Fetva Meclisi
Soru
Hocam çocuğumuza Derda ismini koymak istiyoruz. Ebu Derda mı yoksa sadece Derda mı daha uygun olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Doğmamış çocuğa isim koymak şart değildir.
Sakıncalı bir isim değildir.
Bizim kültürümüze ait bir isim olduğunu zannetmiyorum. Daha anlamlı bir isim bulun.
Bu ismin ne anlama geldiğini bilemedim. Çocuklarımızın anlamı meçhul isimlerle anılmasını hoş görmeyiz. Yavrunuza mübarek olacak bir isim verin.
Din açısından bağlayıcı hükmü bulunan ve önemi olan bir EBCED HESABI söz konusu değildir. Böyle bir şeye itibar etmenin de makul bir yanı yoktur.
Bunun bir sakıncası olacağını bilmiyorum.
baba konusundaki diğer fetvalar
Kadının çalışması ZORUNLU ŞARTLARDA uygundur sözü tam yerli yerinde olmaz. “Haramdan kendisini koruyabileceği şartlarda çalışabilir” denmesi uygun olur. Harama bulaşmayacaksanız, risk gördüğünüzde ne olursa olsun işi terk edebilecekseniz ve iş helal bir iş ise çalışabilirsiniz. Böyle bakınız.
Babanın Müslüman olduğundan şüphen yoksa yani sorulduğunda “Müslümandı” diyebiliyorsan cenazesine git.
Sevdiğini kaybetmenin darbesidir bu durum. Birkaç ayda geçmesi gerekir. Geçmezse muhakkak bir psikologla görüşün. Dinen bir tehlike yoktur ortada.
Babanın veya annenin mirasını kendi sağlığında taksim etme hakkı yoktur. Yapsa da değeri ve bağlayıcılığı yoktur. O öldükten sonra değiştirebilirsiniz. Sağlığında yaparsa bu bir hibe olur. Çocuklarına sağlığında mal vermiş olur. Buna çocuklardan biri itiraz etmedikçe de sakıncası olmaz. Eğer babanızın taksimine diğer kardeşleriniz gönülden razı iseler, helal olması bakımından size zararı olmaz. Onlardan biri malı hukuk sistemine göre değil de mesela kıza düşecek fazlalığı erkek kardeşine verecek şer’i anlayışa göre iade ederse bu durumda da sakınca olmaz. Ama öyle veya böyle baban yaptığı yanlıştan ötürü vebale girer. Ona rıza gösteren her mirasçı da vebale girer. Bu seçeneklere göre bir tercih yap ama babanı da bir din düşmanını karşına alır gibi alma. Bile bile onu ateşe doğru koşturmuş olursun.
Ashab-ı kiramdan bize fetvaları intikal eden müçtehitlere, dört mezhep imamına göre Müslüman kâfir olan yakınının mirasına sahip olamaz. Din farkı miras almaya engeldir. Bazı fakihlere dayandırılan bir görüşe göre kâfir Müslümanlarla savaş durumunda olmayan bir kâfire Müslüman mirasçı olabilir. Bu fetva çağımızda bazı âlimlerce kullanılıyor olsa da delillere dayanması bakımından güçlü değildir.
Evli olma ihtiyacı insanın yaşı ile alakalı değildir. İnsan insan olarak erkek veya kadın evli olmaya meyillidir. Bazı insanların bu ihtiyacı normalin biraz üstünde olabilir. Bu şaşılacak bir durum olarak görülmemelidir. Evlenmek isteyen babayı evlendirmek Hanefi mezhebindeki bilinen görüşe göre evladı üzerinde bir farz olarak görülmemiştir ama diğer fukaha bunu farz olarak görmüşlerdir. Meseleye Hanefi fukahasının penceresinden baksak bile “baba rızasının önemi” açısından bakınca bile evladın gücü nispetinde bu talebi yerine getirmesinin gerekeceği anlaşılacaktır. Elbette böyle bir meselede babanın gerçek bir ihtiyacı bulunup bulunmadığına da bakılacaktır. Zira evlenmeyi kaldıramayacak durumdaki bir insanın evlenme istemesi anlamlı olmayacaktır. Babayı evlendirme ile alakalı evladın mecbur olması babanın bir mehir verecek durumda olmaması, evlenmeyi kaldıracak bir güce ve ihtiyaca sahip olması gibi şartlara da bağlıdır. Böyle bir durumda bilhassa erkek çocuklar evlendirmekten sorumlu olurlar. Evladın, duygusal nedenlerle veya mirasa ortak gelmesini istememeleri gibi basit bir nedenle babalarının isteğini geciktirmekle yanlış iş yapmış olurlar.