Fetva Meclisi
Soru
Ben çok dedikodu ettim, hatta bu hastalık durumuna geldi bende; artık dedikodu yaptığımın farkına bile varmıyordum bazen. Çok pişmanım hocam, tevbe ettim ve artık çok dikkat ediyorum. Dedikodu yapılacak ortamlardan kaçıyor ve her zaman tevbe ediyorum. İnsanlardan helallik istemeyip yalnızca tevbe etsem Rabbim kul hakkımı affeder mi hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Net olarak hakkına girdiğinizi hatırladıklarınız varsa onlarla bir yolunu bulup helalleşin. Genel olarak listede bulunup da ayrıntısını hatırlamadıklarınız için de dua edin, onlar ve sizin için istiğfar edin. Allah yardımcımız olsun. Dua etmeye devam edin.
Rabbim rızası doğrultusunda işler yapabilmemizi nasip eylesin. Elhamdülillah güzel bir hassasiyetiniz var yapmak istediğiniz şey dedikoduya bulaşmayan bir dilin, dedikoduyu duymak istemeyen bir kulağın sahibi olmaktır. Hedefiniz bu olduktan sonra duanız da buna göre şekillenirse Rabbim size yapmak istediğinizi kolaylaştıracaktır. Kendi hedefinizi çevrenizdekilere anlatma derdiniz de makul ancak çevrenizden aynı dönüşü beklemeniz haksızlık olacaktır. Elinizden geldiği kadar en tatlı dille yanlışın yanlış olduğunu anlatmalı ama gerisine karışmamalısınız. Onlar için dua edebilirsiniz. - Siz, hedefinizi netleştirin - Bu hedefe ulaşmak için dua edin - Çevrenizdekilere doğruyu anlatın - Anlatırken üslubunuza dikkat edin - Ama değişmelerini beklemeyin Allah'a emanet olun.
O kişi için dua edin ve kendiniz için de istiğfarda bulunun.
Yok, bir sıkıntı, Allah Teâlâ hepimizi mağfiret buyursun. Âmin.
Selamünaleyküm. Maddi olarak ölçülebilecek hakları sahiplerine iade etmeniz gerekir. İncitme ve üzme gibi haklarda ise sahiplerinin gönüllerini almanız gerekir. Sonra da hepsi için tevbe ve istiğfar etmelisiniz. Tekrar etmedikçe da Allah'ın mağfiretini umun.
Selamünaleyküm. İyi bir tevbe etmesi ve benzerini yapmamaya azmetmesi yeterlidir.
dedikodu konusundaki diğer fetvalar
Derdi paylaşmak dedikodu değildir. Paylaşımı işe yaramayacak kimselerle paylaşmak, en azından moral verip hakkı gösterme kabiliyeti olmayana aktarmak dedikodu olabilir. Bir de özellikle ilave yaparak anlatmak yani yalan katmak asıl dedikodu olur.
Bu bir hastalıktır. Tamamen kurtulmak mümkün olmasa da en asgariye indirmek mümkündür. Bunun için de şunları uygulayabilirsiniz: a- Bununla ilgili âyet ve hadisleri ders olarak hazmedin. Dinimiz bu tür hastalıklar için neler tavsiye ediyor onu bilin. b- Çevre seçici olun. Bu hususta zafiyeti olanları elemeye çalışın. c- Arkadaşlarınızla bu konuyu gündem yapın, çirkinliğini sık sık gündeme getirin. Neticede sizin bu konudaki hassasiyetinizi bilsinler; hem onlar sakınsın hem sizin tutumunuz gereği size saygı göstermek zorunda kalsınlar. d- Sürekli okuyan, yazan biri olmaya bakın. Bu şu demektir: Kendinizi kültürle dolu biri yapın. e- Zikir yapmayı ilke edinin. Zikir şudur: Boş kaldığınızda ezber bildiğiniz âyetleri okuyun. Sureleri tekrar edin. Tesbih yapın. Mesela, on defa ‘subhanellah’ deyin. f- Her şeye rağmen yine bataklığa düşerseniz istiğfar edin, tevbe edin. Tekrar etmemeye azmedin. g- …Ve dua etmeyi unutmayın. Her gün dua edin. Dua mü'minin silahıdır.
Sizinle alakalı bir olayı nakletmek dedikodu olmaz. Derdinizi anlatabilirsiniz ama ilave yapmayın, abartmayın, anlatmamayı tercih etmeye çalışın. Ve asla anlattığınızda size yarar getiremeyecek birine de anlatmayın.
Söz konusu üretilmiş sözlere rağmen bayanın dışarıdan bakıldığında Müslümanca kimliği açık görülebiliyor ve bir sıkıntı hissedilmiyorsa evlenebilirsiniz. Aksi ise yani söylenenleri doğrulayacak işaretler görüyorsanız Müslüman olarak kendinizi böyle bulanık bir suya atmamalısınız. Aynı durum erkek için de geçerlidir.
Önce şunu bilmeliyiz: Bu durum tam olarak gıybet ve kul hakkına girmese de dili böyle şeylere alıştırmamak gerekir. Bir sonraki kademe direkt gıybet olabilir. Gıybet, bir mü'minin rencide olmasına sebep olmaktır. Bu belirttiğiniz durumda rencide olma oluşmadığı için gıybet sayılmaz.
İnanmamış olsa bile sen o hatayı işledin, o kişinin aklında bir iz kalmış olabilir. Helallik alman ahiretin için daha doğru olur.