Fetva Meclisi
Soru
Kıyametten önce Müslümanlarla Yahudilerin savaşacağı doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Metin tenkidi vardır, yapılmıştır. Bu dönemdekileri ise samimi bulmamız mümkün değildir. Batı üniversitelerinde, Hıristiyan veya Yahudi hocalardan HADİS DOKTORASI almışların nesine itibar edeceğiz?
Selamünaleyküm. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden önce mü'min olmak Hıristiyan veya Yahudi olmaktı. Elbette o zamanki mü'minler cennete girecekler. Allah Teâlâ Muhammed aleyhisselamı Peygamber olarak gönderdikten sonra ise öyle bir durum yoktur. Cennete girmenin tek ve alternatifsiz şartı ona iman etmektir.
Allah sizden razı olsun. Ahir zamana yaklaştıkça dinle ve dinin haberleri ile ilgilenme de azalmaktadır. Dua ederiz ki biz imanımızın gereği olan bilgilerin peşinde olalım. Ahir zaman savaşları denebilecek savaşlar hakkında söyle bir özetleme yapabiliriz: Kıyamet vaktinden önce büyük çaplı savaşların olacağı hakkında kati rivayetler vardır. Bazı Ehl-i Kitap bilginleri de kendi inançlarına göre böyle düşünmektedirler ama onların ne düşündüğü bir mü'min olarak bizi bağlayıcı veya destekleyici nitelikte bilgi olamaz. Müslümanlar, böyle bir savaşı beklemek veya oluşumu için çalışmak zorunda değildirler. Müslüman, şeriatının emrettiği gibi hayatını yaşamakla mükelleftir. Savaşlar veya başka şeyler Allah’ın dilediği vakitte gerçekleşir, Müslüman da üzerine düşeni yapabildiği kadar yapar. Kural böyledir. Ahir zamanda çıkacak büyük savaşın kökeninde din olacaktır. Yahudi ve Hristiyanların karşısında Tevhid akidesini temsil eden mü'minler bulunacaktır. Deccal’ın çıkma zamanı da bu olayın vukuu öncesinde olacaktır. İsa aleyhisselam da o zamanda inecektir. Bazı Yahudiler ve Hristiyanlar Filistin bölgesinde bir Yahudi devletini böyle bir savaş için bulunması zorunlu gibi gören inanca sahiptirler ama bizim akidemizde böyle bir devletin zorunluluğu yoktur. Zira mücadelemiz devletlerle değil şirk ve tuğyan iledir. Batının İslam toprakları ve Müslümanlar üzerindeki bitmez tükenmez baskı ve saldırıları da bu kaynaktan beslenmektedir. Müslümanlar bunu idrak etmeli ve yeni nesilleri bu şuur ile yetiştirmelidirler. Küfürle ittifak edilen her nokta Müslüman nesiller adına bir erime olabilmektedir. Dünya büyük bir helak içinde dağılacaktır o zamanda. Biiznillah Mekke ve Medine korunmuş olacaktır. Âlimlerin ve nesilleri yetiştirmekle mükellef olanların olayların akışını incelemeyi bilmeleri gerekir. Mekke ve Medine’nin saygınlığını azaltan her adım bu anlamda büyük bir yıkımdır. Kur'an ve Sünnet’in değersizleştirilmesi yönündeki bütün çabalar bu anlamda bir sonuca sevk etmektedir. İslam ümmetinin ve mü'minlerin birliğinden söz ederken ne kastedilmesi gerektiği bu açıdan ele alınmalıdır. Allah yardımcımız olsun. Dininin mücahitleri olmaya bizi muvaffak kılsın. Âmin.
Peygamber aleyhisselamdan gelen sahih hadislerde, ümmeti içinde ilk çizgiyi değiştirmeden yoluna devam eden bir grubun bulunacağına dair bilgiler vardır. Bu bilgiler Buharî ve Müslim başta olmak üzere pek çok hadis kitabında vardır. Söz konusu hadislerde bu grubun özellikleri arasında: a- Kıyamete kadar devam edecekleri, b- Aykırı davrananlardan etkilenmeyecekleri, yabancılardan zarar görmeyecekleri, c- Bu uğurda savaşacakları, d- Bu grubun Beytülmakdis (Kudüs) etrafında olacağı bilgisi vardır. Bu hadislerin önemli bir bölümü de sahih hadislerdir. Böyle bir grubun varlığı, büyük ihtimalle savaşlarda düşmanlarını kahredenlerden çok dinin kıyamete kadar taşınması için eğitimden cihada kadar her türlü DİNİ YÜKLENME himmeti gösterenlere işaret etmektedir. Bu sebeple de bu grubun kimlerden oluştuğu sorusunun cevabını, dinin bugünlere, bu günlerden kıyamete kadar taşınması için kimlerin adı geçiyorsa onlardır şeklinde verebiliriz biiznillah. Çizgi olarak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının yolunu titizlikle takip eden muallimden doktora kadar herkes bu grubun içinde olabilir. Coğrafya adı verilerek cevaplandırılacaksa bu grubun bulunduğu yer Şam diyarıdır. Kudüs de o Şam diyarına dâhildir. Yalnız, din nerede ise ve nerede onu omuzlayacak bir mü'min aranıyorsa orada bulunanın mekânı bu grubun mekânıdır. Bu anlamda bütün mü'minler her yerde bu şerefe yani kıyamete kadar nesli tükenmeyecek saf mü'minlerden olmaya adaydırlar. Yeter ki yaşadıkları zamanın ve çevrenin fitnelerine karşı erime gibi bir ihtimal olmasın. Bu hadisler, Peygamber aleyhisselamın mucizelerinden biridir. Defalarca İslam dini ve Müslümanları mezara koymak için dünya çapında saldırılardan sonra bugün bütün dünyanın en genç ve dinamik nüfusuna sahip neslin dini İslam ve onun kitabı Kur'an ortada bu mucizeyi yükseltmektedir. Elhamdülillah. Bu grubun vazifesi dini sadece dış düşmanlardan korumakla sınırlı değildir. Dış düşmanlar ve iç sulandırmalar, fitneler ve bid’atlerden de koruyacaklardır dinlerini. Onların varlığı dinin yücelmesi, ebediyete kadar korunması olacaktır biiznillah. Zaman zaman sıkıntılar yaşamaları, eziyetler görüp belki de şehitler vermeleri bu büyük gerçeği değiştirmez. Çükü onlar, dinleri için vardır. Dinleri de onların şehadeti ile yücelmekte ve ebedileşmektedir. Maksat da budur zaten. Bu grubu ayakta tutan ruh, Kur'an ve Sünnet eksenli bir ilimden besleniyor olmalarıdır. Dinin özünü anlama ve yorumlamada çağların icatlarına kulak vermemeleridir. Çevre seçicisi olmaları, fitnelere karşı teyakkuzda olmaları, ümmetin büyüklerini önden bilmeleri de bir başka ayrıcalıkları sayılmaktadır. Bunların sayı ile ilgileri yoktur. Bir kişi olma veya tek kalmak onlar için sıkıntı değildir. Allah ile beraber olduklarına inanmaları onları sürekli heyecanlı tutmakta ve ufuklarını aydınlatmaktadır. Dinlerinin edebiyatını değil pratiğini yaşayan ve bunu nesillere taşıyan bu mübareklerden olmak bilhassa bu fitne çağında Allah’ın büyük bir ihsanıdır. Bu ihsanın peşinde koşanlardan olmayı dileriz.
Aleykümselam. Zamanımızın ahir veya neresi olduğunu bilemeyiz, bilmemiz de gerekmez. Biz, bugün kıyamet kopacakmış gibi heyecanlı olmaya mecburuz. Mü'min olmamız bunu gerektiriyor. Hadisi şerif hakkındaki bilginiz doğrudur. Bu ve benzeri hadisler, imanın dilde bir slogan niteliğinde kalacağını, öze inmenin düşünülmeyeceğini göstermektedir. Allah Teâlâ o hâle düşmekten muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm. Hâşâ, Kuran’da bir çelişki yoktur. Şunu bilmelisiniz: İslam adım adım geldi, Kur'an ayet ayet indi. Medine'deki ilk anlaşmadan beş altı yıl sonra bu ayet indi. Dolayısıyla ayet son durumu, anlaşma da ilk durumu göstermektedir.
buhari konusundaki diğer fetvalar
Bu sözün aslı bir hadistir. Hadis şöyledir: “Kim hacceder ve haccı esnasında cinsel ilişki yapmazsa, fasıklık sayılacak günahları da işlemezse o, annesinden doğduğu gün gibi döner.” Hadis, Buharî ve Müslim’de geçmektedir. Anlamı gayet açıktır: Hac insanın geçmiş günahlarını temizlemekte ve onu annesinden doğduğu gün gibi tertemiz yapmaktadır. Yalnız bu affa kul hakları dâhil değildir.
Aşağıdaki duaları ve tercümelerini istediğiniz zaman okuyabilirsiniz. Sahih hadislerden alınmış bu dualar her zaman için ve büyük idealler için okuyabilirsiniz. Rabbim kabul buyursun. Dualara Ulaşmak İçin Tıklayınız.. Duaların Tercümelerine Ulaşmak İçin Tıklayınız..
Buharî ve Müslim’in dışındaki dört kitaba SÜNEN adı verilmektedir. Bu kitapların ilmi değeri bakımından özellikle de ilk üçü için neredeyse ittifak edilmiş bir değer söz konusudur. Her birinin farklı bir özelliği öne çıkmaktadır. Bu kitaplarda Buharî ve Müslim’de bulunmayan pek çok hadis sahih olarak bulunmaktadır. Bu kitapları ilk iki sahih kitaptan ayıran bazı zayıf hadislerin de muhtevalarında bulunuyor olmasıdır. Ebu Davud, Tirmizî ve Nesaî müellifleri hadis ilminde zirve isimlerdir. Eserleri de birbirlerine göre farklı özellikleri ile ortaya çıkan eserlerdir. Ebu Davud Süneni: Ebu Davud kitabında fakihlerin kullandığı hadisleri toplamayı hedeflemiştir. Zühde, fezaile ve vaaza ait hadisler bu nedenle süneninde yoğun olarak bulunmamaktadır. Bu tutumu onun fakih kimliğini öne çıkarmaktadır. Fıkhî bir noktayı öne çıkarmak için uzun bir hadisi ihtisar ettiği de olmuştur. Kendisinden önceki hadis imamlarının kitaplarından da istifade ettiği anlaşılmaktadır. Tirmizî Süneni: Tirmizî’nin eseri hem Sünen hem Cami olarak anılır. Sened inceliğinde Müslim’i, fıkıh yönünde de Buharî’yi izlediği anlaşılmaktadır. Hadisin sıhhati ile alakalı derecelerden söz ettiği olur. Raviler hakkında not düşer. Önceki âlimlerin kanaatlerini zikreder. Nesaî Süneni: Ebu Davud’un sünenine benzer bir eserdir. Daha çok ahkâm hadislerini cem etmiştir. Ebu Davud gibi zühd ve vaaz hadislerini genellikle almamıştır. Nesaî, Ebu Davud ve Buharî’nin talebesidir. Tirmizî de Buharî’nin talebesidir. Ebu Davud aynı zamanda Ahmed bin Hanbel’in talebesidir ve ondan çok etkilendiği anlaşılmaktadır. Bu üç kitabın her birinin diğerlerinden farklı özellikleri bulunmaktadır. Bu nedenle otorite âlimler arasında Buharî ve Müslim’den sonra hangi sıralama ile kabul edilecekleri konusunda Ebu Davud, Nesaî, Tirmizî diyen olduğu gibi her birini öne çıkaran farklı görüşler de olmuştur. Fıkıh penceresinden bakıldığında Ebu Davud, tertip ve tasnif bakımından Tirmizî, zayıf azlığı ve şartlarının ağırlığı bakımından ise Nesaî öne çıkabilir. Şüphesiz bu değerlendirme hadis âlimleri arasında farklı görüşlerle önümüze gelebilecek bir meseledir. Allah onlardan razı olsun, bizi de istifade edip ihlaslı amele muvaffak olmakla şereflendirsin. Âmin.
Siyaset ve din konusunda hatta günlük hayat konularında internet asla güvenli bir ortam değildir. Dinimizle alakalı bir hususu sadece internete dayandıramayız.
Buharî veya bir başka hadis kitabı bu ümmetin süzgecinden geçerek bugünlere gelmiştir. Muallak hadis kavramını nasıl anladığınızı bilmiyorum. Buharî'nin kullandığı muallak hadisler, o konunun başlığı niteliğindeki sözlerdir. Buharî onlara diğer senetli hadisler gibi hadis muamelesi yapmamıştır. Ortada bir sorun yoktur. Sizin uzaktan izlemekten kaynaklanan bir sıkıntınız olsa gerek bu
Ramazan gününde bilerek oruç bozmanın iki ay keffaret orucu ile cezalandırılması Buharî ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadise dayanmaktadır. Bilerek oruç bozan iki ay (altmış gün) ara vermeden oruç tutar.