Fetva Meclisi
Soru
Bir Müslüman’ın babası kâfir ise babası ölünce onun malına mirasçı olamaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî ve İbni Mace'nin rivayet ettiği bir hadiste: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Müslüman'ın kâfire mirasçı olamayacağını bildirmektedir. Din farkı iki taraf için de mirasa manidir.
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) “Müslüman bir kimse kâfire, kâfir de Müslüman’a mirasçı olamaz.” (Buhârî, Ferâiz, 26 [6764]; Müslim, Ferâiz, 1 [1614]) ve “Farklı din mensupları birbirlerine mirasçı olamazlar.” (Ebû Dâvûd, Ferâiz, 10 [2911]; Tirmizî, Ferâiz, 16 [2108]) şeklindeki hadislerine dayanan fakihlerin çoğunluğu, din farkının mirasa engel olacağını söylemiştir. Bu hadisleri başka bilgilerle birlikte değerlendiren Muaz b. Cebel, Muâviye b. Ebî Süfyân gibi sahabîlerle sonraki bazı müçtehitler, gayrimüslimin Müslüman akrabasına mirasçı olamayacağını ama Müslüman’ın gayrimüslim birisine mirasçı olabileceğini kabul etmişlerdir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-bârî, 12/50 [6763]; Azîmâbâdî, Avnü’l-ma‘bûd, 8/87-88 [2911-2913]; Mardînî, er-Rehâbiyye, 34) Günümüzde de tercih edilen bu görüşe göre; Müslüman, gayrimüslim yakınından kalan mirası alabilir.
• Bir Müslümanın kâfir olan bir yakını öldüğünde ona baş sağlığı dilenebilir. • Bir kâfirin Müslüman olan yakını öldüğünde ona da baş sağlığı dilenebilir. • Kâfir birinin kâfir olan bir yakını öldüğünde de baş sağlığı dilenebilir. Bu taziyelerde kâfire rahmet dileme gibi bir cümle kullanılamaz. İslam ile alenen savaş durumunda olan bir kâfirin cenazesine alaka gösterilemez. Ulemanın büyük bir bölümü Müslüman’ın bir kâfirin cenaze törenine katılmasının doğru olmayacağı hükmünü belirtmiştir. Bunun istisnası kişinin baba, anne, kardeş gibi çok yakını olan bir kâfirin cenazesine katılması olabilir demişlerdir.
Selamünaleyküm. Babanız vefat ettikten sonra dedeniz vefat ettiği için siz, dedenize mirasçı olma durumundasınız. Amcalarınız sağ iken de size mirasçılık verilmez. Eğer amcalarınız ve halalarınız babanı da kendi rızaları ile taksime koyarlarsa sakıncası yoktur. Şu anda yapılabilecek de budur.
Ölenin birinci derecedeki yakınları varken ikinci derecedeki yakınları mirasçı olamazlar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/96) Şöyle ki; “Allah’ın kitabına göre, yakın akrabalar birbirlerine (vâris olmaya) daha uygundur.” (el-Enfâl, 8/75) mealindeki âyet, usûl veya fürû olma bakımından aynı çizgi üzerindeki yakın akrabanın, uzağını mirastan mahrum edeceğini göstermektedir. Ancak ölenin erkek evladı, oğlunun oğlu veya babası yoksa erkek kardeşi asabe olarak mirasta pay sahibi olur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/93)
Selamünaleyküm. Prensip olarak Mü'min bir insana kâfir bir insan mirasçı olamaz. Eş ve kızlar Müslüman olmadıklarına göre onlar miras almayacaklardır. Anne %33,333, bir kız çocuğu var sayarak % 50 ve bir amca var sayarak % 16,667 şeklinde taksim yapılır. Ayrıntılar için herkesin bulunduğu bir liste ile incelememiz gerekir.
baba konusundaki diğer fetvalar
Evli olma ihtiyacı insanın yaşı ile alakalı değildir. İnsan insan olarak erkek veya kadın evli olmaya meyillidir. Bazı insanların bu ihtiyacı normalin biraz üstünde olabilir. Bu şaşılacak bir durum olarak görülmemelidir. Evlenmek isteyen babayı evlendirmek Hanefi mezhebindeki bilinen görüşe göre evladı üzerinde bir farz olarak görülmemiştir ama diğer fukaha bunu farz olarak görmüşlerdir. Meseleye Hanefi fukahasının penceresinden baksak bile “baba rızasının önemi” açısından bakınca bile evladın gücü nispetinde bu talebi yerine getirmesinin gerekeceği anlaşılacaktır. Elbette böyle bir meselede babanın gerçek bir ihtiyacı bulunup bulunmadığına da bakılacaktır. Zira evlenmeyi kaldıramayacak durumdaki bir insanın evlenme istemesi anlamlı olmayacaktır. Babayı evlendirme ile alakalı evladın mecbur olması babanın bir mehir verecek durumda olmaması, evlenmeyi kaldıracak bir güce ve ihtiyaca sahip olması gibi şartlara da bağlıdır. Böyle bir durumda bilhassa erkek çocuklar evlendirmekten sorumlu olurlar. Evladın, duygusal nedenlerle veya mirasa ortak gelmesini istememeleri gibi basit bir nedenle babalarının isteğini geciktirmekle yanlış iş yapmış olurlar.
Babanın veya annenin mirasını kendi sağlığında taksim etme hakkı yoktur. Yapsa da değeri ve bağlayıcılığı yoktur. O öldükten sonra değiştirebilirsiniz. Sağlığında yaparsa bu bir hibe olur. Çocuklarına sağlığında mal vermiş olur. Buna çocuklardan biri itiraz etmedikçe de sakıncası olmaz. Eğer babanızın taksimine diğer kardeşleriniz gönülden razı iseler, helal olması bakımından size zararı olmaz. Onlardan biri malı hukuk sistemine göre değil de mesela kıza düşecek fazlalığı erkek kardeşine verecek şer’i anlayışa göre iade ederse bu durumda da sakınca olmaz. Ama öyle veya böyle baban yaptığı yanlıştan ötürü vebale girer. Ona rıza gösteren her mirasçı da vebale girer. Bu seçeneklere göre bir tercih yap ama babanı da bir din düşmanını karşına alır gibi alma. Bile bile onu ateşe doğru koşturmuş olursun.
Babanın sana nafaka temin etmesi gereken yaşlarda iken nafakanı temin etmediği için sen de onun malından mesela ayakkabın yoktu da onu almak için çalıyordu isen şu anda yapman gereken bir şey yoktur. Baban zaten onu sana almak zorunda idi. Aksi bir durum varsa yani baban senin geçiminde bir eksiklik yapmıyordu ise senin onun malından alman çalmaktı. Bizzat babana veya o yoksa artık onun adına bir hayra aldığını tahmin ettiğin kadar sadaka ver.
Kadının çalışması ZORUNLU ŞARTLARDA uygundur sözü tam yerli yerinde olmaz. “Haramdan kendisini koruyabileceği şartlarda çalışabilir” denmesi uygun olur. Harama bulaşmayacaksanız, risk gördüğünüzde ne olursa olsun işi terk edebilecekseniz ve iş helal bir iş ise çalışabilirsiniz. Böyle bakınız.
DERDA isim olan şeklidir. Ebu Derda ise “Derda’nın babası” demek olur.
Babanın Müslüman olduğundan şüphen yoksa yani sorulduğunda “Müslümandı” diyebiliyorsan cenazesine git.