Fetva Meclisi
Soru
Hocam iddet süresi içinde gönüllü olarak hayır işleri yapmak amacıyla dernek veya vakıf gibi yerlere gidilebilir mi? Ayrıca, ihtiyaç sahibi kişilere eşya taşıma, doktora götürme gibi yardımlarda bulunmak bu süre içinde caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
İddet bekleyen kadın DÖRT AY ON GÜN iddet süreci yaşar. Bu süre zarfında evlilik görüşmesi yapmaz. Nikâhlanması helal olmaz. Evinde bekler. Bu ev de kocasının öldüğü ev olur. Zorunlu bir durum nedeniyle başka bir evde kalabilir. Bu zorunluluk sağlık, güvenlik gibi zorunluluklardır. Günlük ihtiyaçları gerektiriyorsa evinden çıkabilir. Muayeneye gitme, özel ihtiyaçlarını karşılama gibi durumlarda çıkabilir ama başka bir evde kalması caiz olmaz. Genel olarak hüküm böyledir.
Kadının bekleyeceği iddet, kocasının ölüm anından itibaren başlar.
Selamünaleyküm. Kocası ölen kadının yaşı ne olursa olsun, DÖRT AY ON GÜN iddet bekler. Bir zaruret olmadıkça da kocasının evinde bekler.
Esas olan kadının kocası öldüğünde onunla beraber yaşadığı evde iddetini beklemesidir. Evin onun veya kocasının evi olması aynıdır. Can güvenliği, ağır sağlık sorunları, evin barınmaya uygun olmaması gibi meşru mazeretler nedeniyle babasının evi veya güvenli başka bir eve geçerek iddetini orada beklemesi caiz görülmüştür.
Hayır, bu Kur'an’ımızın emridir. Kocası vefat eden kadın DÖRT AY ON GÜN iddet bekler. Bu iddet bekleme döneminde evlenmesi hatta nikâh akdi yapması haramdır. Bu dönemi kocasının evinde bekleyerek yani dışarı çıkmayarak geçirir. Sağlık sorunu gibi acil bir ihtiyaç dışında dışarı çıkmaz. Kaliteli ve renkli giyinemez. Parfüm kullanamaz. Süslenemez. Bakacak kimsesi yoksa mutfak ve benzeri ihtiyaçları için dışarı çıkabilir.
İHDAD, kocası ölen kadının iddet beklediği süre içerisinde süslenmemesi, süslü giyinmemesi ve zorunlu durumlar dışında evinde beklemesine verilen isimdir.
boşanmak konusundaki diğer fetvalar
Bu konuda tedavi mümkün değil demedikçe tıp, tedaviye devam etmelidir eşiniz. Tedavi olmayı sürdürmezse sizin ayrılmayı istemenizde bir sakınca yoktur.
Durumunuzu bir psikologla görüşmelisiniz. Bizim size nasihatimizden daha yararlı olacağını düşünürüz.
Yaşadıklarınızı bilmeden yalnızca bu bilgiler üzerinden bir tercih sunmak yanıltıcı olur. Bu nedenle sizinle genel bilgiler çerçevesinde notlar paylaşmaya çalışacağım. Mevcut evliliğinizde Allah rızasını aramaya ve evliliğinizi kurtarmaya çalışmak öncelikli olmalıdır. Mevcut evliliğinizde sabır gösterip, sorunu çözmeye yönelik adımlar atmanız bir tür ibadet ve Allah’a yakınlaşma vesilesi olabilir. "Sabır, sadece katlanmak değil; çözüm arayarak Allah’tan yardım dilemektir." Sabır çekmenin, evliliğinizi kurtarmaya katkı sağlaması, daha büyük sevap kazanmanıza ve ahirette Allah’ın rızasını kazanmanıza vesile olabilir. Ancak sabır, sizi manevi olarak tüketmemeli ve Müslümanlığınızı yok etmemelidir. Şu anki evliliğiniz sizi ibadetlerden uzaklaştırıyor ve Allah’a karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeyi zorlaştırıyorsa, bu durumun devam etmesi haksızlık olabilir. Eğer evliliğinizde huzur ve ibadet imkânı bulamıyorsanız, boşanmayı düşünmek bir çıkış yolu olabilir. Ancak bu kararı aceleye getirmeden, istişare ederek ve istihare yaparak almanız gerektiğini ifade eder. Yeni bir evlilik, sizi manevi olarak daha güçlü kılacak ve ibadetlerinizi artırmanıza vesile olacaksa, bu Allah’ın rızasına uygun olabilir. Yalnız bunu garanti edemezsiniz. Daha kötü bir bataklığa da saplanabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Eşinizin yaşadığı durumun altında bazı psikolojik veya motivasyonla ilgili problemler olabilir. Salgın döneminde dükkânını kapatması, farklı işlerde tutunamaması, kendine olan güvenini sarsmış olabilir. Bazı erkekler, başarısızlıkla karşılaştıklarında içine kapanır ve mücadele etmekten kaçar. Ancak bu, aile sorumluluğunu ihmal etmesini mazur göstermez. Ona sert şekilde yüklenmek yerine, destekleyici bir tavırla konuşmaya çalışın. "Sen bizim için çok değerlisin, bu aile senin çabalarınla ayakta durabilir" gibi motive edici cümleler kullanabilirsiniz. Eşiniz, sizin sözlerinize kulak asmıyorsa, onun üzerinde etkili olabilecek bir aile büyüğünden veya güvendiği bir dostundan yardım isteyebilirsiniz. Onun sorumluluklarını hatırlatacak, samimi ve nazik bir konuşma faydalı olabilir. Eşinizin büyük işler yerine, daha küçük ve basit işlere yönelmesini sağlayabilirsiniz. Belki de büyük beklentiler onu korkutuyor. Online işler, serbest meslekler veya esnek çalışma saatleri gibi seçenekleri değerlendirebilirsiniz. Tüm çabalarınıza rağmen eşiniz hala çalışmıyor, sorumluluklarını yerine getirmiyorsa, bu noktada bir hakem ya da aile danışmanından yardım almayı düşünebilirsiniz. Dini açıdan da bir aile reisi, sorumluluğunu yerine getirmediği zaman bu durum, nikâhın devamını zorlaştırabilir. Ancak bu tür kararlar aceleye getirilmeden, sabır ve istişare ile alınmalıdır.
Sizin eşinizden erkek olarak sizin cinsel ihtiyacınızı karşılamasını talep etmeniz hakkınızdır. Bu hakkınızı karşılamıyorsa sizin üzerine gitmeniz de hakkınızdır. Eşiniz büyük ihtimalle tedavi olmalıdır. Onu tedaviye zorlayacak bir süreç işletin. Yuvanızı dağıtabilecek bir yanlışa girmeden ve bu durumu etrafınıza teşhir etmeden çözüm üretmeye çalışın. En sonunda mesela iki yıl sonra artık sorun çözülemez gibi duruyorsa ve siz de harama düşme riski görüyorsanız eşinizden ayrılmayı talep etmenizde bir sakınca yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Zorla evlendirildiğin, istemediğin bir hayatı yaşamak zorunda kaldığın ve eşinden sürekli kötü muamele gördüğün bir evlilik ne dinen ne de vicdanen kabul edilebilir bir durumdur. Öncelikle Allah seni seviyor ve senin için en hayırlısını istiyor. Ama insanlar sana zulmetmiş, senin dualarını dinlememiş. Bu zulmü yapan Allah değil, insanlar! Sen dua ettin, ağladın ama ailen zorla seni evlendirdi. Bu, Allah’ın sana bir ceza vermesi değil, insanların sana zulmetmesidir. Şu an kalbin kırık, Allah’a olan güvenin sarsılmış gibi hissediyorsun. Ama unutma, Allah her zaman senin yanında. Bak, Allah sana bu zorluktan çıkma hakkını veriyor. Senin bu evliliğe mahkûm olmadığını, çıkış kapısının açık olduğunu bilmen gerek. Allah’a küsen sen değilsin, aslında insanlara ve yaşadığın zulme isyan ediyorsun. Ama bu öfkeyi Allah’a yönlendirmek yerine, seni bu hale getirenlere yönlendirmelisin. Allah’ın huzuruna yönelmekten korkma! Çünkü seni en iyi anlayan, en iyi bilen O’dur. Rabbine küsmek yerine, O’na dön ve şöyle dua et: "Allah'ım, bana en hayırlı yolu göster, beni zulümden kurtar, bana sabır ve güç ver!" Aile hayatınla ilgili şahsi kanaatim önce çözüm odaklı olmaya çalışarak kurulan yuvanı sahiplenmeye çalışman daha doğrudur. Bu yaşadıkların ailenden intikam almak için gösterdiğin refleksten kaynaklanabilir. Dolayısıyla geçmişteki yaşanan kırgınlıkları ve yanlışlıkları bir kenara atmayı başarabilirsen evde yaşanan gerginliği de azaltabilirsin. Sen gülersen kocanın da seni sahiplendiğini göreceksin. Onunla ilgilendiğinde o da sana benliğiyle dönecektir. Kocanın gözlerinin içine bak, ellerini tut, ona merhametli ol. Allah aranıza sevgi ve saygıyı yerleştirecektir. Boşanarak bilmediğin bir yola çıkman daha problemli bir sonuca götürebilir. Fakat her şeye rağmen kocanla mutlu bir yuva sürdüremeyeceğini düşünüyorsan ailene durumu anlat ve gerekirse desteğe ihtiyacın olduğunu söyle. Sen kararını ver ve adım at. Allah seninle ve seni bu sıkıntıdan çıkaracak olan da O’dur.