Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Hz Aişe annemiz, Allah ondan razı olsun, rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden bize bildirdiğine göre efendimiz üç gün üst üste sıcak yemek yemediğini söylüyor. Şimdi hocam cahilliğimize verin, yemek olduğunda da yememiş ve böyle mi davranmış? Günümüze gelince bizler evlerimizde Afrika'yı doyuracak kadar yiyecek varken biz O'nun ümmeti olarak ne kadar yemeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Namaz kılmayanın pişirdiğini yemekte sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Elbette öyle davranacaksınız, imanımız bunu gerektirir. Şu kadar ki, mesela bir Müslüman’ın evinde yemek yerken o da sizin gibi hassasiyeti olan biri ise, orada araştırma yapmanız gerekmez. Ama ulu orta her yerde et yiyemeyiz. Allah işimizi kolay etsin.
Aleykümselam.En iyi ve en temizi kullanmak Müslüman'ın görevidir. En iyi ve en temizi bulamayan ya da bulmakta zorlanan ise elindekini en iyi veya en temiz yapma gayreti içinde olur. Allah Teâlâ bizi, kaldıramayacağımız yükün altına koymaz. Ekmek konusunda, bütün insanlık bir sıkıntı içindedir ve bu sıkıntının yakın zamanda giderilebilmesine yönelik bir umut da yoktur. Elimizden geldiği kadarı ile yetinmeye mecburuz. Böyle bir konu ile günümüzü tüketmemiz de doğru olmaz. Ekmeğin yanında, bütün gıdamızı gündemimize almamızı gerektirecek çapta sorunlar vardır.
Selamünaleyküm. Bu durum, endişeyi gerektirecek bir durum değildir. Özellikle o hâlde yemek yememiz gerekmediği gibi aç kalmamız da gerekmez.
Peygamber aleyhisselam efendimizin sünneti itibariyle yemek öğünü tahdidi yoktur. İki ya da daha az veya fazla olmasının aykırılığı olmaz. Aykırı olan yemeğe esir olmaktır. Bunu da tıbben yenmesi uygun bir menü olarak belirleyebiliriz. Normal şartlarda kural böyledir. Bir nefis terbiyesi gibi ideal nedeniyle farklı uygulama olabilir ama o genelleme yapılabilir bir kural değildir.
Sen üzerine düşeni yaptın. Bir kız çocuğu olarak yapabileceğin bir şey yoktur. Kurduğu sofrada yemeğini ye, o sorumlu olur. Sen kalbinden onay verme yeter.
açlık konusundaki diğer fetvalar
İnsanların neyi neden yaptıklarını esasen sadece Allah Teâlâ bilir. Biz zahire göre yani dışarıdan görülen şekline göre karar veririz. Oruç tutuyor olması bir insan için iman işaretidir biiznillah. Orucun dışındaki hayatını yanlış çizgide değerlendirmesi ise orucunun yok sayılma nedeni olmaz yeter ki açık bir imandan çıkma noktasında olmasın. Bugün orucun bu şekilde hafif tutulması, iftarının kendisinden daha önemli olması ya da ahkâmının önemsenmemesi bir imtihan meselesidir maalesef. Oruç esasen imanla bağlantısı bakımından namazın aynısıdır. Sağlığa faydası var veya yok oruç ibadettir. Bütün ibadetler gibi emredeni Allah olduğu için yapılır. Allah’a iman gereği olarak yapıldığı için de ihlas ve ihsan üzere yapılması istenir. Prensip olarak tamamını yapamadığımız şeyin yapabildiğimiz kadarını ihmal etmemiz doğru olmaz diye düşünmeliyiz. Bir yandan oruç tutmaya ve tutulması için çalışmaya diğer yandan da orucun kalitesini yükseltmeye gayret edeceğiz. Böylece bir imtihan olan hayatımızı değerlendirmiş olacağız.
Ramazan ayında Ramazan orucu dışında bir şeye niyet edilemez. Belirttiğiniz orucu da size tavsiye etmeyiz. Onun yerine sünnete göre yemek yemeye çalışın.
Oruç başlamadan yani imsak vaktinden önce yenip içilen şeylerin hepsi sahur yemeği hükmünde olur. İğne vurulmak veya deriye bant yapıştırmak bu bakımdan aynıdır, hiçbirinden oruca zarar gelmez. İmsaktan sonra ise deriye bant yapıştırılması şeklinde olandan oruca bir zarar gelmez. Hap veya iğne şeklinde vücuda verilenler orucu bozabilir. Bunların orucu bozacağını kabul etmek daha evladır.