Fetva Meclisi
Soru
Ben 25 yaşında üniversiteden yeni mezun olmuş mühendis bir kızım. Ailemle yaşıyorum ve artık evlilik konusunda gelişmeler yaşanmaya başlıyor. Babamın maddi durumu çok iyi olmasına rağmen evin zorunlu ihtiyaçlarını karşılarken bile bizi kısıtlıyor. Özellikle yatılı misafir geldiğinde hepimiz bunalıyoruz. Benim şu an çok iyi bir maaşla çok iyi bir yerde işe girme ihtimalim var ama kadının çalışması konusu beni oldukça zorluyor. Yalnız mecburi durumlarda çalışılabilir söylemi için benim durumum zor bir durum mu diye düşünüyorum. Yoksa ekmek alacak durumu dahi olmayanlar için mi söylenmiştir? Evlilik sürecinde ihtiyaçlarımı karşılamak için istediğim bu çalışma beni yanlış yola koyar mı? Çalışırken kendimi korurum diyerek kendime yalandan kapılar açmak istemiyorum. Dinimizde müsaade var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bir mü’min kadının iş edinip çalışma mecburiyeti olmadan eşinin ona müreffeh bir hayat sağlama mecburiyeti vardır. Bunun karşılığında da kadının kadınlık dışında ek bir hizmet yapma mecburiyeti yoktur. Dinimizin genel ilkesi böyledir. Ne yazık ki dinimizi kendi hırs ve menfaatlerimize göre şekillendirmeye cüret ettiğimiz bir dönemde yaşıyoruz. Eşinizin sizden böyle bir şey isteme veya annesine istetme hakkı yoktur ama sizin bunu insanlık olarak yapmanız sizin artınız olur. Aile huzurunuzu sarsmadan sorun çözmeye gayret ediniz. Mevcut durumu değil ileriyi düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Müslüman bir kız, evini geçindirmek zorunda değildir. Çünkü bizim dinimizin bugüne kadar inanılan şeklinde KADIN ÇALIŞMAZ, ERKEK ÇALIŞIR. Senin çalışman zaten doğru değil. Evinde açlık gibi bir tehlike yoksa hiç çalışma.
Erkek evlendiği kadınını geçindirmek zorundadır. Dinimizde kadın isterse çalışır. İstemiyorsa çalışmaz, erkek sorumluluğunu kadınla paylaşma hakkına sahip değildir. Siz, aile huzurunuz açısından meseleye bakın. Çalışabildiğiniz kadar çalışın. Eşinizle bu konuda tartışırsanız şeytan sizi buradan tutuşturduğu bir ateşle yakabilir maazallah.
Bir genç kızın yemesi, barınması, giyinmesi kendisinden sorumlu olan babanın görevlerindendir. Bir ailede baba veli konumundadır, bu sebeple evini geçindirmek de kendisine aittir. Bu süreçte farklı bir durum olmadıkça bir evladın çalışmasına gerek olmamaktadır. Ailede olağanüstü bir durum vardır ve ailece maddi bir kalkınma ile mücadele edilecek bir durum olmuşsa ise o zaman uygun şartlar altında gerekirse tüm aile çalışarak destek verilir. Sizin durumunuza gelince elhamdülillah ki çalışma zorunluluğu olan bir durumda değilsiniz, maddi bir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Bu durumda ailenizin sizden çalışmanızı talep etmesi söz konusu olmaması gerekir. Belki maddi destek için değil de babanız çevresine kıyas ederek “benim de kızım çalışsın” der duruma gelmiş, çevresinden etkilenmiş olabilir. Sizi üzmeyi kasıtlı yaptığınızı düşünmeyin öncelikle ki şeytan aranıza soğukluk sokmasın. Bundan sonraki süreçte; - Kendinizi geliştirecek farklı meşguliyetler bulabilirsiniz, aileniz bundan memnun olabilir. - Onları asla incitmeyin ve bu durumu işinden çıkılmaz olağanüstü bir durum olarak görmeyin. - Onları mutlu etmek istediğinizi hissettirin, kullandığınız yumuşak dil size karşı muameleyi de farklılaştıracaktır. - Sonunda çalışmak zorunda bir durum söz konusu olursa kendinizi geliştiren, Rabbimizin razı olacağı ortamları tercih etmeye çalışın. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Dua eder dua beklerim.
Mü’min kadının projeleri, emelleri eşlik ve annelik üzerine olmalıdır. Geçinmek ve geçindirmek erkeğin görevidir. Siz neden, erkeğin sorumluluklarını üzerinizde hissediyorsunuz ki? Hem hiç evlenmeyi hesap etmeyişinizi de anlamadım. Doktorluk, hemşirelik gibi gerekli ve zorunlu bir alan dışında kadının çalışması tabiatın seyrine bile aykırıdır. Acilen düşünce tarzınızı değiştirin. Hiçbir imtihana girmeyin. Zaten hayat imtihanındasınız, o size yeter. İyi bir annelik, iyi bir eşlik için hesaplar yapın. İyi bir anne olmadıktan sonra, çocuklarınız kreşte kalacak olduktan sonra hangi para sizi mutlu edecek, hangi huzur kalbinizi mutmain kılacak? İyi düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Helal ve sağlıklı, onurlu olduğu sürece çalışabilirsin ama aklının almadığını yapma. Direkt anne babanı karşına alma yerine tamam de ve iş sürecini başlat. Güzel bir fırsat bulunca da çalış. Haram ihtimali karşına çıkarsa veya sağlığına zarar hissedersen bırakırsın. İmanın seni yönlendirdiği sürece korkmana gerek yok. Sen imanını yönlendirmeye kalkışırsan maazallah tehlike olur. Allah yardımcın olsun.
baba konusundaki diğer fetvalar
DERDA isim olan şeklidir. Ebu Derda ise “Derda’nın babası” demek olur.
Babanın veya annenin mirasını kendi sağlığında taksim etme hakkı yoktur. Yapsa da değeri ve bağlayıcılığı yoktur. O öldükten sonra değiştirebilirsiniz. Sağlığında yaparsa bu bir hibe olur. Çocuklarına sağlığında mal vermiş olur. Buna çocuklardan biri itiraz etmedikçe de sakıncası olmaz. Eğer babanızın taksimine diğer kardeşleriniz gönülden razı iseler, helal olması bakımından size zararı olmaz. Onlardan biri malı hukuk sistemine göre değil de mesela kıza düşecek fazlalığı erkek kardeşine verecek şer’i anlayışa göre iade ederse bu durumda da sakınca olmaz. Ama öyle veya böyle baban yaptığı yanlıştan ötürü vebale girer. Ona rıza gösteren her mirasçı da vebale girer. Bu seçeneklere göre bir tercih yap ama babanı da bir din düşmanını karşına alır gibi alma. Bile bile onu ateşe doğru koşturmuş olursun.
Ashab-ı kiramdan bize fetvaları intikal eden müçtehitlere, dört mezhep imamına göre Müslüman kâfir olan yakınının mirasına sahip olamaz. Din farkı miras almaya engeldir. Bazı fakihlere dayandırılan bir görüşe göre kâfir Müslümanlarla savaş durumunda olmayan bir kâfire Müslüman mirasçı olabilir. Bu fetva çağımızda bazı âlimlerce kullanılıyor olsa da delillere dayanması bakımından güçlü değildir.
Evli olma ihtiyacı insanın yaşı ile alakalı değildir. İnsan insan olarak erkek veya kadın evli olmaya meyillidir. Bazı insanların bu ihtiyacı normalin biraz üstünde olabilir. Bu şaşılacak bir durum olarak görülmemelidir. Evlenmek isteyen babayı evlendirmek Hanefi mezhebindeki bilinen görüşe göre evladı üzerinde bir farz olarak görülmemiştir ama diğer fukaha bunu farz olarak görmüşlerdir. Meseleye Hanefi fukahasının penceresinden baksak bile “baba rızasının önemi” açısından bakınca bile evladın gücü nispetinde bu talebi yerine getirmesinin gerekeceği anlaşılacaktır. Elbette böyle bir meselede babanın gerçek bir ihtiyacı bulunup bulunmadığına da bakılacaktır. Zira evlenmeyi kaldıramayacak durumdaki bir insanın evlenme istemesi anlamlı olmayacaktır. Babayı evlendirme ile alakalı evladın mecbur olması babanın bir mehir verecek durumda olmaması, evlenmeyi kaldıracak bir güce ve ihtiyaca sahip olması gibi şartlara da bağlıdır. Böyle bir durumda bilhassa erkek çocuklar evlendirmekten sorumlu olurlar. Evladın, duygusal nedenlerle veya mirasa ortak gelmesini istememeleri gibi basit bir nedenle babalarının isteğini geciktirmekle yanlış iş yapmış olurlar.
Babanın sana nafaka temin etmesi gereken yaşlarda iken nafakanı temin etmediği için sen de onun malından mesela ayakkabın yoktu da onu almak için çalıyordu isen şu anda yapman gereken bir şey yoktur. Baban zaten onu sana almak zorunda idi. Aksi bir durum varsa yani baban senin geçiminde bir eksiklik yapmıyordu ise senin onun malından alman çalmaktı. Bizzat babana veya o yoksa artık onun adına bir hayra aldığını tahmin ettiğin kadar sadaka ver.
Babanın Müslüman olduğundan şüphen yoksa yani sorulduğunda “Müslümandı” diyebiliyorsan cenazesine git.