Fetva Meclisi
Soru
Avret yeri kapanırsa halı saha maçı yapılmasında bir sakınca yok diye biliyorum. Lakin mesela ben avret yerimi kapatırken sahadaki tek bir kişi bile şort giyse o halı sahada futbol oynamak caiz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Futbol sizin veya başkasının haramına sebep olduğu zaman sakıncalıdır. Uzak durun. Allah yardımcınız olsun.
Futbol başka şey, avretin açılması başka şeydir. Avreti açmak ve açılmış avrete bakmak haramdır. Bu futbol için de geçerli bir kuraldır.
Aleykümselam. Masörlüğün tam olarak nasıl yapıldığını bilemediğim için size o başlıkta cevap veremeyeceğim. Avrete dokunmak veya bakmak gibi bir haram işlenecekse caiz olmaz. Bunun dışındaki ayrıntıları bilemiyorum.
Selamünaleyküm. Bu çizgi çok riskli bir çizgidir. Başladığı gibi sürdürülmesi mümkün değildir. Konuşmamayı tercih etmek gerekiyor.
Bayan bayana da olsa bir avret koruma mecburiyetimiz vardır. Belirttiğiniz gibi bedeni teşhir etmeyen bir kıyafetle bulunulmalıdır. Bir başka incelik de bedenimizin görülmemesini sağladığımız kadar başka bedenlerin de gözümüze çarpmamasına dikkat etmemiz gerekir. Allah yardımcımız olsun.
İnsana zarar vereceği ağır ihtimal olan ve özellikle yüze vurulan hiçbir spor helal değildir. İçeriğinde avret izlemesi olan her şey de üretilmesi, bulundurulması, izlenmesi açısından haramdır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Gittiği bir yerden ne zaman döneceği belli olmayan, orada seferi olarak kalır. On beş günden fazla kalacağını kararlaştırırsa o zaman seferiliği biter.
Daha önce kaza namazı olmamış biri isen önce kazaları kılarsın. Daha önce beş vakitten fazla kazaya kalmış namazın oldu ise serbestsin, kazaları da kılabilirsin, vakit namazını da.
Anne ve babalarımızın önünde bizim elimiz ve kolumuz, hatta gözümüz, kulağımız bağlıdır. Onlara muhakkak itaat edecek, her ikisinin gönüllerini almaya çalışacağız. Bilhassa yaşlanıp, aciz hale geldiklerinde bu yükümlülüğümüz yoğunlaşmaktadır. Allah’ın kesin emirlerinden biri budur. Arkadaş, eş, iş gibi nedenlerle onları üzemeyiz. Allah korusun, bir anne veya baba ahı bütün hayatımızı zehir edebilir. Bir “ah” yıllar sonra karşımıza çıkıp bizi kahredebilir. Özet olarak şunu bilmeliyiz: Biz anne babalarımızın huzurunda yokuz, onlar ne istiyorsa öyledir. Ancak anne babamızdan ve herkesten önce üzerimizdeki en büyük hak Allah’ın hakkıdır. Allah’ın hakkı önüne hiçbir hakkı geçiremeyiz. Mesela, namaz vakti geldiğinde namaz kılmamız Allah’ın emridir. Bu emri aşabilecek başka bir emir olamaz. Aynı şekilde Allah’ın yasaklarından birine karşı, o yasağı işlememizi emredebilecek bir makam da yoktur. Önce Allah’ın emri geçerlidir. Sonra da O’nun emir ve yasaklarıyla çelişmeyen diğer emirler geçerlidir. Babamızın bizi sigara satın almaya göndermesi, bir günaha alet olmamız anlamına gelmektedir. Sigara, insanlığın topluca nefret ettiği bir pisliktir. Babamızın ona müptela olması, bizim de alet olmamızı gerektirmez. Babamızın o emrine itaat etmeyiz. Ama ona karşı nezaketimizden de geri durmayız. Nazik ve hassas bir şekilde sigara almaya gidemeyeceğimizi ifade eder, ondan özür dileriz.
Hıristiyanların kutladığı manada bizim bir yılbaşımız yoktur. Onlar, yılbaşını bir dini gerekçeyle kutlamaktadırlar. Bizim için din, sadece Allah ve Resulü’nün emrettiği şeylerdir. Yılbaşı diye bir ibadet türü de yoktur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, Mekke’den Medine’ye hicret etmesi, takvim başlangıcı olarak kabul edilmiş ve Hicret Takvimi adıyla anılmıştır. O takvimin başı da bizim yılbaşımız olmuştur. Bizim sevincimiz, takvim yapraklarının yenilenmesine, baharın coşmasına değildir. Bunlar geçici güzelliklerdir. Biz, Rabbimizin affına nail olduğumuz gün yeni dönemimizi başlatmış sayar, sevinir, uçarız.
Size şöyle ortalama bir hesap tarif edelim: Elinizde seksen bir gram altın alabilecek para ne zamandan itibaren vardı? Mesela geçen yılın Ramazan ayının birinde ya da bu kurban bayramı arefesinde.. İşte o günü senin mali miladın yap. Her sene o gün bak elinde birikmiş paran seksin bir gram altın değerinden fazla ise sen zekât vereceksin. O altın mesela on bin lira ediyor. Senin elinde de yirmi bin lira var. Yirmi bin liranın yüzde iki buçuğunu zekât vereceksin. Rakam on binin altına düştü ise o sene vermezsin. Dükkânları çalıştırman veya kiraya vermen fark etmez. Sen dükkânların değil elindeki paranın zekâtını veriyorsun.
Geçmiş olsun. Başına gelen günahlarına kefaret olsun. Onun için namaz ancak, aklı başından gidince düşer. Abdesti ve temizliği önemli değil. Ne kadar temizlenebiliyorsa temizliği o kadar olacak. Abdesti de ne kadar alabiliyorsa, gerekiyorsa teyemmüm eder. Namazı da oturarak, yatarak nasıl kılabiliyorsa öyle kılacak. Sadece farzları kılarak devam etsin şimdilik. Aman dikkat edin, şeytan onu son anında yakalamaya çalışıyor..