Fetva Meclisi
Soru
Hocam bazen IŞİD üyeleri konuşmalarında “Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu cehenneme gidecek.” hadisinden bahsedip kendilerinin doğru yolda olduğunu söylüyorlar. Bu hadis sahih ise emr-i bi’l ma’ruf nehy-i ani’l münker yaparsak ve insanların hidayete ermesiyle mevcut Müslümanların cennete girme ihtimalini düşürmez mi? Yani bu hadisi nasıl anlamalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Güzel kardeşim, oraya gitmeyi daha çok dert edinmemiz gerekiyor. Korkarım bu araştırmanız size bir faydası olmadan asıl gayretinizi azaltacaksınız. Gayba ait konularda tartışma yürütmemiz yanlıştır. Gelin hep beraber “cennet ehlinden” olmayı araştıralım, onun için yorulalım.
Peygamber aleyhisselam efendimiz, dünya ve ahiretimiz için gerekli bütün bilgileri bize aktararak bu dünyadan gitmiştir. Onun bize aktardığı bilgiler arasında kıyamete kadar olacak olağan dışı bazı olaylar da bulunmaktadır. Bu aktardığı bilgilerin bir kısmı herkesin çıplak gözle bile görebileceği kadar açık konular, bazıları da derin bilgi gerektirecek konulardır. Sözünü ettiğimiz bu derin konuları ele alırken şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir: Peygamber aleyhisselam efendimizden bize ulaşan bilgilerin sahih olanı ve olmayanı vardır. Sahih, ona ait olduğunda şüphe bulunmayan demektir. Bu bilgilerin önce sahih olup olmadığına bakılır. Özellikle sahih olmayan hadislerin sıradan insanlara aktarılıp zihinlerinin karışmasına ve umutsuz kalmalarına neden olmak yanlıştır. Hadisler bize Arapça dili ile taşınmıştır. Hadisleri anlarken iyi bir Arapça bilmeyenin iyi anlaması mümkün değildir. Hadislerde geçen konuları “işte şu olay/işte şu kişi/işte şu mekân” şeklinde muayyen bir noktaya tahsis etmek isabetli olmayabilir. Dünyanın ne kadar daha ömrü varsa bu hadisler o zamanlar için de geçerlidir ve bizim büyük, dehşet diye yorumladığımız nice olay belki de gelecek zamanlar içinde basit kalacaktır. Bu ihtimal unutulmamalıdır. Hadislerde anlatılan ağır olaylar Müslümanların umutsuz kalmalarını ve bir kenara çekilmelerini gerektirmemektedir. Müslüman için kural şudur: Her şeye rağmen Müslümanca hayatı devam ettirmek, kıyamete birkaç dakika bile kalsa elindeki fidanı dikmek. Bu ciddiyet ve önemseme ile bakılmadığında bu hadisler üzerinden Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme söylemediğini veya kastetmediğini söyletmiş oluruz. Allah muhafaza buyursun. Bu da Müslümanları yarın Rablerinin huzurunda mahcup olacakları evhama, vesveselere ve hatalı uygulamalara sevk edebilir. İnsanlara zulmetme, belli yerleri uğursuz görme, zaman ve umut israfına neden olma gibi sonuçlar da muhtemel olur.
Dinimize ve ahiretimize bağlantılı meselelerde böyle fevri kararlar vermek tehlikelidir. Bilhassa gençlerin heyecanla verdikleri kararlar akıbet açısından endişe vermektedir. Âlimlere danışarak ne yapılacağına karar vermek gerekir. Ne sözünü ettiğiniz isim o hadiste geçen ismin olduğunu belgeleyebiliriz ne de yarın o isim olan bir örgütle karşılaşmayacağımızı, bugünü iyi anlamak ve gerekeni yapmak bizim imtihanımızdır. İmtihanımızla oynayamayız. Âlimlerin mesuliyetini yüklendiği bir süreçte olalım.
İki türlü de olabilir; birilerinin kayıp gitmesi, birilerinin de kalması için olabilir. Zira hiçbir belge herkes için ortak belge olmaz. Bu tür konularda nihai doğrulamayı sağlamak mümkün değildir. Bu bir imtihandır, ebedi cehennemden kurtuluş veya ebedi kalış noktasında herkes imtihan olacak, başka çaremiz olmaz. Allah Teâlâ akıbetimizi hayretsin, imanımızı muhafaza buyursun. Bizi, ailemizi ve bütün mü’min kardeşlerimizi kalp kaymasından korusun.
Allah, bizi her zaman için farklı denebilecek alanlarda imtihan ediyor. Belirttiğiniz durum da bu zamanın imtihanı olsa gerek. Size şunu tavsiye ederim: Asla bu konularda tartışmaya girmeyin. Bugüne kadar onları ikna eden yoktur. Bu, tedavisi olmayan bir kanser gibidir. Hatta bulaşıcı bir hastalıktır, kendinizi koruyun. Birilerini ikna etmeye çalışırken kendinizi şeytanın dişlerine kapılmış olarak görebilirsiniz maazallah. Aman dikkat edin. Bir de, onlar neyi inkâr ediyorsa sen de ondan rahatsız oluyorsan, onların yıkmaya çalıştığını yap. Hadis ezberle. Hadis derslerine katıl. Onlar bir yıkıyorsa sen bin yapmış olursun böylece. Gerisi kuru kavga olarak kalabilir. Bir de çok dua et, Allah seni dininde fitneye düşürmeden ruhunu kabzetsin.
Kur'an’ımız hidayet ve saadet kaynağımızdır. Ondan yoksunluğumuz veya uzaklığımız ise şekavet sebebimizdir. Bugünkü dünyamızda Kur'an’dan uzak kalmanın oluşturduğu iman zafiyeti, ümmet olma kabiliyetimizin kaybolması, ardı ardına gelmeye devam eden semavi ve beşerî musibetler, insanlar arasında hatta mü'minler arasında hızla yayılan şüpheler ve şehvetler ve netice olarak başta aile olmak üzere en temel değerlerimizi kaybetmemiz yanlış gidişatın işaretleri olarak anlaşılabilir. Ortada bir iman zafiyeti vardır. İbadetlerdeki tembellik, günahlardaki kabarmalar da bu nedene dayanmaktadır. Şeriatımıza ait ilimlerdeki geri kalmışlık da adeta tuz biber olmaktadır. Gelişen iletişim imkânları, insanlara pompalanan hümanist idrakler gözle görülür bir kibir, bencillik, kendini beğenmişlik salgını getirmiştir. İnsanlar ahirete imanı neredeyse lütfedip benimseyecek tavırlar gösterebilmektedirler. Buna ilave olarak dine davetle yükümlü kimselerin vazifelerini ibadet heyecanı ile değil de maaş takibi ile yapıyor olmaları ise ayrı bir bereketsizlik getirmektedir. Kötü arkadaş çevresi, derin gaflet, tapınılırcasına peşinden koşulan dünya nimetleri, mubahlarda aşırılık, israf, vakti en değersiz nesne gibi tüketme gibi sıkıntılar bir fikir sapmasını, düşünememeyi beraberinde getirmektedir. Bunun sonuçlarından biri olarak bid’atler ibadetlerin düzeyine çıkarılmış, ahireti hatırlatmaya yönelik uyarılar aşırılık olarak yorumlanmıştır. Siyasetten ve ticaretten tamamen uzaklaştırılmış bir Kur'an ile baş başa kalmış olduk. Kadın ve aile, gençlik hedef tahtasına konan ilk değerlerimiz oldu. İçerideki bu çürümeye dışarıdaki saldırılar katılınca birbirlerine destek olup Kur'an’ımızdan uzak kalacağımız ortama zemin hazırlandı. Bütün bunları gözümüzle görebileceğimiz kadar açık ve itirazsız izleyebildiğimize göre, dönüş için neler gerektiği de bilinmiş olmaktadır. Âlimlerimiz yeniden bir Kur'an’a dönüş hamlesi yapmalı ve hepimiz dünyanın faniliğine imanımızı tazeleyerek çalışıp salih ameller yapmak durumundayız. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
buhari konusundaki diğer fetvalar
Hadisler sadece belirttiğiniz kitaplarda bulunmuyor. Başka kitaplarda da sahih hadisler vardır. Kitabı, kapağının rengine göre beğenme gibi bir durum olur bu.
Ramazan gününde bilerek oruç bozmanın iki ay keffaret orucu ile cezalandırılması Buharî ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadise dayanmaktadır. Bilerek oruç bozan iki ay (altmış gün) ara vermeden oruç tutar.
Buharî ve Müslim’in dışındaki dört kitaba SÜNEN adı verilmektedir. Bu kitapların ilmi değeri bakımından özellikle de ilk üçü için neredeyse ittifak edilmiş bir değer söz konusudur. Her birinin farklı bir özelliği öne çıkmaktadır. Bu kitaplarda Buharî ve Müslim’de bulunmayan pek çok hadis sahih olarak bulunmaktadır. Bu kitapları ilk iki sahih kitaptan ayıran bazı zayıf hadislerin de muhtevalarında bulunuyor olmasıdır. Ebu Davud, Tirmizî ve Nesaî müellifleri hadis ilminde zirve isimlerdir. Eserleri de birbirlerine göre farklı özellikleri ile ortaya çıkan eserlerdir. Ebu Davud Süneni: Ebu Davud kitabında fakihlerin kullandığı hadisleri toplamayı hedeflemiştir. Zühde, fezaile ve vaaza ait hadisler bu nedenle süneninde yoğun olarak bulunmamaktadır. Bu tutumu onun fakih kimliğini öne çıkarmaktadır. Fıkhî bir noktayı öne çıkarmak için uzun bir hadisi ihtisar ettiği de olmuştur. Kendisinden önceki hadis imamlarının kitaplarından da istifade ettiği anlaşılmaktadır. Tirmizî Süneni: Tirmizî’nin eseri hem Sünen hem Cami olarak anılır. Sened inceliğinde Müslim’i, fıkıh yönünde de Buharî’yi izlediği anlaşılmaktadır. Hadisin sıhhati ile alakalı derecelerden söz ettiği olur. Raviler hakkında not düşer. Önceki âlimlerin kanaatlerini zikreder. Nesaî Süneni: Ebu Davud’un sünenine benzer bir eserdir. Daha çok ahkâm hadislerini cem etmiştir. Ebu Davud gibi zühd ve vaaz hadislerini genellikle almamıştır. Nesaî, Ebu Davud ve Buharî’nin talebesidir. Tirmizî de Buharî’nin talebesidir. Ebu Davud aynı zamanda Ahmed bin Hanbel’in talebesidir ve ondan çok etkilendiği anlaşılmaktadır. Bu üç kitabın her birinin diğerlerinden farklı özellikleri bulunmaktadır. Bu nedenle otorite âlimler arasında Buharî ve Müslim’den sonra hangi sıralama ile kabul edilecekleri konusunda Ebu Davud, Nesaî, Tirmizî diyen olduğu gibi her birini öne çıkaran farklı görüşler de olmuştur. Fıkıh penceresinden bakıldığında Ebu Davud, tertip ve tasnif bakımından Tirmizî, zayıf azlığı ve şartlarının ağırlığı bakımından ise Nesaî öne çıkabilir. Şüphesiz bu değerlendirme hadis âlimleri arasında farklı görüşlerle önümüze gelebilecek bir meseledir. Allah onlardan razı olsun, bizi de istifade edip ihlaslı amele muvaffak olmakla şereflendirsin. Âmin.
Belli bir medrese veya ilim birikimi olmayan için Buhari ve benzeri kitaplar faydalı olmayabilir. Siz şerhi ile beraber Riyâzu’s Salihîn edinin ve onu güzelce okuyun. Allah Teâlâ yardımcınız olsun, ilminizi ziyade etsin.
Darekutnî hicri 385’te vefat etmiş büyük muhaddislerden biridir. Kitabının adı da SÜNEN olarak bilinir. Yaygın kullanımı ile SÜNEN-İ DAREKUTNÎ olarak zikredilir. Kitabı Buharî ve Müslim düzeyinde değildir. Ebu Davud gibi bir Sünen telif etmiştir. Eserinde pek çok zayıf ve mevzu hadis de bulunur. Beş bin civarında hadisin içindeki zayıf ve mevzu hadisler kitabın değerini düşürmez. Zira Darekutnî, aynı zamanda hadis literatürüne herkesten çok vakıf bir muhaddistir. Getirdiği hadisleri kitabının işleyişini oluşturan fıkıh konularına destek nitelikli ve yorum amaçlı da getirmiştir. Evet, bir Buharî veya Müslim değil ama muteber bir hadis kitabıdır.
Sahih Hadis, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ulaştığına dair itimat sorunu olmayan hadis demektir. Eğer bir hadisin Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ulaşması konusunda sıkıntı varsa o hadise “Zayıf Hadis” denir. Uydurma olduğu biliniyorsa ona da “Mevzu Hadis” denir. Sahih-i Buharî ve Sahih-i Müslim olarak bilinen iki kitap bütünü ile sahih olan hadisleri toplamıştır. Diğer kitaplarda ise sahih olan da olmayan da bulunur. Riyâzu’s Salihin isimli hadis kitabı böyle bir ayrıntıya girmeden okuyup amel edebileceğimiz bir kitaptır. Onun dışındakiler için iyi bir hadis okuma ve anlama ilmine sahibi olmak gerekir.