İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

'Şeriat tehlikesi' ile ne kastediliyor anlayamıyorum hocam. Namaz kılan insanlardan bile 'Şeriat düşmanı' olabilmektedir. Doğrusu nedir?

Cevap

Müslüman bir insanın, Allah’ın dininden bazı bölümleri beğenmesi kabul edilemez. Müslüman, Allah’a teslim olmuş insanın adıdır. Bir yandan teslim olduğunu söyleyip diğer yandan da pazarlık yapmak söz konusu olamaz. Namazlardan bir namazı, bir rekâtını atarak kabul etmek nasıl gülünç ise, İslam’ın içinden namazı atıp, gerisini din olarak benimsemek de gülünçtür. Namaza dokunulamadığı gibi, her biri namaz ayarında olan herhangi bir emrine de dokunulamaz. Zekât, oruç, hac gibi temel emirler ya da o emirler düzeyinde güçlü bilgi ile oluşan yasaklar ve cezalar pazarlık meselesi haline getirilemez. Bu meselede şu hususların önceden bilinmesi ve benimsenmesi şarttır: 1- Dinimiz İslam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin bi'setinden itibaren başlamış bir din değildir. Allah Teâlâ’nın gönderdiği bütün dinler aslında İslam dini idi. Tahrif gördükleri için Allah onları değiştirdi. İslam o dinlerin son şeklidir. Kıyamete kadar da kalacak din İslam dinidir. 2- İslam, zaman ve mekân etkisi dışındadır. İnsan için gelmiş bir dindir; nerede insan yaşıyorsa, hangi zamanda insan varsa, İslam orada o insan için vardır. Şu çağın şartları veya filan bölgenin gerekleri İslam’ın içinde bir değişikliği gerektirmemektedir. 3- İslam, insan eli değmemiş haliyle kaldığı için ‘son din’ olma özelliğini korumaktadır. Hiçbir zaman, hiçbir güç İslam’dan koparma yapamayacağı gibi, ilave de yapamayacaktır. Tarihin farklı dönemlerinde denenmiş; ama asla başarılamamıştır bu denemeler. 4- Önceki dinler olan Yahudilik ve Hıristiyanlık, o zamanın insanlarının zevkine uydurulduğu için kaldırıldı. İnsanlığın din konusunda böyle bir sabıkası vardır. Batı kültürünün etkisiyle yetişen nesiller zaman zaman Hıristiyanlığın başına geleni İslam adına da düşünüyor olabilirler. Sırf bu nedenle büyük yatırımlar da yapabilirler. Bu bir anlamda savaştır. Dini içten eritme ve çürütme savaşıdır. Müslüman bir insanın savaşı sadece ağır silahlarla oynanan bir tiyatro olarak görmesi oldukça üzücüdür. Yaşadığımız çağda kalemle yapılan savaşların gücü, silahla yapılan savaşlardan daha etkili olmaktadır. Bu yüzden de, dininden korkan namazlı Müslümanlar görebilmekteyiz. Kıldığı namazdan sonra, ‘şeriattan Allah’a sığınan’ ucube insanlarla karşılaşabiliyoruz. 5- Şeriatsız din, eli kolu bağlı bir dindir. Camilere, evlerdeki namaz odalarına sıkıştırılmış bir dindir. Hâlbuki Allah, fitne kalksın, yegâne söz sahibi Allah olsun diye din gönderdi. Ve dinini bütün kainata gönderdi. Hıristiyanların tahrif edip, kiliseye daralttığı din, Allah’ın onlara gönderdiği din değildi. İslam’ın da o mantıkla incelenmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Eğer İslam, o mantıkla da yaşanabilir bir din olsaydı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Mekke’den Yesrib’e hicret etmek zorunda kalmaz, Daru’l-Erkam’da güzel bir din yaşardı.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Herkes Müslüman’dır, herkes dinine hizmet edecektir. Herkes iyiliği yayacak kötülüğü engelleyecektir. Herkes Müslüman ise gerçek budur. Şu var ki herkes aynı kapasite ve fırsatlara sahip değildir. Bu da bir gerçektir. Namazı bile gücümüz kadar eda ediyoruz; ayakta duramayan oturarak kılabiliyor. Yıllarını ilme vermiş biri dini bütün yönleri ile anlatmakla yükümlü olur. Sıradan bir Müslüman ise dinin herkesçe bilinen bir gerçeğini konuşur. Birinci kişi mesela namazın bütün ayrıntılarını anlatır. Sıradan olan ise “namaz kılmalısın” der. Herkes gücü kadar sorumludur. Alkol haramdır, faiz haramdır diyemeyecek biri var mıdır? Korkmaya gerek yok haddimizi bilmeye gerek vardır bu durumda. Allah yardımcımız olsun.

İslam herkesin sorumluluğundadır, herkes dinine hizmet etmelidir türünden teşvik
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuda size verebileceğimiz rahatlatıcı bir cevabımız ne yazık ki yoktur. Öyle bir zamana gelmiş bulunuyoruz ki, herkes kendi yaptığını yapılması gerekenler için yeterli bir örnek olarak görebilmektedir. Gidişatımızın ürkütücülüğünden Allah’a sığınırız. Her bir Müslüman böyle durumlarda kendisini ayakta kalması gereken son örnek olarak görmelidir. Kim ne yaparsa yapsın, “Nuh’un gemisinin son yolcusu benim” mantığı biiznillah Allah katında kurtarıcıdır. • Allah’ın haramlarına karşı, o haramların sıradanlaşmasına karşı içi kaynayan Müslüman olmadıkça Allah’ın rızasını iddia edemeyiz. Yakın geçmişte bir mü'minin elinde piyango bileti görmeyi bile düşünemezken şimdi sıradanlaşması mesela kumar gibi bir harama karşı refleksimizin eridiğini göstermektedir. Bu bir felakettir. Bu felaket gözümüzün önünde alev alev büyürken bizim görsel bazı dini temaları avuntu olarak kabullenmemiz de ikinci bir felakettir. Hasbunallah. • Allah Teâlâ mü'minlerin salih ameller üzerinden yarışıyor olmalarını emretmiştir. Şimdi ise dini ayakta tutmak hocalara ve belli başlı kimselere terk edilmiştir. Cennete herkes talip iken cennete giden yolları oluşturmada kimsenin heyecanı yoksa bu da bir felakettir. • Nesillerin iffeti üzerinde tarihte örneği görülmemiş bir yıpranma herkesin bilgisi ve gözü önünde gerçekleşirken kimimiz siyasi endişelerle, kimimiz de basit tahminlerle konuyu gündem dışına taşımakla büyük bir yanılgı içine düşmüş bulunuyoruz. Bu da başka bir felaket oluşturmaktadır. • İhlasla ve şeriatımızın ölçülerine sadık kalarak ve bu mevcut durumu bizim için Allah’tan gelen büyük bir imtihan olarak görüp çalışma yapmalıyız. Konunun siyasi malzeme yapılması yanlıştır. Yaptığımız diğer iyi işleri buradaki görevimize saymamız da akıllıca bir iş değildir. Tek kalma ile sonuçlansa da dinimiz ve mukaddesatımız için evlerimizden örneklendirerek bütün sosyal hayatımızı kuşatan kaleler oluşturmamız günümüzün cihadı, anımızın vazifesi olarak bilinmelidir. Yapmayanların hataları etrafında vakit harcamamız da yanlış olur. Sabır ve heyecanla bu ümmetin ilk nesillerinin yaptığını yapmaya çalışacağız. Allah’tan da yardımını isteyeceğiz.

Hocam, insanların Müslüman olduklarını söyledikleri halde dinimizin toplumda eri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.

Çevremde İslamiyet’ten uzak, inancı olan fakat Allah'a karşı hiçbir görevini yer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir imamın Şeriat'ı inkâr etmesi başka şey, becerip onu anlatamaması başka şeydir. Birinin imanından şüphe ederiz diğeri ise beceremeyen bir kardeşimizdir diye düşünürüz. Mü'minlerin, birbirlerinin imanı ile uğraşması asla kabul edilebilir bir şey değildir. Evet, ortada nahoş bir tutum vardır ama bu bir imamın imansız olduğunu söylemeye sebep olacak kadar da abartılacak bir şey değildir. Biz başkalarının NE YAPMADIKLARIYLA ilgilenme yerine, BİZİM YAPMAMIZ GEREKENLERLE ilgilenmeliyiz. Onlar yapmıyorsa biz yaparız. Zira Şeriat, reklamı yapılmak için değil yaşanmak içindir. Onu yaşamak da 'Şeriat şudur' demekle olmaz. Elbette iyi imam seçeriz ancak işi insanların imanına taşıyacak abartıyı yapmayız. Fıkıhtaki en temel ilkelerden biri fasıkın bile arkasında namaz kılmaktır. Allah'a emanet olun.

Biz almanyada yasiyoruz. Burda cesitli cemaatlar var. Bazi hocalar milli gorus v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır, asla! Yananla yanmak gerekmiyor. Gündemimizi kendi ekseninde tutmaya çalışana alet olmamız gerekmiyor. Seviyemizi kendi seviyesizliklerine düşürmeye çalışanlara muhatap olmamız gerekmiyor. Biz bir ümmetiz, içimizde her çeşit insan bulunabilir, bulunacaktır da. Dışımızdan da darbe olabilir, içimizden de. İmtihan için bulunduğumuz bu hayatta, nereden geldiğine bakmadan imtihanın gereği olan sebat ve direnci göstermek imanımızın gereğidir. Gündemimiz Kur'an ve Peygamber aleyhisselamdır. Ebedi olarak da böyle kalacaktır. Bu izledikleriniz Allah Teâlâ’nın karşımıza çıkardığı sınama araçlarıdır. Değerlerimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve ne kadar esen yele göre sallanan yaprak olacağımızı görmek ister Allah Teâlâ. Sabredip kazanacağız, sebat edenlerden olmaktan başka çaremiz olmadığını bileceğiz. Allah’a emanet ederim sizi.

Hocam son zamanlarda bazı şahsiyetlerce İslam’a karşı yapılan sözlü saldırılar v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Terör, sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın başında bir beladır. Terörü sadece bombalama olarak görürsek, ona en hafif noktasından bakmış oluruz. Asıl terör, insanın yaşadığı toplumda kendisini güvende hissetmesine engel olan her eylemdir. Müslümanların terörden çektiği sıkıntı yeni değildir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında da terör olayları olmuştur. Daha sonraki Raşid Halifeler dönemi de dâhil, terör hayatımızın paralelinde bizimle beraber yürümüştür maalesef. Terör hakkında şu tespitleri yapmamızda yarar vardır: 1- İnsanın bünyesinde kanser ve benzeri öldürücü hastalıkların bulunması nasıl doğalsa, toplumun içinde -o toplum İslam toplumu bile olsa- teröre uygun kafaların bulunması o derece doğaldır. Allah hayra uygun tipler yarattığı gibi şerre uygun tipler de yaratmaktadır. 2- Allah’ın mülkünde ve O’nun hükmüyle yaşıyoruz. Terörü ve benzeri afetleri üzerimize gönderen Allah Teâlâ’nın hangi hatamızı bize hatırlatmayı dilediğini tahlil etmemiz yararlı olacaktır. Kur’an’ı hayatın en köhne noktasında bir mezar kitabı olarak bekleten, dini yük olarak gören bir toplumun Allah’tan göreceği azabı sadece ahiretteki cehennemden ibaret zannetmek yanılgıdır. Allah Teâlâ’nın dünyada tattırdığı azap çeşitlerinden birinin iç kargaşa olduğunu Kur’an haber vermektedir. 3- Müslüman insandan terörist olur mu? Bu sorunun cevabı, Müslüman kul hakkıyla Rabbine gidebilir mi veya insan canına kıymış bir insan cehennemden nasıl kurtulur da cennete girer şeklinde sorulsaydı, cevap anlaşılmış olurdu. Bir cana kıymak, bütün insanlığa kıymak kadar ağır bir suçtur. Müslüman teröre bulaşamaz. Hatta gece, uykudaki insanları rahatsız edebilecek bir eylemi bile yapsa, Müslüman perspektifinden bu bir terördür. Apartman merdivenlerinden gürültü oluşturacak şekilde inip çıkmak bile terördür Müslüman’ın gözünde. 4- Müslüman’ın toprağını ve mukaddesatını işgal eden güçlere karşı naçar kalıp, müdafaa yapmasını terör olarak adlandıramayız. Toprağın savunması kadar kutsal bir görev olamaz. 5- Terör, insanlığın sorunudur. Şu anda hükümranlığı elinde bulunduran, büyük güçlerin sahibi ülkeler de, terörle uğraşmak zorunda oldukları halde onlar, ellerindeki medya güçleriyle, istedikleri olayı büyütüyor, istediklerini de unutturuyorlar. Müslümanların yaşadığı toplumlardaki bir olayı da senelerce gündem yapabiliyorlar. Bu yüzden terörü Ortadoğu’nun sorunu gibi algılamak kısır ve yönlendirilmiş bir baskının ürünüdür. 6- Müslümanların topraklarında da teröre uygun kafaların bulunabileceğini inkâr edemeyiz. Ama özellikle örgütlenmiş terör örgütlerinin Batılılar tarafından organize edilip, desteklendiğini de bilmekteyiz. Onlar kendileri terörden şikâyet ederken, terörü bizi ezmek ve yönlendirmek için maşa olarak kullanmaktadırlar. 7- Müslüman olarak biz, teröre karşı iki yönden tedbirli olmak durumundayız. Aksi takdirde, terör var diye kendimizi Allah katında aklayamayız: a- Yaşadığımız ülkelerin yasalarının bize tanıdığı bütün hakları kullanarak tedbir alırız. Evimizin, iş yerimizin güvenliği için gerekenleri eksik etmeyiz. Kasamızı sağlam, kapımızı kilitli tutarız. Güç ve güven neye deniyorsa onu elde etmeye çalışırız. b- Terörün asıl kaynağına karşı da uyanık olmayı borç biliriz. Siyasi ve dini cehalet, asıl kaynağı unutturuyorsa biz de o şuuru yakalarız. Küçük bir terör hareketine takılı kalıp, asıl terör kaynağını göremezsek, terörün maksadına ulaşmasına destek vermiş oluruz.

Müslümanların başından terör musibeti eksik olmuyor. Genelde de terörü İslam kök

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mezhep imamlarımız Kur’an ve sünnet üzerine yaptıkları çalışmaların bir sonucu olarak, belli bir birikime sahip oldular. Samimiyetleri ve çıkış tarzları itibarıyla da hem dönemlerindeki Müslümanların hem de sonraki asırlardaki Müslümanların takdirini kazandılar. Ortaya koydukları ilmi birikim yani ictihatları, Allah rızası için yapılmış bir çalışmadan ibarettir. Tespitlerindeki doğrular için iki ecir, yanlışlar için bir ecir alacaklardır biiznillah. Hatalarından ötürü de mazurdurlar, hiçbir Müslüman onları yanıldıkları için kınamamıştır. Hiçbir imam, Müslümanları kendi mezhebine bağlanmaya davet etmemiştir; aslında onların böyle bir derdi de olmamıştır. Onlar Kur’an ve sünnete davet ettiler. İmamların düzeyinde bir bilgiye ulaşamayan diğer Müslümanların tabii olarak bu imamlardan birine uyması gerekirdi, öyle de oldu. Bu bir partileşme gibi görülmemelidir. Eğer bir Müslüman, Kur’an ve sünneti, içinden ahkâm çıkaracak düzeyde biliyorsa yani bir Ebu Hanife kadar biliyorsa, neden Ebu Hanife’ye ittiba etsin ki? Elbette o da bir Ebu Hanife’dir. Kur’an ve sünnet ona yeter. Yeter ki, ‘bilmek’ kelimesiyle oynamayalım. Mezhepsizlik, birilerinin bizimle oynaması, bizim de nefislerimizi tatmin etmemiz içinse ona denecek yoktur. Dinin oyun olmadığını bildikten sonra ne denebilir?

Mezheplerden birine bağlanmadan yaşayan bir Müslüman’a 'sapık' gözüyle bakılabil
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

'Ya hasta olursam!' diyen biri gibi olmayın. Hastalık kaderimiz ama biz yaşamaya devam ediyoruz. Günahlar da böyledir. Günah işlememek ana ilkemiz olsun. İşlememeye de çalışalım. İşlediğimizde hemen tevbe ve istiğfar edelim. Tekrar işlersek, tekrar tevbe edelim. Tekrar tekrar.. Ölünceye kadar bu böyle devam etmelidir. Sonunda şeytan mağlup, biz galip oluncaya kadar. Kul olarak biz, Allah'ın işine ve hükmüne karışır gibi hesaplar, muhasebeler yapmayız. Haddimizi bilir, boynumuzu bükük tutarız.

29 yaşındayım. O kadar çok günahım var ki… Dinimizle alakalı yaptığım tek şey ka
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1- Bir kere aile bütçesi şeklinde bir uygulama yapmayın. Sizin bir bütçeniz olsun, eşinizin bütçesi ayrı olsun. Bu bir ibadettir, namazı ortak kılamayacağınız gibi zekâtı da ortak veremezsiniz. Bütçeleriniz belli olsun, harcamayı dilediğiniz gibi ortak yapın. 2- Altınlarınız bulunduğuna göre siz borçlardan önce ZEKÂT MÜKELLEFİ idiniz. Borç bitiş tarihi olan son dört ayı başlangıç yapın. On ikinci ayın sonunda malınızın toplamının yani altınların değeri artı elinizdeki nakit paralar artı SGK'dan alacağınızın toplamı artı eczanedeki satılık olarak bekleyen ilaçların maliyet fiyatı üzerinden tutarı ve artı varsa başkalarından alacaklarınızın toplamını MALINIZ OLARAK BELİRLEYİN. 3- O ay içindeki ödemelerinizi yani tahakkuk eden vergi ve sigorta bedellerini, şahıslara olan borçlarınızı, faturası gelmiş elektrik ve benzeri ödemelerinizi bir önceki maliyetten düşün. Kalan miktar sizin zekât için ödemeniz gereken maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak vereceksiniz. 4- Zekâtı nakit olarak da verebilirsiniz. Eczanenizdeki ilaçlardan da verebilirsiniz. Mesela bin lira zekât tutuyorsa o bin lirayı nakit olarak da verebilirsiniz, üzeri fiyattan hesaplayarak bin liralık ilaç da verebilirsiniz. 5- Zekât gününde ödeme yapmanız nakit bulma zorluğu gibi bir nedenle sıkıntı oluşturuyorsa zekât borcunuzu hesaplayın. Mesela bin lirayı hesap edin. Onu zekât borcunuz olarak bir kenara kaydedin. Ara ara ödemelerle ya da ilaçlarla borcu bitirebilirsiniz. Bir ay veya üç ay taksitlendirilmesinde sakınca yoktur. 6- Zekâtı para veya ilaç olarak nasıl verecekseniz zekât alabilecek nitelikteki bir fakire vereceksiniz, bunu unutmayın. 7- Eşiniz de nisap miktarı mala sahip ise onun da böyle bir hesap sistemi olacak. 8- Kurbanı da siz kendiniz keseceksiniz. Eşinizin malı varsa o da ayrı bir kurban kesecek. Allah kabul etsin.

Ben eczacıyım, eczanem var. Borçları biteli dört ay oldu. Şu an sermaye benim ve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Otla etin mubahlığı aynı değildir. Toprağın bitirdiği, ekin ve meyve her ne varsa, sahiplik sorunu olmadıkça mubahtır. Zehirli ve zararlı olanlar ise insan sağlığı açısından sakıncalı olduğu için yenmez. Bunun dışında toprağın bitirdiğinde temel kural mubahlıktır. Et cinsi ise iki şeyle sınırlandırılmıştır. Birincisi: Hayvanın eti yenir cinsten olmasıdır. İkincisi ise: Balık türü hariç, eti yenecek hayvanın kesiminin besmeleli ve uygun yolla yapılmış olmasıdır. Sadece suda yaşayabilen hayvanların, bir kesime tabi tutulmadan yenmesi helaldir. Suda ve karada yaşayabilen ve sadece karada yaşayabilen hayvanlardan çekirge gibi akıcı kanı olmayanlar hariç kesime tabi tutulmadan yenmesi caiz değildir. Domuz ve köpeğin hiçbir yolla mubah olması mümkün değildir. Bu ikisi dışındaki hayvanlar kesim yoluyla temiz olurlar. Eti yenenin eti, eti yenmeyenin derisi kullanılabilir. Yırtıcı ve leş yiyen hayvanların eti yenmez. Hayvan kesilmeden önce diri olmalıdır. Ölmek üzere olan bir hayvanın kesilmesi bir fayda sağlamaz. Hayvanı kesenin; Müslüman, Akıllı, Mümeyyiz, Gerçek Yahudi veya Hıristiyan olması gerekir. Kesilen hayvanın boğazı ve damarları kesilmelidir. Kesime başlamadan önce de bıçağı kullananın besmele çekmesi şarttır. Av hayvanlarının helal olması, ava besmeleyle başlanmasıyla mümkündür.

Et fıkhı nedir? Helal et nasıl olur?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Öşür verilirken öşür niyeti ile verilmedikçe öşür olmaz. Onu alan kişiye bırakırsanız sadaka olur.

Geçen yıl tarladan çıkan mahsullerin bir kısmını saklamıştık. Tarla sahibi biri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evlenmek istemediğinizi belirtmeniz kaderle inatlaşmak değildir. Böyle bir arzunuz da olmayabilir. Neticede bir zaman sonra uygun bir evliliği yaparsınız belki, o zaman da böyle konuşmazsınız ve olur biter.

25 yaşında, yeni atanmış bir hemşireyim. Benim sorunum, evliliğe çok soğuk bakma

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.