Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Cünüp olarak uyumak, yemek ve içmekte bir sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Gusül; cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmî kirlilik hâllerinin giderilmesi için ağız ve burun dâhil bütün bedeni yıkamak suretiyle yapılan hususi temizlik demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Eğer cünüp iseniz, iyice temizlenin (yıkanın).” (en-Nisâ, 4/43; el-Mâide, 5/6) buyrulmaktadır. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünnetinde de ihtilam olma veya cinsel ilişki sonucu cünüplük hâlinde veya hayız ve nifas sonrasında gusletmek emredilmiştir. (Buhârî, Gusül, 22, 28 [282, 291]; Müslim, Hayız, 87-88 [348-349]; Ebû Dâvûd, Tahâret, 118, 127 [314, 359]) Gusül abdesti ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak, burna su çekmek ve bütün vücudu hiç kuru yer bırakmayacak şekilde yıkamak suretiyle alınır. Burada sayılan işlemler Hanefîlere göre guslün farzlarıdır. Birinin eksik bırakılması hâlinde gusül geçersiz olur. Guslün bu farzlarından başka bir de sünnetleri vardır. Sünnetleri de yerine getirilerek gusül şöyle alınır: Gusletmek isteyen kimse niyet ederek besmele çeker. Ellerini yıkar, vücudunda bir necaset/maddî kirlilik var ise onu temizler, avret yerlerini yıkar. Sonra sağ eli ile üç defa ağzına su vererek iyice çalkalar, daha sonra üç defa burnuna su çekerek temizler ve namaz abdesti gibi abdestini tamamlar. Sonra da vücudunun her tarafını iyice yıkar. Guslettiği yerde su birikiyorsa, son olarak ayaklarını yıkayıp guslünü tamamlar.
Yıkanmak için su bulamayan veya soğukta gusül abdesti aldığı takdirde hastalanacağı kanaatinde olan ya da gusül abdesti alabileceği uygun bir yer bulamayan cünüp kimse, teyemmüm ederek namazını kılar. Çünkü bu noktada zaruret oluşmuştur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/27; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/20)
Normal bir gusül alınırken sünnet olduğu için abdest de alınacağından o gusül abdest yerine de geçer denmektedir. Kural böyledir. Abdeste ayrıyeten gerek bırakmadan gusül ise duş değil gusül olandır. Bu da cünüplük sonrası alınan gusül demektir.
Bir insanın cünüp olması kınanmasını gerektirecek bir ayıp değildir. Cünüplükten temizlenmemek vebale sokabilecek bir hatadır. Gusletmeyen, üzerinden namaz vakti geçtiği hâlde hâlâ gusletmiyorsa zaten namaz kılmıyor olması sıkıntılı bir hâlde olmasını gerektirecektir. Bu nedenle sorunuzu 'namazsızın pişirdiği' şeklinde de sorabilirsiniz. Netice olarak öyle birinin bilhassa gusletmemek gibi bir hatası yoksa pişirdiğinde veya yıkadığında bir sorun yoktur. Sadece el temizliği açısından bir dikkat gerekebilir.
Gusül alacak biri, bütün vücudunu yıkadıktan sonra ağzına ve burnuna da su verdi ise gusül tamamdır. Ya da gusül budur. Bunun ötesinde gusül için müstahap denen ilaveler vardır. Mesela, gusülden önce avret yerleri kirli ise temizlemek, namaz abdesti gibi abdest almak bunlardandır. Ama bunlar guslün yerini bulmasını etkilemez. Nasıl yapılırsa yapılsın, önemli olan cünüplükten kurtaracak bir gusül almaktır.
Sünnet şekliyle alınan bir gusül aynı zamanda abdest de ihtiva ettiğinden o gusülden sonra aynen abdest de alınmış olacağından namaz da kılınabilir. Bu noktada tereddüt olmaz. Gusleden sadece banyo yapma şeklinde bir gusül yaptı ise yani bütün bedenini yıkadı ve ağzına burnuna su verdi ise bu gusül, gusül olarak tamamdır sadece Sünnet olan gusül şekli açısından eksiktir. Böyle bir gusül eğer cünüplükten sonra alındı ise onunla abdestli imiş gibi namaz kılınabilir. Normal gusül ise abdest ihtiva etmediği için namaz vaktinde bir de abdest alınması gerekir. İhtiyata uygun olan böyledir.
TEMİZLİK (TAHARET) konusundaki diğer fetvalar
Vesvese, çeşitli sebeplerle insanın yaşadığı kararsızlık, şüphe ve kuruntu hâlidir. Bu, çoğu kere abdest ve guslün alınıp alınmadığı, tam olup olmadığı ya da bozulup bozulmadığı şüphesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Gusül veya abdest alan kişinin vesvese sebebi ile gusül ve abdestini tekrarlaması gerekmez. Hatta kişi bu tür vesveselere itibar etmemeli (İbn Mâce, Tahâret, 48 [421]), içine doğan şüphe ve tereddüt hâllerinin asılsız olduğunu kendine telkin etmeli, ihtiyaç duyulması hâlinde psikolojik tedaviye yönelmeli; ayrıca manevî destek olarak Felak ve Nâs sûrelerini, anlamlarını da düşünerek okuyup bu hâlden kurtulmak için Allah’a dua etmelidir.
Gusül, abdesti de içerdiğinden abdesti bozacak bir durum meydana gelmedikçe daha sonra ayrıca abdest almaya gerek yoktur. Zira Hz. Âişe, Resûl Ekrem’in (s.a.s.) guslettikten sonra ayrıca namaz abdesti almadığını rivâyet etmiştir. (Ebû Dâvûd, Tahâret, 96 [250]; Tirmizî, Tahâret, 79 [107]) Abdullah b. Ömer de Hz. Peygamber’in (s.a.s.) “Hangi abdest gusülden daha umumidir ki!” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, 12/371 [13377]) buyurduğunu, dolayısıyla gusülden sonra ayrıca abdest almaya ihtiyaç olmadığını nakletmiştir.
Kişinin dinen sorumlu olması için aklî melekelerinin yerinde olması ve ergenlik çağına ulaşmış olması şarttır. Bu iki niteliği taşıyan herkes, dinen sorumlu kabul edilir. Aklî dengesi yerinde olmayanlar, bu niteliğe sahip olmadıkları için gusül, abdest, namaz vb. dinî vecibelerle yükümlü değillerdir. (Ebû Dâvûd, Hudûd, 16 [4403]; Tirmizî, Hudûd, 1 [1423]; Abdülazîz el-Buhârî, Keşfü’l-esrâr, 4/371-373)
Teyemmüm, su bulunmadığında ya da var olan suyu kullanma imkânı olmadığında abdestsizlik veya cünüplük gibi hükmî kirliliği gidermek amacıyla temiz toprak ya da toprak cinsinden bir şeye sürülen ellerle yüz ve iki kolun mesh edilmesi şeklinde yapılan hükmî temizlik demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Eğer hasta iseniz, yolculukta bulunuyorsanız, tuvaletten gelmiş iseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız da su bulamamışsanız temiz bir toprağa yönelip, onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin (teyemmüm edin),” (en-Nisâ, 4/43; el-Mâide, 5/6) buyrulmaktadır. Teyemmüm edecek kimse, ne için teyemmüm edeceğine (abdeste veya gusle) niyet eder. Parmakları açık olarak ellerini temiz bir toprağa veya toprak cinsinden bir şeye vurur, ileri ve geri hareket ettirerek kaldırır, hafifçe birbirine vurarak ellerini silkeler. Ellerinin içiyle yüzünün tamamını bir kere mesh eder. Sonra ikinci defa ellerini aynı şekilde toprağa vurur ve sol elin içiyle, dirseğiyle birlikte sağ kolunu mesh eder; daha sonra da sağ elinin içiyle sol kolunu aynı şekilde mesh eder. Abdesti bozan şeyler teyemmümü de bozar. Ayrıca, abdest veya gusle yetecek suyun bulunması, hastalığın iyileşmesi, suyu kullanabilme imkânının elde edilmesi gibi teyemmüm etmeyi mubah kılan mazeretlerin ortadan kalkması da teyemmümü bozar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/22)
Akupunktur tedavilerinde kullanılan iğnelerin ve üzerlerindeki bantların tedavi süresince çıkartılıp takılmaları mümkün değilse ya da çok büyük zorluk gerektiriyorsa, kullanılması gerekli olduğu müddetçe gusül ve abdeste mâni olmaz. Bu durumda sargı bezi üzerine mesh hükümleri geçerli olur.