Fetva Meclisi
Soru
Bizim yılbaşımız hangisidir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. ‘Mekke’nin Fethi Kutlaması’ şeklindeki uygulamanın dini bir alt yapısı yoktur. Yılbaşı rezaletine karşı geliştirilmiştir. İpin ucu kaçırılmamalıdır.
Bizim kutlu hafta gibi bir işimiz olamaz. Bizim vazifemiz, Peygamber aleyhisselamın izinden gitmek, Sünnet'ini yaşamaktır. Allah'a emanet olun.
Diyanet, din açısından üzerimizdeki sorumluluğu taşımaktadır. Oradaki kardeşlerimiz de meselenin ciddiyetine vakıftırlar. Diyanet takvimini esas almamızda bir sakınca olmadığı gibi huzurlu bir ibadet açısından da zaruridir.
En azından kâfirleri taklit etme günahı işlenmiş olur.
Hediyeleşmek, sünnettir. Muhabbeti ve ülfeti artırmak için güzel bir araçtır. Ancak yılbaşı temalı her ne varsa bizim imanımıza da dini örfümüze de ait değildir. Bu hassasiyetimizin erimesi bir kayıptır ve hatadır. Kâfirleri taklit etmekten uzak durduğunuz için dışlanmış olmanız ise kıyamet günü ancak bir övünç sebebi olabilir. Allah yardımcınız olsun.
Şeriatımız, namazını güneşe endeksli, oruç ve haccı ise aya endeksli kılmıştır. İbadetlerde ‘neden?’ sorusunun tek karşılığı vardır. O karşılık da şudur: Allah Teâlâ imtihanı böyle murat etmiştir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Daha önce kaza namazı olmamış biri isen önce kazaları kılarsın. Daha önce beş vakitten fazla kazaya kalmış namazın oldu ise serbestsin, kazaları da kılabilirsin, vakit namazını da.
Tespitiniz doğrudur; siz kendinizi korusanız da haramla bir arada bulunmuş olacaksınız. İki tehlikeden birinin bulunmaması tek olan tehlikenin zararı olmayacağını göstermez. Evet, haramın büyüklüğü açısından bir nebze hafifleme olmuş olur, o kadar.
Gittiği bir yerden ne zaman döneceği belli olmayan, orada seferi olarak kalır. On beş günden fazla kalacağını kararlaştırırsa o zaman seferiliği biter.
Anne ve babalarımızın önünde bizim elimiz ve kolumuz, hatta gözümüz, kulağımız bağlıdır. Onlara muhakkak itaat edecek, her ikisinin gönüllerini almaya çalışacağız. Bilhassa yaşlanıp, aciz hale geldiklerinde bu yükümlülüğümüz yoğunlaşmaktadır. Allah’ın kesin emirlerinden biri budur. Arkadaş, eş, iş gibi nedenlerle onları üzemeyiz. Allah korusun, bir anne veya baba ahı bütün hayatımızı zehir edebilir. Bir “ah” yıllar sonra karşımıza çıkıp bizi kahredebilir. Özet olarak şunu bilmeliyiz: Biz anne babalarımızın huzurunda yokuz, onlar ne istiyorsa öyledir. Ancak anne babamızdan ve herkesten önce üzerimizdeki en büyük hak Allah’ın hakkıdır. Allah’ın hakkı önüne hiçbir hakkı geçiremeyiz. Mesela, namaz vakti geldiğinde namaz kılmamız Allah’ın emridir. Bu emri aşabilecek başka bir emir olamaz. Aynı şekilde Allah’ın yasaklarından birine karşı, o yasağı işlememizi emredebilecek bir makam da yoktur. Önce Allah’ın emri geçerlidir. Sonra da O’nun emir ve yasaklarıyla çelişmeyen diğer emirler geçerlidir. Babamızın bizi sigara satın almaya göndermesi, bir günaha alet olmamız anlamına gelmektedir. Sigara, insanlığın topluca nefret ettiği bir pisliktir. Babamızın ona müptela olması, bizim de alet olmamızı gerektirmez. Babamızın o emrine itaat etmeyiz. Ama ona karşı nezaketimizden de geri durmayız. Nazik ve hassas bir şekilde sigara almaya gidemeyeceğimizi ifade eder, ondan özür dileriz.
İyi bir taharetlenmeden sonraki ıslaklık pis değildir. Pislik kalmadığını anladıktan sonra bir kere daha yıkadığında ortadaki ıslaklık pis değildir.
Size şöyle ortalama bir hesap tarif edelim: Elinizde seksen bir gram altın alabilecek para ne zamandan itibaren vardı? Mesela geçen yılın Ramazan ayının birinde ya da bu kurban bayramı arefesinde.. İşte o günü senin mali miladın yap. Her sene o gün bak elinde birikmiş paran seksin bir gram altın değerinden fazla ise sen zekât vereceksin. O altın mesela on bin lira ediyor. Senin elinde de yirmi bin lira var. Yirmi bin liranın yüzde iki buçuğunu zekât vereceksin. Rakam on binin altına düştü ise o sene vermezsin. Dükkânları çalıştırman veya kiraya vermen fark etmez. Sen dükkânların değil elindeki paranın zekâtını veriyorsun.