İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Ben eczacıyım, eczanem var. Borçları biteli dört ay oldu. Şu an sermaye benim ve altınlarım var. İlk olarak, ben eczaneye borcum olduğu için altınlara zekât vermedim, şimdi zekât vermem için eczanedeki mallarımın üzerinden bir yıl geçmesi gerekir mi yoksa altınlar hep vardı, bunlara zekâtı hemen mi vermem lazım? İkinci olarak da, eşimle kazancımızı bir tutuyoruz. Ancak eczane benim üzerime ve altınlarım var, benim ayrı mal varlığım oluyor. Bu durumda iki kurban mı kesmek gerekiyor?

Cevap

1- Bir kere aile bütçesi şeklinde bir uygulama yapmayın. Sizin bir bütçeniz olsun, eşinizin bütçesi ayrı olsun. Bu bir ibadettir, namazı ortak kılamayacağınız gibi zekâtı da ortak veremezsiniz. Bütçeleriniz belli olsun, harcamayı dilediğiniz gibi ortak yapın. 2- Altınlarınız bulunduğuna göre siz borçlardan önce ZEKÂT MÜKELLEFİ idiniz. Borç bitiş tarihi olan son dört ayı başlangıç yapın. On ikinci ayın sonunda malınızın toplamının yani altınların değeri artı elinizdeki nakit paralar artı SGK'dan alacağınızın toplamı artı eczanedeki satılık olarak bekleyen ilaçların maliyet fiyatı üzerinden tutarı ve artı varsa başkalarından alacaklarınızın toplamını MALINIZ OLARAK BELİRLEYİN. 3- O ay içindeki ödemelerinizi yani tahakkuk eden vergi ve sigorta bedellerini, şahıslara olan borçlarınızı, faturası gelmiş elektrik ve benzeri ödemelerinizi bir önceki maliyetten düşün. Kalan miktar sizin zekât için ödemeniz gereken maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak vereceksiniz. 4- Zekâtı nakit olarak da verebilirsiniz. Eczanenizdeki ilaçlardan da verebilirsiniz. Mesela bin lira zekât tutuyorsa o bin lirayı nakit olarak da verebilirsiniz, üzeri fiyattan hesaplayarak bin liralık ilaç da verebilirsiniz. 5- Zekât gününde ödeme yapmanız nakit bulma zorluğu gibi bir nedenle sıkıntı oluşturuyorsa zekât borcunuzu hesaplayın. Mesela bin lirayı hesap edin. Onu zekât borcunuz olarak bir kenara kaydedin. Ara ara ödemelerle ya da ilaçlarla borcu bitirebilirsiniz. Bir ay veya üç ay taksitlendirilmesinde sakınca yoktur. 6- Zekâtı para veya ilaç olarak nasıl verecekseniz zekât alabilecek nitelikteki bir fakire vereceksiniz, bunu unutmayın. 7- Eşiniz de nisap miktarı mala sahip ise onun da böyle bir hesap sistemi olacak. 8- Kurbanı da siz kendiniz keseceksiniz. Eşinizin malı varsa o da ayrı bir kurban kesecek. Allah kabul etsin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1- 81 gram altını baraj olarak belleyin. Zekâtın gerekip gerekmediği bu rakamla ortaya çıkacak. 2- Siz ve eşiniz iki ayrı kişiniz. Tıpkı namazda olduğu gibi zekâtta da birinizin ibadeti diğerini ilgilendirmemektedir. Herkes kendi sorumluluğunun gereğini yapacak. Buna göre bir hesap yapın. 3- Evinizdeki eşyalarınız, binek vasıtanız, iş yeriniz varsa o iş yerindeki alet ve takımlarınız zekât konusu dışındadır. 4- Borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturaları, taksitleri biriktirin. Bunları birikiminizden düşün. 5- Elinizde para, çek, veya benzeri değerli kâğıt olarak 81 gram altın muadili bir rakam kalıyorsa ve bu rakam bu baraj üstü olarak bir yıldır elinizde ise siz zekât vereceksiniz. 6- Bu durumda elinizdeki borçlar düştükten sonraki net rakamın yüzde iki buçuğunu zekât verin. 7- Bu sizin için ve eşiniz için iki ayrı kişilik olarak hesaplanacak. Mesela eşiniz vermesi gerekirken siz vermeyebilirsiniz. Ortak bir bütçe olmaz. Allah Teâlâ kabul buyursun.

Hocam, ben zekât hakkında bilgi almak istiyoru. Ben 2 yıllık evliyim ve eşimin t
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın bildiğiniz gibi bir nisabı vardır. Yani nisab belli olduktan sonra her yıl zekât verilir. Bu nisab 81 gram altın veya onun bedeli olabilecek bir maldır. Elinizde o kadar mal veya daha fazlası varsa onu başlangıç kabul edin. Bir yıl sonra (355 gün) elinizdeki mala bakın; nisabtan aşağı düşmüş ise zekât vermeyeceksiniz. Olduğu gibi duruyor veya arttı ise bütününün yüzde iki buçuğunu zekât verirsiniz. Daha sonraki yıllarda da aynı şekilde devam edersiniz. Faiz olan bölüm için zekât verilmez. Çünkü o, yok sayılan bir maldır. Malınızı hesaplarken de, - Elinizdekiler, - Bankadakiler (ilave görmüş halleri ile), - Alacaklarınız, - Ticaret yapıyorsanız satılık mallarınız hesaplanacaktır. Toplamı belli olduktan sonra da sabit borçlarınız ve o ayki ödenecek tahakkuk etmiş faturalarınız elinizdeki maldan düşürülür. Kalan netin yüzde iki buçuğunu verirsiniz. Allah'a emanet olun.

Hocam benim faizden kurtardığım bir miktar param var, nisap miktarı düşüyor. Ben
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ işinize bereket, kalbinize huzur versin. Şöyle yapın: Kendinize bir zekât günü belirleyin. Bugün kameri aylardan birinin günü olsun. Mesela Ramazan ayının dokuzu gibi. Her sene o gün geldiğinde; a- Kasanızdaki, bankadaki, cebinizdeki nakitleri, altınları (altın tek başına olduğunda kendi gramı üzerinden hesaplanır, burada değerini para olarak ilave edebilirsiniz.), elinizdeki çekleri (günü ne olursa olsun) toplayın, b- Dükkanınızda satılmak üzere bekleyen yedek parçaları fatura değeri üzerinden hesaplayın, c- a ve b kalemlerini birleştirin. Bu birleşim sizin zekât hesabı yapılacak olan mal varlığınızdır. d- SATMAK İÇİN BEKLETTİĞİNİZ arsa veya gayrimenkuller varsa onların da piyasa değerini c kalemine ilave edersiniz. İkinci olarak da; a- Önünüze gelmiş ödenecek faturalar, kesilmiş çekler, bir yolla ortaya çıkmış borçlar varsa bunları hesaplayın. b- Bu hesabı bir önceki toplamdan düşün. Geriye kalan değer yani elinizde borçlar düştükten sonraki net kalan 81 gram altın veya onun piyasa değeri kadar ediyorsa sizin bu sene zekât vermeniz gerekir. Daha aşağı düştü ise zekât vermeniz gerekmez. Zekât vermeniz gerekiyorsa eldeki net kalanın yüzde iki buçuğunu vereceksiniz. Onu hemen vermeniz gerekir ama elde nakit sıkıntısı varsa birkaç gün ertelemenizde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun. Anlaşılmayan bir nokta varsa tekrar yazabilirsiniz.

Hocam biz makina yedek parça ticareti yapıyoruz. Vadeli alıp vadeli satıyoruz am
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.

Saygıdeğer hocam müsaadenizle zekat ile ilgili bir sualim olacak. Ben kamu kurum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ işinize bereket, kalbinize huzur versin. Şöyle yapın: Kendinize bir zekât günü belirleyin. Bu gün kameri aylardan birinin günü olsun. Mesela Ramazan ayının dokuzu… gibi. Her sene o gün geldiğinde; a- Kasanızdaki, bankadaki, cebinizdeki nakitleri, altınları (altın tek başına olduğunda kendi gramı üzerinden hesaplanır, burada değerini para olarak ilave edebilirsiniz.) elinizdeki çekleri (günü ne olursa olsun) toplayın, b- Dükkanınızda satılmak üzere bekleyen yedek parçaları fatura değeri üzerinden hesaplayın, c- a ve b kalemlerini birleştirin. Bu birleşim sizin zekât hesabı yapılacak olan mal varlığınızdır. d- SATMAK İÇİN BEKLETTİĞİNİZ arsa veya gayrimenkuller varsa onların da piyasa değerini c kalemine ilave edersiniz. İkinci olarak da; a- Önünüze gelmiş ödenecek faturalar, kesilmiş çekler, bir yolla ortaya çıkmış borçlar varsa bunları hesaplayın. b- Bu hesabı bir önceki toplamdan düşün. Geriye kalan değer yani elinizde borçlar düştükten sonraki net kalan 81 gram altın veya onun piyasa değeri kadar ediyorsa siz bu sene zekât vermeniz gerekir. Daha aşağı düştü ise zekât vermeniz gerekmez. Zekât vermeniz gerekiyorsa eldeki net kalanın yüzde iki buçuğunu vereceksiniz. Onu hemen vermeniz gerekir ama elde nakit sıkıntısı varsa birkaç gün ertelemenizde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun.

Biz makina yedek parça ticareti yapıyoruz. Vadeli alıyoruz örneğin 90 gün. Vadel
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Zekât gününüz geldiğinde elinizdeki malların maliyeti üzerinden değerini ve nakitlerin toplamını bulun. Borçlarınızı, ödeyeceğiniz faturaları, tahakkuk eden SGK gibi masrafları, vergileri toplayın, elinizdekinden düşün. Geriye kalan miktar nisap miktarından fazla ise (81 gram altın kadar) o miktarın yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin. Allah kabul etsin.

Bir kırtasiye işi ile iştigal ediyorum. Kiracıyım, sorum şu işyerimde ki giderle

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Otla etin mubahlığı aynı değildir. Toprağın bitirdiği, ekin ve meyve her ne varsa, sahiplik sorunu olmadıkça mubahtır. Zehirli ve zararlı olanlar ise insan sağlığı açısından sakıncalı olduğu için yenmez. Bunun dışında toprağın bitirdiğinde temel kural mubahlıktır. Et cinsi ise iki şeyle sınırlandırılmıştır. Birincisi: Hayvanın eti yenir cinsten olmasıdır. İkincisi ise: Balık türü hariç, eti yenecek hayvanın kesiminin besmeleli ve uygun yolla yapılmış olmasıdır. Sadece suda yaşayabilen hayvanların, bir kesime tabi tutulmadan yenmesi helaldir. Suda ve karada yaşayabilen ve sadece karada yaşayabilen hayvanlardan çekirge gibi akıcı kanı olmayanlar hariç kesime tabi tutulmadan yenmesi caiz değildir. Domuz ve köpeğin hiçbir yolla mubah olması mümkün değildir. Bu ikisi dışındaki hayvanlar kesim yoluyla temiz olurlar. Eti yenenin eti, eti yenmeyenin derisi kullanılabilir. Yırtıcı ve leş yiyen hayvanların eti yenmez. Hayvan kesilmeden önce diri olmalıdır. Ölmek üzere olan bir hayvanın kesilmesi bir fayda sağlamaz. Hayvanı kesenin; Müslüman, Akıllı, Mümeyyiz, Gerçek Yahudi veya Hıristiyan olması gerekir. Kesilen hayvanın boğazı ve damarları kesilmelidir. Kesime başlamadan önce de bıçağı kullananın besmele çekmesi şarttır. Av hayvanlarının helal olması, ava besmeleyle başlanmasıyla mümkündür.

Et fıkhı nedir? Helal et nasıl olur?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

'Ya hasta olursam!' diyen biri gibi olmayın. Hastalık kaderimiz ama biz yaşamaya devam ediyoruz. Günahlar da böyledir. Günah işlememek ana ilkemiz olsun. İşlememeye de çalışalım. İşlediğimizde hemen tevbe ve istiğfar edelim. Tekrar işlersek, tekrar tevbe edelim. Tekrar tekrar.. Ölünceye kadar bu böyle devam etmelidir. Sonunda şeytan mağlup, biz galip oluncaya kadar. Kul olarak biz, Allah'ın işine ve hükmüne karışır gibi hesaplar, muhasebeler yapmayız. Haddimizi bilir, boynumuzu bükük tutarız.

29 yaşındayım. O kadar çok günahım var ki… Dinimizle alakalı yaptığım tek şey ka
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman bir insanın, Allah’ın dininden bazı bölümleri beğenmesi kabul edilemez. Müslüman, Allah’a teslim olmuş insanın adıdır. Bir yandan teslim olduğunu söyleyip diğer yandan da pazarlık yapmak söz konusu olamaz. Namazlardan bir namazı, bir rekâtını atarak kabul etmek nasıl gülünç ise, İslam’ın içinden namazı atıp, gerisini din olarak benimsemek de gülünçtür. Namaza dokunulamadığı gibi, her biri namaz ayarında olan herhangi bir emrine de dokunulamaz. Zekât, oruç, hac gibi temel emirler ya da o emirler düzeyinde güçlü bilgi ile oluşan yasaklar ve cezalar pazarlık meselesi haline getirilemez. Bu meselede şu hususların önceden bilinmesi ve benimsenmesi şarttır: 1- Dinimiz İslam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin bi'setinden itibaren başlamış bir din değildir. Allah Teâlâ’nın gönderdiği bütün dinler aslında İslam dini idi. Tahrif gördükleri için Allah onları değiştirdi. İslam o dinlerin son şeklidir. Kıyamete kadar da kalacak din İslam dinidir. 2- İslam, zaman ve mekân etkisi dışındadır. İnsan için gelmiş bir dindir; nerede insan yaşıyorsa, hangi zamanda insan varsa, İslam orada o insan için vardır. Şu çağın şartları veya filan bölgenin gerekleri İslam’ın içinde bir değişikliği gerektirmemektedir. 3- İslam, insan eli değmemiş haliyle kaldığı için ‘son din’ olma özelliğini korumaktadır. Hiçbir zaman, hiçbir güç İslam’dan koparma yapamayacağı gibi, ilave de yapamayacaktır. Tarihin farklı dönemlerinde denenmiş; ama asla başarılamamıştır bu denemeler. 4- Önceki dinler olan Yahudilik ve Hıristiyanlık, o zamanın insanlarının zevkine uydurulduğu için kaldırıldı. İnsanlığın din konusunda böyle bir sabıkası vardır. Batı kültürünün etkisiyle yetişen nesiller zaman zaman Hıristiyanlığın başına geleni İslam adına da düşünüyor olabilirler. Sırf bu nedenle büyük yatırımlar da yapabilirler. Bu bir anlamda savaştır. Dini içten eritme ve çürütme savaşıdır. Müslüman bir insanın savaşı sadece ağır silahlarla oynanan bir tiyatro olarak görmesi oldukça üzücüdür. Yaşadığımız çağda kalemle yapılan savaşların gücü, silahla yapılan savaşlardan daha etkili olmaktadır. Bu yüzden de, dininden korkan namazlı Müslümanlar görebilmekteyiz. Kıldığı namazdan sonra, ‘şeriattan Allah’a sığınan’ ucube insanlarla karşılaşabiliyoruz. 5- Şeriatsız din, eli kolu bağlı bir dindir. Camilere, evlerdeki namaz odalarına sıkıştırılmış bir dindir. Hâlbuki Allah, fitne kalksın, yegâne söz sahibi Allah olsun diye din gönderdi. Ve dinini bütün kainata gönderdi. Hıristiyanların tahrif edip, kiliseye daralttığı din, Allah’ın onlara gönderdiği din değildi. İslam’ın da o mantıkla incelenmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Eğer İslam, o mantıkla da yaşanabilir bir din olsaydı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Mekke’den Yesrib’e hicret etmek zorunda kalmaz, Daru’l-Erkam’da güzel bir din yaşardı.

'Şeriat tehlikesi' ile ne kastediliyor anlayamıyorum hocam. Namaz kılan insanlar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mezhep imamlarımız Kur’an ve sünnet üzerine yaptıkları çalışmaların bir sonucu olarak, belli bir birikime sahip oldular. Samimiyetleri ve çıkış tarzları itibarıyla da hem dönemlerindeki Müslümanların hem de sonraki asırlardaki Müslümanların takdirini kazandılar. Ortaya koydukları ilmi birikim yani ictihatları, Allah rızası için yapılmış bir çalışmadan ibarettir. Tespitlerindeki doğrular için iki ecir, yanlışlar için bir ecir alacaklardır biiznillah. Hatalarından ötürü de mazurdurlar, hiçbir Müslüman onları yanıldıkları için kınamamıştır. Hiçbir imam, Müslümanları kendi mezhebine bağlanmaya davet etmemiştir; aslında onların böyle bir derdi de olmamıştır. Onlar Kur’an ve sünnete davet ettiler. İmamların düzeyinde bir bilgiye ulaşamayan diğer Müslümanların tabii olarak bu imamlardan birine uyması gerekirdi, öyle de oldu. Bu bir partileşme gibi görülmemelidir. Eğer bir Müslüman, Kur’an ve sünneti, içinden ahkâm çıkaracak düzeyde biliyorsa yani bir Ebu Hanife kadar biliyorsa, neden Ebu Hanife’ye ittiba etsin ki? Elbette o da bir Ebu Hanife’dir. Kur’an ve sünnet ona yeter. Yeter ki, ‘bilmek’ kelimesiyle oynamayalım. Mezhepsizlik, birilerinin bizimle oynaması, bizim de nefislerimizi tatmin etmemiz içinse ona denecek yoktur. Dinin oyun olmadığını bildikten sonra ne denebilir?

Mezheplerden birine bağlanmadan yaşayan bir Müslüman’a 'sapık' gözüyle bakılabil
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evlenmek istemediğinizi belirtmeniz kaderle inatlaşmak değildir. Böyle bir arzunuz da olmayabilir. Neticede bir zaman sonra uygun bir evliliği yaparsınız belki, o zaman da böyle konuşmazsınız ve olur biter.

25 yaşında, yeni atanmış bir hemşireyim. Benim sorunum, evliliğe çok soğuk bakma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Önce doktorunuza bu hastalığın evlilik açısından sakıncası olup olmadığını sormalısınız. Doktora şunu sorun: 'Bu hastalık, evleneceğim bayana etki eder mi, çocuk ve benzeri evlilikte gereken durumlarımı ne kadar etkiler?' Doktor sizi bir başka branşa yönlendirirse ona da gidin. Neticede onay alırsanız yani size bu hastalığın evlilikle alakası yoktur şeklinde bir rapor verirlerse bunu belirtmeniz gerekmez. Belli bir uyarı yaparlarsa yani bu mesela çocuğu etkiler, şu kabiliyetinizi etkiler şeklinde rapor verirlerse bunu eş adayına söylemeniz gerekir. Söylemekten de çekinmeyin. Sizin kaderinizde olan evliliği kimse engelleyemez. Olmayanı da size kimse yazamaz.

Benim beynimde nohut büyüklüğünde bir doku gelişmemiş ve bu benim sağ elimi baze

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.