Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben 53 yaşında emekli memurum. Yetişkin üç oğlum var. 29 yıllık evliliğim sudan sebeplerle bitti. 29 yıl sabrettim ama artık bitti. Eşimle mahkemede anlaşmalı olarak boşandık ama dört ay sonra yeniden yeniden evlendik. Sonradan yine sorunlar ortaya çıktı ve 200 bin TL değerindeki evi ona bırakıp ve nafaka bağlayarak ayrıldım. Üç ay önce de boşanmış bir hanımla evlendim. Ancak hanımda cinsel tiksinti rahatsızlığı olduğu ortaya çıktı. Ancak tam aksine ben bu yaşta enerjiğim ve kadına karşı çok istekliyim. Yaptığım tıbbi araştırmalarda tedavisinin (özel kliniklerde psikolojik terapi) %1-2 başarılı olduğu ve pahalı olduğunu öğrendim. Hanım beni çok seviyor. Beni tahrik edecek davranış ve giyimlerde son derece başarılı ama ilişkiye gelince istemiyor. Cinsel ilişkiyi zor da olsa kabul ediyor ama taş gibi duruyor adeta bitse de kurtulsam diyor. Birçok defa, ‘bana şu anda, bana tecavüz ediyorsun gibi geliyor’ dedi. Bu da benim moralimi bozuyor. Bana, ‘birbirimizi seviyoruz ya! Cinsel ilişki de olmayı versin’ diyor. Daha yolun başındayken ayrılayım diyorum ama ona da kıyamıyorum. Elhamdülillah böyle de olsa zinaya kayacak değilim, hiçbir zaman da yapmadım. Ama cinsel olarak mutlu değilim. Sırf bu yüzden bu evliliği bitireyim mi yoksa kaderimmiş deyip buna da sabredeyim mi karar veremiyorum. (Eski eşimle de mutlu bir cinsel hayatım olmamıştı.) ‘Beni bu yüzden, sırf nefsin için boşarsan seni Allah'a havale ediyorum’ diyor. Bu benim imtihanım mıdır? Onun diğer güzel hasletlerini görüp bu yanını göz ardı etsem ve bu tür tek taraflı cinsel ilişkiyi kabullense mi diyorum. Kafam çok karışık. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikli olarak düşünmeniz gereken şey, harama tevbe etmeniz ve bir daha onu yapmamaya ahdetmeniz olmalıdır. Haramdan kurtulmadıkça huzurunuzun olması mümkün değildir. Sebep ne olursa olsun harama karşı kendinizi koruyun. İkinci olarak da şöyle yapın: Sizin aileniz ve eşinizin ailesinden büyüklerin oluşturduğu bir hakem heyeti kurun. Geçmiş yılları onlara anlatın. Gerekiyorsa eşinizi tedavi ettirin. Neticede size 'cinsel ilişkisi olmayan bir eş' kabul etmeye karar verirlerse öyle bir karar tabii de değildir, dinen de tutarlılığı yoktur. Böyle bir kararı kabul etmeniz gerekmez. Bunun dışındaki kararlarını kabul edin. Gerekiyorsa da o heyetin tasvibi ile boşanmanızda bir sakınca yoktur. Sizin anlattığınız gibi ise evli olmanın da bir anlamı yoktur. Büyüklerinizi devreye koymadan karar vermeyin.
Sizin eşinizden erkek olarak sizin cinsel ihtiyacınızı karşılamasını talep etmeniz hakkınızdır. Bu hakkınızı karşılamıyorsa sizin üzerine gitmeniz de hakkınızdır. Eşiniz büyük ihtimalle tedavi olmalıdır. Onu tedaviye zorlayacak bir süreç işletin. Yuvanızı dağıtabilecek bir yanlışa girmeden ve bu durumu etrafınıza teşhir etmeden çözüm üretmeye çalışın. En sonunda mesela iki yıl sonra artık sorun çözülemez gibi duruyorsa ve siz de harama düşme riski görüyorsanız eşinizden ayrılmayı talep etmenizde bir sakınca yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Siz kabulleniyorsanız ve etkilenmiyorsanız böyle bir sorun dinen evliliğinizi bitirmenizi gerektirecek bir sorun değildir. Sizin ve eşinizin temel ihtiyacı olduğu için önemine vurgu yapılmaktadır. Tedavi muhakkak olmalıdır eşiniz. Her hastalığın tedavisi vardır diye arayış içinde olmak zorundayız. Siz kendi durumunuza bakın, etkilenmiyorsanız, kendinizi arayışı içinde hissetmiyorsanız mesele yoktur. Allah sabırlar versin. Huzurunuzu daim etsin.
İçtenlikle, nezaketle derdini anlatmışsın. Allah derdini büyütmeden çözsün, sana ve ailene sekinet ve hayır versin. Şimdi senin yaşadığın bu durum, sadece bir “aile içi geçimsizlik” değil, aynı zamanda insanî, mânevî ve psikolojik bir zorluktur. Gel, meseleyi üç ana başlıkta konuşalım: 1. Nikâhın Üzerine Binen Yük: Evlilik ama Eşsizlik Bir erkeğin evlilikte meşru cinsî ihtiyaçlarının karşılanması, sadece şehvet tatmini değil, aynı zamanda gözün harama kaymaması, kalbin huzur bulması, eşler arası sevginin kuvvetlenmesi gibi birçok fıtrî amaca hizmet eder. Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi vesellem şöyle buyurur: “Ey gençler topluluğu! İçinizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffeti muhafaza eder.” (Buhârî, Nikâh 3) Bu hadisin alt mesajı şudur: Evlilik bir meşruiyet çerçevesi sunar, ama bu çerçeve dolu değilse, kişide kırılmalar başlar. Senin durumun da böyle. Ayda bir bile cinsel yakınlık yaşanmıyorsa, bu yakınlık bile “yalvar yakar” ile oluyorsa ve hastalık gerekçe gösterilip tedavi sürekli erteleniyorsa bu artık sıradan bir evlilik içi sorun değil, “hak ihlâli”dir. 2. Rahatsızlık Varsa, Tedavi Şarttır – Ama Samimiyetle Bir kadının cinsel soğukluk, ağrı, isteksizlik, depresyon gibi rahatsızlıkları olabilir. Bunlar küçümsenemez. Ama bir kişi sürekli “rahatsızım” deyip, tedaviden kaçarsa, eşini ihmal eder ama normal hayatına devam ederse, ilişki istemediği halde sosyal, dışa dönük, enerjikse o zaman ortada bir ciddiyetsizlik veya bilinçli ihmalkârlık vardır. Bu durumda bir “eş” değil, bir “oda arkadaşı” hâline gelinir. Zamanla eşin onuru kırılır, sabrı tükenir. 3. Annenin Sürekli Gündeme Gelmesi Ne Anlama Gelir? Eşinle yaşadığın her sorun annene bağlanıyorsa bu, konunun kişiselleştirildiği anlamına gelir. Muhtemelen eşin enin annenle olan samimiyetini kıskanıyor veya kendini onunla kıyaslıyor, belki de kayınvalideyle yaşanmış küçük bir meseleyi büyütüyor. Bu hâl hem senin arada ezilmeni sağlıyor hem de huzurunuzu kemiriyor. 5 Maddelik Çıkış Yolu Tavsiyesi -Eşinle kırmadan ama net bir konuşma yap: “Bak, bu evlilikte hem insanî hem de fıtrî ihtiyaçlarım karşılanmıyor. Bu bana ağır geliyor. Ya birlikte bir çözüm bulalım ya da bu böyle gitmez.” Konuşmanı “şikâyet diliyle” değil, “çözüm diliyle” yap. Ama netlikten kaçma. -Cinsel terapi veya uzman doktor desteğini şart koş: “Ya bir doktora gidelim, beraber konuşalım, tedaviye başlayalım ya da bu evlilik bu yükle yürümez” de. Bu baskı değil, bir "evliliği kurtarma iradesidir." -Kayınvalide meselesinde çizgini belirle: “Annemin konuya karışmadığı yerde onu gündeme getirme, çünkü o artık bizim meselemiz değil” diye net bir sınır çiz. -Aile büyüklerinden bir hakem heyeti öner: Tarafsız iki kişiyle konuşmak, bazen çiftlerin birbirini daha net görmesini sağlar. -İstikâret ve danışma yolunu açık tut: “Bu evlilik beni çürütüyor mu, yoksa toparlanabilir mi?” sorusunu samimi bir istişarede sor. Gerekiyorsa dinî danışmanlık veya aile terapisi desteği al. “Allah’ım, bu kuluna gönül huzuru, evliliğine sadakat ve sekinet, kalbine sabır ve netlik, kararlarına isabet ver.”
Muhakkak bir kadın psikologla görüşmelisiniz. Basit bir terapi ile düzelebilir bir sorun sizi bitirmesin. Hemen bir psikoloğa gidin. Eşiniz sizi serbest bırakıyorsa verebilirsiniz paradan ama şuraya ve şuraya harca diyorsa vermeyin.
Selamünaleyküm. Sizin anlattıklarınızın tam bu şekilde olduğunu var sayıyorum ama böyle olma ihtimali düşüktür. Çünkü bir erkeğe böyle yapılması mümkün değildir. Sizin anlattıklarınızı doğru kabul ederek cevap veriyorum. Kimseye sormaya hakkı yoktur. Evlilik yatak odası içindir. Bir yıl içinde sağlık sorunu gibi makul bir neden yoksa erkek veya kadının en az yüz kere doyurucu nitelikte bir cinsel ilişki kurmaları zaruridir. Bunu ihmal eden erkek veya kadın suçludur. Evlilik budur. Sizin bunca zaman sabretmeniz de hatadır. Önce bu durumu onun anne babasına bildirin. Hayâ etmeniz gerekmez. Sağlığınız ve dininizle tehdit altındasınız. Sonra da ona, Allah'ın helal kıldığı imkânları kullanmaya yöneleceğinizi hissettirin. Kadınları en iyi kadınların terbiye edeceğini eşiniz bilir.Ondan sonra da ailesinin de bilgisi dahilinde Allah'ın size tandığı hakları kullanabilirsiniz.
cinsel arzu konusundaki diğer fetvalar
Size şunu tavsiye ederiz: a- Siz ve eşiniz doktora görünün. Onda veya sizde ne kadar anormallik var onu doktor belirlesin. Böylece doktoru hakem yapmış olun. b- Eşiniz doktora gitmeye yanaşmazsa meseleyi aile büyüklerine iletin. c- Sizde bir aşırılık bulursa doktor siz tedavi olun. Eşinizde bir aşırılık bulursa o tedavi olsun. Bu husustaki tıbben veya psikolojik yöntemlerle tedavi başarılı olmaktadır. Tedavi sürecinde de siz sabretmeyi becerin. Eşiniz kendisini toparlayınca da efendilik gösterip geçmişi unutun, yeni bir sayfa açın. d- Eşinizin tedavi olmaya yanaşmaması durumunda ise, süreci doktorla beraber yürüttü iseniz harama düşme tehlikesine karşı kendinize helal bir çare üreteceğinizi eşinize onun büyüklerini de şahit tutarak söyleyin. Öyle veya böyle sakın harama bulaşmayın. Kaçak iş yapmayın. Biiznillah başaracaksınız.
Evlenmekten öte kesin çare yoktur. İffetini ve insanlığını zedelemeden evlenme sürecini başlat. Direkt veya dolaylı olarak isteğini büyüklerine bildir. Evlilik gerçekleşene kadar da kendine meşguliyet üret. Akşam yorgun olarak yatağa gireceğin kadar iş yapmalısın. Gıdana dikkat et. Bir doktora danışarak nelere dikkat etmen gerektiğini tespit et. Unutma kızım, tesettürün altı kirli olduktan sonra ne yapacaksın tesettürü, sakın kendini zayi etme, sakın!
Şehvetli olduğunuz zaman olarak zihninizin meşguliyetini kastediyorsanız, zaten kurtuluşunuzun önemli bir bölümü de o ibadetleri yapmanız veya Kur'an okumanızdadır. Neden onu terk edesiniz ki? Hayır, müstehcen bir görüntü denebilecek şekilde iseniz zaten o görüntünüz uzun zaman devam edebilecek bir durum değildir. Buna göre de abartmanıza gerek yoktur.
Bu durum size mahsus değildir. Neredeyse her gencin içinde bulunduğu bir imtihan hali sizin de karşınıza çıkmıştır. Bunu ortadan kaldıramazsınız. Sebeplerini azaltabilir veya onlara tedbirler alabilirsiniz. Sizi şehvet olarak kışkırtan ortamlardan uzak durum. Azdırıcı rol oynayan gıdaları azaltın. TV, internet, basın gibi sebeplere çok dikkat edin. Sık sık oruç tutun. Kur'an okuyun ve zikir yapın. Samimi mümin bir arkadaş çevreniz olsun. Çok uyumayın. Yalnız kalmamaya, yalnız uyumamaya dikkat edin. Ama bunların hiçbiri yüzde yüz sizin için teminat değildir. İmtihan bu; kazanmak veya kaybetmek var. Sabredin, Allah'ın yardımına güvenin ve o yardımı hak etmeye çalışın. Allah Teala sizi de bizi de nefislerimizin şerrinden korusun.