Fetva Meclisi
Soru
Hocam dinini yaşamaya gayret eden genç biriyim fakat çevrem benim dikkat ettiğim gibi değil. Gıybetin kötü bir şey olduğunu bilip konuşmamaya veya geçiştirmeye çalışsam da karşımdaki öyle yapmıyor. Bazen pek uzamadan o kişi hakkında birkaç laf edip duruyorlar. Ben de uzatırsa araya giriyorum, kısa tutunca araya girmeden susuyorlar fakat söylediklerini duymuş oluyorum. Bu konuda onların gıybetinden mesul oluyor muyum? İbadetlerime özen göstermek isterken kim bilir zamanında kimin dedikodusunu duymuş belki de yapmışımdır düşüncesi de geliyor. Şevkim kırılıyor fakat tek tesellim Allah'a çok güveniyorum. Bana bu konularda bir akıl verebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Güzel kardeşim, Rabbim seni muhafaza buyursun. O mesleği icraya başladıktan kırk yıl sonra da bu heyecan ve takva üzere olmanı sana kolay etsin. Dünya gıybetten ziyafet çekenlerin her yerde bulunduğu bir duruma geldi. Kendimizi koruyabildiğimiz kadar koruyacağız ama çekip gitmeyi düşünmeyeceğiz. Sizin mesleğiniz mahremiyet ve can konularında takva ile yol alınabilecek bir meslektir. Bu konuyu da o listeye ilave et. Sabah namazı kılmayı hiç ihmal etme. Özellikle de cemaatle kılmaya özen göster. Melekler seni kanatları altında tutsunlar. Böylece Allah’ın himayesinde bereketli bir ömür geçirirsin biiznillah.
Selamünaleyküm.Bütün insanlığı ıslah etme heyecanı ile çalışacağız ama sonunda asıl gayenin kendimiz olduğunu unutmayacağız. Gıybet örneğinde meselâ, gıybetin bütün insanlıktan kalkması için gayret ederken biz önce kendimizi ondan uzak tutmanın yollarını arayacağız. Metodumuz bu olmalıdır. Bir de duayı unutmayalım.
Onlardan biri seni eğlence konusu yapıncaya kadar bin kere iki bin kere git ayaklarına. Söyle, rica et ve dön. Sen kulaklara ulaşabilirsin. Kalplere ise sadece Allah ulaşabilir. Ve senin işin kalplerle değildir. Mübarek bir iş yapıyorsun, kıymetini bil. Moralini yüksek tut. Bir veya bin olay işini bitirmiş olmasın. Konu olarak temel esasları esas al. Asla tartışma gerektirecek konulara girme. Sıradan ve herkesin anlayabileceği konuları işle. Acele etme. Hiç acele etme. Asla acele etme ve acele etme.
Siz ahlakınızdan taviz vermeyin. İnsanlarla iyi geçinin. Ama insanları zorlamayın. Farz denecek konularda ve haramlar konusunda bu titizliğinizi koruyun ama diğer ayrıntı konularda abartıya kaçmayın ve insanların sizin gibi olmasını beklemeyin. Yoksa onları kendinizden soğutursunuz. Allah hepinize afiyet versin.
Selamünaleyküm. İlerleyen her yıl, insana bir yaş daha ilave etmektedir. Her yaş da sizin bedeninizin biraz daha yıpranması demektir. İnsan, kendisini yirmi yaşındaki gibi zanneder ve gerekli tedbirleri almazsa sizin karşılaştığınızla karşılaşır. İlerleyen yaşa göre kendinize çeki düzen vermeniz gerekir. Ahiret’e biraz daha yakın bilmelisiniz kendinizi. 1- Yemek düzeninizi yaşınıza göre ayarlayın. 2- Dinlenme (başta uyku olmak üzere) zamanınızı daha iyi kullanın. Uykudan asla taviz vermeyin. Düzenli bir uykunuz olsun. 3- Sizin yaşıtlarınız olanlar oturup kalkmayı yeğleyin. 4- İbadet temponuzu artırın. Cemaatle namaza muhakkak devam edin. Her gün Kur'an okuyun. Belli bir zikir virdiniz olsun. 5- Sılayı rahim yapın. 6-Kendinize bir ders halkası bulun, ona katılın.
Mü'minin iman hayatı bir ağaç gibi büyür. Onu sularsınız ve o milim milim büyür ama sonunda koca bir çınar olur; iman da böyledir. Siz imanınızı büyütmeye bakın. Açık bir eksiğiniz hatanız olmasın. Heyecanınızı azaltmayın. Umudunuzu kırmayın. Aza ve yetersize razı olmayın, önünüz açık olur biiznillah. Sabırla yol almaya devam edin. Göreceksiniz Allah Teâlâ sizi daha güzele sevk edecektir. Allah’a emanet olun.
çevre konusundaki diğer fetvalar
Her insan iyi mümin olmak ve öyle kalmak için mücadele içindedir. Senin yaşın henüz erken, sen ileride biiznillah daha olgun veya daha basiretli olacaksın. Önemli ve öncelikli olan imanını güçlü tutmandır. İmanın güçlü olsun, tavizsiz olsun o seni korur. Çevreni yapabildiğin kadar iyi müminlerden yap. Kötü örneklerden korunabildiğin kadar korun. Namaz kılanlarla ne kadar yakın olursan namaz şuurun da o kadar güçlü olur. Günlük olarak bir sayfa da olsa muhakkak Kur'an oku. Anne babandan muhakkak dua al. Ve kendini hemen yıkılacak bir ağaç gibi görme, şeytana karşı dik dur, azimli ol. Dönem dönem Türkiye'ye gel, imanını takviye edecek kişiler ve yerleri gez. Bir iki yılda bir umreye git, orada takviye al. Duaya devam et. Allah'ın izni ile bunlar seni daha sabırlı ve dayanıklı yapacaktır.
Öylesine bir geçme olması pek mümkün değil. Fakat dinlediğin problemlerin gerçekte nasıl çözüldüğünü bilmeden, aslında onların içindeki çözümleri soğukkanlılıkla bilmeden olaylara sadece bir yandan üzülmemeye çalışıp bir yandan da moral vermeye çalışıyorsan sürekli, işte bu bir süre sonra sende de sıkıntılara sebep olabilir. Çünkü yorulursun. Fakat sorunların neden kaynaklandığını tespit edebiliyorsan ve gerçekten işe yarar çözümler tavsiye edebiliyorsan, öyleyse kendi hayatında karşılaştığın sorunlara karşı da aynılarını uygulayıp sorunların çözümüne ulaşabilirsin. Bu açıdan bakınca da aslında kendini koruyacak bir iş de yapıyor olabilirsin. Kısacası bu senin birikimine, yeteneklerine, duygusal gücüne, tekniklerinin gücüne vs. bağlı değişebilen bir şeydir. Problemlerinin gerçek sebebini bilmeden tahminlere göre hareket alman pek sağlıklı olmaz. Bir yargıya ulaşmadan önce mutlaka gerçek sebebe ulaşmaya çalış ki sağlıklı bir yol alabilesin. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Af dileyin Rabbimizden. Tevbe edin! Allah'ın mağfireti dışında bir çıkışımız yoktur. Kurtuluşumuz O'nun bizi affına bağlıdır. Bundan sonra aynı hatanın yanından dahi geçmemek için şunlara dikkat etmelisiniz; - Zina günahına, haramına insanı sürükleyen ilk aşama gözdür. Gözünüzü kontrol altına almaya çalışın, ufacık gördüğünüz bir hatadan pişmanlığa koşun. Gözünüzü sizi kışkırtan şeylerden uzak tutun. - Gıdanıza, uykunuza özen gösterin. Düzenli ve yoğun bir hayatınız olsun. - Sizi olumsuz yönde etkilendiğini alenen gördüğünüz çevre, sosyal medya ilişkinizden uzaklaşın. - İşlemiş olduğunuz bu büyük günahı kimseye anlatmayın, yazarak dahi olsun tekrar o cümleleri kurmayın. Tevbe edin ve unutun. - İbadetlerinizle teselli bulun. İbadetle teselli bulduğunu düşündüğünüz insanlarla bir araya gelin, konuşun, takip edin. Bir kötülükten insan iyiliği hayatına geçirerek çıkabilir. Yaptığınız güzel amelleri artırın, dua edin, tevbe edin, namaz kılın, Kur'an’ı Kerim okuyun.
Bu durumu bir savaş gibi kabul et. Savaşta zaman zaman ezilir gibi olduğun olabilir. Pes etme. Şeytan bu durumunu kullanarak seni kökten yok etmeye çalışacaktır. Yüz kere yıkılsan bile yüz birinciye kalkacaksın. Hayat böyledir. Haramların sebeplerini gidermeye çalış. Mesela bekâr isen evlen, biri seni etkiliyorsa ondan uzak kal. Öyle veya böyle, asla yıkılma ve pes etme.
"Elhamdülillah üç ay önce tesettüre girdim ve düzenli olarak ibadetlerimi yerine getirmeye çalışıyorum." Bu cümle var ya, yer gök şahit olsun ki senin hayatındaki en değerli dönüş cümlesidir. Öyle bir şeye adım atmışsın ki meleklerin kaydettiği sayfa baştan yazılıyor. Eskilerde kalmış her şey, eğer samimi tevbe ve yönelişle arkada bırakılmışsa, seni artık bağlamaz. Bil ki senin geçmişin Allah’ın rahmetine teslim edildi artık. Evet, yalnızlık olacak. Ama bu yalnızlık “ceza” değil. Bu yalnızlık, arayıştan sonra bulunan hakikatin sessizliğidir. İlk hicret eden Müslümanlar da sevdiklerinden ayrıldılar. Bazen çok yakınları tarafından dışlandılar. Ama o yalnızlığın içinden bir ümmet doğdu. Senin kalbindeki bu “yeni ben” henüz çevrende anlaşılmıyor olabilir. Ama sen yalnız değil, önde giden birisin. Çevrenden farklı olman seni eksiltmez, bilakis nitelikli bir yalnızlık, kalabalık bir yanlışlıktan çok daha kıymetlidir. "Ben bu hâlimle nasıl yuva kuracağım?" diyorsun... Bu çok yerinde ve hassas bir soru. İnan, senin bu hâlini anlayacak, seninle Allah yolunda yürümek isteyen bir eş mutlaka vardır. Belki azlar ama yok değiller. Allah'ın rızasını önceleyen erkekler de senin gibi kadınların varlığını duydukça umutlanıyorlar. Şunu da bil: Senin eskideki hâlini değil, bugünkü “tevbe etmiş, dönmüş, yüreğiyle Allah’a yönelmiş” hâlini isteyen biri olacak. Ve inşallah seni geçmişinle değil, yönelişinle tanıyacak. Bu süreçte yapacağın en güzel şey: Kalbini iffetle korumak. Allah’a yönelmiş biri olarak, yine Allah’a yönelmiş bir eş için dua etmek. Bak Rabbimiz ne buyuruyor: “İffetli olan yoksullara gelince; eğer onlar fakirse, Allah onları lütfundan zenginleştirir.” (Nur Suresi, 33) Bu sadece maddi zenginlik değil. Duygusal, sosyal ve ailevi zenginliği de Allah’tan beklemen gerektiğini söylüyor. Senin “eski iş hayatım ve Allah rızası gözeten yeni benliğim uyuşmuyor” demen, çok kıymetli bir farkındalık. Bu demek değil ki hemen her şey bırakılmalı. Ama demek ki senin kalbin Allah için çalışmak, Allah için yaşamak, helal dairesinde üretmek istiyor. Bu güzel! Bu büyük bir uyanış! Çevren buna “bahane” diyebilir ama sen biliyorsun ki: Bu bir bahane değil, bir çağrıdır. Şunu unutma, rızkını veren insan değil, Allah’tır. Sen niyetini düzgün kurduktan sonra, O seni öyle yollara sevk eder ki hem karnın doyar hem kalbin huzur bulur. Belki şu anda rızık endişen var ama teslimiyetini bozmadan küçük adımlarla bir yön çizersen (mesela manevi bir alanda eğitim almak, helal sektörleri araştırmak, kadınlara yönelik faydalı işler üretmek gibi), Allah seni asla boşa çıkarmaz. Ya Rabbi! Bu kıymetli kulunu yalnız bırakma. Kalbine sevdiğin kullardan bir eş nasip eyle. Dönüşünü kabul ettiğin bu kulunu, eski hayatından değil, yeni teslimiyetinden hesaba çek. Onu kendine yakın, insanlara hayırlı, ailesine huzur vesilesi kıl. Yolunu genişlet, gönlünü ferahlat. İstikametini sabit eyle. Âmin.
Bu hususta çevren çok önemlidir. Geniş bir zaman içinde de olsa çevren seni kendine benzetir. Okuduğun eserler önemlidir. Örnek tuttuğun şahsiyetler önemlidir. İbadetlerindeki titizlik önemlidir. Allah yardımcın olsun.