Fetva Meclisi
Soru
Hocam Buhari’de geçen develerin süt ve idrarlarından içilmesi ile ilgili hadisin izahını yapabilir misiniz? Bu hususta Buhari’de geçen her hadis sahih değildir, öyle olsa böyle bir hadis nasıl izah edilir diye bir soru soruldu. Açıkçası bu durumu açıklayacak bilgim de olmadığı için size başvuruyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Deve sidiği hadisi sahih hadis kitaplarımızda vardır.
Doktorların reçete yazmada kullandığı bir kitabı alarak sağlıklı yaşayabilecekseniz Buhari size yeter ve artar bile! Buhari bir ilim kitabıdır. Onu okuyup anlamak için de kitaplar okumanız gerekmektedir. Allah niyetinizi makbul etsin.
Selamünaleyküm. Kardeşim, biz Buhari'nin hakkındaki kanaate inanıyor ve onunla huzur buluyoruz. Sizin veya bir başkasının ya da Müslüman olmayan birinin tenkiti onun bileceği iş olur. Siz bir bilgi edinme maksadı ile sormadığınız için cevap verme ihtiyacı hissetmiyoruz. Size sizin kanaatiniz yeterlidir. Bize de bizim kanaatimiz. Allah'a emanet olunuz.
Belli bir medrese veya ilim birikimi olmayan için Buhari ve benzeri kitaplar faydalı olmayabilir. Siz şerhi ile beraber Riyâzu’s Salihîn edinin ve onu güzelce okuyun. Allah Teâlâ yardımcınız olsun, ilminizi ziyade etsin.
Hayır, böyle bir söz o ortamda imandan çıkarıcı nitelikte değildir. Allah Teâlâ imanlarımızı korumayı hepimize kolay kılsın.
Buharî veya bir başka hadis kitabı bu ümmetin süzgecinden geçerek bugünlere gelmiştir. Muallak hadis kavramını nasıl anladığınızı bilmiyorum. Buharî'nin kullandığı muallak hadisler, o konunun başlığı niteliğindeki sözlerdir. Buharî onlara diğer senetli hadisler gibi hadis muamelesi yapmamıştır. Ortada bir sorun yoktur. Sizin uzaktan izlemekten kaynaklanan bir sıkıntınız olsa gerek bu
buhari konusundaki diğer fetvalar
Sorunuzu niyet açısından irdelemiyorum yani siz bunu kasıtlı soruyorsunuz demiyorum. Yalnız size cevap yazmamın amacı yarın, Rabbimin huzurunda bildiğini söylemekten imtina eden bir mümin durumuna düşmemektir, bunu izah etmem gerekiyor. Zira bu ve benzeri soruların kökeni Müslümanlar değildir. Müslümanların, Buharî'nin Sahih'i ile bir sorunları yoktur. Bizden olmayanların bizim kaynaklarımızı ele almalarının sonucu olarak Buharî tartışılabilir olmuştur. Bu sebeple ortada, “Bu sorunun kaynağı nedir?” endişesi bulunmaktadır. Ümmetimiz adına konuşmaktan başka bir yaptığı olmayanlar da bu tür bilgi enkazını karıştırmayı maharet zannetmektedirler. Sizin niyetinizi irdeleme hakkına sahip değilim. Benim kadar siz de dininizi dert ediniyorsunuzdur muhakkak. Aklınıza gelen bir soruyu sordunuz ben de cevap veriyorum. A- Buharî'nin Sahih isimli eseri, bu ümmetin Şii kökenli müminleri dışında bütün otorite ulemasının BİR NUMARA kabul ettiği bir kitaptır. İçinde “bu Resûlullah aleyhisselama ait bir sözdür” dediği hiçbir hadisin öyle olduğunda da şüphe yoktur. B- Sahih'teki bilgiler HADİSLER ve diğerleri şeklinde tasnif edilebilecek şekilde iki bölümden oluşmuştur. Buharî, Hadis olarak itimat etmediği bilgileri TALİK şeklinde kitabına kaydetmiştir. Buharî'nin kitabının asıl adı el Camiu'l Muhtasar el Müsnid es Sahih min Umuri Resûlullahı sallallahu aleyhi ve sellem ve Sünenihi ve Eyyamihi'dir. Bunun Türkçesi şöyledir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin işleri, sünnetleri ve hayatına dair Sahih ve Senedli Muhtasar Ansiklopedi. Bu isimden anlaşılıyor ki Buharî, bir iddia ile ortaya çıkmıştır. O iddiası da şudur: Kitabındaki hadisler, senedi olan ve sahih hadislerdir. Bu kurala uymayan sözleri ise TALİK şeklinde vermiştir. Bu da onları hadis görmediğini bir tür kültürel bilgi gibi kullandığını göstermektedir. Bu şekilde bin üç yüz civarında bilgi vardır Sahih'te. C- Zina eden maymunlar bilgisi Buhari'de 3849 numara ile bulunmaktadır. Bu bilgiyi de sahabi olmayan Amr bin Meymûn'dan nakletmektedir. Bilgiyi, Amr bin Meymûn’un cahiliye dönemine ait bir hatırası olarak nakletmektedir. Hadise bu nakil şekliyle dini hüküm çıkarılacak bir kaynak niteliği kazandırmamıştır. Zira bu bilgi Zinanın Cezası gibi bir bölümde değil, İslam öncesine dair hatıraların anlatıldığı bir bölümdedir. Bu bilgiden önceki başlıklar da yine cahiliye dönemine ait konulardan seçmeleri ihtiva etmektedir. Burada bütün hadis âlimleri Buharî'nin bab yani konuları tasnif maharetine hayran olmuşlardır. Nitekim bu Zina Eden Maymunlar konusu, Buharî dışında başka bir kaynakta da geçmektedir ve orada biraz daha genişçe anlatılmıştır ama Buharî, sadece bir cahiliye hatırasını nakletmeyi kastettiği için ayrıntılı rivayeti almamıştır. Konuyu bir hüküm çıkarma anlayışıyla ele almadığı anlaşılmaktadır. Bu sonuca göre ortada Sahih'i tenkit etmeyi gerektirecek bir durum olmadığı gibi Buharî'nin ilmi ağırlığını bir kere daha izleme imkânı vardır. Ama gaye üzüm yemek değilse diyecek sözümüz yoktur. Biz bu ümmetin geçmişini takdirle ve hürmetle yâd etmek isteyenlerdeniz. Oryantalistlerin bulduklarını zannettikleri ayıplarla mutlu olmaktan Allah'a sığınırız. Rabbim yardımcımız olsun.
Sahih Hadis, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ulaştığına dair itimat sorunu olmayan hadis demektir. Eğer bir hadisin Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ulaşması konusunda sıkıntı varsa o hadise “Zayıf Hadis” denir. Uydurma olduğu biliniyorsa ona da “Mevzu Hadis” denir. Sahih-i Buharî ve Sahih-i Müslim olarak bilinen iki kitap bütünü ile sahih olan hadisleri toplamıştır. Diğer kitaplarda ise sahih olan da olmayan da bulunur. Riyâzu’s Salihin isimli hadis kitabı böyle bir ayrıntıya girmeden okuyup amel edebileceğimiz bir kitaptır. Onun dışındakiler için iyi bir hadis okuma ve anlama ilmine sahibi olmak gerekir.
Darekutnî hicri 385’te vefat etmiş büyük muhaddislerden biridir. Kitabının adı da SÜNEN olarak bilinir. Yaygın kullanımı ile SÜNEN-İ DAREKUTNÎ olarak zikredilir. Kitabı Buharî ve Müslim düzeyinde değildir. Ebu Davud gibi bir Sünen telif etmiştir. Eserinde pek çok zayıf ve mevzu hadis de bulunur. Beş bin civarında hadisin içindeki zayıf ve mevzu hadisler kitabın değerini düşürmez. Zira Darekutnî, aynı zamanda hadis literatürüne herkesten çok vakıf bir muhaddistir. Getirdiği hadisleri kitabının işleyişini oluşturan fıkıh konularına destek nitelikli ve yorum amaçlı da getirmiştir. Evet, bir Buharî veya Müslim değil ama muteber bir hadis kitabıdır.
Bu hadis Buharî’de (3348) ve Müslim’de (222) olan bir hadistir. Dolayısıyla bu sözü Ebu Said el-Hudri’nin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden duyduğunda bir tereddüdümüz yoktur. Yalnız bu tür, ahiret âlemine ait bilgilerin bugünkü rakamların dünyasına yüzde yüz uyarlanabilmesinin bizi doğru bir anlayışa götürmeyebileceğini bilmemiz gerekir. Durumun vahametini anlatmak için söylenmiş olabileceği de muhtemeldir. İlk insandan son insana kadarki insan grafiğini her şeyden önce bilmekten mahrumuz. Bunun gibi pek çok karanlık noktayı toptan ifade eden bir sözü, filan yıla ait bir örnek gibi anlayamayız. Durum gayet ağır bir durumdur. Bunu anlamamız ve imanımızın kıymetini bilip korumamız üzerimize düşen asıl görevdir. Bu oluşmadıktan sonra gerisi bizi sadece karanlığa iter. Allah Teâlâ yardımcımız olsun, imanımızı muhafaza etmeye bizi muvaffak kılsın.