Fetva Meclisi
Soru
Annem vefat ettikten bir süre sonra babam beni evlendirin demeye başladı. Özellikle de erkek çocukları olarak biz babamızı evlendirmek zorunda mıyız, evlendirmezsek günahımız olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Durumunuzu değerlendirirken ne kadar duygusallıktan uzak durabiliyorsunuz bu önemlidir. Kendinizi bir başka büyüğünüze ölçtürün. Eğer, harama bulaşma riskiniz belirdi ise bunu ailenize alenen söyleyin. Amcanız gibi biri onlara baskı yapsın.
Selamünaleyküm. Veliniz olan babanızın izni, sizin mezhebiniz açısından şart değildir. Eşiniz olacak kişinin mezhebi açısından ise şarttır. Bekâr veya dul olmanız durumu değiştirmiyor. Kesinlikle babanızın rızası ile çıkın yola, ikna edin, rica edin, ne yapacaksanız yapın, babasız yol almayın.
Reşit bir insanın evlenmesi kendi sorumluluğunda olur. Evlenmek bir hak veya ihtiyaç, her nasıl görülüyorsa neticede evlenmekten çok daha büyük hak/ihtiyaç olan şeyler kişinin kendi sorumluluğunda olmaktadır. Evet, mü'min bir baba çocuğunun evlenmesini kendisi için bir vicdani vazife veya ihmali durumunda sorumluluk alabileceği bir destek olarak görmelidir ama hukuki bağlayıcılık niteliğinde bir sorumluluğu olmaz. Özellikle de fakru zaruretten ötürü evlenemeyen ve harama girme riski taşıyan çocuğuna karşı bu sorumluluk biraz daha derinleşebilir ama ‘baba sorumludur’ diye bir kural yoktur. Gençlerin evlenme konusunda babalarına dayanmaları, kendileri sağlık açısından bir sıkıntı yaşamadıkları hâlde, arkadaşları ile gezerken babalarının onları evlendirmek için çalışmasını beklemeleri makul değildir. Öğrenci olmak da babaya dayanma nedeni olmamalıdır. Elbette babalar evlatlarını ihmal etmeyeceklerdir ama reşit bir insan kendi evlilik masraflarını üretmelidir. Onurlu bir evlilik açısından böylesi daha basiretli ve hayırlı tutum olur.
Meseleyi şöyle anlayabilirsiniz: Kadın veya erkek her mümin anne babasının rızasını kazanmaya mecburdur. Bu Allah'ın açık emridir, tartışılamaz. Kadın evlendikten sonra da anne babasına hizmet etmeye, gönüllerini almaya mecburdur. Evliliği evlatlığına engel değildir. Kadın için 'acaba?' denebilecek nokta eşine hizmeti ile anne babasına hizmeti arasında kalırsa ne yapacağı ile alakalı olur. Böyle bir çelişki durumunda anne veya babanın durumu ağır hastalık ve benzeri bir aciliyet gösteriyorsa şüphesiz anne baba öne geçer. Aciliyet yoksa eş önde olur. Anne baba hizmeti normal durumlarda eşin onayına bağlıdır denebilir. Zira evlenen kadın artık eşi ve çocuklarından birinci derecede sorumlu duruma gelmiştir. Eşinin veya çocuklarının ihmal edilerek anne babaya hizmet edilmesi durumu bir ailenin sarsılması sonucunu getirebilir. Anne babanın yeni bir yuva kurulup yaşatılması ile alakalı zorunlulukları yok sayarak kendilerine hizmeti öncelikli tutmaları isabetli değildir. Hayatın sorunsuz devam etmesi için herkes bazı fedakarlıklar yapmalıdır. Bunlardan biri de acil ve ağır bir durum olmadıkça annenin babanın evli kızlarını sıradan hizmetleri için eşi ile karşı karşıya bırakmamayı tercih etmeleridir.
Baba, doğumuna sebep olduğu çocuğun velisidir. Bu velilik onun kendi kazanımı değil Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır. Bu hak ona belli sorumluluklar yükler. İstediği zaman bu hakkı iptal edemez, o veya çocuk yaşadıkça bu hak onun üzerinde sabittir. Bu hakkın mahkeme kararı gibi beşeri bir müdahale ile ispatı da gerekmez. Çocuk, çocuk olarak yaşadığı sürece veliye muhtaç olduğu her işte baba onun velisi olmaya mecburdur. Hastalık ve tedavi de buna dahildir. Babanın bu velilik görevi Müslüman, akıllı olduğu sürece geçerlidir. Gücü yetmediği bir durum söz konusu olursa dinimiz hiçbir insana zaten gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bir de farklı bir konu olarak günahları açık bir şekilde işleyen ve çevresinde ‘acaba Müslüman mıdır?’ sorusunun sorulmasına sebep olan fasık bir babanın da velilik hakkı düşebilir. Çocuk reşit oluncaya kadar ya da akli melekesinde bir eksiklik olmadığı sürece babanın veliliği zorunlu olarak devam eder. Bugünkü rüşt çağı olan on sekiz yaşını son nokta olarak kabul edebiliriz ve o yaştan sonra babanın görevi beter deriz. Sadece kız çocuğu baba kız evlenene kadar himayesinde tutmak zorundadır. Zorunlu aşılar, erkeğin sünnet ettirilmesi, doktor, ilaç temin edilmesi, ilacın kullanılması esnasında gerekebilecek yardım, ameliyat gibi olağanüstü durumlar bir yandan babanın sorumluluğunda bir yandan da yetkisi sınırları içindedir. Mesela bir ameliyata o izin verir ve gerekeni yapar. Baba sorumlu olmakla beraber annenin baba ile beraber olması, babanın anneyi yok kabul etmemesi Kur'an’ımızın ‘güzel geçim’ olarak koyduğu üstün İslam ahlâkının gereklerindendir.
Aleykümselam. Ailenizin bilhassa da anne babanızın rızası olmayan bir işte hayır olmayacağını bilmelisiniz. Onlar ortada kalırsa yani mani olmak istemezlerse o zaman evlenebilirsiniz. Kan testi yaptırın. Sonuçta sıkıntı görülmüyorsa evlenin, test sıkıntılı çıkarsa uzatmazsınız. Allah mübarek etsin.
baba konusundaki diğer fetvalar
Ashab-ı kiramdan bize fetvaları intikal eden müçtehitlere, dört mezhep imamına göre Müslüman kâfir olan yakınının mirasına sahip olamaz. Din farkı miras almaya engeldir. Bazı fakihlere dayandırılan bir görüşe göre kâfir Müslümanlarla savaş durumunda olmayan bir kâfire Müslüman mirasçı olabilir. Bu fetva çağımızda bazı âlimlerce kullanılıyor olsa da delillere dayanması bakımından güçlü değildir.
Babanın veya annenin mirasını kendi sağlığında taksim etme hakkı yoktur. Yapsa da değeri ve bağlayıcılığı yoktur. O öldükten sonra değiştirebilirsiniz. Sağlığında yaparsa bu bir hibe olur. Çocuklarına sağlığında mal vermiş olur. Buna çocuklardan biri itiraz etmedikçe de sakıncası olmaz. Eğer babanızın taksimine diğer kardeşleriniz gönülden razı iseler, helal olması bakımından size zararı olmaz. Onlardan biri malı hukuk sistemine göre değil de mesela kıza düşecek fazlalığı erkek kardeşine verecek şer’i anlayışa göre iade ederse bu durumda da sakınca olmaz. Ama öyle veya böyle baban yaptığı yanlıştan ötürü vebale girer. Ona rıza gösteren her mirasçı da vebale girer. Bu seçeneklere göre bir tercih yap ama babanı da bir din düşmanını karşına alır gibi alma. Bile bile onu ateşe doğru koşturmuş olursun.
Babanın sana nafaka temin etmesi gereken yaşlarda iken nafakanı temin etmediği için sen de onun malından mesela ayakkabın yoktu da onu almak için çalıyordu isen şu anda yapman gereken bir şey yoktur. Baban zaten onu sana almak zorunda idi. Aksi bir durum varsa yani baban senin geçiminde bir eksiklik yapmıyordu ise senin onun malından alman çalmaktı. Bizzat babana veya o yoksa artık onun adına bir hayra aldığını tahmin ettiğin kadar sadaka ver.
Kadının çalışması ZORUNLU ŞARTLARDA uygundur sözü tam yerli yerinde olmaz. “Haramdan kendisini koruyabileceği şartlarda çalışabilir” denmesi uygun olur. Harama bulaşmayacaksanız, risk gördüğünüzde ne olursa olsun işi terk edebilecekseniz ve iş helal bir iş ise çalışabilirsiniz. Böyle bakınız.
DERDA isim olan şeklidir. Ebu Derda ise “Derda’nın babası” demek olur.
Babanın Müslüman olduğundan şüphen yoksa yani sorulduğunda “Müslümandı” diyebiliyorsan cenazesine git.