacağımız iş, o iş hakkındaki dini hükümlerin ayrıntılarını öğrenmeden o işe giremezsiniz. Bu temel ilkeleri becerebiliyorsanız girin, devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ size afiyet ve huzur ihsan etsin. Âmin. Babanla ilgili konuda gereksiz yere endişe ediyorsun. Babanın böyle bir hakkı yoktur. Yaptığının doğru olması veya olmaması başka bir konu ama sana müdahale hakkı yoktur. Onunla tartışma, gerekli gereksiz cevap verme hatta sessiz kal. Bildiğini de yap. Halana gelince: Senin onunla sadece akrabalıktan dolayı sorumluluğun olabilir. Kaynanan olarak sana karışamaz, karışsa da değeri olmaz. Bu anlattığına göre sana tavsiyem şudur: Eşinle iyi ve başarılı bir aile ortamını canlandırmaya çalış. Halanı yok say. Sanki o yokmuş gibi davran. Her şeyi duyduğun ve gördüğün için bunalıyorsun. Sokaktaki trafik gürültüsüne kafanı takarsan delirebilirsin. Bu da bir trafik gürültüsü sayılır. Öyle say. Sılayırahim bir görev olarak vardır ama sağlığımızı harap eden, aile huzurumuzu bitiren veya dinimize zarar veren bir sılayırahim olmayabilir. Bunda hiçbir sakınca yoktur. Halan, kendisiyle ilgilenildiği için bu politikayı sürdürüyor. Yok sayılabileceğini anlasa susar ya da yok sayabilenle ilgilenmez bile... Allah yardımcın olsun. Sen eşinle ve çocuklarınla ilgilen. Önceliğini eşine ver.
Selamünaleyküm. Ailenizde itimat ettiğiniz büyüklerinizden biri ile bu yola çıkın. Size yardımcı olmasını söyleyin. O kişinin istişaresi ile yol alın, rahat edersiniz. Eğer evlenmeyi kendiniz için farz düzeyinde görüyorsanız, babanızın bunu engelleme hakkı yoktur ama siz yine de alttan alın ve her iki nimeti de kaçırmayın.
Kardeşim, 'İslam nedir?' sorusuna imandır, namazdır, hactır.. gibi cevaplar veririz. Şuna dikkat edin: 'İslam aynı zamanda, bin kere yıkılsan da Allah'ın seni bin birinci kere kaldıracağına inanmaktır.' dememiz gerekiyor. 'İslam, Allah'tan umut kesmemektir.' Bu büyük gerçeği unutursak, papazlara günah bağışlatan Hıristiyanlık düzeyine düşmüş oluruz. Zannederim bu zamanda şeytanın en çok kullandığı silahlarından biri Allah'ın kapısından umutsuz olarak geri dönüşebileceğini vehmettirmektir. Siz de bu hatayı işliyorsunuz. Bu bir iman hatasıdır. Anadolu deyimiyle erkekçe düşünüp karar vermelisiniz. Siz Allah'a dönmeyi istiyor musunuz? Eğer samimi bir şekilde 'evet' ise cevabınız birinci ve öncelikli şart, Allah Teâlâ'nın sizin geçmişinizi karıştırmayacağına, affedeceğine inanmanızdır. Şeytan sizi geçmişinizle meşgul ederek geleceğinizi tahrip ediyor. Bundan vazgeçin. Sizden daha beterleri Allah'ın kapısına gitti ve kabul edildiler. Tekrar düşünün, samimiyetinizi test edip yola çıkın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Miras yoluyla taksim edileceği zaman, annenizin %12,5, kızların her birinin %7,292, erkeklerin her birinin %14,583 almaları gerekir. Babanızın sağlığındaki vasiyeti o zaman uygulanmadı ise şu anda yapılacak bir şey yoktur.
Selamünaleyküm. Kendinize daha onurlu bir iş bulmalısınız. Ne olursa olsun müzik, sizin işiniz olmasın. Ne kadar dikkat etseniz de günahtan tam anlamıyla arınamazsınız. İyi bir iş bulup orayı terk etmeye kararlı olun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Siz, işçi iseniz orada, günah olan bir işe hizmet ettiğiniz için siz de vebal altındasınız. İkaz edin ve bir süre verin. Süre bitiminde de o işi terk edin. Hatır belasına günaha girmeye gerek yoktur.
Selamünaleyküm. Dediniz tarlayı size verdi ise bu, tarlanın sizin mülkünüz olduğunu gösterir. Satmak veya başka bir şekilde değerlendirmek hakkınızdır. Kardeşlerinizin de onda bir hakkı olmaz. Dedeniz tarlayı, size vermedi de sadece kâğıt üzerinde sizin adınızı yazdırdı ise o zaman, dedenizden izinsiz bir uygulama yapmayın.
Selamünaleyküm. İşini aksatacak bir iş yapması caiz olmaz. Böyle olmayınca yani devletin işini zihin yorgunluğu şeklinde de olsa aksatmayınca sıkıntı yoktur.
Selamünaleyküm. Bu namazın, ilk fıkıh kaynaklarında sabit bir yeri yoktur. Kılınmaması bir eksiklik doğurmaz. Kılınması ise fazilet getirir. Buna göre de üzerinde yoğunlaşmaya gerek yoktur.