Fetva Meclisi
Soru
Cenaze kabre konulunca mezar üzerine su dökmek sünnet deniyor, doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Cenazenin yüzü kıbleye gelecek şekilde sağ tarafına yatırılarak defnedilmesi sünnettir. Ancak bilmeyerek kıble dışında bir istikamete doğru defnedilen cenaze olduğu gibi bırakılır. Zira meşru bir mazeret bulunmaksızın kabrin açılması caiz değildir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/238)
Eski kitaplarımızda bu konu işlenirken şöyle bir gerekçe gösterilmiştir: Defin bitince üzerine su dökülür ki rüzgar yeni hareketlendirilmiş toprağı uçurmasın. Bundan da anlaşılıyor ki mezarın üzerine su dökülmesi sevap maksatlı değil toprağın özellikle de kumlu ve dağılmaya müsait bir toprak olması durumunda teknik bir mesele olarak görülmüştür. Günümüzdeki yaygınlık ise bütün bidat ve hurafeler gibi yapmış olmak için yapılagelmiş gibidir.
Kabrin olduğu yerden yol geçmesi, su altında kalması veya bulunduğu yerin başkasına ait olup sahibinin orada cenaze defnine izin vermemesi gibi zorunlu bir durum olmadıkça defnedilen cesedin başka bir mezarlığa nakledilmek üzere çıkarılması dinen caiz değildir. (İbn Âbidîn, Reddül-muhtâr, 2/237-238; Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 227; Mehmed Zihni, Ni‘met-i İslâm, 436) Ölenin vasiyetinin bulunması, mezarın yakınları tarafından ziyaret edilmesinin zor olması, yolunun olmaması gibi hususlar ise kabrin nakli için geçerli mazeret sayılmaz.
Mezardaki ölünün üzerine dizilen tahtaların esasının sünnette varid olan LAHD uygulamasından kaynaklandığını zannediyorum. Bu nedenle de esası var olan bir uygulama olacağı kanaatindeyim. Tahta değil de kerpiç olmuştur belki ilk uygulaması. Mü'min bir insanın mezarı bir insan boyu kadar kazılır. Sağ omzuna meyilli bir şekilde konduğunda yüzü kıbleye gelecek hâlde bırakılır ölü. Sağ omzunun gireceği kadar da bir cep açılır en alttan, o cephe doğru meylettirilir. Üzerine direkt toprağın gelmesi yerine bizdeki örneğinde olduğu gibi tahtalar veya benzeri bir şey dizilebilir. Sonra toprak doldurulur. Mezarın üzerine beton veya benzeri mermer gibi yapılar yapılmaz. Sade bırakılır. Başı belli olması için bir taş konabilir.
Cenazenin ardından kabre kadar gitmek sünnettir. Hz. Peygamber, Müslüman’ın Müslüman üzerindeki haklarını sayarken cenazeyle alakalı görevleri de saymıştır. Cenaze merasimlerinin ölen bir Müslüman’a yapılması gereken son bir vazife olması yanında, yaşayanlara ölümü hatırlatmak, ahireti düşünerek ibret almalarını sağlamak gibi amaçları vardır. Bu nedenle cenaze törenlerinde bağırıp çağırmak, yüksek sesle ağlamak, alkışlamak, slogan atmak, ıslık çalmak, zılgıt çekmek, tezahürat yapmak caiz değildir. İslâm âlimleri, bu tür davranışlar bir yana, cenaze merasimlerinde yüksek sesle tekbir getirmeyi dahi mekruh kabul etmişlerdir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/162) Bu itibarla cenaze merasiminde hazır bulunanların cenazeyi sükûnet ve vakarla takip etmeleri gerekir. Bu, ölen kimseye gösterilecek saygının da bir gereğidir.
İnsanın dirisi saygın olduğu gibi ölüsü de saygındır. Dolayısıyla ölülere saygı duyulması ve saygısızlık anlamı taşıyan davranışlardan kaçınılması gerekir. Bu itibarla, zaruret olmadığı sürece, mezarların üzerinden geçilmesi ve kabirlerin üzerine oturulması dînen uygun bir davranış değildir. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Sizden birinizin ateş üzerine oturup da bu ateşin elbisesini yakması, kabir üzerine oturmasından daha iyidir.” (Müslim, Cenâiz, 96 [971]) buyurmuşlardır. Ancak kabrin kenarına oturulmasında bir sakınca yoktur.
cenaze konusundaki diğer fetvalar
Başsağlığı dileme ve sosyal bir nezaket kadar katılabiliriz. Din görüntü ve içerikli törenlerine katılmamız caiz olmaz.
Bir Müslüman vefat ettiğinde ona bir kere namaz kılınır. Cenaze namazının tekrarı mekruhtur. Cemaat olarak kılınan namazı kılmamış olanların ikinci bir cenaze namazı yapmalarına Hanefi mezhebi dışındaki müçtehitler olumlu bakmışlardır. Buna göre de İstanbul’da namaz kılındı ise köyde yeni bir cemaat yapıldığında İstanbul’da namaza katılmamış olanlar oradaki namazı kılabilirler. Netice olarak ikinci bir namaz kılmak haram değildir. Edebe uygun olmayan bir hareket olarak yapılmasa daha iyi olurdu deriz. Allah Teâlâ mü'min ölülerimize rahmeti ile muamele buyursun. Bize de ibret almayı ve o hâllere girince rahmet görmeyi nasip buyursun.
Aleykümselam. Bunun için gitmeniz gerekmez. Bulunduğunuz yerden ona dua edin, daha iyi edersiniz.
Cenazelerde toplu zikir yoktur. Ölüye sessiz dualar etmek en güzelidir.
Selamünaleyküm. Cenaze bir kere yıkanır. Şehirde yıkanıp köyde kılınmasında sakınca yoktur. Açılıp bakılması da gerekmez.
VATAN HAİNİ kavramının içi İslam Fıkhı’na göre doldurulmuş ise idam Kur'an’ımızın emrettiği bir cezadır. İdam vardır. İdama rağmen de cenaze namazı kılınır. Genel hüküm böyledir.