Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir hadis okuduğumda ve duyduğumda kaynağını araştırıyorum. Hadise uymam için Buhârî, Tirmizî, Müslim, Ebû Dâvûd ya da altında Kütüb-i Sitte yazmasını istiyorum. Başka bir isim yazarsa o hadise uymamdaki huşumu etkiliyor. Bu yanlış mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Deve sidiği hadisi sahih hadis kitaplarımızda vardır.
Selamünaleyküm. O edebiyat yapmış. Edebiyatı boş vermenizde hiçbir sakınca yoktur. Buharî ve Müslim'in peşinden gidebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Buharî'de böyle bir hadis nasıl var bilemedim. Bir yanlış anlaşılma olmuş olabilir.
Buharî'nin Sahih isimli kitabı Kur'an gibi değildir elbette ama sıradan bir kitap da değildir. İçinde zayıf hadis bulunmadığına inanılmaktadır. Zayıf hadis bulunduğu iddiası ileri sürülebilecek bir iki tartışmalı hadis bulunabilir ki bu da 'Buharî'de zayıf hadis vardır' sözünü doğrulayacak nitelikte değildir.
Aleykümselam. Hiçbir mü'mine faydası olmayan bu tartışmalardan uzak kalmak gerekir. Ne siz ikna edebilirsiniz ne de o sizi ikna edebilir. Sadece mü'minlerin enerjisini boşa harcama lüksünü şeytana tattırmış olursunuz. Bu fikirlerin sahiplerini kendi icatları ile başbaşa bırakmalısınız.
Selamünaleyküm. Müslüman için inanılacak bir bilgi olarak böyle bir şey yoktur. İmha edilmesi evladır.
buhari konusundaki diğer fetvalar
Ramazan gününde bilerek oruç bozmanın iki ay keffaret orucu ile cezalandırılması Buharî ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadise dayanmaktadır. Bilerek oruç bozan iki ay (altmış gün) ara vermeden oruç tutar.
Bu hadis Buharî’de (3348) ve Müslim’de (222) olan bir hadistir. Dolayısıyla bu sözü Ebu Said el-Hudri’nin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden duyduğunda bir tereddüdümüz yoktur. Yalnız bu tür, ahiret âlemine ait bilgilerin bugünkü rakamların dünyasına yüzde yüz uyarlanabilmesinin bizi doğru bir anlayışa götürmeyebileceğini bilmemiz gerekir. Durumun vahametini anlatmak için söylenmiş olabileceği de muhtemeldir. İlk insandan son insana kadarki insan grafiğini her şeyden önce bilmekten mahrumuz. Bunun gibi pek çok karanlık noktayı toptan ifade eden bir sözü, filan yıla ait bir örnek gibi anlayamayız. Durum gayet ağır bir durumdur. Bunu anlamamız ve imanımızın kıymetini bilip korumamız üzerimize düşen asıl görevdir. Bu oluşmadıktan sonra gerisi bizi sadece karanlığa iter. Allah Teâlâ yardımcımız olsun, imanımızı muhafaza etmeye bizi muvaffak kılsın.
Buharî ve Müslim’in dışındaki dört kitaba SÜNEN adı verilmektedir. Bu kitapların ilmi değeri bakımından özellikle de ilk üçü için neredeyse ittifak edilmiş bir değer söz konusudur. Her birinin farklı bir özelliği öne çıkmaktadır. Bu kitaplarda Buharî ve Müslim’de bulunmayan pek çok hadis sahih olarak bulunmaktadır. Bu kitapları ilk iki sahih kitaptan ayıran bazı zayıf hadislerin de muhtevalarında bulunuyor olmasıdır. Ebu Davud, Tirmizî ve Nesaî müellifleri hadis ilminde zirve isimlerdir. Eserleri de birbirlerine göre farklı özellikleri ile ortaya çıkan eserlerdir. Ebu Davud Süneni: Ebu Davud kitabında fakihlerin kullandığı hadisleri toplamayı hedeflemiştir. Zühde, fezaile ve vaaza ait hadisler bu nedenle süneninde yoğun olarak bulunmamaktadır. Bu tutumu onun fakih kimliğini öne çıkarmaktadır. Fıkhî bir noktayı öne çıkarmak için uzun bir hadisi ihtisar ettiği de olmuştur. Kendisinden önceki hadis imamlarının kitaplarından da istifade ettiği anlaşılmaktadır. Tirmizî Süneni: Tirmizî’nin eseri hem Sünen hem Cami olarak anılır. Sened inceliğinde Müslim’i, fıkıh yönünde de Buharî’yi izlediği anlaşılmaktadır. Hadisin sıhhati ile alakalı derecelerden söz ettiği olur. Raviler hakkında not düşer. Önceki âlimlerin kanaatlerini zikreder. Nesaî Süneni: Ebu Davud’un sünenine benzer bir eserdir. Daha çok ahkâm hadislerini cem etmiştir. Ebu Davud gibi zühd ve vaaz hadislerini genellikle almamıştır. Nesaî, Ebu Davud ve Buharî’nin talebesidir. Tirmizî de Buharî’nin talebesidir. Ebu Davud aynı zamanda Ahmed bin Hanbel’in talebesidir ve ondan çok etkilendiği anlaşılmaktadır. Bu üç kitabın her birinin diğerlerinden farklı özellikleri bulunmaktadır. Bu nedenle otorite âlimler arasında Buharî ve Müslim’den sonra hangi sıralama ile kabul edilecekleri konusunda Ebu Davud, Nesaî, Tirmizî diyen olduğu gibi her birini öne çıkaran farklı görüşler de olmuştur. Fıkıh penceresinden bakıldığında Ebu Davud, tertip ve tasnif bakımından Tirmizî, zayıf azlığı ve şartlarının ağırlığı bakımından ise Nesaî öne çıkabilir. Şüphesiz bu değerlendirme hadis âlimleri arasında farklı görüşlerle önümüze gelebilecek bir meseledir. Allah onlardan razı olsun, bizi de istifade edip ihlaslı amele muvaffak olmakla şereflendirsin. Âmin.
Evet, böyle bir bilgi hadis bilgisi olarak vardır. Buharî’de 2925; Müslim’de 2921 no.da örnek olarak görülebilir. Bu bilgi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mucizelerinden biridir. O gün taşlar bile Yahudileri ihbar edecektir biiznillah.
Belli bir medrese veya ilim birikimi olmayan için Buhari ve benzeri kitaplar faydalı olmayabilir. Siz şerhi ile beraber Riyâzu’s Salihîn edinin ve onu güzelce okuyun. Allah Teâlâ yardımcınız olsun, ilminizi ziyade etsin.
Darekutnî hicri 385’te vefat etmiş büyük muhaddislerden biridir. Kitabının adı da SÜNEN olarak bilinir. Yaygın kullanımı ile SÜNEN-İ DAREKUTNÎ olarak zikredilir. Kitabı Buharî ve Müslim düzeyinde değildir. Ebu Davud gibi bir Sünen telif etmiştir. Eserinde pek çok zayıf ve mevzu hadis de bulunur. Beş bin civarında hadisin içindeki zayıf ve mevzu hadisler kitabın değerini düşürmez. Zira Darekutnî, aynı zamanda hadis literatürüne herkesten çok vakıf bir muhaddistir. Getirdiği hadisleri kitabının işleyişini oluşturan fıkıh konularına destek nitelikli ve yorum amaçlı da getirmiştir. Evet, bir Buharî veya Müslim değil ama muteber bir hadis kitabıdır.