Fetva Meclisi
Soru
Kocamla herkesin isteyeceği mutlu bir evliliğimiz ve iki tane de yavrumuz var. Babam ruhsal problemlerinden dolayı annemi terk etti. 60 yaşındaki annem memlekette tek başına kaldı. Evi ve bir de emekli maaşı var. Kendi işini kendi görebilecek kadar sağlığı da yerinde. 4 kız kardeşiz ve hepimiz ayrı şehirlerde evliyiz. Annemin tek başına kalmasına gönlüm razı değil. İstanbul'a bizim evimizin yakınına taşınsın, bir hastalığı falan olursa ben ilgilenirim bir nefes olurum diyorum. Lakin kocam razı olmuyor; 'bizim huzurumuz kalmaz' diyor. Annemle hiç anlaşamıyor. Açıkçası annem pek anlayışlı biri değil. Kocam haklı kaygılarında. Annem her şeye karışır, yönlendirmeye çalışır ama nihayetinde de o benim annem. Çok çaresizim, annemi yalnız bırakırsam hayırsız bir evlat olacağım yakınımıza alırsam kocamla huzurumuz kalmayacak. Hep annemle kocam arasında kalacağım. Birinin gönlünü yaparken diğeri kırılacak. Bu durumda ben nasıl hareket etmeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Annen elden etekten düşmüş durumda ise yani siz olmadan yaşayamayacak hâlde ise kimseyi dinlemeyecek ve yanına gideceksin, hizmetini yapacaksın. Böyle bir durumda eşin evde evinizi ikame ettirecek sen de hem oraya hem annene devam edeceksin. Böyle bir durumdan Allah seni muhafaza buyursun. Eğer annenin durumu böyle değilse yani kendi hizmetini görebiliyorsa o zaman onun istediği gibi yaşamasına müdahale etme. Bırak istediği evde kalsın. İşten dönerken uğra elini öp, her seferinde bakkaldan bir ihtiyacını getir. Duasını al. Böylece sen vazifeni yapmış olursun. Onun da istediği yalnız yaşamaktı ise o da gerçekleşmiş olur. Buna sabredebilirsen Allah sana başka kolaylıklar açacaktır. Allah yardımcın olsun.
Kıymetli kardeşim sen iki ateşin ortasında kalmışsın. Ama önce şunu bil: Senin sağlığın, senin iyiliğin hepsinden önemli. Sen ayakta kalamazsan, kimseye de faydan olmaz. Bu yüzden önce kendini toparlaman lazım. Öncelikle bu yükü taşımanın seni hasta ettiğini fark et. Çünkü bu bir “görev” değil, hakkın olmayan bir yük. Annene de, eşine de, açıkça ve saygıyla bu seni hasta eden ortamı konuşman gerekiyor. Yanı sıra onların birbirleriyle olan diyaloglarını azaltacak adımlar at. Onların birbirleriyle ne kadar az görüşebileceği makul ve meşru yöntem varsa ortaya konulmalı ve ikisi birbirinden uzak tutulmalı. Senin onlardan birine gidince de birinin diğeri hakkındaki konuşmasından kaçınman lazım. "Bu konuşmanın kimseye bir faydası yok ama bana çok zararı var. Sağlığım bozuluyor. Bana zarar vermek mi istiyorsun açık açık söyle!" diyerek kişilere yaptıklarının tek sonucunun ne olduğunu iyice göster. Bu süreçte yalnız kalma. Dertleşeceğin dostlar bul. Bir psikologdan veya aile danışmanından yardım al. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Sen, olması gerekeni düşünüyorsun. Eşin ise yasaların ve dinin ona verdiği bir hakkı kullanıyor. Eşini bu nedenle reddedemezsin; evinde kimseyi istememek hakkıdır. Bu iki farklı anlayışın bir noktada buluşabilmesi eşinin merhametli ve fedakâr biri olması ile mümkündür. Bu da senin sorunu zamana yayarak (her günün doğal tartışması yapmayarak) onun esnemesini sağlamanla mümkündür. O da insandır neticede. O da bir gün yaşlanacağını biliyordur. Biraz daha “evet, sen haklısın” diyerek ortamı rahatlat. Bir zaman sonra teklifini kabule yanaşacaktır. Ya da onun razı olacağı biraz uzakta bir evi tercih edeceksin. Allah yardımcın olsun.
Annenize bakmak erkek kardeşlerinizin görevidir. Siz sevap kazanacak bir kapı olarak görüp hizmet edeceksiniz elbette. Keşke onun elindeki paraya hiç bakmadan bu işi yapabilseniz. Eşinizden de rica edin, o da böyle düşünmeye çalışsın. Ciddi bir ihtiyacınız yoksa bırakın kadını dilediği gibi yapsın. O yaşta onu değiştiremezsiniz. O her işi doğru yaptığını düşünüyordur. Sevabınızı azaltmayın. Allah yardımcınız olsun.
Evlenmek, senin hayatını kökten değiştirecek büyük bir karardır. Fedakârlık güzeldir ama akıllıca ve sınırları belirli olduğunda… Senin de hakkın mutlu olmak, korunmak ve değer görmek. Bu hakkı gözeten bir evlilik olacaksa, Allah mübarek etsin. Ama olmayacaksa, sabretmen kayıp değil, rahmet olur. Doğru adımlar atabilmek için kalbinin sesine kulak verecek kimselerle değil de şu hayatın gerçeklerini dikkate alan ve senin iyiliğini düşünen kimselerle istişare et. Kalbin karışıksa ve istişareler netlik vermiyorsa, istihâre en sağlam yol. "Ya Rabbi, bu kul senin rızana uygun mu? Hayrımı oradaysa kalbimi oraya ısındır, değilse uzaklaştır." diye dua et. Kalbinin eğilimi, yolunu aydınlatır.
Selamünaleyküm. Bu durum sizin anlattığınız esas alındığında boşanmayı normalleştirecek bir durumdur. Bir süre daha beklensin, belki geçici bir durumdur. Değişmezse aile büyükleri devreye girerek bacınızı oradan kurtarsın. Bu noktadan sonra da 'ne idi, ne değildi?' düzeyine takılıp kalmanın anlamı yoktur, en az zararla nasıl kurtulacaksınız ona bakın.
aileyle yaşamak konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Eşinizin ayrı bir evde oturmayı istemesi hakkıdır. Anneniz, annelik hassasiyetini kullanmakla hata etmektedir ama sizin onu azarlama veya kırma hakkınız da yoktur. Bu tür olaylarda tecrübemiz şunu göstermektedir: Sizin annenize ricanızın bir yararı yoktur genelde. Teyzeniz gibi birini araya ricacı olarak koyun. Eşinize de bir süre talep ederek ev naklini taahhüt edin. Anneniz ikna olunca da taşının. Eşiniz 'ayrı bir ev istemekte' haklıdır. İki tarafı da kaybetmezseniz sizinki hakkaniyet olur, bunu unutmayın.
Selamünaleyküm. Siz bayan olarak ailenizin dışına ancak evlenince çıkmalısınız. Evliliğinizi hızlandırmaya çalışın. Ailenizdekilerle tartışmamaya gayret edin, aranızdaki uçurum büyümesin. Bir gün onların da sizin nimetinizle yüzleşmelerini hayal etmelisiniz. Çok dua edin. Onların içinde onlara rağmen ayakta kalmanız sizin için büyük bir nimettir.