Fetva Meclisi
Soru
Hocam üç yıllık evliyim ve bir kız evladımız var, iki yaşında, elhamdülillah. Eşimle cinsel hayatımız hiçbir zaman çok fazla olmamıştı. Son bir yıldır neredeyse iki-üç ayda bir beraberlik gerçekleşiyor. Çoğu zaman kanepede uyuyakalıyor ve yanıma gelmiyor. Doktora gitmesini istedim ama gitmeyi reddediyor. Bu durum beni ona karşı duygusal ve fiziksel olarak uzaklaştırıyor. Erkeklik vazifelerini yapmaması ve ilgisizliği üzerine defalarca konuştuk. Hatta utanmasın diye aynı evin içinde mesaj yazarak durumu dile getirdim. Ancak mesajlarımı okuyor, siliyor ve bu konuyu asla konuşmuyor. Artık ne yapacağımı bilmiyorum. Gerçekten kalben soğudum ve eşime kocam olarak saygı duyamamaktan korkuyorum. Bu durumu nasıl aşabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikli olarak düşünmeniz gereken şey, harama tevbe etmeniz ve bir daha onu yapmamaya ahdetmeniz olmalıdır. Haramdan kurtulmadıkça huzurunuzun olması mümkün değildir. Sebep ne olursa olsun harama karşı kendinizi koruyun. İkinci olarak da şöyle yapın: Sizin aileniz ve eşinizin ailesinden büyüklerin oluşturduğu bir hakem heyeti kurun. Geçmiş yılları onlara anlatın. Gerekiyorsa eşinizi tedavi ettirin. Neticede size 'cinsel ilişkisi olmayan bir eş' kabul etmeye karar verirlerse öyle bir karar tabii de değildir, dinen de tutarlılığı yoktur. Böyle bir kararı kabul etmeniz gerekmez. Bunun dışındaki kararlarını kabul edin. Gerekiyorsa da o heyetin tasvibi ile boşanmanızda bir sakınca yoktur. Sizin anlattığınız gibi ise evli olmanın da bir anlamı yoktur. Büyüklerinizi devreye koymadan karar vermeyin.
Bu konuda tedavi mümkün değil demedikçe tıp, tedaviye devam etmelidir eşiniz. Tedavi olmayı sürdürmezse sizin ayrılmayı istemenizde bir sakınca yoktur.
Size şunu tavsiye ederiz: a- Siz ve eşiniz doktora görünün. Onda veya sizde ne kadar anormallik var onu doktor belirlesin. Böylece doktoru hakem yapmış olun. b- Eşiniz doktora gitmeye yanaşmazsa meseleyi aile büyüklerine iletin. c- Sizde bir aşırılık bulursa doktor siz tedavi olun. Eşinizde bir aşırılık bulursa o tedavi olsun. Bu husustaki tıbben veya psikolojik yöntemlerle tedavi başarılı olmaktadır. Tedavi sürecinde de siz sabretmeyi becerin. Eşiniz kendisini toparlayınca da efendilik gösterip geçmişi unutun, yeni bir sayfa açın. d- Eşinizin tedavi olmaya yanaşmaması durumunda ise, süreci doktorla beraber yürüttü iseniz harama düşme tehlikesine karşı kendinize helal bir çare üreteceğinizi eşinize onun büyüklerini de şahit tutarak söyleyin. Öyle veya böyle sakın harama bulaşmayın. Kaçak iş yapmayın. Biiznillah başaracaksınız.
Bacım, yazınızda “hiç ilişki olmadı” dediğiniz halde bir çocuğunuz olduğunu söylüyorsunuz. Demek ki, kullandığınız “hiç” sözcüğü yetersiz anlamındadır. Netice olarak size şunu söyleyebilirim: Bir kadının haftada bir kere en azından ilişki istemesi dinen hakkıdır. Bunu sağlayamayan eşi ile nikâh bağını bitirmeyi talep etmesi de günah değildir. Yalnız ne kadar objektif olduğunuz konusunda ikinci adil ve makul bir kişinin kararını dinlemenizi size tavsiye ederim. Tek başınıza karar vermeniz durumunda ileride üzülebilirsiniz. Ayrıca konuyu son defa ciddi bir şekilde eşinizle görüşüp tedavi olmasını istedikten sonra yasal yollara başvurun. Tek başınıza vereceğiniz karar sizi ezebilir. Allah yardımcınız olsun.
Muhakkak bir kadın psikologla görüşmelisiniz. Basit bir terapi ile düzelebilir bir sorun sizi bitirmesin. Hemen bir psikoloğa gidin. Eşiniz sizi serbest bırakıyorsa verebilirsiniz paradan ama şuraya ve şuraya harca diyorsa vermeyin.
Evlilikte cinsellik önemli bir bağ olsa da tek başına evliliğin devamını belirleyen bir faktör değildir. Ancak eşinizin bu konuyu boşanma sebebi olarak görmesi, meseleyi daha hassas hale getiriyor. Eşinizin beklentisi, cinselliğin sadece bir görev gibi yerine getirilmesi değil, sizin de istekli ve arzulu olmanızdır. Siz ise eşinizin taleplerini yerine getirmenize rağmen bunun sizin için bir "gönül işi" olmadığını ve keyif almadığınızı söylüyorsunuz. Burada kritik soru şudur: Gerçekten hiç mi keyif almıyorsunuz yoksa eşinizin beklentisine uygun bir tepki mi veremiyorsunuz? Siz bu konuda rahatsızlık duyuyor musunuz yoksa "Benim için böyle, bir sıkıntı hissetmiyorum." mu diyorsunuz? Bu farkın önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazen insanlar duygusal ve psikolojik olarak cinselliği içselleştirmekte zorlanabiliyor ve bunun nedenleri çok farklı olabilir. Eğer bu durum sizi de rahatsız ediyorsa üzerine konuşup çalışmanız gerekebilir. Ama sizin için bir sorun yokken eşinizin keyif alma beklentisini dayatması, onun kendi bakış açısıyla ilgili olabilir. Evet, insan gönlünden birebir sorumlu değildir ama bazı durumlarda kalbi etkileyen unsurları değiştirmek mümkündür. Bir insanın ilk başta hoşlanmadığı bir yemek, farklı tatlarla denendiğinde sevilebilir. Sevmediğiniz bir işi, ona anlam yükleyerek daha istekli yapabilirsiniz. Eşinizin sizin için "gezmekten keyif alması" için doğrudan bir zorlamada bulunamazsınız ama onun neden keyif almadığını anlamaya çalışarak ortak bir yol bulabilirsiniz. Cinsellikte de durum böyledir. Herkesin cinsel motivasyonu farklıdır. Sizinki belki "doğal olarak yüksek bir arzu değil" ama tamamen kapalı da değil. Bunun üzerine çalışarak daha iyi bir denge bulabilirsiniz. Ama bu, eşinizin sizi zorlamasıyla değil, sizin de içsel olarak bu durumu analiz etmenizle olabilir. Özetle, kocanız gerçekten cinsel hayatta mutlu olmadan evlilik yürütmek istemiyorsa boşanma isteğini sadece bir şımarıklık olarak görmek eksik bir değerlendirme olabilir. Ama bu konuyu çözmeye dair hiçbir çaba göstermeden boşanmayı dayatıyorsa bu da sağlıksız bir yaklaşım olur. Siz de kendinizi çaresiz hissetmek yerine, "Ben bu konuda ne yapabilirim?" diye bakmalısınız. Belki önce bir evlilik danışmanıyla (tercihen İslamî bakış açısına sahip bir uzmanla) görüşmek en sağlıklı adım olabilir.
boşanmak konusundaki diğer fetvalar
Eşinizin yaşadığı durumun altında bazı psikolojik veya motivasyonla ilgili problemler olabilir. Salgın döneminde dükkânını kapatması, farklı işlerde tutunamaması, kendine olan güvenini sarsmış olabilir. Bazı erkekler, başarısızlıkla karşılaştıklarında içine kapanır ve mücadele etmekten kaçar. Ancak bu, aile sorumluluğunu ihmal etmesini mazur göstermez. Ona sert şekilde yüklenmek yerine, destekleyici bir tavırla konuşmaya çalışın. "Sen bizim için çok değerlisin, bu aile senin çabalarınla ayakta durabilir" gibi motive edici cümleler kullanabilirsiniz. Eşiniz, sizin sözlerinize kulak asmıyorsa, onun üzerinde etkili olabilecek bir aile büyüğünden veya güvendiği bir dostundan yardım isteyebilirsiniz. Onun sorumluluklarını hatırlatacak, samimi ve nazik bir konuşma faydalı olabilir. Eşinizin büyük işler yerine, daha küçük ve basit işlere yönelmesini sağlayabilirsiniz. Belki de büyük beklentiler onu korkutuyor. Online işler, serbest meslekler veya esnek çalışma saatleri gibi seçenekleri değerlendirebilirsiniz. Tüm çabalarınıza rağmen eşiniz hala çalışmıyor, sorumluluklarını yerine getirmiyorsa, bu noktada bir hakem ya da aile danışmanından yardım almayı düşünebilirsiniz. Dini açıdan da bir aile reisi, sorumluluğunu yerine getirmediği zaman bu durum, nikâhın devamını zorlaştırabilir. Ancak bu tür kararlar aceleye getirilmeden, sabır ve istişare ile alınmalıdır.
Yaşadıklarınızı bilmeden yalnızca bu bilgiler üzerinden bir tercih sunmak yanıltıcı olur. Bu nedenle sizinle genel bilgiler çerçevesinde notlar paylaşmaya çalışacağım. Mevcut evliliğinizde Allah rızasını aramaya ve evliliğinizi kurtarmaya çalışmak öncelikli olmalıdır. Mevcut evliliğinizde sabır gösterip, sorunu çözmeye yönelik adımlar atmanız bir tür ibadet ve Allah’a yakınlaşma vesilesi olabilir. "Sabır, sadece katlanmak değil; çözüm arayarak Allah’tan yardım dilemektir." Sabır çekmenin, evliliğinizi kurtarmaya katkı sağlaması, daha büyük sevap kazanmanıza ve ahirette Allah’ın rızasını kazanmanıza vesile olabilir. Ancak sabır, sizi manevi olarak tüketmemeli ve Müslümanlığınızı yok etmemelidir. Şu anki evliliğiniz sizi ibadetlerden uzaklaştırıyor ve Allah’a karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeyi zorlaştırıyorsa, bu durumun devam etmesi haksızlık olabilir. Eğer evliliğinizde huzur ve ibadet imkânı bulamıyorsanız, boşanmayı düşünmek bir çıkış yolu olabilir. Ancak bu kararı aceleye getirmeden, istişare ederek ve istihare yaparak almanız gerektiğini ifade eder. Yeni bir evlilik, sizi manevi olarak daha güçlü kılacak ve ibadetlerinizi artırmanıza vesile olacaksa, bu Allah’ın rızasına uygun olabilir. Yalnız bunu garanti edemezsiniz. Daha kötü bir bataklığa da saplanabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Durumunuzu bir psikologla görüşmelisiniz. Bizim size nasihatimizden daha yararlı olacağını düşünürüz.
Kocası ölen kadının iddeti geçene kadar böyle işlerle ilgilenmemesi ve evinde beklemesi gerekir. Boşanmadan kaynaklanan iddette ise olabilir.
Kocanızı sevmediniz veya hiç kalbiniz ısınmadıysa niçin evlendiniz? Evliliği ne düşündünüz de bu işe giriştiniz? Siz ümit verdiğiniz için kocanız size gönlünü açtı, evini açtı, maddiyatını açtı. Çevresine sizi eşi olarak tanıttı. Bu kimseye karşı merhametli olun. Bu ifadeleriniz nazlanmak içinse geç kaldınız. Eşinizi sevmemekle neyi kastettiğiniz önemlidir. Eğer bir arada yaşama konusunda daha fazla sürdüremeyeceğiniz nefret içeren bir sevmemekse kocanızı daha fazla yıpratmayın. Aile büyüklerinizle konuşun ve bu işi bir karara bağlayın. Kararınız boşanma yönünde olursa kocanızın tekrar evlenebilmesi için ona verdiğiniz zarardan dolayı gerek kendisinin gerekse ailesinin size hediye ettiği takıları geri vermenizi tavsiye ederim. Fakat bu sevmeme sizden veya kocanızdan kaynaklı psikolojik eşikse bunu atlatabilirsiniz. Bu konuda Allah korkusu ve aile bilinci olan bir aile terapistine veya psikoloğa giderek çözmeye çalışın. Allah yardımcınız olsun.