Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Nureddin Hocam size doğum günü kutlamak ile ilgili bir kaç ayrıntılı soru sormak istiyorum. Daha önce sorulan soruların cevaplarını okudum ama kendime cevap alamadım. Hocam ben ailemde doğum günü kutlanmasına karşı çıkıyorum. Kafirleri taklit etmeyin diyorum. Onlar ise hemen savunmaya geçip, "biz toplanıp mum üflemiyoruz ki içki oyun falan da yok. Sadece bir şeyler yiyip, toplanıp beraberce oturup çocuğumuzun bu yaşa sağ selamet geldiği için ilerisi onun için daha hayırlı olsun diye Kuran okuyacağız, hem bu vesile ile de bir araya gelmiş oluyoruz. Kâfirleri de taklit ettiğimiz yok. Şimdi bu kutlamada niye sakınca olsun ki" diyorlar. Bu çerçevede doğum günü kutlama hakkındaki görüş nedir? Hocam bir de "peygamberimiz de doğum günü kutlardı ve biz her sene kutlu doğum haftası diye peygamberimizin doğumu kutluyoruz." diyorlar. Bu konuda da beni aydınlatabilir misiniz? Ayrıca doğum günün de hediye vermek veya para vb. vermek konusundaki görüş nedir? Ben karşı çıktığım halde akrabalarım orada diye o ortamda bulunmam uygun olur mu? Hocam sorular biraz fazla oldu ama inşallah durumu anlatabilmişimdir. Beni aydınlatıp bir yol gösterirseniz ben de aile efradımı bilgilendirmiş olurum. Bizleri de dualarınızdan eksik etmeyin hakkınızı helal edin hocam. Allah bizleri kuran ve sünnetten ayırmasın. Allah'a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Arkadaşınıza sözünüz geçmiyorsa ona mesafe koymanız gerekir. Aksi takdirde haramlara karşı sessiz kalarak eski ümmetlere benzemiş oluruz. Doğum günü kutlanması, bize ait olmayan ithal uygulamalardan biridir. Yapılması haramdır demesek de abestir, gereksizdir deriz. Boş bir iştir. Müminlerin böyle işlerle uğraşmaya vakitleri olmamalıdır. Neden bir kardeşliğimizin canlı olması için doğum gününü bekleyelim? Biz ümmeti Muhammediz; birbirimizi Allah için severiz, Allah için beraber oluruz. Bir gün değil her gün birbirimizin yanında oluruz. Biz buyuz.
Selamünaleyküm. Dikkat ederseniz buradaki durum, taklitten feragat edememe olarak önümüzde durmaktadır. Bu da, hastalığın içimize sindiğini gösteriyor. Kesinlikle dik durmanız gerekiyor. Eğer bizim aramızdaki saadet, yılda bir gün hediye almakla gerçekleşecekse vah halimize!
Aleykümselam. Peygamber aleyhisselamın bize emri, onun ve raşid halifelerinin izinden gitmektir. Önceki ümmetlerin, peygamberlerinin onlara emanet ettiği dininin yerine kendilerinin oluşturduğu icatlara uymaları, ümmet olarak kaldırılmalarının nedeni oldu. Bu ümmet, eski ümmetlerin yaptığını yaparsa yanlış yapmış olur. Yapılması gereken törenler değil Sünnet'e ittiba etmektir. Herkes şöyle bir mazerete sığınmayı tercih etmektedir: Kötü bir zamandayız, insanlar ancak böyle törenleri anlayabilmektedirler. Bu da bir mazerettir. O zaman bu mazeretin karşılığını ne kadar bulabiliyoruz? Bir kere biz, başkalarından önce kendimizi düşünmek zorundayız. Adeta biz, Sünnet'i tam anlamıyla yaşadık da, başkaları anlamakta zorlandılar, bunun üzerine de onlar için taviz vermek durumunda kaldık. Bu doğru değildir. Maalesef gerçek olan, bizim de başkaları gibi asıl yapmamız gerekeni yapmakta ayak sürtmemizdir. Zorumuza gidiyor, kolayı ile teselli buluyoruz. Mevlid kandili kutlamaları, kutlu doğum haftası ve benzerleri, sahih sünnette ve Ashâb-ı Kirâm'ın hayatında görmediğimiz uygulamalardır. Allah sonumuzu hayır etsin. Yapmamız gerekenler varken beğendiklerimizle teselli bulamayız.
Selamünaleyküm. İlke olarak o hediyeler alınabilir ama onların hediye verme maksadı olan memuru gevşetme, sizi ne kadar etkileyecek ona bakın. Kendinize güvenemiyorsanız almayın, kalbiniz rahat etsin.
Evet, belli çizgileri koruyabilirsek mum üflemekte sakınca yoktur denebilir ama siz bir kere şeytanın eline elinizi değdirirseniz sizi uçurumun dibine gelmeden salmaz. Herkes böyle başlar ve sonunu ateşte görür maazallah. Allah’ın ihsanı olan çocuk nimetini şükürle karşılamak gerekirken böyle şeyler düşünmenizi anlamlı bulamadım. Bir mü'min olarak hele bu kötü haberler zamanında daha dikkatli olmalı değil mi idiniz?
Selamünaleyküm. Önce, bu işi yani ayakta kalma, imanı güçlü tutma işini, mü'min olmanın en büyük gereği olarak görmelisiniz. Ankara'da değil de Mekke'de bile yaşasanız bu imtihan sizi bulacaktı. Sizin özel sorununuz değildir bu. İmtihan olmak budur, peygamberler başta olmak üzere bütün mü'minler bu badireden geçmişlerdir. Bunu böyle bilmenizin size çok yararı olacaktır. İkinci olarak da aç bir çocuğun elindeki kekin hepsini ağzına sokmaya çalışması gibi bir tutum içine girip, bir haftada İslam'ın bütününü kuşatmaya kalkmayın; boğulursunuz. Adım adım ama geçmişin değerlendirmesini yaparak ilerlemelisiniz. Bu adım adımlığı, mesela tesettürde de uygulayabilirsiniz. Bir günde kapkara kıyafete girmek yerine bir sefirinde etek tipinizi, öbür seferinde baş örtüsünü derken bir yıla yayabilirsiniz tesettür durumunu düzeltmeyi. Diğer durumları da buna kıyas edin. Ara sıra evinizin dışına taşın. Bir mahreminizle beraber mesela İstanbul'da durumunu iyi gördüğünüz bir aileye açılın. Onların ne yaptıklarını izleyin. Eğer sizden iyi görrüseniz taklit edersiniz, sizden iyi değillerse hâlinize şükredersiniz, onlara tavsiyede bulunursunuz. Ne olursa olsun sakın umutsuz kalmayın, umut ve heyecan en çok muhtaç olduğunuz iki ihtiyacınızdır. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Zemzem suyu ayakta da içilebilir. Kural budur. İlla ayakta içilmesi şart değildir.
Selamünaleyküm http://hayatrehberi.sosyaldoku.com/kaderimiz adresindeki dersi dinlemenizi tavsiye edebiliriz. Ders mantığı ile dinleyebilirseniz size yararı olacaktır biiznillah.
Selamünaleyküm. Ondan bundan önce samimi ve gerçekçi bir tövbe etmelisin. Tövbe etmeden evlensen ne olacak! Tövbe tövbe... tövbe. Arkadaşını karşına al, evlenme ve ilerisini geniş konuş. Bir hafta düşünme fırsatı ver. Sen de o da bir hafta düşündükten sonraki kararınıza göre yola girin.
Selamünaleyküm. Namazda bir insanı düşünerek namaz kılmak bizim dinimizde yoktur.
Selamünaleyküm. Bunu bilmemiz mümkün değildir. Her iki ihtimale göre kendimize çeki düzen veririz. Doğru olan budur.
Selamünaleyküm. Ölmeden önce hibe etmesi dışında öldükten sonrasına mal taksimi yapmak kişinin hakkı değildir. Kabul etmeyen etmez, hak sahibi olanlar dinen kendilerine düşeni alabilirler.