Fetva Meclisi
Soru
Hocam, eşimin ailesinin kültüründe, kadınlar kendi aralarında toplanınca oldukça açık giyiniyorlar. Bazen diz üstü elbiseler, göğüs kısmını gösteren kıyafetler tercih ediyorlar. Ancak ben böyle ortamlarda dahi saçımı açmak istemiyorum. Böyle bir hassasiyetle büyüdüm ve bu benim inancımın bir parçası. Onlar ise benim de kendi giyimleri gibi giyinmemi bekliyorlar. Bunu yapmadığım için zaman zaman eşime şikâyet ettiler, bu da aramızda huzursuzluklara yol açtı. Eve misafirliğe geldiklerinde saçımı açtığım oldu ama vücudumu açacak şekilde giyinmedim. Misafirliğe gittiğimizde ise saçımı açmamı bekliyorlar ve açmadığımda garipsenip mahcup olduklarını dile getiriyorlar. Eşim bu konuda genelde bana nasıl rahat hissediyorsam öyle davranmamı söylüyor. Ancak ailesinin baskısı nedeniyle “haram olmayacak şekilde biraz daha açık giyinebilirsin, uyum sağlayabilirsin” gibi telkinlerde de bulunuyor. Fakat ben vücudumu teşhir etmekten hoşlanmıyorum. Ne beğenilmek istiyorum ne de böyle bir rahatlık içinde olmak istiyorum. Hem utanıyorum hem de tam tesettürlü yaşamaya çalışıyorum. Ayrıca geçmişte misafirlikte bir çocuğun elindeki telefonla, fark etmeden fotoğraf çektiğine de şahit oldum, bu da beni tedirgin etti. Bu şartlar altında ne yapmalıyım? Eşim anlayışlı olsa da sadece ailesi istiyor diye bu konuda taviz vermem gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Eşinizin muhakkak bir doktora görünmesi gerekir. O doktora görünsün siz de bir süreliğine sabırlı olun. Doktor iyileşme ihtimali görmezse ya da doktora gitmeyi kabul etmezse, siz kendinizi harama düşecek sıkıntıda hissediyorsanız onunla oturun ve bir eşe ihtiyacınız olduğunu söyleyin. O yoksa arayış içine gireceğinizi açıkça belirtin. Bu durumda da yanaşmayan kadınla alakalı olarak ailelerinizin büyüklerini de devreye sokarak ağır ve ileri tedbirler alabilirsiniz. Allah size sabırlar versin.
Aleykümselam. Bunu evlenmeden düşünmeli idiniz. Şimdi sabretmekten başka yapmanız gereken bir şey yoktur. Sabredin, onun tavrına razı olmadığınızı ona beyan edin. Allah da sizi böyle bir şeye razı olamayan bir kulu olarak görsün. Zamana yayın, kalbinin yumuşamasını bekleyin.
Günlük hayatınızda bu titizliğinizin bir benzeri farklı işlerinizde varsa bu bir psikolojik sorun gibi duruyor. Sadece bayanlarla ilgili alanda ise bu titizlik, ne mutlu size! Allah mübarek etsin, seni bu heyecanda sabit tutsun. Kesinlikle sen haklısın. Yaşadığımız hayat Allah'ın haramlarına çiftlik gibi olmuş bir hayattır ne yazık ki. Hiç taviz vermemeni tavsiye ederim sana. Şöyle bir kural belirle kendin için: Haramlardan ve harama iten ortamlardan uzak dur. Bilerek sen harama göz uzatma. Buna rağmen gözüne çarpan haramdan sen sorumlu değilsin. Bulunmak zorunda olduğun bir ortamda veya ortamlarda gözüne ilişen haramlar sende gevşeme nedeni olmaya başladı ise yani bir kayma hissetti isen o ortamı terk et. Bunun dışında sabredeceksin. Unutmayacaksın ki, bu sabrın senin Bedir'de, Uhud'da sabretmek gibi bir şeydir. Rabbim seni muhafaza buyursun.
Sizin onlarla olan ilişkilerinizi azaltmakta fayda var. Fakat kocanız ailesi ile olan iletişimi en azından farz düzeyi sağlamalı. Bu da ailesini ihtiyaç halinde veya terk edilmiş bir halde bırakmamak, onları kalbi kırık gönlü buruk bırakmamaktır. Bu noktada belki türlü stratejik davranışlarla hem asgari ilişkiyi korumuş olur hem de tehlikeli olabilecek işlerden de uzak durmuş olur. Bu stratejiyi de kendi ailesi özelinde yapabilir. Mesela sık ama kısa ziyaretler bir seçenek. Veya ziyaret esnasında böyle şeylerin konuşulmamasını sağlayıcı adımlar atmak da bir seçenek. Bunun dışında müdahale edemeyeceğiniz noktalar için de Allah'a sığının. Siz bu olaylarda yıkıcı, ayırıcı taraf olmayın. Yoksa faturanın size kesilmesinden korkulur. Allah yardımcınız olsun. Allah' emanet olun.
Aleykümselam. Bu cevabı lütfen eşinize de iletiniz. Sevgi kalpte oluşan bir histir, kanunla, emirle sevmek mümkün değildir. Bilhassa kadınlar arasında zorunlu sevgi yıkım nedenlerinden biridir. Kimse kimseyi sevmek zorunda da değildir, kavga etmeye de hakkı yoktur. Şu şekilde bir orta yol bulmalısınız, eşiniz ve siz bu orta yolla hareket ederek kurtulabilirsiniz. Aksi takdirde şeytan sizin huzurunuzu bozacak sebebi bulmuş olabilir, dikkat ediniz. Sözünü ettiğiniz akraba ile sosyal ilişkilerde dengeli ve gerekli kuralları işletin. Selam verin, selam alın. Yemek yiyin, yedirin. Hastayı ziyaret edin, sizi ziyaret etsinler. Yarım saatlik kısa ziyaretler yapın. Bunları isteseniz de istemeseniz de yapmak zorunda olduğunuzu bilin. Daha ötesine de gitmeyin. Uzun ziyaretlere gitmeyin. Bu akraba ile en az üç yıl, bir gün sürecek beraberlik, oturum yapmayın. Onlarla ilgili bir konuya girmeyin. Bunu eşiniz de yapsın, siz de yapın. Aksi takdirde kuyunuzu kendiniz kazıyorsunuz, bilesiniz.
Ailemizin huzuru ve istikrarı bizim için çok önemlidir. Allah’ın haramlarından birine açık ve net bir şekilde batmadıkça önceliğimizi aile huzurumuza vermeliyiz. Mesele açık bir harama girme düzeyine gelince ahiretimizi öncelikli tutmamız gerekeceği bellidir. Mesela alkol kullanma, elle temas etme, dans etme gibi bir abeslikle yüzleşecek olursanız net tavır koyarsınız. Bu noktaya gelmeyen sıkıntılar için yaptığınız gibi yapmaya devam edin yani kendinizi kollayarak, en kenardan yürüyerek devam edin. Allah yardımcınız olsun.
açık giyim konusundaki diğer fetvalar
Meseleyi yanlış noktadan anlamışsınız. Bir kadın evinde hiçbir şey giymese bile vebale girmez veya erkek vebale girmez. Çünkü evde onun korunması gereken bir göz yoktur. Yabancı söz konusu değildir. Buna rağmen mesela çarşafla evde bulunursa bu anlamsızdır. Kime karşı çarşaf giydiği merak konusu olur. Kendisini gereksiz bir sıkıntıya sokmuş olur, bu da onu psikolojik gerginliğe götürür. Anlattığımız budur.
Evet, böyle bir sorun var ve bu sorun sizin tasvirinizden de öteye bir felakete doğru hızla ilerlemektedir. Bunu ne kadar düzeltebiliriz bilemem ama bu felakette sadece erkeklerin fıtratı üzerinden düşünüp bir çözüm üretemeyeceğimizi zannediyorum. Doğrudur, erkekler arayan ve kovalayan pozisyonundadır ama kadınlar bu cinayetin en azından yarısının sorumluları değil midir? Herkese göre farklı bir cevap verilebilir. Asıl olan Rabbimizin bizi nasıl değerlendireceği olmalıdır. Size şunu tavsiye ederim: Eşiniz üzerinden kendinizi yıpratarak onu da yanlışa sevk edebileceğiniz düşüncelerden uzak durun. Olsa ne yapabilirsiniz ki denecek şeyleri olmamış iken neden irdeliyorsunuz? Bile bile aklına getirmekten başka bir yorumu yoktur bunun. Dua edin. Kendiniz ve eşiniz için dua edin. İyi bir eş olmaya bakın. Bu “iyi bir eş” ifadesini bazı hanım kardeşlerimiz sürekli ikaz eden bir hanım olarak anlıyorlar. Bazıları da sadece kıyafetini ütülü bulundurur ve ağır parfümler kullanırsa iyi bir eş olabileceğini zannediyor. Kesinlikle yanlış tutumlardır bunlar: İyi bir eş, her şeyden önce tatlı dilli, sabırlı olmaktır. Tenkidi ve istekleri bitmeyen bir eş kadın olsun erkek olsun iten bir eştir. İten eş de hayırlı değildir. Kılık kıyafetten konuşma tarzına kadar her şeye dikkat eden bir eş değerlidir. Bu bela asrın belalarından biridir. Belli ki sınavımız da bu olacaktır. Allah Teâlâ hepimizin yardımcısı olsun. Âmîn.
Kimse kimsenin günahı ile itham edilemez. Görümceniz olacak bir kadının durumu ile eşiniz olacak birini değerlendiremezsiniz. Böyle bir değerlendirme haksızlık olur. Siz şunu ölçmeye çalışın: Eşiniz olacak kişide belirttiğiniz iyi vasıflar yeni bir vasıf mı yoksa eskiden beri öyle mi geliyor? Eğer eskiden beri öyle geliyorsa kardeşi sorunlu demektir. O da kardeşinin durumundan razı değilse kardeşinin durumu sizi etkilemeyecek demektir. Hayır, aile aslında o kardeşin pozisyonu gibidir de eş adayınız yeni bir dönüş yaptı gibi duruyorsa siz riskli bir alana gireceksiniz demektir. Buna göre değerlendirmeye bakınız. Gerekiyorsa da size evlenme teklif eden kişi ile bu konuyu açık bir dille konuşun. Allah yardımcınız olsun.
Herkes kendi hesabını verecektir. Elbette bayanlar da sebep olmaktan ötürü muhasebe edilecektirler ama bu durum, erkeklerin bakmalarını mubahlaştırmaz.
Selamünaleyküm. Gözünü koru, elini koru, Allah'a sığın.