Fetva Meclisi
Soru
Eniştemle ortak taksi işletiyoruz. Eniştem şoför olarak çalışıyor. Belli bir oranda kârı paylaşıyoruz ama sık sık trafik cezası geliyor. Cezaları da ortak mı paylaşacağız ya da ben onun cezasına ortak olmaya mecbur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Trafik cezası alan biri neticede borçludur. Borçluya zekât verilebilir. Şu kadar ki, trafik suçları konusunda gevşeklik gösterecek biri olup olmadığına dikkat edilmesi gerekmektedir. Bir insanın trafiği ciddiye almaması başka şey, trafikte bir hata işleyip ceza alması başka şeydir. Zekât gibi bir ibadeti insanların can ve mallarına karşı gevşekliğe hizmet ettirmemeliyiz.
Aleykümselam. Evet, siz haram işlemiş olmazsınız ama haram nedeniyle bereketi gitmiş bir işe ortak olursunuz.
Ortak yapılan bir işte özel bir hıyanet içine girmeyen ortak zarar ödemez. Çalma, hainlik, ciddi bir ihmal gibi nedenlerle zarar olursa o zarar ödenmelidir. Böyle bir kasıt olmadan siz onların sermayesini öderseniz bu bir faiz işlemi olmuş olur ki caiz olmaz.
Böyle bir durumda hakkınızı aramanız makuldür. Hakkınızı arayın, devletin ona vereceği ceza olarak size verilecek tazminattan yaptığınız masrafları düşün. Bedensel bir zararınız yani organlarda bir eksiklik oluşmadı ise sizde manevi tazminat olarak alacağınız parayı kullanmasanız daha iyi edersiniz. Bir hayır kurumuna verin. Bedeninizde bir eksiklik oluştu ise mesela parmağınız koptu ise zaten maddi tazminat hakkınızdır. Fıkıh kitaplarımızda manevi zararlar için maddi tazminat alma şeklinde bir tazminat yoktur. Muasır ulemanın bir bölümü böyle bir tazminatı kabul ediyorsa da alınmaması yönündeki görüş daha takvaya yakındır. Öte yandan trafik canavarlığı yapan birini terbiye etmenin de başka bir yolu bulunamadığı için böyle bir cezalandırmanın yapılması gerekmektedir. Bunun için 'alın, masrafları düşün, gerisini bir fakire veya hayra verin' görüşünü size tavsiye ettik. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun.
Hayır, satmaya karar vermediğiniz sürece tır için zekât vermeniz gerekmez. O sizin ekmek teknenizdir. Ondan kazandığınızdan biriktirirseniz o paradan zekât vereceksiniz. Şu anda borcunuz da bulunuyor. O borç oranını elinizde para olsa da ondan düşebilirsiniz. Allah Teâlâ işinize bereket versin. Aman kul hakkına dikkat edin. Özellikle yollarda kural ihlali yapmamaya çalışınız. Bereketini göreceğiniz bir iş üzere olmaya çalışınız.
Depodaki yakınınız ya böle bir işi yapmaya yetkilidir ya da yetkisi olmayan bir işi yapmaktadır. Genel bir yetkiye sahip ise size verdiği helaldir. Yetkisi olmayan bir işi yapıyorsa siz bile bile helal olmayan bir şeyi almış olursunuz ki bu caiz olmaz.
ceza konusundaki diğer fetvalar
Kendini kanun yerine koyman hatalı olur. Sana çizilen sınırlar içinde kalmanı tavsiye ederim. Sadece senin için makul kabul edilebilecek esneklik düzeyinde kal. Özel hayatında özel hareketler yapabilirsin.
“Daha sonra tutarım” diye oruç tutmamak ibadeti hafife almak olur. Bunu da bir mü'min yapmamalıdır. Evet, tutmaya niyet etmeyen için altmış gün ceza gerekmiyor. Çünkü onun tavrı altmış gün ceza ile dahi kapanamayacak kadar ağır bir hatadır. İbadetleri imanımızın gereği olarak yerine getirdiğimizi bilmeliyiz ve her ibadetin karşılığı cennettir veya cehennemdir.
Yasal olarak yapabileceklerini yap. Bireyler birbirlerine ceza vermezler. Dinen buna kimsenin hakkı yoktur.
Fotoğraf veya film güçlü bir karine olabilir ama hüküm dayanağı olamaz. Zira çok bariz bir şekilde görülüyor ki, yüzde yüz hayal olan bir ürün bile fotoğraflanabiliyor, montaj yapılabiliyor hatta film olarak dahi ortaya çıkarılabiliyor bu zamanda.
Yaşadığımız devlet ne olursa olsun biz, Allah’ın kuluyuz. Günah işlersek devletin cezasından önce Rabbimizin mağfiretini ararız. Tevbe kapısı açıktır. Samimi ve sürekli bir tevbe cezadan daha önemlidir.
Böyle bir iddia doğru olmaz, yerinde de olmaz. Hastalık da sıkıntılar da Allah’tandır. Hatalarımız olursa istiğfar eder, tekrar etmemeye çalışırız. Böyle yapalım. Geçmiş olsun.