Fetva Meclisi
Soru
Hocam, kocamla cinsel hayatımız olmasına rağmen benim cinselliği keyif alarak yaşamıyor olmamdan şikâyetçi ve bu şekilde evliliğe devam etmek istemediğini söylüyor. Oysaki kendisi cinsel birliktelik talep ettiğinde bunu yerine getiriyorum ancak onun beklediği ve istediği şekilde keyif almıyorum. Örneğin, öpüşmekten keyif almadığımı söylediğimde bunu sorun ediyor ve "Öpüşmekten keyif almayan insan mı olur? Sen problemli birisin." diyerek beni suçluyor. Cinsel birliktelik sırasında arzulu olduğumu belli eden davranışlarda bulunmamamdan rahatsız olduğunu söylüyor. Ancak cinsellik bir sorumlulukken bundan keyif alıp almamak gönül işi değil midir? İnsan gönlünden sorumlu olur mu? Keyif almadığım için benden boşanmak istemesini anlayamıyorum. Hayatta her şeyi keyif alarak mı yapıyoruz ki? Ben de eşimle gezmek, vakit geçirmek istiyorum ama o da benimle gezmekten keyif almıyor. Ben onu "keyif al" diye zorlayamazsam onun da beni zorlamaması gerekmez mi? İnsanlar âşık olmadığı insanlara bile bir ömür katlanırken yuvalarını korumak için fedakârlık yaparken "Sen keyif almıyorsun, o yüzden boşanmak hakkım." diyen bir erkek biraz şımarıkça davranmıyor mu? Bu arada doktor kontrollerimi yaptırıyorum, hormonlarımda veya kan değerlerimde herhangi bir sorun yok. Fiziksel bir sağlık problemim de bulunmuyor. Elimde olmayan bu durum beni çaresiz hissettiriyor. Size danışmak, fikrinizi almak istedim. Lütfen beni aydınlatın. Şimdiden teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin eşinizden erkek olarak sizin cinsel ihtiyacınızı karşılamasını talep etmeniz hakkınızdır. Bu hakkınızı karşılamıyorsa sizin üzerine gitmeniz de hakkınızdır. Eşiniz büyük ihtimalle tedavi olmalıdır. Onu tedaviye zorlayacak bir süreç işletin. Yuvanızı dağıtabilecek bir yanlışa girmeden ve bu durumu etrafınıza teşhir etmeden çözüm üretmeye çalışın. En sonunda mesela iki yıl sonra artık sorun çözülemez gibi duruyorsa ve siz de harama düşme riski görüyorsanız eşinizden ayrılmayı talep etmenizde bir sakınca yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Bu durumu bir hastalık kabul etmek ve tedavisi için imkânları kullanmak son derece doğal ve olması gereken bir sonuçtur. Allah’ın bu nimetini helal daire içinde aramanız ancak bir fazilet olabilir. Çocuk olmuyor diye boşanmak şart değildir. Eğer bu durum eşlerden birinin tahammül seviyesini zorluyor ve sağlığını etkiliyorsa boşanmak normal görülebilir, belki bir psikologla görüşülebilir. Bununla yaşamayı kabullendiğiniz takdirde bunu eşinizle paylaşınız ki o da rahatlasın. Tam tersi kaldıramayacağınızı anlarsanız da boşanmayı düşünmeniz bir vebal değildir. Çocuk sahibi olmak güzeldir ama yaşamak için şart değildir. Allah yardımcınız olsun.
Bacım, yazınızda “hiç ilişki olmadı” dediğiniz halde bir çocuğunuz olduğunu söylüyorsunuz. Demek ki, kullandığınız “hiç” sözcüğü yetersiz anlamındadır. Netice olarak size şunu söyleyebilirim: Bir kadının haftada bir kere en azından ilişki istemesi dinen hakkıdır. Bunu sağlayamayan eşi ile nikâh bağını bitirmeyi talep etmesi de günah değildir. Yalnız ne kadar objektif olduğunuz konusunda ikinci adil ve makul bir kişinin kararını dinlemenizi size tavsiye ederim. Tek başınıza karar vermeniz durumunda ileride üzülebilirsiniz. Ayrıca konuyu son defa ciddi bir şekilde eşinizle görüşüp tedavi olmasını istedikten sonra yasal yollara başvurun. Tek başınıza vereceğiniz karar sizi ezebilir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Anlaşılan eşinizin ahlâk sorunu var; aman dikkat edin, onu çirkin bir söze mecbur etmeyin. Sizi cinsel açıdan tatmin etmemesi eşinizin suçudur, hakkınızı talep edebilirsiniz. Mülkün olduğu kadar sizi cinsel açıdan güçlün derinecek gıda tüketmemeye çalışın. Durumu bir de doktorla görüşün, bakın size bir tavsiyede bulunabilir mi? Siz bu isteğinizde haklısınız. Eğer isteğinizi makul bir seviyede karşılamıyor ve siz haram tehlikesi hissediyorsanız boşanmayı isteminiz gerekir. Allah sabırlar versin.
Eşinizden bu konuda net bir tavır ve pişmanlık beklemek hakkınızdır. Yalnız bu konuda eşinizin tavrını dikkate almak zorundasınız. Eğer eşiniz hatasını anlamış ve bu davranışı tamamen bırakmışsa, geçmişe değil, bugüne odaklanmaya çalışmalısınız. Ancak eşiniz bu davranışı hala sürdürüyor ya da bunu küçümsüyorsa, ilişkinizde daha ciddi sorunlar olduğunu kabul etmek gerekebilir. Affetmek, eşinizin davranışını onayladığınız anlamına gelmez. Aksine, affetmek daha çok sizin ruh sağlığınız için gerekli olduğunu kendinize hatırlatın. Affedemediğiniz sürece, bu olayın ağırlığını sürekli üzerinizde taşımış olursunuz. Affetmek zaman alabilir; bu konuda aceleci olmayın, ancak affetmenin yollarını arayın. Evliliğinizin sadece bu olaydan ibaret olmadığını, yıllar içinde paylaştığınız güzel anların da olduğunu hatırlayın. Kendinize ve ailevi ilişkinize yatırım yapın. Bunun için de kocanızla birlikte güzel zaman geçirmeye, ilişkinizi güçlendirecek aktivitelerde bulunmaya çalışın. Birbirinize daha çok vakit ayırarak sevgi ve güven bağınızı yeniden inşa etmeye çalışabilirsiniz. Özetle evlilikler zaman zaman sınanır. Ancak bu süreçleri aşmak hem sizin hem de eşinizin çabasıyla mümkün olabilir. Eşinizin hatasını düzeltmek için çaba gösterip göstermediği ve sizin bu olayı aşmak için istekli olup olmadığınız, ilişkinizin geleceğini belirleyecektir. Allah’tan yardım ve kolaylık dileyerek sabır ve hikmetle hareket edin.
Kıymetli kardeşim, bu kararı almadan önce aile büyüklerinizden sözüne itibar ettiklerinizle istişare edin. Sırf laf olsun, torba dolsun, diye konuşan insanlarla değil de adalet sahibi, vicdan sahibi, ilim-irfan sahibi kişilerle istişare edin. Buna binaen de bir karar alın. Kararınızı alırken istihare duası yapmayı da unutmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
boşanmak konusundaki diğer fetvalar
Allah sizi bu zor durumdan korusun ve çözüm yolları nasip etsin. Dini nikâh, İslam'a göre bir kadının ve erkeğin evlilik bağıdır. Bu bağlamda, dini nikâhla evlenmiş bir kadının eşinden ayrılması, İslam'ın talak hükümlerine göre gerçekleşir. Kadın, eşinden şiddet görüyorsa ve evliliğin devamı mümkün değilse kadının talak isteme hakkı vardır. Kadın, eşi tarafından boşanma sağlanamazsa bir din âlimine veya güvenilir bir yetkiliye başvurup evlilik bağının sona erdirilmesi yönünde destek almasını tavsiye ederim.
Zorla evlendirildiğin, istemediğin bir hayatı yaşamak zorunda kaldığın ve eşinden sürekli kötü muamele gördüğün bir evlilik ne dinen ne de vicdanen kabul edilebilir bir durumdur. Öncelikle Allah seni seviyor ve senin için en hayırlısını istiyor. Ama insanlar sana zulmetmiş, senin dualarını dinlememiş. Bu zulmü yapan Allah değil, insanlar! Sen dua ettin, ağladın ama ailen zorla seni evlendirdi. Bu, Allah’ın sana bir ceza vermesi değil, insanların sana zulmetmesidir. Şu an kalbin kırık, Allah’a olan güvenin sarsılmış gibi hissediyorsun. Ama unutma, Allah her zaman senin yanında. Bak, Allah sana bu zorluktan çıkma hakkını veriyor. Senin bu evliliğe mahkûm olmadığını, çıkış kapısının açık olduğunu bilmen gerek. Allah’a küsen sen değilsin, aslında insanlara ve yaşadığın zulme isyan ediyorsun. Ama bu öfkeyi Allah’a yönlendirmek yerine, seni bu hale getirenlere yönlendirmelisin. Allah’ın huzuruna yönelmekten korkma! Çünkü seni en iyi anlayan, en iyi bilen O’dur. Rabbine küsmek yerine, O’na dön ve şöyle dua et: "Allah'ım, bana en hayırlı yolu göster, beni zulümden kurtar, bana sabır ve güç ver!" Aile hayatınla ilgili şahsi kanaatim önce çözüm odaklı olmaya çalışarak kurulan yuvanı sahiplenmeye çalışman daha doğrudur. Bu yaşadıkların ailenden intikam almak için gösterdiğin refleksten kaynaklanabilir. Dolayısıyla geçmişteki yaşanan kırgınlıkları ve yanlışlıkları bir kenara atmayı başarabilirsen evde yaşanan gerginliği de azaltabilirsin. Sen gülersen kocanın da seni sahiplendiğini göreceksin. Onunla ilgilendiğinde o da sana benliğiyle dönecektir. Kocanın gözlerinin içine bak, ellerini tut, ona merhametli ol. Allah aranıza sevgi ve saygıyı yerleştirecektir. Boşanarak bilmediğin bir yola çıkman daha problemli bir sonuca götürebilir. Fakat her şeye rağmen kocanla mutlu bir yuva sürdüremeyeceğini düşünüyorsan ailene durumu anlat ve gerekirse desteğe ihtiyacın olduğunu söyle. Sen kararını ver ve adım at. Allah seninle ve seni bu sıkıntıdan çıkaracak olan da O’dur.
Kocası ölen kadının iddeti geçene kadar böyle işlerle ilgilenmemesi ve evinde beklemesi gerekir. Boşanmadan kaynaklanan iddette ise olabilir.
Bu konuda tedavi mümkün değil demedikçe tıp, tedaviye devam etmelidir eşiniz. Tedavi olmayı sürdürmezse sizin ayrılmayı istemenizde bir sakınca yoktur.
Durumunuzu bir psikologla görüşmelisiniz. Bizim size nasihatimizden daha yararlı olacağını düşünürüz.
Yaşadıklarınızı bilmeden yalnızca bu bilgiler üzerinden bir tercih sunmak yanıltıcı olur. Bu nedenle sizinle genel bilgiler çerçevesinde notlar paylaşmaya çalışacağım. Mevcut evliliğinizde Allah rızasını aramaya ve evliliğinizi kurtarmaya çalışmak öncelikli olmalıdır. Mevcut evliliğinizde sabır gösterip, sorunu çözmeye yönelik adımlar atmanız bir tür ibadet ve Allah’a yakınlaşma vesilesi olabilir. "Sabır, sadece katlanmak değil; çözüm arayarak Allah’tan yardım dilemektir." Sabır çekmenin, evliliğinizi kurtarmaya katkı sağlaması, daha büyük sevap kazanmanıza ve ahirette Allah’ın rızasını kazanmanıza vesile olabilir. Ancak sabır, sizi manevi olarak tüketmemeli ve Müslümanlığınızı yok etmemelidir. Şu anki evliliğiniz sizi ibadetlerden uzaklaştırıyor ve Allah’a karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeyi zorlaştırıyorsa, bu durumun devam etmesi haksızlık olabilir. Eğer evliliğinizde huzur ve ibadet imkânı bulamıyorsanız, boşanmayı düşünmek bir çıkış yolu olabilir. Ancak bu kararı aceleye getirmeden, istişare ederek ve istihare yaparak almanız gerektiğini ifade eder. Yeni bir evlilik, sizi manevi olarak daha güçlü kılacak ve ibadetlerinizi artırmanıza vesile olacaksa, bu Allah’ın rızasına uygun olabilir. Yalnız bunu garanti edemezsiniz. Daha kötü bir bataklığa da saplanabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.