Fetva Meclisi
Soru
Hocam, benim kızım 6 ay tedavi gördü, ilik nakli yapılacaktı. İlik nakli için para toplanıldı ama ne yazık ki ilik nakli için gereken para toplanıp kampanyayı bitirdiğimizin ayni günü Hakkın rahmetine kavuştu, 15 aylık iken. Benim bir sürü kredi ve normal borçlarım var, aynı zamanda da kira da yaşamaktayım. Toplanılmış paralara tam bir aydır hiç ellemedim. Bu paraların hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Alacaklının belli bir süre müsamaha etmesini Kur'an'ımız emretmektedir. Mü'min olarak da bu emre uymamız uygun olandır. Ancak borcu ile ilgilenmeyen böyle bir müsamahayı hak etmiyor olabilir. Bir de alacaklının da imkânı varsa bu müsamahayı gösterir. Mü'min insanın kalbini incitiyor olsa da hukuk yoluyla hakkın tahsil edilmesi yasak değildir.
Allah yavrunuza sağlık, afiyet ve iman selameti lütfetsin. Sağlıklı olan veya hasta olduğu halde iyileşme ümidi olanlar tutamadıkları günlerin kazalarını tutmaları gerekir. Fidye vermeleri geçerli olmaz.
Allah Teâlâ yardımcımız olsun, acılarımızı hafif kılsın, sabrımızı güçlü kılsın. Bizzat depremin içinde kalmış mü'min kardeşlerimize o anda orada gerekli olan ne ise onu temin ederek zekât bütçemizden yardım yapabiliriz. Bu gerekiyorsa para da olur herhangi bir ayni eşya da olabilir.
1- Bir kere aile bütçesi şeklinde bir uygulama yapmayın. Sizin bir bütçeniz olsun, eşinizin bütçesi ayrı olsun. Bu bir ibadettir, namazı ortak kılamayacağınız gibi zekâtı da ortak veremezsiniz. Bütçeleriniz belli olsun, harcamayı dilediğiniz gibi ortak yapın. 2- Altınlarınız bulunduğuna göre siz borçlardan önce ZEKÂT MÜKELLEFİ idiniz. Borç bitiş tarihi olan son dört ayı başlangıç yapın. On ikinci ayın sonunda malınızın toplamının yani altınların değeri artı elinizdeki nakit paralar artı SGK'dan alacağınızın toplamı artı eczanedeki satılık olarak bekleyen ilaçların maliyet fiyatı üzerinden tutarı ve artı varsa başkalarından alacaklarınızın toplamını MALINIZ OLARAK BELİRLEYİN. 3- O ay içindeki ödemelerinizi yani tahakkuk eden vergi ve sigorta bedellerini, şahıslara olan borçlarınızı, faturası gelmiş elektrik ve benzeri ödemelerinizi bir önceki maliyetten düşün. Kalan miktar sizin zekât için ödemeniz gereken maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak vereceksiniz. 4- Zekâtı nakit olarak da verebilirsiniz. Eczanenizdeki ilaçlardan da verebilirsiniz. Mesela bin lira zekât tutuyorsa o bin lirayı nakit olarak da verebilirsiniz, üzeri fiyattan hesaplayarak bin liralık ilaç da verebilirsiniz. 5- Zekât gününde ödeme yapmanız nakit bulma zorluğu gibi bir nedenle sıkıntı oluşturuyorsa zekât borcunuzu hesaplayın. Mesela bin lirayı hesap edin. Onu zekât borcunuz olarak bir kenara kaydedin. Ara ara ödemelerle ya da ilaçlarla borcu bitirebilirsiniz. Bir ay veya üç ay taksitlendirilmesinde sakınca yoktur. 6- Zekâtı para veya ilaç olarak nasıl verecekseniz zekât alabilecek nitelikteki bir fakire vereceksiniz, bunu unutmayın. 7- Eşiniz de nisap miktarı mala sahip ise onun da böyle bir hesap sistemi olacak. 8- Kurbanı da siz kendiniz keseceksiniz. Eşinizin malı varsa o da ayrı bir kurban kesecek. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Buluğ çağına gelmeden ölmüş bir çocuk bir tür melektir. Onun hakkında böyle şeyler konuşmanız doğru olmaz. Bir de hastalıklarla boğuşmuş bir çocuğu böyle değerlendirmelere tabi tutmayın. Allah hepimizi mağfiret buyursun. Bundan sonra iyi işler yapmaya bakın.
Selamünaleyküm. Sorunuzu anladığım kadarıyla cevap veriyorum. Kira isteyen kardeşiniz kendi payının üstüne bir de annenizin payında olan evin kirasını istedi ise bu onun hakkı değildi, anneniz verirse alır vermezse bir hakkı olmaz. Hayır, o kardeşiniz kendi hissesine düşen paydan dolayı annenizden kira istiyorsa hukuken böyle bir talepte bulunabilir ama nasıl bir evlat ki annesinden para alacak, bunu aklım almadı!