Fetva Meclisi
Soru
Hocam, düğünde gelin hanımın bayanlara özel bir mekanda beyaz abiye, bir çeşit elbise veya gelinlik türü bir şey giymesinin doğru olmadığını söylemişsiniz yazılarınızda. Gerekçe olarak kafir adetine benzemek olur demişsiniz. Kafama takılan nokta şu, beyaz renk, gelinlik vs bize her ne kadar kafirlerden geçmiş olsa da artık kültürümüzden bir parça sayılıyor. Yapıldığında sıradan karşılanırken yapılmadığında daha çok dikkat çekebiliyor. Mesela siyah renk giymek de her ortamda tesettürü sağlamıyor takdir edersiniz ki. Türkiye'de bir düğünde siyah renk giymek tesettürü sağlamayabilir o halde. Mesela aile içinde bir nikah kıyılsa sonra da erkeklerin ve kameralar açısından gerekli tedbirlerin alındığı bir ortamda bayanların kendi aralarında geleneksel halk oyunlarıyla (halay, horon, çayda çıra, Ankara havası, kaşık oyunu) müzikli ( pop müzik gibi zihinde cinsel çağrışımlar uyandırmayan ya da sözleri anlaşılmayan Azerice müzik) eğlenmesinde ve süslü beyaz giyinmesinde ( dar ve açık saçık olmayan bindallı gibi) yine sakınca olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Eşiniz haklı ve akıllı, Allah ondan razı olsun. Bir gün beş on arkadaşınızı memnun edeceksiniz diye neden eşinizle yıllarca sürecek bir gerginliğe neden oluyorsunuz?
Kız çocukları, kundaktan çıktıktan sonra 'Müslüman Kız' gibi giydirilmelidirler. Belki bu, onların çarşaf ve benzeri kıyafetleri giymeleri anlamında değildir ama 'serbest' giydirilen bir kızın daha sonra 'kurallı' giydirilmesinin zor olacağına dikkat edilmesi gerekmektedir. Çok katı kuralların tatbik edildiği bir giyim de doğru değildir; nefrete neden olabilir. Bu bir imtihandır; ortasını bularak kazanmaya çalışacağız. Bu dönemde kız çocuklarımızı ciddi bir şekilde zorlayacak sorunların başında onların çevresini oluşturan akranlarının hatta kendi ailelerinden daha dindar gördükleri ailelerin kızlarının giyim kuşamlarındaki çarpıklıklardır. Bu manadaki kötü örneklik belki de dinde önder durumunda olanların kızlarının, hanımlarının giyim kuşamlarının örnekliği en az siyonizm baskısı kadar ağır bir baskıyı oluşturmaktadır günümüz aileleri için. Ama bu bir imtihan! Kızlarımızın kıyafetleri çarşaf veya abaye olmasın ama bedenlerini de teşhir etmesin. İsraf olmasın. Aylık kullanılıp atılmasın. Üzerinde küfrü simgeleyen işaretler bulunmasın. Erkekleri kışkırtan tarzda olmasın. Kızlarımız güzel giyinsin ama cinsel giyinmesin. Yedi sekiz yaşlarındaki henüz bebeklikleri geçmemiş kız çocuklarımızın düğünde giymeyi tasarladığı gelinliği hayal etmesi bir afetin işareti değil midir? Kızlarımız, aybaşı olmuş gibi görülmeye başladıklarında yavaş yavaş anneleri gibi giyinmelidirler. Bunun için de evlerimizde törenler yapılmalı, hediyeler alınmalı, övgüler yapılmalıdır. Anne baba, dede nine bu duruma mutlu olduğunu hissettirmelidir. Akrabalardan veya komşulardan bir fitneci de 'henüz erken, bırakın çocuğu' tarzında bir ifsat bombası kullanırsa onu da istiğfar edinceye kadar giriş-çıkış yasaklıları arasına koymalıyız. Çünkü böyle bir söz bütün emeklerimizin boşa gitmesini doğurabilir. Kızımız aybaşı olduktan sonra ya da aybaşı olmadı ise de on beş yaşından gün aldıktan sonra artık annesi gibi ya da mü'minlerin anneleri gibi giyinmeye mecburdur. O giyim de şudur: - Kızımızın bedenine ait ayrıntılar belli olmayacak. İnce, dar veya cinsellik yansıtan bir yönü olmayacak. - Giyimin kendisi bir ziynet ise üzerine bir dış kıyafet ilavesi ile namahremlerinin yanına çıkacak. Çocuklarımızı yetiştirmemizi sakın cihattan aşağı bir iş görmeyelim. Bilakis asrın cihadı onları yetiştirmektir. Hele hele kız çocuğu... O var ya o, bir cennet muştusudur. Her baba her anne şunu bilsin: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, üç kız çocuğu yetiştirene cennet vadetmiştir. Ancak kız çocuğu yetiştirmek onun lisanında, medreseye göndermek veya doktor yapmak değildir. Kızı, ona ümmetten olacak mücahitler yetiştirecek iffet abidesi yapmaktır. Cihat budur. Cihat budur. Cihat budur. Rabbim, bize bu çetin mücadelede yardım etsin.
Renge takılmayınız. Sizi teşhir etmesin yeter. Allah Teâlâ size kuvvetli bir iman, salih ameller, mübarek kıblegah bir ev, salih bir eş, mücahit evlatlar nasip etsin kızım. Mutlu oldum senin sorunu okuyunca, çok mutlu oldum, senin için dualar ediyorum, sen de mücahide bir hanım olarak benim için dua et lütfen.
Hayatımızda doğduğumuz, yaşadığımız yerin gelenekleri bizi de etkilemekte şüphesiz. Bu etkileme yönü bazen kesinlikle uzak durmamız gereken bir husus olurken bazen de yapıldığında her açıdan herhangi bir sorun teşkil etmeyen bir husus olabiliyor. Etkileme yönüne göre biz de tavrımızı belirler, ona göre hareket etmeye çalışırız. Bir de evlilik ile gelen bir akrabalık söz konusu olunca bir kültür ile daha etkileşime girmiş oluruz. Bu da çok doğal bir durumdur. Dinimiz de bu konuda Rabbimizin rızası olmayan hususlar hariç etkilenmeyi, kültür geçişini tabii saymıştır. Bahsettiğiniz hususta bu duruma benzer bir durum söz konusu. Yaşam tarzı farklılıkları günlük hayatımıza da giyim kuşam, yeme içme olarak da yansımakta. Bu etkileşimde birkaç hususa dikkat ederek hareket edebiliriz: 1. Rabbimizin razı olmayacağı hususlardan uzak durmak. Bahsettiğiniz kısımda fark etmeden çekilecek fotoğraf konusunda gerekli tedbirler alınmalıdır. 2. Rabbimizin rızasını yaparken insani ilişkilerimize dikkat etmeliyiz. Bizi anlamayabilirler ama farklı olduğunuz kısımlarda yeri gelir yumuşak bir üslupla ifade ederek yeri gelir sempatik davranarak konunun merkez olmamasını sağlayarak hareket edebilirsiniz. Zamanla ilişkilerinizin güzelleşmesiyle size saygıları artacak ve böyle ayrıntı konularda takılmamış olacaksınız ama bir süreç gerekli. Sevilen, saygı duyulan bir gelin-ailenin bireyi olduğunuzu zamanla hissedeceksiniz. 3. Eşiniz madem size destek ki bu durum çok güzel, sakın ola ki bu durumu tartışma konusu etmeyin. Zamanla bu durum aşılmaz bir sürece girebilir eğer sürekli gündem yaparsanız. Ailenizin kıymetini bilin, iyi taraflarınızı ön plana çıkarmaya çalışın. Yumuşak bir üslup her şeye çözüm olacaktır. Yuvanızın böyle meseleler yüzünden huzursuz hâle gelmesine sakın izin vermeyin. Zamanla denge kurmaya, kıyafetin değil muhabbetin önemli olduğunu anlayacaklar biiznillah.
Hanımların 'gelinlik' takıntısını aşmaları önemli bir merhaledir. Ne yazık ki, adını bile silebilmiş değiliz. Müslüman bir hanımın düğününde giydiği kıyafet veya o düğünün genel yapısı açısından şu hususlar dikkatimizden kaçmamalıdır: 1- Düğünde hiçbir şekilde erkeklerle kadınlar bir arada olmamalıdırlar. 2- Erkeklerle bayanlar bir arada fotoğraf çektirmemelidirler. Hatta gelin hanım hiçbir fotoğraf karesinde bulunmamalıdır. Çünkü orada çekilen fotoğraflar daha sonra nasıl gizlenecek, görmemesi gerekenlerin gözünden nasıl saklanacak? 3- Gelinliğimiz batı kültürünü yansıtmamalıdır. Lüks olsun, güzel olsun, dikkat çekici olsun. Bunlara itiraz yoktur. Ama kâfirlere ait olmasın. Gelin hanımın bedenini teşhir etmesin. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bir erkek olarak yabancı kadınların üzerine tutmamanız, onlarla içli dışlı olmamanız ve kadını yabancıya teşhir eden kıyafet dikmemeniz şartı ile kadın terziliği yapabilirsiniz. Bu sıkıntıları gidererek terzilik yapın. Allah'ın sizi aç bırakmayacağına iman edin, korkmayın.
abiye konusundaki diğer fetvalar
Sokakta bulunur gibi bulunabilirsiniz öyle bir yerde.
Yerde sürünen elbise bir israftır her şeyden önce. Özellikle bir kereliğine giyilen bir kıyafete yapılan ilave masraf israf olur. İsraf ise yasaktır. Bu israf ilave olarak kâfirlere özenmek ve onları taklit etmekten kaynaklanıyorsa daha da derin bir yasak olur.
Yapacağınız planlamada nasıl bir ticaret yaparsanız yapın harama sebep olacak bir ticaret olmaması gerekir. Kadınların dışarıda giydikleri kıyafetleri tesettüre aykırı olmadığı müddetçe satmak caizdir. İçeride giyilen kıyafetlerin dışarıda giyilmesi sonucu harama düşülmesinden ise satıcı mesul değildir. Bu ölçüler dışında kalan konularda ise kalpte şüphe bırakan işleri terk etmenin daha doğru olduğunu bilmemiz gerekir.