Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Peygamber Efendimizin (sav) doğurgan kadınlarla evlenmemizi teşvik eden hadislerini nasıl anlamalıyız? Tıbbi olarak özrü olan kadınlar bu statüye girmediği için onlarla evlenilmez mi? Özrü olan bir kadınla evlenildiğinde Efendimizin bu tavsiyesine aykırı hareket edilmiş olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Dindar kadınla evlenip evliliğin hayrını görmek isteyen birisinin aradığı kadın olmak için şunlara dikkat edilmelidir: İman esasları konusunda saplantılı ve tavizci olmayacak. Allah’a, peygamberlerine, ahiret gününe, Kur'an ve sünnete tavizsiz ve tartışmasız bağlı olacak, bu bağlılığı ile de iftihar edecek, kınayanın kınamasından çekinmeyecek. Karşılığını Allah’tan bulacağına inanarak eşinin gönlünü yapacak, kadınlığın gereklerini elinden geldiği kadarı ile aksatmayacak. Eş ve anne olmayı ibadet içerikli bir iş olarak görecek. Eşinin aynı zamanda bir nevi annesi gibi olacak ve onun imanına, ahlakına yardımcı olacak. Eksiklerini tamamlayacak. Ahlâk zafiyeti bulunmayacak. Büyük haramlardan kesinlikle uzak duracak ve küçük günahlarda da ısrarcı olmayacak, tevbekâr ve istiğfarlı biri olacak. İbadetlerini aksatmayacak. Namaz başta olmak üzere farz ibadetlerden geri kalmadığı gibi nafile takviyesi de bulunacak.
Size dua ediyoruz. Sabredin, gelecek ve kalpler Allah'ın elindedir. Bir sabah kalktığınızda daha huzurlu bir evde, size karşı yumuşamış bir eşle beraber olursunuz inşallah. Duaya ve sabra devam edin.
Subhanallah! Asla doğru olmayan bir tespit bu. Uzak durun o tür bilgilerden ve tıbben gerekenleri yapın. İnsanların üç beş çocuğu bu şekilde doğabilmektedir. Kendinizi sömürtmeyin. Acınızla oynanmasına izin vermeyin. Sabredin şifa bulun biiznillah.
Ben şahsen modern tıbbın dışındaki yöntemleri referans olarak kabul etmiyorum. İnsanların zafiyetlerini sömürmek olarak karşımızda duran bu uygulamalardan uzak kalınması gerektiği kanaatindeyim. Ticarete insan ve din kurban edilebiliyor, önümüze çıkan manzaranın özeti budur.
Şu hayatta kimin her istediği, istediği gibi olmaktadır? Biz, yazılan kaderimizi yaşıyoruz, kendi kaderimizi yazma imkânımız yoktur. Sizin evlenmeniz olduğu gibi kaderinizdir. Size iki şeyi hatırlatmak isterim: Birincisi “evlenemiyorum” diyebilmeniz için beklemeniz gereken süreyi nasıl belirlediniz? Evlenmenin yaşı mesela yirmi olarak son mudur? Zihninizdeki olguları bedeniniz ve hayatınız için son kanun olarak mı görüyorsunuz? İkinci olarak da şunu düşünmenizi tavsiye ederim size: Evlenmek mutluluğun garantisi midir? Milyonlarca genç kadın “dul” vasfı ile hayat sürdürüyorlar. Allah sizi, “dul” kalmanız anlamına gelebilecek evliliklerden korumuş olamaz mı? Hayata daha geniş açıdan bakmaya çalışalım. Yapabildiğimizi yapıp tedbir alalım ama olmayana esef etmeyelim. Allah yardımcınız olsun.
Evet, böyle bir hadis kitaplarımızda vardır ama bu hadis sahih değildir yani bir konuda bağlayıcı nitelikte değildir. Bir çeşit kültürel bilgi niteliğindedir. Evliliğin kaderle olduğu kesindir asla tartışılabilir yönü yoktur. Hayatımızın her alanında olduğu gibi evlilikte de kader yürür. Biz ise kaderi bilmediğimizden kendimiz arar bulur evleniriz. Kaderimize tesadüf edinceye kadar aramamız devam eder. Sonunda geçerli olacak olan kaderimizdir. Biz buna rağmen kendimiz arayıp buluruz. Kaderimiz ne olursa olsun biz, aramak ve gerçekleştirmek zorundayız. Meseleyi böyle anlayabiliriz.