Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Büyükbaş, Küçükbaş ve Kanatlı Hayvanların Kesiminde Uyulması Gereken İslâmî İlkeler
Cevap
Benzer fetvalar
Eti yenen kara hayvanlarının etlerinin helal olması için usûlüne uygun olarak kesilmesi gerekir. Usûlüne uygun kesim, Hanefîlere göre besmele çekilerek, hayvanın nefes ve yemek boruları ile iki şah damarının veya bu damarlardan birisinin kesilmesi şeklinde yapılır. Besmelenin kasten terk edilmesi hâlinde kesilen hayvanın eti Hanefîlere göre haram olur. Ama unutarak terk edilirse helaldir. Şâfiîler besmelenin kasten terk edilmesi hâlinde de etin yenilebileceği görüşündedirler. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/410) Sığır, manda, koyun ve keçi cinsinden hayvanlar yatırılıp çenelerinin hemen altından boğazlanmak suretiyle (zebh), deve ise göğsünün hemen üzerinden kesilir (nahr) ve hayvanın kanının iyice akması için bir süre beklenilir. Kesimden önce bıçak ve benzeri kesici aletlerin hayvanın gözünden uzak bir yerde bilenmeleri sünnettir. Hayvanlardan biri, diğerinin gözü önünde kesilmemelidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/41) Kesilecek hayvanları kıbleye döndürerek kesmek sünnettir. Hayvanın canı çıkmadan boynunu kırmak, derisini yüzmek, bir uzvunu koparmak veya tüyünü yolmak gibi hayvanın acısını arttıracak işlerden kaçınılmalıdır. (İbn Nüceym, el-Bahr, 8/194) Kanatlı hayvanların, kesim esnasında canlı olması ve kesim makinesini çalıştıran kişinin besmele çekmesi kaydıyla; düşük voltajlı elektrik şokuna tâbi tutularak serî bir şekilde kesilmesi caizdir.
Otla etin mubahlığı aynı değildir. Toprağın bitirdiği, ekin ve meyve her ne varsa, sahiplik sorunu olmadıkça mubahtır. Zehirli ve zararlı olanlar ise insan sağlığı açısından sakıncalı olduğu için yenmez. Bunun dışında toprağın bitirdiğinde temel kural mubahlıktır. Et cinsi ise iki şeyle sınırlandırılmıştır. Birincisi: Hayvanın eti yenir cinsten olmasıdır. İkincisi ise: Balık türü hariç, eti yenecek hayvanın kesiminin besmeleli ve uygun yolla yapılmış olmasıdır. Sadece suda yaşayabilen hayvanların, bir kesime tabi tutulmadan yenmesi helaldir. Suda ve karada yaşayabilen ve sadece karada yaşayabilen hayvanlardan çekirge gibi akıcı kanı olmayanlar hariç kesime tabi tutulmadan yenmesi caiz değildir. Domuz ve köpeğin hiçbir yolla mubah olması mümkün değildir. Bu ikisi dışındaki hayvanlar kesim yoluyla temiz olurlar. Eti yenenin eti, eti yenmeyenin derisi kullanılabilir. Yırtıcı ve leş yiyen hayvanların eti yenmez. Hayvan kesilmeden önce diri olmalıdır. Ölmek üzere olan bir hayvanın kesilmesi bir fayda sağlamaz. Hayvanı kesenin; Müslüman, Akıllı, Mümeyyiz, Gerçek Yahudi veya Hıristiyan olması gerekir. Kesilen hayvanın boğazı ve damarları kesilmelidir. Kesime başlamadan önce de bıçağı kullananın besmele çekmesi şarttır. Av hayvanlarının helal olması, ava besmeleyle başlanmasıyla mümkündür.
İster kurban niyetiyle olsun ister başka bir amaçla olsun hayvan kesilirken besmele çekilmesi gerekir. Hayvanın kesimi esnasında besmele kasten terk edilirse, o hayvanın eti Hanefîlere göre yenmez. Ancak kasıtsız ve unutularak besmele çekilmezse, bu hayvanın eti yenir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/46-47; İbn Nüceym, el-Bahr, 8/190-191) Şâfiîlere göre besmele çekilmese de kesilen hayvanın eti yenir. (Mâverdî, el-Hâvî, 15/95) Kurban kesilirken “Bismillahi Allahü ekber” denilir ve şu âyetler okunabilir: قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لَا شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ. “De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim/kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emredildi ve ben Müslümanların ilkiyim.” (el-En'âm, 6/162-163) إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ. “Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” (el-En'âm, 6/79)
Hayvanların bu tür kalıntıları veya atıkları insan gıdası, hayvan yemi gibi farklı alanlarda kullanılabilmektedir. Yakılmış hâliyle kemikten hayvan kömürü üretilebilmektedir. Kıldan çok farklı ürünler geliştirilebilmektedir. Gübre yapılmaktadır. Jelatin, sabun, boya, fırça gibi farklı ürünler çıkarılabilmektedir. Bunlarla ilgili fıkhî hükümleri şöyle derleyebiliriz: • Hayvan canlı iken ondan koparılan kanın hareket ettiği noktalar yani o organın canlılığını kanın sağladığı noktalar necistir. Sadece saç (kıl), yün, kanat bu kuralın dışında kalır. Bunlar hayvandan canlı iken de alınsa necis değildir. • Kesilmeden ölmüş hayvanın tabaklanmış derisi hariç tamamı necistir. • Besmele ile kesilmiş bir hayvanın dış atıklarında temiz olmak açısından bir sorun yoktur, her bir parçası işe yaradığı kadarı ile kullanılabilir. Düne kadar insanlık mesela tırnakları yiyecek olarak kullanamıyordu da bugün bir şekilde kullanıyorsa bunda fıkıh olarak sorun olmaz. • Hayvan kemiğinin kömürleştirilmiş şekli de sonuç olarak tam bir dönüşüm gördüğü için yeni şekliyle kullanılabilir durumdadır. • Hayvanlardan artan şeylerden gübre yapılması durumunda insan sağlığı açısından uzun vadede bile bir sakınca oluşmuyorsa o tür bir kullanımın da sakıncası yoktur. • Bu tür atıklardan hayvan yemi yapılması durumunda da tıbben sakınca olup olmadığını bilmemiz gerekir, sakıncası olmayan yemler kullanılabilir. • Hayvan yemlerine gıda katkısı olarak karıştırılan kan necis olduğu için yemi de necis duruma geçirir.
Selamünaleyküm. İnsan eliyle ve besmeleyle kesilmeyen hayvanların 'şer'an kesilmiş olduklarını söylememiz zordur.
Allah bu duyarlılığını artırsın, merhametle fıkhı bir arada düşünenlerden eylesin. Soruna birkaç başlıkla cevap vereceğim. Bu başlıkları birlikte düşünmeni istiyorum. 1. Hayvanları sırf süs eşyası veya ticari meta için öldürmek: Hayvanın eti, derisi, kemiği, dişi gibi parçalarından yararlanmak üzere ve yasal sınırlar içinde avlanması caizdir. Bu, fıtratın gereğidir ve İslam buna izin vermiştir. Kurban da bunun en açık örneğidir. Etinden, derisinden, kemiğinden, boynuzundan yahut dişinden faydalanmak üzere bir hayvanın kesilmesinde esasen bir beis yoktur. Bu konuda şu şartlara dikkat edilmelidir: İsraf veya sırf öldürme zevki için olmamalı, Yasal sınır ve düzenlemelere aykırı olmamalı, Hayvan nesli tükenme tehlikesi altında olmamalı. Buna göre bir gergedanı sadece boynuzu için, bir fili sadece dişi için öldürmek hem merhametsizlik hem de israftır. Bu da “malayani” kapsamında mekruh hatta tahrimen mekruh olur. Avlamak mubah olsa da niyet ve amaç haramsa, hüküm değişebilir. 2. Nesli tükenmekte olan hayvanların avlanması: Şeriatın temel ilkelerinden biri "zararı önlemek" ve "yeryüzünde bozgunculuk yapmamak"tır (Bakara sûresi 205. âyet). Bir hayvanın türü tehdit altındaysa, bu hayvanları avlamak, hele de zaruri olmayan tesbih, süs eşyası gibi lüks tüketim içinse haramdır. Bu, Allah’ın emanet ettiği yeryüzüne ihanet etmek demektir. Kur’an’da Firavun’un azgınlıklarından biri şöyle anlatılır: "Yeryüzünde bozgunculuk yapıyordu." (Kasas sûresi, 4. âyet) Bu bozgunculuğun bir boyutu da doğayı, canlıları ve türleri ifsat etmek olabilir. 3. Mevcut ürünlerin alım-satımı caiz midir? Fıkhen hayvanın derisi tabaklanmışsa, kemiği veya dişi temizse bu maddelerden yararlanmak caizdir. Ancak bu ürünlerin elde ediliş yolu haram ya da şüpheliyse (kaçak avcılık, nesli tehdit altına alma, israf vb.), Müslüman bunun ticaretinden ve teşvikinden uzak durmalıdır. Bu, doğrudan “maslahat temelli” fıkhın gereğidir. Hele ki bu ürünler zaruri değilse, uzak durmak evla değil, vebali azaltıcı bir davranış olur. 4. Tavsiye olarak ne yapılmalı? Bu tür ürünlerin alım-satımıyla uğraşan biriyseniz, helal yollardan elde edilip edilmediğini kesin bilmediğiniz sürece, böyle ürünlerden uzak durmanız en doğrusudur. Sırf gösteriş, süs, lüks için bir hayvanı öldürmek, İslam'ın ruhuyla bağdaşmaz. Müslüman, sadece kendisi için değil yaratılmış her canlının hayrını düşünmekle yükümlüdür. Emaneti israf etmek, tüketmek, neslini kurutmak bizim hakkımız değildir. Son söz olarak, bir hayvanı, sırf onun dişi süslü tesbihte güzel duracak diye öldürmek ne akla ne ahlâka ne de fıkha sığar.
HELAL ÜRÜN VE HİZMET konusundaki diğer fetvalar
Dinimizde sarhoşluk veren içkilerin çoğu haram olduğu gibi azı da haramdır.Müslüman'ın alkollü içki ve uyuşturucudan uzak durması gerekir. Kur'an-ı Kerim'de, “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz. Şeytan şarap (içki) ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide, 5/90-91) buyurulmaktadır. Hadislerde de sarhoşluk veren bütün maddelerin içilmesi/alınması yasaklanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber, “Sarhoşluk veren her içki haramdır” (Buhâri, Vudû, 71; Edeb, 80; Müslim, Eşribe, 7); “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” (Ebû Dâvud, Eşribe, 5: Tirmizî, Eşribe, 3) buyurmuştur. Ülkemizde alkolsüz içeceklerle ilgili düzenlemeler, 2007/26 tarih ve sayılı “Türk Gıda Kodeksi-Alkolsüz İçecekler Tebliği” ile yapılmaktadır. Bu Tebliğde alkolsüz içecekler; "meyveli içecek, aromalı içecek, meyveli şurup, aromalı şurup, meyveli içecek tozu, aromalı içecek tozu, meyveli doğal mineralli içecek, aromalı doğal mineralli içecek, yapay soda, kola, tonik ve aromalı suyu kapsar” şeklinde sıralanmakta ve Tebliğin 5. maddesinin (b) bendinde “Bu Tebliğ kapsamında yer alan içeceklerde üretimin doğasından kaynaklanabilecek etil alkol miktarı en çok 3,0 g/L olmalıdır” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, bu tür ürünlerin kalite özelliklerinin fermantasyon yoluyla değişikliğe uğramasını kontrol etmek amacıyla düzenlenmiştir. Bu tür alkolsüz içeceklerin üretiminde çeşitli meyve/meyve sularının yanı sıra aromatik bileşikler de kullanılabilmektedir. Meyvelerin bünyesinde doğal olarak % 0,1-0,3 oranında alkol bulunabildiği gibi, aromatik bileşenlerin kullanılması durumunda ürün içinde etil alkol, keton, ester vb. bileşikler de oluşabilmektedir. Hatta ekmek de dahil birçok fermente üründe üretim sonucunda az miktarda alkol ortaya çıkabilmektedir. Ancak bu ürünlerin tüketilmesi, o gıdanın alkol olarak tüketimi anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla, bileşiminde % 0,3 gr./litre ve daha az oranda alkol bulunan gıda maddelerinin tüketimi, alkol alımı amaçlı değildir. Diğer taraftan bu tür içeceklerde bulunan alkol miktarı ile bir insanı sarhoş edebilecek alkol oranı ve karaciğerin alkolü parçalayarak dışarı atma oranı dikkate alındığında, % 0,3 veya daha az oranda alkol içeren yiyecek ve içeceklerin tüketilebilecekleri en üst düzeylerde bile, içerdikleri alkolden dolayı, kişilerin reflekslerinde olumsuz bir gelişmeye neden olmayacakları konunun uzmanları tarafından belirtilmektedir. Bu itibarla, söz konusu gazlı içeceklerin alkollü içecekler sayılamayacağına karar verildi.
Bitkisel ve mikrobiyal mayaların peynir üretiminde kullanılmasında ve bu yolla üretilmiş peynirlerin tüketilmesinde dinî açıdan bir sakınca bulunmamaktadır. Ayrıca etinin yenilmesi helal olan hayvanlardan elde edilen mayaların kullanılması caizdir. Ancak domuzun midesinden elde edilen peynir mayalarının kullanılması caiz değildir. Buna göre, domuzdan elde edilen mayanın kullanıldığına dair bir bilgi olmadığı sürece hayvansal mayalardan üretilen peynirlerin tüketilmesinde dinen bir sakınca yoktur.
Malt; buğday, arpa gibi tahılların çimlendirilip kurutulmuş şeklidir. Bunun öğütülmesiyle elde edilen malt unu, bazı gıdalarda ve ekmekçilikte katkı maddesi olarak kullanılır. Ayrıca sıcak su içinde bekletilip şekerlenmesi sağlanan bu undan malt içeceği elde edilir. Bu haliyle sarhoş edici özelliği olmadığından maltın kullanılmasında ve bundan üretilen içeceğin tüketilmesinde bir sakınca yoktur. Ancak fermantasyona uğraması durumunda bu içecek, biraya dönüşeceğinden içilmesi helal olmaz. Dolayısıyla normal kullanım süresi geçmiş, köpürme olmuş ya da tadında belirgin bir ekşime gerçekleşmiş olan malt içeceğinin tüketilmesi caiz değildir.
Genetik yapısı laboratuvar ortamında değiştirilmiş organizmaları ifade eden GDO teknolojisi, bitkiler ve hayvanlar üzerinde uygulanmaktadır. Bu uygulama ile organizmanın gen dizilimi değiştirilmekte ve kendi doğasında bulunmayan bazı özellikler aktarılmaktadır. Bu teknoloji, tarım başta olmak üzere hayvancılık, gıda, kimya, biyoloji, sağlık gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. Söz konusu yöntemle elde edilen ürünlerin çeşitli faydalarının olduğu ifade edilmekle birlikte başta insan sağlığı olmak üzere, çevre ve sosyo-ekonomik yapı üzerinde birtakım riskler taşıdığı da dile getirilmektedir. Yüce Allah (c.c.) “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan maddelerin helâl ve tayyib (temiz) olanlarından yiyin” (Bakara, 2/168) buyurmak suretiyle tüketilecek gıdaların helal olması yanı sıra “tayyib” (temiz, güzel, doğal, özü bozulmamış, iyi ve yararlı olan şeyler) olmasını da istemiştir. Buna göre içeriğinde domuz geni bulunan GDO’lu ürünlerin hem üretimi hem de tüketimi haramdır. Bunun dışındaki GDO’lu ürünlerin üretimi ve tüketimi hakkında konuya gıda güvenliği ekseninde yaklaşılması daha isabetli gözükmektedir. Bu çerçevede, insan sağlığına, diğer canlılara ve ekolojik dengeye verdiği muhtemel zararlar göz önüne alındığında bu ürünlerin şüpheli olduğunu ve konuya ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini söylemek mümkündür. Tüketim açısından ise, zararları henüz ispatlanmadığından GDO’lu ürünleri tüketmenin haram olduğunu söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte tüketicilerin bu ürünlere ihtiyatla yaklaşmaları ve genetiğine müdahale edilmemiş doğal ürünleri tercih etmeleri tavsiye edilir.
İslam’da alkollü içkilerin tüketilmesi haram kılınmış (Mâide, 3/90), sarhoşluk veren her şeyin miktarına bakılmaksızın haram olduğu ifade edilmiştir (Müslim, Eşribe, 74; Ebu Davud, Eşribe, 5). Alkolsüz bira, üretim aşamasında normal bira ile aynı işlemlere tabi tutulmakta; son aşamada içeriğindeki alkol değişik yöntemlerle uzaklaştırılmakta ve belli seviyeye indirilmektedir. Ancak bu noktada az da olsa içeriğinde alkol bulunduğu ifade edilmektedir. Diğer yandan dinimizce yasaklanan şeylerin yapılması haram olduğu gibi bunların yapılmasına zemin hazırlamak, yardımcı olmak, özendirmek vb. şekilde katkı sunmak da caiz değildir. Buna göre, dinen necis sayılması, haram olan şeyleri özendirmesi, içki üretimine ve tüketimine destek olması nedeniyle “alkolsüz” olarak isimlendirilse dahi bira tüketimi caiz değildir.
Bir katkı maddesine “E” kodlu numara verilmesi, onun Avrupa Birliği ülkeleri tarafından gıda katkısı olarak kullanımına izin verildiğini gösterir. Numaranın başında yer alan “E” harfi, Avrupa Birliği demek olan “European Union” kelimesini simgelemektedir. Gıda katkı maddeleri etikete açık adlarıyla veya “E” kodlarıyla ya da her ikisiyle birlikte yazılmaktadır. Bununla birlikte çok sayıda katkı maddesi bulunduğu için hepsine “E” kodu verilmemektedir. Öte yandan E kodu ve benzeri isimlendirmeler, katkı maddelerinin menşei, etkisi gibi hususlarda açık bir bilgi ortaya koymamaktadır. Dolayısıyla bir gıdanın tüketilmesinin helal veya haram olmasını, doğrudan E kodu ile ilişkilendirmek doğru değildir. Bu itibarla bir gıdanın helalliği, içeriğindeki maddelerin tüketilmesinin caiz olup olmadığına bakılarak tespit edilmelidir.