Fetva Meclisi
Soru
Ben emniyet personeliyim. İşim gereği çoğunluğu hırsızlık şüphelisi olan birçok suçlu ile karşılaşıyorum. Bu şahısları korkutmak ve bir daha böyle bir şey yapmamaları amacı ile bazen oldukça şiddetli davranıyorum ve birtakım temaslarda bulunuyorum. Bununla ilgili bazen ileri gittiğimin farkındayım ama hırsız olması münasebetiyle haklı olduğumu düşünüyorum. Bu yaptığının İslamiyet’te yeri nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu tehlikenin bulunmadığı bir yer yoktur. Üniversite öyle olduğu gibi cami de öyledir. Kul, gaflete düşerse camide de kendini kaybedebilir. Bu açıdan yere değil kendinize bakın. Bir an imtihan ortamının dışında olmadığınızı bildikten sonra biiznillah korunursunuz. Yalnız kalmayın, kulluk şuurunu hatırlatan bir kardeş çevresinde bulunmaya çalışın. Tavizin küçüğü büyüğü diye ayırmadan dininize sahip çıkın. Küçük tavizlerin de büyüyebileceğini unutmayın.
Selamünaleyküm. Hayatınızın bundan sonraki döneminde hakkı ve hakikati ayakta tutan, zulmetmeyen, zulme seyirci kalmayan biri olmaya gayret et. Geçmiş için de istiğfar et.
Birincil gayeniz kendinizi korumak ve o ortamlarda erimemek olsun. Siz sağlam kalırsanız o kalışınız biiznillah ümmetinize hayır getirir. Bunun ötesinde de şeriatımızın temel haramlarını gözeterek yaşamayı ilke edinin. Erkeklerin bulunduğu bir ortamda da zorunlu bir durumda ders verebilirsiniz mesela. Bu dersinize çıkarken sizi izleyecek erkeklerin gözüne cazip gelmeyecek bir kıyafetle çıkarsınız ve adeta sokakta yürür gibi olan kıyafetinizle bunu yaparsınız ve sorun olmaz. Bu da şüphesiz birincil göreviniz olması gereken kendinizi koruma ciddiyetinizle sağlanabilir. Devam edin ve çalışın. Onların fikirlerinden korkmayın, muhtemel kendi gevşekliğinizden korkun. Allah yardımcınız olsun.
Önce kendi dinine ve insanlığına verdiği zararı düşünmelisin. Sana zararı kesindir. Diğer zarar ise muhtemeldir.
Şu anda yapabileceğin bir şey yoktur. Mü'min, yanlışa karşı uyaran insan rolünde olmalıdır. O zamanki hatan için istiğfar etmen yeterlidir.
İş yeri idarecinizin izin vermesi veya vermemesine göre değerlendirin bunu.
ceza konusundaki diğer fetvalar
“Daha sonra tutarım” diye oruç tutmamak ibadeti hafife almak olur. Bunu da bir mü'min yapmamalıdır. Evet, tutmaya niyet etmeyen için altmış gün ceza gerekmiyor. Çünkü onun tavrı altmış gün ceza ile dahi kapanamayacak kadar ağır bir hatadır. İbadetleri imanımızın gereği olarak yerine getirdiğimizi bilmeliyiz ve her ibadetin karşılığı cennettir veya cehennemdir.
Ortak taksi işletenlerin biri sürücü diğeri sadece ortak ise yani sürücülük yapmıyorsa veya ikisi de sürücü ise aracın masraflarına her durumda ortaktırlar. Sürücü hatası nedeniyle ortaya çıkan masraflara ise ortak olmazlar. Sürücü trafik kurallarına uymak zorundadır. Uymadığında ortaya çıkan cezayı da sürücü kendi cebinden ödemek zorundadır.
Yasal olarak yapabileceklerini yap. Bireyler birbirlerine ceza vermezler. Dinen buna kimsenin hakkı yoktur.
Yaşadığımız devlet ne olursa olsun biz, Allah’ın kuluyuz. Günah işlersek devletin cezasından önce Rabbimizin mağfiretini ararız. Tevbe kapısı açıktır. Samimi ve sürekli bir tevbe cezadan daha önemlidir.
Fotoğraf veya film güçlü bir karine olabilir ama hüküm dayanağı olamaz. Zira çok bariz bir şekilde görülüyor ki, yüzde yüz hayal olan bir ürün bile fotoğraflanabiliyor, montaj yapılabiliyor hatta film olarak dahi ortaya çıkarılabiliyor bu zamanda.
Böyle bir iddia doğru olmaz, yerinde de olmaz. Hastalık da sıkıntılar da Allah’tandır. Hatalarımız olursa istiğfar eder, tekrar etmemeye çalışırız. Böyle yapalım. Geçmiş olsun.